2450 Episoden
- İslamiyet’in kutsal nuru Afrika’nın önce doğu taraflarını ışıklarıyla kaplamıştı. Hazret-i Ömer (r.a)'ın hilafet zamanında gönderilen, dört bin mücahidden oluşan küçük bir ordu, İslamiyet’in mukaddesliği sayesinde Mısır’ı fethedip zaptetmiş, İslamiyet’in gönülleri cezbeden şuaları, ta Trablusgarp sularında dalgalanır şekilde görünmeye başlamıştı. Ne yazık ki, her tarafa yıldırım gibi yayılan İslamiyet’in manevî kuvveti, bir süre sonra zayıflamaya yüz tuttu. Müslümanların hâkimiyetinde bulunan memleketler birer birer ellerinden çıkmaya başladı. Afrika kıtasının doğu, kuzey ve batı bölgelerine dikkatle bakacak olursak, görürüz ki bir zamanlar Afrika’nın en güçlü İslam devleti olan Zengibar memleketi, iç karışıklıklar yüzünden İngiltere’nin hâkimiyeti altına girmiştir. Medeniyet beşiği Mısır, İngiltere’nin siyasi ve ekonomik nüfuzu altına girmiştir. Kıymetli madenleri ile servet hazinesi olmaya layık olan Tunus eyaleti, hiçbir hakka dayanılmadan Fransa’nın işgaline uğramış; Fransa’nın iki katı büyüklüğünde olan Cezayir ise Fransa’nın sömürgesi hâline getirilmiştir. Afrika’nın kuzey batısında sekiz milyon nüfusa sahip olan Fas İslam Devleti ise Avrupalıların aşağılık siyasi ihtiraslarından korunamamış, sonunda bağımsızlığını kaybetmiş ve Fransa’nın işgaline uğramıştır. Ey Müslümanlar! Ne zaman uyanacağız? Ne zaman komşularımızın olağanüstü ilerlemesini görüp bir hayat belirtisi göstereceğiz? Hâlâ mı diğer milletlerin bilimsel, ekonomik ve siyasi gelişmelerini bırakıp kötü ahlâk ve zararlı adetlerini memleketimize sokmaya çalışacağız? (Misvak Neşriyat, Ömer Nasuhi Bilmen, Makaleler, s. 171)
- 1. Gözleri haramdan ve lüzumsuz bakıştan geri tutmak kalbi pişmanlıktan beri kılar. Kalbe en fazla zararı veren şey gözü harama doğru salıvermek olduğu için gözünü haramdan sakınmayan insanların pişmanlıkları devamlıdır. 2. Gözleri haramdan çevirmek, kalpte nur ve manevi parıltılar meydana getirir de o nur gözde, çehrede ve bedenin her bir zerresinden açığa çıkar. Efendimiz (s.a.v.): “Kim gözünü bir kadının bedeninden geri tutarsa Allâhü Teâlâ onun kalbine nur yaratır” buyurarak, buna işaret etmektedir. 3. Gözleri haramdan geri tutmak tam bir ferâset yani çabuk kavrama ve zihin uyanıklığı meydana getirir ki, ferâset nurdan ve nurun semerelerinden meydana gelmektedir. 4. Gözlerini haramdan geri tutan kişiye ilmin yolları ve kapıları açılır; ilmin tüm sebepleri ona kolay kılınır. 5. Gözleri haramdan geri tutmak kişiye kalbî kuvvet, sebat ve cesaret meydana getirir. Kalp kuvvetlendikçe nefse, hevaya ve şeytanın saldırısına karşı kuvvet, metanet ve karşı koyma melekesi gelişir. 6. Gözleri haramdan geri tutmak, harama bakmanın getireceği nefsani lezzetten daha fazla kalpte surur ve ferahlık meydana getirir. 7. Kalbi şehvetin esaretinden kurtarır. Şehvetten ve hevadan daha tehlikeli bir esaret yoktur. 8. Cehennemin kapılarından bir kapıyı kapatır. 9. Aklı kuvvetlendirir, kemale erdirir ve hakikatte sabit kılar. 10. Kalpten şehvet sarhoşluğunu ve gaflet uykusunu giderir. (Muhtelif Eserlerden Derleme)
- Selçuklular, Hristiyan Avrupa’nın büyük ve sonu gelmez Haçlı taarruzları karşısında, bir müddet, şaşkınlığa uğradılar. Nitekim I. Kılıçarslan, Haçlı ordularının kâhir üstünlüğü sebebi ile 22 yıllık Selçuk payitahtı olan İznik şehrini terketmişti. Kılıçarslan ve Dânişmend Gazi Haçlıları Anadolu içlerinde yıpratmaya ve imhaya girişmişlerdi. Gerçekten Kılıçarslan ve Dânişmend Gazi Gümüştekin, Haçlılara büyük zayiat verdirmiş; muharebelerde tamamiyle imha ederek Anadolu’yu onlara mezar yapmışlardı. Kılıçarslan’ın ölümünden sonra onun oğlu Mes’ud ve torunu II. Kılıçarslan zamanında hem Bizanslılar hem de ikinci Haçlı ordusu tamamiyle imha edilmiş; üçüncüsü de hafif atlatılmıştır. Öyle ki Haçlılar bir daha Anadolu’yu aşmak ve buradan geçmek cesaretini gösterememişlerdir. Türklerin kahramanlıklarını takdir eden Haçlılar, mağlûbiyet ve esaret zamanlarında da onların şefkat ve merhametlerine şahit olmuşlar; hattâ bu yüksek insanî vasıflarının da hayranı olarak Müslüman olanlarına da rastlanmıştı ki İkinci Haçlı seferi esnasında 3000 kadar Avrupalı’nın İslâm dinine girmesi sadece Türklerin bu insanlığı ve himâyeleri sâyesinde mümkün olmuştur. Türkler Bizans’ın ve Avrupa’nın istilâlarına uğrayan İslâm dünyasını destânî kahramanlıkları ile tekrar kurtarmışlar; yeni fethedilen Anadolu’yu İslâm diyarı ve Türk vatanı haline getirmişler; Haçlıları da nihayet Suriye ve Filistin’den söküp atmışlardı. Bu hizmetler de İslâm dünyasında yine takdir ve tebcil edilmiştir. II. Kılıçarslan’ın Bizans’a karşı kazandığı 1176 seferi (Miryokefalon) İslâm dünyasında Malazgirt’e benzer bir bayram havası oluşturmuştu. (Prof. Dr. Osman Turan, Türk Cihân Hâkimiyeti Mefkûresi, s.222-224)
- Anadolu'da 1200’lü yıllarda hüküm süren Artuklu Beyliği’nde yaşamış bir bilim adamının su mühendisliğindeki ilginç mahâretleri, günümüz tarîhçilerini ve bilim insanlarını şaşkınlığa düşürmüş; dâhîce fikirlerle îcat ettiği orijinal, şık ve eğlenceli su âletleri, kendisinden sonraki mûcitlere de ilham kaynağı olmuştur. Artuklular savaşlar, kaybedilen ve kazanılan şehirler, güç kaybı ve güç kazanımı gibi med cezirli bir siyâsî hayâtın ortasında olmalarına rağmen sanat, bilim ve mîmarlıkta Anadolu’da zamânının ötesinde bir birikimin oluşmasına katkıda bulundular. Cezeri, Hasankeyf Artuklularından üç beye, Nureddin Muhammed ve onun oğulları Kutbûddin II. Sökmen ile Nâsırüddin Mahmud’a 1180 ve 1206 yılları arasında en az 26 yıl hizmet etti. Dolayısıyla beyliğin hem Hasankeyf (3 yıl) hem Diyarbakır (23 yıl) zamânında sarayın başmühendisiydi. Kendisi hakkında edindiğimiz bütün bilgiler, kendi yazdığı Kitâbü’l-Hiyel adlı ünlü mühendislik eserininin girişindeki açıklamalar ile sınırlıdır. Kitâbü’l-Hiyel dönemin bilim dili Arapça ile yazılmıştır. Kitapta 50 adet su ile çalışan saatler, robotlar, kan alma cihazları, mumlu saatler, kilit ve kapılar, fıskiyeler, sulama ve su yükseltme mekanizmalarından oluşan araç veya makinenin tasarımları görsellerle desteklenerek açıklanmaktadır. Cezerî, esâsen araçları sarayda kullanılmak üzere üretirken hükümdârın isteği üzerine ürettiği eserleri kendinden sonraki nesillere bırakabilmek için bir kitap yazmıştır. Dolayısıyla kitap hayal ürünü âletleri değil, gerçekten îmal edilip test edilmiş ve çalıştırılmış âletlerin îzâhını içeren bir mühendislik kitabıdır. (Mehmed Ali Çalışkan, Dâhî Bir Artuklu Mühendisi: Cezerî, Zdergi)
- Lozan’ı doğru anlamak için geriden bakmak gerekir. İngiliz Doğu Komitesi 1919’da Türkleri Anadolu’ya sıkıştırıp Batı’ya bağlama planını Lord Curzon’un öncülüğünde benimsedi. Konferans Lozan’a taşındı; masanın başında Curzon vardı. Türkiye ise diplomasi tecrübesi olmayan, üstelik kulağı ağır işiten İsmet Paşa’yı gönderdi. Saltanat, görüşmelerden on gün önce kaldırıldı; fakat yürürlükteki anayasa Halife’yi devletin başı sayıyordu. Ankara, uluslararası meşruiyet için hilafeti feda etmeye razı oldu. Perde arkasında Hahambaşı Hayim Nahum, Londra’da Curzon’a “Siz Türkiye’yi tanıyın, biz hilafeti bitirelim” taahhüdü verdi; sonra Ankara’ya dönüp planı onaylattı. Müzakerelerde coğrafî başlıklar Curzon’un istediği gibi şekillendi. 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan, bir “ön mutabakat” gibiydi; İngiltere, hilafet kaldırılmadan onaylamadı. 3 Mart 1924’te hilafet lağvedildi; 16 Temmuz’da anlaşma İngiliz Parlamentosu’ndan geçti. Curzon’un “Türkleri maneviyat ve ruh cephesinden öldürdük” sözü, masanın bedelini özetliyordu. Birinci Meclis lağvedildi; yeni Meclis Lozan’ı süratle onayladı. Böylece cephede kazanılan, masada ruhen kaybedilen bir dönüm noktasına varıldı. “Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedi” denilen Lozan, gerçekte İngiltere’nin şart koştuğu bir meşruiyet faturası mıydı? Zaferin coğrafyası korunurken, hilafetin bedeli olarak milletin manevî omurgası mı çıkarıldı? Tapuyu yendiğimiz düşmandan almak, hangi tarihin kazancı, hangisinin kaybıdır? Son tahlilde Lozan, cephedeki şanlı galibiyetin masada meşruiyet uğruna ruhunu ipotek ettiren bir uzlaşmaydı; bedel hilafetin kaldırılmasıyla tahsil edildi ve tartışma yüz yıl sonra dahi aynı soruda düğümlendi; cevabı hâlâ muğlak kaldı, maalesef. (Nuh Albayrak, Star Gazetesi, 24 Temmuz 2023 Tarihli Köşe Yazısı)
Weitere Islam Podcasts
Trending Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-WebsiteHöre Mevlana Takvimi, الشيخ علي جابر und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App
- Sender und Podcasts favorisieren
- Streamen via Wifi oder Bluetooth
- Unterstützt Carplay & Android Auto
- viele weitere App Funktionen
Hol dir die kostenlose radio.at App
- Sender und Podcasts favorisieren
- Streamen via Wifi oder Bluetooth
- Unterstützt Carplay & Android Auto
- viele weitere App Funktionen


Mevlana Takvimi
Code scannen,
App laden,
loshören.
App laden,
loshören.



















