PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2353 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    KADINLARIN KOKU SÜRMESİ MESELESİ-18 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    18.04.2026 | 2 Min.
    Peygamber Efendimiz (s.a.v) güzel kokuyu sever ve ashabına da kokulanmalarını tavsiye ederdi, kadınlar ise ancak aile içinde veya kendi cinslerinin topluluklarında koku sürünebilirler. Evden dışarı çıkarken, mescidde ya da yabancı erkeklerin bulunduğu yerlerde kokulanmaları bu erkeklerin dikkatlerinin kadınların üstüne çekilmesine yol açar. Erkeğin kalbi onunla meşgul olmaya başlar. Bu durumun mescidde meydana gelmesi namazdaki huşuya da engel olabilir. Saflar dolusu kadınların çeşitli parfümler sürünerek mescide geldiği düşünülürse, mescidin havasını bu kokuların sarması İslam'ın hoş karşılamadığı bir durumdur. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Bir kadın koku sürünerek dışarı çıkar ve koku ulaşsın diye bir topluluğun yanına giderse zinaya bir adım atmış olur" Burada yatsı namazının örnek verilmesi, kadınların geceleyin korunmaya daha fazla ihtiyaçları olduğuna dikkat çekmek içindir. Ancak burada koku ile temizlik arasında bir ilgi kurulmamalıdır. İslam temizlik dinidir. Erkek ve kadını dış ve iç kirlerden temizlemek İslam'ın gayesidir. Bu yüzden mü'min kadınlar belki dışarıda parfüm sürünmezler fakat giysilerinin ve bedenlerinin temizliğine son derece dikkat ederler. Bu arada ter kokusunu giderecek önlemleri almak da mü'min hanımların şiarı olmalıdır. Nitekim Medine-i Münevvere'ye uzaklardan cuma namazı için gelenlerin terli olarak mescide girmelerine engel olmak üzere, Resûlullâh (s.a.v.), cuma günü boy abdesti alınmasını tavsiye etmişlerdir. Bazı alimler kadının dış giysisinin süs ve şatafatı, zinetlerinin dışarıdan görülmesi ve erkek topluluğunda karışık oturmaları ile parfümlü olarak dışarı veya mescide çıkma yasağını aynı nitelikte görmüşlerdir. (Ali Rıza Peker, Örtünme ve Tesettür)
  • Mevlana Takvimi

    ABDESTİN ADAPLARI -17 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    17.04.2026 | 2 Min.
    Abdestin adapları şunlardır: 1. Daha namaz vakti girmeden abdest almak. 2. Abdest alırken kıbleye yönelmek. 3. Abdest alırken bir yerde durmak. 4. Abdestte başkalarından yardım istememek. 5. Abdest alırken lüzum görülmedikçe dünya kelamı konuşmamak. 6. Abdestte başından sonuna kadar niyeti unutmamak. 7. Abdest alırken sıkı olmayan parmak yüzüklerini oynatmak. Sıkı olanları oynatmak ise lazımdır. 8. Abdestte ağıza, buruna sağ el ile su vermek ve sol el ile sümkürmek. 9. Abdest alırken –çapak kalmaması için- göz pınarlarını yoklamak, abdest suyunu dirseklerin ve topukların yukarılarına kadar ulaştırmak. 10. Abdestte suyu israf etmemek. 11. Abdest suyunu güneşte ısıtmış olmamak. 12. Abdest için toprak ibrik kullanmak ve bunu sol tarafta bulundurmak. 13. Abdest bitince kıbleye karşı şehadet kelimelerini okumak. 14. Abdestten artan sudan kıbleye karşı ayakta biraz içerek: "Allahümmec'alnî minet-tevvâbîn, vec'alnî min-el-mütetahhirîn" diye duâ etmek. 15. Abdestin akabinde bir, iki veya üç kere Kadir suresini okumak. 16. Abdestten sonra, kerahet vakti değilse, iki rekât nafile namaz kılmak. (Ömer Nasuhi Bilmen, Sualli Cevaplı Dini Bilgiler, s. 157)
  • Mevlana Takvimi

    HELAL VEYA HARAMI İNKAR EDENLERİN DURUMU-16 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    16.04.2026 | 2 Min.
    Cenâb-ı Hâkk’ın (c.c.) haram kıldığı; adam öldürmeyi, içki içmeyi, zina yapmayı haram olduğunu bildiği halde helaldir diyen herkes kafirdir. İslâm esaslarından bir esası, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in işlediklerinden tevatüren nakledilmesiyle yakinen bilineni ve Efendimiz (s.a.v.)’in üzerine icma-ı ümmetin vâki olduğunu kesinlikle bilineni inkâr eden ve yalanlayanı kesinlikle tekfir ederiz. Beş vakit namazın farz olmasını, rekâtlarının adedini, secdelerini inkâr edip, bize Cenâb-ı Hâkk (c.c.)’un kitabında sırf namaz kılmayı emretmiştir (Beş vakit olduğunu, rekât ve secdelerini emretmemiştir), beş vakit olması bu erkân ve şartlarla kılınmasının emredildiğini düşünmüyorum çünkü Kur’ân’da bu hususta açık bir nâs yoktur diyen, bu hususta varid olan hadîs de haber-i vahiddir (kâbul olunmaz) diyen kimse de kafirdir. Haricilerden, “Namaz, sabah ve akşam olmak üzere iki vakit farzdır” diyen, Batıniyye mezhebinden ‘farzlar öyle kişilerin isimleridir ki, onlar imam olmakla emrolundular’ diyen, ‘uzun müddet çalışmak, nefislerini, iç âlemlerini temizledikleri zaman onlardan ibadeti iskat (üzerinden düşmesi) eder ve onlara her şeyi mubah kıldığı gibi, şer’î teklifleri onlardan kaldırır’ diyenlerin de tekfir edildiğine dair icma-ı ümmet vâki olmuştur. (Kadı İyaz, Şifâ-i Şerîf, s. 708) İSLAM YOLUNDA HARCANAN KURUŞ İmâm-ı Rabbânî Hazretleri Mektûbât’ında şöyle buyurmuştur: “Bugün İslam çok garip (hükümlerini insanların birçoğu tarafından terkedilmiş, terketmeyenlerin de dost ve yardımcı bulamadığı) bir zamandadır. Bu zamanda İslâmın güçlenmesi için harcanan bir kuruş binlerce dînâr ve dirhem (altın ve gümüş) yerine geçer. Bu büyük nimetle şereflenenlere ne mutlu!” (İmam Rabbani, Mektubat, c.1, 193. Mektup)
  • Mevlana Takvimi

    MEZHEPLERE UYMANIN GEREKLİLİĞİ-15 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    15.04.2026 | 2 Min.
    Müçtehid olmayan bir mümin için, dört mezhepten birisini taklid etmek vaciptir. Taklid: Delilini bilmeden, mezhebi müdevven müçtehid bir imama uymaktır. Günümüzde mutlak müçtehid bulunmadığı için her müslüman buna mecburdur. Bu ve cibeye riayet etmeyen bir kimse, mezhepsiz ve bid’at ehlidir. "Şeyh Abdulkerim, Nuru'l İslam adındaki kitabında şöyle di yor: "(içtihad derecesine eremeyen kimse) için, bu mezhep müçtehidlerinden birinin mezhebini taklid etmesi vaciptir. Bunun delili hem Kitap ve hem de Sünnettir. En doğru söylenen Resûlullâh (s.a.v.)’in, hayırlı olduklarına şehâdet ettiği üç asrın ehlinin icmâı, bazı değer siz muhalifler dışında, onlardan sonra gelenlerin de icmâıdır bu." Şah Veliyullah Dehlevi: "Bilmiş olun ki, bu dört mezhepten birisine uymakta büyük yarar ve terketmekte ise büyük zarar var dır". Her müslüman bütün dini konulan ayet ve sünnetten çıkara maz. Hatta Kitap ve Sünnetin tamamını okuyup inceleme imkanına sahip olsa bile, bu konuda ihtisas sahibi olmadığı için, delilden hü küm çıkaramaz, işte müçtehid olmayanların, bu dört mezhepten bi risine uymaları mecburidir. Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’in zamanına daha yakın, kitab ve sünneti bütün özellikleriyle daha iyi bilen, Ashabın görüş ve fetvalarını araştıran, en iyi inceleyen müçtehid İmamların (rh.a.e) ve onların devirlerinde yaşayan, ders halkalarına devam etme şerefine nail olan Selef-i sâlihinin fıkhî görüşlerini "taklid olur" diye bırakarak, kitap ve sünnet ıstılahlarından, nasih ve mensuhtan, fıkhî bilgiden yoksun ve hatta selefin eserlerini okumaktan ve anlamaktan aciz kimselerin, yeniliklere kalkışmaları cidden çok garip ve gülünçtür. (Mehmed Çağlayan , Ehl-i Sünnet ve Akaidi, s.138)
  • Mevlana Takvimi

    ASIL İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİ-14 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    14.04.2026 | 3 Min.
    Birleşmiş Milletler 10 Aralık 1948 tarihinde İnsan Hakları Beyannamesi adı altında bir kararname çıkardı. Yani, medeni dünya (!) bu kadar yıldan sonra insanların eşit olduklarını, hayati ve medeni haklarda aynı düzeyde olduklarını hissetti ve böyle bir belgenin neşrine gerek görmüş oldu. Sözde bu belgenin gayesi, bütün insanların tam bir eşitlik, özgürlük ve güven içerisinde yaşamalarını temin etmek, her ferdin insanlık ailesinde şerefli yerini alabilmesi ve korkusuz yaşamasını garanti altına almaktı. Acaba bu belgede söz konusu hususlar, az da olsa gayesine erişmiş midir? Buna imza koyan milletler dahi bunu uyguladılar mı? Dünyada cereyan eden olaylara baktığımız zaman, bu sorunun cevabı tabii ki “hayır”dır. Çünkü başta beyannameyi imza edenler dâhil, cemiyetlerin hiçbiri çıkarına ve politikasına uymadığı konuları asla uygulamamışlardır. Bu hallerde insanlık da unutulmuş ve insan hakları da. Gerçekten insan haklarını insanlara bahşeden ve uygulayan tek ve yegâne müessese yüce İslam’dır. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in risaletiyle bunun öncülüğünü yapmış, İslam devletinin bütün hâkimiyeti devirlerinde fiilen uygulanmıştır. Bunun öncülüğü ve şerefi, ondört asırdan beri İslam idare anlayışının ve onun şerefli devlet adamlarının hakkıdır. Ayrıca İslam’da bu hakları insanlara veren yüce Allah (c.c.)’dur, insanoğlu değildir. Kaynağı semavi ve mukaddestir. Bu hak, bir tecrübe ve tekâmülün eseri değil, ezeli bir ilmin ve mutlak bir iradenin Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in şahsında tecellisidir. İnsan hakları, İslam dininin Hazreti Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’e vahiy edildiği tarihten itibaren insanlara verilmiş ilahi bir haktır. Efendimiz (s.a.v) Arafat’ta ve Mina’da buyurduğu Veda Hutbesi’nde insan haklarını en mükemmel şekilde belirlemiştir. Müslümanlara düşen bunları tetkik ve tatbik etmektir. (Mehmet Çağlayan, İslam Hukuk Doktrini, s.198)

Weitere Islam Podcasts

Über Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Yaqeen Podcast und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.8.10| © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 4/18/2026 - 11:01:19 AM