Pek çok ayette mahşer yerinin dehşetli bir yer olacağı insanlara ikaz edilmiştir. Onlardan bazıları şöyledir: "Yaklaşmakta olan o felaket günüyle onları korkut! O gün yürekler gırtlaklara dayanmıştır, (kederlerinden) yutkunup dururlar. Zalimler için ne samimi bir dost ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi vardır." (Mümin, 18) "Kulakları sağır eden o ses geldiğinde, işte o gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır." (Abese, 33-37) Mahşer etrafını cehennem kuşatacak, insanlar amellerinin durumuna göre tere batacaklar. Herkes kendini kurtarma derdine düşecek. Peygamberler bile kendi derdime düştüm manasında "nefsî, nefsî" diyecekler. İnsanlar peygamberlere şefaat etmeleri için müracaat edecekler. Her peygamber insanları bir başka peygambere havale edecek. En son Peygamberimiz (s.a.v.)’e müracaat edilecek ve Peygamberimiz (s.a.v.) insanlık âlemi için arşın altında secdeye kapanıp şefaatte bulunacak. Allâh onun duâsını kâbul edecek. Sonra amel defterlerinin dağıtılması hesabın görülmesine başlanacak. Mahşer yerindeki bekleme, hesap, kitap 50 bin sene olacak. Bu bekleme mümin kullara çok kısa gelecektir. (Sahih-i Müslim, Kitabu’l-Iman, Bab, 84, 194) Kiramen Kâtibîn adlı meleklerin yazdığı ademoğlunun amelleri, mahşerde bir amel defteri olarak kendisine verilecektir. Bu defterler kimine sağından, kimine solundan, kimine de arkasından verilecek ve insanın hayatı boyunca yaptığı iyilik ve kötülüklerin, küçük, büyük hepsini ihtiva edecektir. "Kitap ortaya konmuştur: Suçluların, onda yazılı olanlardan korkmuş olduklarını görürsün. "Vay halimize!" derler, "Bu nasıl kitapmış! Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın hepsini sayıp dökmüş!" Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. (Kehf 49) (Delilleriyle Imân Esasları, s.132)