PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2346 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    İSLAM’DA KARI - KOCA İLİŞKİSİ NASIL OLMALIDIR?-11 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    11.04.2026 | 3 Min.
    Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.anha)’yı evlendirirken: “Kızım Fatıma sen Ali’ye cariye gibi ol. Ya Ali, sen de Fatıma’ya köle gibi ol” buyurmuşlardır. (Buhari) Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz: “köle gibi ol” buyururlarken bize: “Teslim almanın en iyi yolunun teslim olmak olduğunu” öğretmiş olmasıdır. Cariyeye ait bir örnek vermek gerekirse; bir hükümdarın birçok cariyeleri varmış. Onların içerisinde siyahi bir cariyeye çok ehemmiyet verir, onu çok takdir eder ve diğerlerine göre daha fazla hoş muamele edermiş. Bu cariyeyi diğer cariyeler kıskanırlarmış. Hükümdar birgün diğer cariyelere bu farkın nedenini öğretmek istemiş. Tüm cariyelerin eline çok kıymetli taşlarla işlenmiş mücevher bir vazo vermiş ve: “Emrimdir, hepiniz bunları yere vurun ve kırın” demiş. Hiçbir cariye kıymetli taşlarla işlenmiş o vazolarını kırıp parçalayamamış ve hepsi alıp göğüslerine basmışlar. Yalnızca o siyahi cariye vazoyu yere atıp paramparça etmiş. Hükümdar siyahi cariyeye: Diğer cariyeler ‘hükümdarımızın bize verdiği kıymetli hediyedir. Biz bunu yere çarpamayız’ düşüncesiyle diğer tüm cariyelerim bağırlarına bastılar. Sen ise yere çarptın paramparça ettin vazoyu. Neden böyle yaptın?” diye sorunca siyahi cariye: “Önemli olan hükümdarımın emrinin yerine getirilip onun kalbinin kırılmamasıdır. Bu mücevherlerin ne önemi var. Ben sizin emrinizi yerine getirip kalbinizi kırmamak için bu vazoyu kırdım” cevabını vermiş ve herkes aradaki muhabbet farkını anlamış. Allâh Resûlü (s.a.v.)’in bize öğrettiği köle ve cariye kıstası budur. Yani eğer güzel ahlâklı, İslâm fıtratı üzere yetişmiş kadın ve erkekler evlendikleri zaman birbirlerine bu misallerdeki köle ve cariye gibi muamele ederlerse birbirlerine teslim olmuş ve dolayısıyla birbirlerini teslim almış olurlar. Böylece en güzel İslâmî yuvayı kurmuş olurlar. (Ömer Muhammed Öztürk, Sohbetler 2, s.141 )
  • Mevlana Takvimi

    DEĞERLERİNDEN BÎHABER BİR NESİL!-10 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    10.04.2026 | 3 Min.
    Kimya sahasında dünyaca ünlü bir bilim adamı olan Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu ile yapılan bir röportajda şunlar kaydedilmiştir: “Bize zamanında öğretmemişler. Ama Amerika’da iken, Gazali’nin eserlerini bulup okuyunca dünyam değişti, hayretler içinde kaldım. Kimya-ı Saadet’i okurken gördüm ki, Gazali, bugünkü batı dünyasından beş yüz yıl ilerideymiş. Davos’ta milletlerarası bir toplantıda, Gazali’den, Mesnevi’den biraz bahsettim. Çeşitli ülke başbakanlarının, dünyaca ünlü işadamlarının katıldığı toplantıda dünyanın meseleleri tartışılıyordu. Onların düşünce ve tekliflerini dinleyince dayanamadım ve Mesnevi’den, Gazali’den bir-iki şey anlattım. Maddi ve manevi dünyanın iç içe olması gerektiğini aktardım. Başlangıçta bende bir çekingenlik, hatta korku vardı. Adamlar öyle bir meraklandılar ki, ondan sonra bana dört tane konferans verdirdiler. İşadamları, birinci mevki uçak biletleri gönderip, beni ülkelerine davet ediyorlardı.” Selçuklu Devleti döneminin büyük âlimi İmam-ı Gazali’yi, Mevlana Celaleddin-i Rumi’yi, Yunus Emre’yi, Molla Gürani, Molla Hüsrev, Kemalpaşazade ve Ebussuud Efendi’yi öncelikle bu millete kimler anlatacak diye düşündüğümüzde herhalde İlahiyat fakülteleri ve hocaları gelecektir. Oysa onlar Türk ve Osmanlı düşmanı Cemaleddin Afgani, Abduh, Seyit Kutup, Reşid Rıza, Mevdudi ve Hamidullah’ı anlatmaktan bunlara sıra bulamadılar. (İstisnalar kaideyi bozmaz). Biz Tarihimize sırt çevirdiğimizde nice bin yıllık kültürümüze, medeniyetimize, ilim adamlarımıza, yazılı eserlerimize yabancılaştığımızı da görmüyor muyuz? Türk bilim adamlarının bin yıllık bir dönem içinde bırakmış olduğu eserlere, yabancı yazarların eserleri gibi bakmak herhalde bu neslin en büyük kaybıdır. Ya onları düşman eseri gibi görmeye ne söylenebilir? (Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Devr-i Gül Sohbetleri, s.92-93)
  • Mevlana Takvimi

    SADECE MEAL İLE YETİNMENİN SAKINCALARI -09 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    09.04.2026 | 3 Min.
    Kur’ân’ın yalnızca mealini okumak, âyetlerdeki edebî yönden incelikleri ve iniş sebepleri bilinmediği zaman, yanlış anlaşılmalara neden olabilir. Bu sebeple, mealle birlikte yüzyıllardır Müslümanların çoğunluğunun sevgisini kazanmış büyük müfessirlerin tefsirlerini okumak daha uygun görülmüştür. Bir örnek ile izah edelim: Urve (r.a.) Merve arasındaki sa’yı, haccın vâciplerinden kabul etmiyordu. Çünkü o: “Safa ile Merve şüphesiz Allâh (c.c.)’nun nişanlarındandır. Her kim Beytullah’ı ziyaret eder veya umre yaparsa onları tavaf etmesinde bir günah yoktur. Her kim gönüllü olarak bir iyilik yaparsa şüphesiz Allâh onu bilir, karşılığını verir.” (Bakara s. 158) mealindeki bu âyetten anlaşılan şudur: Hacc veya umre yapılırken Safa ile Merve arasındaki sa’y yapmanın sakıncası yoktur; insan dilerse yapmaz, herhangi bir şey lâzım gelmez, diyordu. Ancak, Buhâri’nin rivâyet ettiği gibi, Urve (r.a.), Hz. Âişe (r.anhâ)’ya şöyle dedi: “Yukarıda mealini verdiğimiz âyeti okuyarak Safa ile Merve arasında sa’y etmenin bir sakıncası yoktur. emrince sa’y farz değildir.” Hz. Âişe (r.anhâ) de: Ey bacımın oğlu, çok kötü söyledin; eğer söylediğin gibi olmuş olsaydı, âyet şöyle olacaktı: “La” harfinin, “Cunahe” kelimesinin başında değil; “Yetufu’” kelimesinin başında olması gerekirdi. Hâlbuki âyetin iniş sebebi şöyledir: Bu âyet, Ensar hakkında nazil oldu. Onlar, İslâm’dan evvel hacc yaparlarken Müselsel denilen yerde dikilen putu ziyaret ederlerdi. Onlar, İslâm’dan sonra hacc yaparlarken Safa ile Merve’yi ziyaret etmekten çekiniyorlardı. Bu durumu Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’e sorduklarında, Yüce Allâh, bu âyeti nazil buyurdu ve Resûlullâh (s.a.v.) de sünnet yoluyla Safa ile Merve arasında s’ay etmeyi vâcib kıldı. İkisinin arasındaki tavafı terk etmek hiçbir kimseye câiz değildir. (Misvak Neşriyat, Hakk Dinin Batıl Yorumları’na Cevaplar, s. 131)
  • Mevlana Takvimi

    MÜEZZİNLİĞİN VE İMAMLIĞIN FAZİLETİ08 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    08.04.2026 | 2 Min.
    Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Müezzin, Allâh’ın perdedarıdır. Her ezanda Allâhü Teâlâ ona bin peygamber sevabı ihsan eder. İmam, Allâh’ın veziridir. Her namazda, Allâhü Teâlâ ona bin sıddık sevabı ihsan eder. Âlim, Allâh’ın vekilidir. Her sözünden Allâhü Teâlâ ona Kıyamet Günü bir nur ihsan eder. Her sözünden, Allâhü Teâlâ ona bin senelik ibadet sevabı yazar. Kadın, erkek talebeler, Allâh’ın hizmetçileridir. Bunların mükafatı ancak cennettir." Fakih açıklıyor: "Allâh’ın perdedarı" buyurulması, bir benzetme yoludur. Şu manaya gelir: Halka, Râblerinin huzuruna girme zamanını bildirir. Tıpkı perdadarın izin verilince insanları sultanın huzuruna çıkardığı gibi. İmamlar için "Allâh’ın veziridir" buyurulması da aynı şekilde bir misaldir. İnsanlar namaz kılarken onlara uyarlar, namazları onun namazı ile tamam olur anlamına gelir. Nebi (s.a.v.) buyuruyor:"Bir kimse, sadece Allâh rızası için yedi yıl ezan okursa Allâhü Teâlâ onu, cehennemin yedi çukurundan azat eder." Mâlik Resûlullâh’tan naklen şöyle anlattı: "Üç grup insan var ki, bunlar Kıyamet Günü miskten bir tepe üstünde dururlar. Bunları ne hesap verme düşüncesi korkutur ne de Kıyametin dehşeti üzer: 1. Halkı kendisinden razı olan imam (devlet başkanı). 2. Allâh rızası için beş vakit ezan okuyan kimse. 3. Râbbine ve efendisine itaat eden köle." (Ebu’l-Leys es-Semerkandi , Tenbihü’l- Gafilin s.329-333)
  • Mevlana Takvimi

    ANAYI BABAYI ÜZME!-07 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    07.04.2026 | 2 Min.
    Râbbimiz Teâlâ Hazretleri şöyle buyurur: "Bana ve anana babana şükret. Dönüşün ancak Bana’dır" (Lokman 14) Allâhü Teâlâ kendine şükürle ana ve babaya teşekkürü nasıl bir arada zikretmiş. Kim ki Allâh’a (c.c.) şükredip de ana ve babasına teşekkür etmezse Allâh’a (c.c.) karşı yaptığı şükrü kâbul değildir. Bunun için Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurur: "Allâh’ın rıza ve hoşnutluğu ana ve babanın memnun kalışında, Allâh’ın gazap ve öfkesi de ana ve babanın kızmasındadır". Buhari ve Müslim Sahih’lerinde Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir. "Sizlere günâhların en büyüklerini haber vereyim mi? Allâh’a eş tanımak, ana ve babaya âsî olmaktır." Resûlullâh (s.a.v.) ana ve babaya karşı kötü davranmayı, iyilik yapıp güzel muamelede bulunmamayı şirk ile nasıl birlikte zikretmiştir? Başka bir hadis-i şerifte Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. "Ana ve babayı üzen, söz taşıyan ve içkiye devam eden cennete giremez." Vehb b. Münebbih, Allâhü Teâlânın Hz. Musa (a.s.)’a şöyle vahyettiğini söylemiştir: "Ey Musa, ana ve babana çok hürmet et. Kim ki, ebeveynine saygı gösterir ise ömrü uzar, kendisine itaat eden çocuğu olur. Bir kimse de ana ve babasına karşı gelir ise ömrü kısalır ve kendisine terbiyesiz evlâd verilir". Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ana babaya üf demekten daha hafif bir tâbir olsa idi, şübhesiz Allâh ondan da nehyederdi." Resûlullâh (s.a.v.) diğer bir hadisinde şöyle buyurdu: "Babasına veya anasına sövene (kötü söz söyleyene) Allâh lânet etsin." (İmam Şemsüddin ez-Zehebî,İslâm Şeriatinde Büyük Günâhlar, s.41-43)

Weitere Islam Podcasts

Über Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Mehr Realität und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.8.6| © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 4/11/2026 - 7:44:41 PM