Hak ve hakikat yolcusuna gereken, yemeği azaltmak, çok çeşitlerinden kaçınmak ve tokluğa devam etmemektir. Zira yemeği azaltmakta sıhhat vardır ve bunun yanı sıra hafıza kuvveti ve kalb safâsı başlar. Zekâ artar, geçim yükü hafifler, gönülde kanaat başlar. Allâh’dan gelen belâya karşı uyanık olur, O’nun azabını unutmaz, kıyamet günündeki ve cehennem ehlinin açlığını hatırlar, ibâdete devam kolaylaşır, bilhassa abdestli gezme imkânları hâsıl olur, çaresiz fakirleri kendi nefislerine tercih âlicenablığı başlar. Fazlaca yemek yemekte, bunun aksine kalb katılığı, azaların fitneleri vardır,mide boş kalınca sair organlar doyar ve kötülüğe, günâha karşı bir gevşeklik başlar. Mide doyunca diğer organlar acıkmaya başlar ve günâha karşı meyledip heyecana gelir. Ayrıca anlayış kıtlığı ve bilgi âfeti başlar,mideyi tıkabasa doldurmak, idrâk ve anlayışı giderir, ibâdeti azaltır ve tâat lezzeti dumura uğrar, şübhe ve harama düşme fikirleri uyanır, kalb meşguliyeti çoğalır, çok yemek için çok şeyler elde etme meşguliyeti belirir, sonra ona hazırlık, sonra yeme işi, sonra hazmedip posasını dışarı çıkarma işi birbirini tâkib eder. Kıyamet günü de bütün bunların sual ve hesabı vardır. Ayrıca Allâh’ın şu vaîdinin şümulüne girme tehlikesi mevcuttur: "Küfredenlere, ateşin karşısına getirilecekleri gün, (denilir ki): Siz bütün zevklerinizi dünyâ hayâtı içinde bitirdiniz .Bunlarla safa sürdünüz. İşte yeryüzünde haksız yere kibir taslamakta ve fisk u fücura sapmakta olmanıza mukabil bugün horluk azâbıyla cezalandırılacaksınız." (Ahkaf 20) (Birgivi Mehmet Efendi, Tarikatü’l-Muhammediyye Tercümesi, s .447)