Zum Inhalt springen
Radio Logo
PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2527 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    HZ. MAHMUD SÂMİ RAMAZANOĞLU (K.S.)-6-22 EYLÜL 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    22.10.2026 | 2 Min.
    Hz. Mahmud Sâmi (k.s.)’un hayatını manevi vazifelisi
    ve ihvâna kılavuzu Muhterem Ömer Muhammed Öztürk’ün
    kâleminden yayınlamaya devam ediyoruz:
    Hz. Sâmi (k.s.), sâlih dostların birbirlerine olan yardımlarının
    Kıyâmet günü de devâm edeceğinin tefsîrde beyân
    edildiğini sohbetlerinde sık sık anlatırlardı:
    Kıyâmet günü hesâba çekilen bir kulun seyyiâtı hasenâtına
    denk geliyor. Meselâ, 1000 seyyiesi (günâhı) varsa 1000 de
    hasenesi (sevâbı) var. Cenâb-ı Hâkk Azze ve Celle Hazretleri
    o kuluna “anne babana git bir hasene iste, verirlerse bana
    getir seni cennete dâhil edeyim” buyuruyor. O kul Mahşer
    gününün o sıkıntılı anında Allâh’ın lûtfu ile anne ve babasını
    bulup durumunu onlara anlatıyor. Onlar da “evlâdım bugünkü
    günde biz kendimizi kurtaramadık ki sana bir faydamız olsun;
    sana bir şey veremeyiz” diyorlar. O eli boş olarak, mahzûn bir
    hâlde Hâkk’ın huzûruna varıyor. “Annem babam bana bir şey
    vermediler yâ Rabbi” diye durumu arz ediyor. Bunun üzerine
    Hâkk Te‘âlâ ve tekaddes hazretleri o kuluna:
    “Senin dünyâ hayatında benim rızâm için sevdiğin bir dostun
    yok mu idi?” diye soruyor. Cenâb-ı Hâkk kulunun o anda
    hâtırına getiriyor ve “evet yâ Rabbi, filân kulun ile biz dünyâ
    hayatında senin rızân için sevişirdik (birbirimizi karşılıklı severdik)”
    diyor. Allâh (c.c.)’un lûtfu ile o dostunu bulup durumunu
    ona anlatıyor. Kardeşi cevâben diyor ki:
    “Ey kardeşim, ne kadar hasene istersen alabilirsin. Ben
    kendimi kurtaramadım, bâri sen kendini kurtar” diyor. Hesâb
    veren kul, Cenâb-ı Hâkk’ın huzûruna sevinçle geliyor ve durumu
    arz ediyor. Bunun üzerine Sübhân olan Râbbimiz:
    “Yâ öyle mi; o böyle bir ızdırâblı gününde kardeşine acıyarak
    hasene veriyor; bense Cevvâdü Kerîmim, Erhâ-mü’r-
    Râhimînim, her ikinizi de affettim” buyuruyor.
    Ne büyük tebşîrât-ı ilâhî. El-hâmdü li’llâhi râbbî’l-‘âlemîn.
    Allâh (c.c.) cümlemize rızâsı için birbirimizi sevmeyi nasîb
    etsin (Âmîn).
  • Mevlana Takvimi

    HZ. MEVLÂNÂ’NIN ÇALIŞMA VE HELÂL LOKMAYA VERDİĞİ EHEMMİYET-21EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    21.10.2026 | 2 Min.
    Hz. Mevlânâ dostlarına ve yakınlarına çalışmayı emreder
    ve helal kazancın ehemmiyetini şu sözlerle dile getirirlerdi.
    “İnsanın elde ettiği şey, zararsa çalışmamasından
    ileri gelmiştir; kârsa çalışıp çabalamasından.Kazanmak
    da ekin ekmeye benzer, ekmedikçe ona sahip olmaya
    hakkın yoktur. Hiç buğday ektin de, arpa verdiğini gördün
    mü?” sözleriyle çalışmanın ehemmiyetini vurgulamışlardır.
    Miskinliği ve tembelliği de dâima reddeden Mevlânâ
    derdi ki: “Tevekkül ediyorsan, çalışmak hususunda da tevekkül
    et; kazan da sonra Allâh (c.c.)’ya dayan. Birisi bir
    define buluverir, “Ben de onu istiyorum, dükkanla, alışverişle
    ne işim var?” der. Baht işi bu, fakat nâdirdir. Tende
    kudret oldukça çalışıp kazanmak gerek. Çalışıp kazanmak,
    define bulmaya mâni değil ya. Sen işten kalma da,
    nasibinde varsa define de arkandan gelsin.
    Mevlânâ, dostlarına ne olursa olsun helal kazancı ve
    helal lokmayı tavsiye eder ve şöyle buyururlardı: “Nur ve
    kemali arttıran lokma, helal kazançtan elde edilen lokmadır.
    İlim ve hikmet helal lokmadan doğar; aşk ve rikkat (gönül
    inceliği) helal lokmadan meydana gelir.”
    Mevlânâ dostlarına dilenmeyi yasaklamış ve: “Biz
    kendi dostlarımıza dilencilik kapılarını kapattık. Dostlarımız,
    ticaret, kitabet veya herhangi bir el emeği ve alın
    teri ile geçimlerini temin etsinler. Biz Hazreti Peygamber
    (s.a.v.)’in “Gücün yettikçe, istemekten sakın.” emrini yerine
    getirdik. Bizim müridlerimizden kim bu yolu tutmaz ise,
    onun pul kadar değeri yoktur.” buyurmuşlardır. Allah (c.c.)
    şefaatlerine nâil eylesin. Allah (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.)’in
    emir ve yasaklarını gözünün nuru bilenlerden eylesin.
    (Hz. Mevlânâ Hayatı ve Şahsiyeti s. 61)
  • Mevlana Takvimi

    MUHTEREM ÖMER ÖZTÜRK VE EDEB-20 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    20.10.2026 | 3 Min.
    Edep konusunda büyükler şöyle der: “Edebe riâyet etmeyen,
    sünnetlere riâyet etmeyi kaçırır, sünnetlere uymayı kaçıran
    farzları ve vacipleri gereği gibi yapmaktan uzaklaşır, farz
    ve vacip gibi dînin temellerinin yeterince yerine getirilememesi,
    kişiyi îmanını kaybetme tehlikesine duçar eder. Îmânını kaybedene
    binlerce vah olsun!” O halde mutlu sona ulaşmanın
    ana kaynağı, daha doğrusu başlangıç noktası edeptir. Adabın
    korunması işte bu sebeple büyük önem arz eder.
    Edep bir taç imiş nur-i Hüda’dan
    Giy ol tâcı emin ol her belâdan
    Mısralarının bütün ihvâna ezberletilmesini emreden Hz.
    Sâmi (k.s.)’un hayrul halefi olan Muhterem Ömer Muhammed
    Öztürk’ün hayatı her konuda üstün bir edep dairesi içinde geçmektedir.
    Sohbetlerinde şöyle buyurmuştur:
    “Büyükler, İslâm’ın altıncı şartı edeptir derler. Bununla
    İslâm’ın 5 şartına bir şey eklemiş olmuyorlar. Ancak bu beş
    şartın hakkıyla yaşanabilmesi için edep kurallarına riâyet edilmesi
    gerektiğini söylemiş oluyorlar. İslâm edepler manzumesidir”
    buyurarak edepten çok sık bahsederler.
    Muhterem Ömer Muhammed Öztürk’ün sahip oldukları
    yüksek edep, her muâmelelerinde kendisini gösterir. Kalp kırmaktan
    son derece kaçınırlar, yakınındaki birinin bir hatasını
    söyleyebilmek için kalbi kırılmasın, incinmesin diye senelerce
    bekledikleri olmuştur. Allâh Resûlü (s.a.v.)’e karşı edepleri ise
    bambaşka bir dikkat ve ciddiyetle tecelli etmektedir. Sohbetlerinde
    şöyle buyurmuşlardır:
    “Allâh (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.)’e karşı en ufak bir saygısızlıkta
    bulunulmamalıdır. Resûlullâh (s.a.v.)’in kendisi, ebeveyni,
    zevceleri, çocukları, ehl-i beyti, sahâbesi için değil Resûlullâh
    (s.a.v.) Efendimiz’i sevenler için dâhi dikkatli, edepli, temkinli
    ve saygılı bulunması gerektiğini beyan etmiştir. Hz. Mevlâna
    Celâleddin Efendimiz: “Ya Resûlullâh (s.a.v.), ben ağzımı bin
    kere misvaklarım, bin kere miskle, amberle yıkarım, yine de bu
    ağzı senin mübârek ismin olan Muhammed (s.a.v.)’i anmaya
    layık göremem” buyurmuşlardır.
    (Misvâk Neşriyât, Hakk Yolda Kılavuz Ömer Öztürk, s.248)
  • Mevlana Takvimi

    HER ADIMDA FAZÎLET-19 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    19.10.2026 | 3 Min.
    İbn Mes’ud (r.a.) şöyle söylüyor. "Her kimi Allâh (c.c.)’un
    huzuruna çıkmak sevindirecekse beş vakit namazı, namaza
    çağırılan yerde kılsın. Allâhü Teâlâ sizin Peygamberiniz
    (s.a.v.) için hidayet yollarını şeriat yaptı. Açık açık beyan etti.
    Beş vakit namaz da hidayet yollarındandır. Eğer siz namazını
    evinde kılan şu adam gibi evlerinizde kılarsanız Peygamberiniz
    (s.a.v.) yolunu terketmiş olursunuz. Peygamberiniz
    (s.a.v.)’in yolunu terkederseniz dalâlete düşersiniz. Yeminler
    olsun ki, ben içimizden, cemaatten geri kalanın, ya nifakı
    mâlum münâfık, ya da hasta olan kimseden başkasını bilmiyorum.
    Hatta ayakları tutmayacak derecede hasta olan bir
    adam, cemaatle kılınan namazın fazîletine olan hırsından ve
    terkindeki günâhın korkusundan iki kişinin kolları arasında
    câmiye getirilir ve saf arasına külçe gibi bırakılırdı.
    Allâhü Teâlâ’nın şu ayetinin: "Andolsun Tevrat’tan sonra
    Zebur’da da yazmışızdır ki, arza ancak sâlih kullanın
    mirasçı olur." (Enbiyâ s. 106) tefsirinde, sâlih kullardan murad
    beş vakit namazı câmide cemaatle kılan kimseler olduğu bildirilmiştir.
    Bir sahih hadîste Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Kim ki evinde bol su ile gusleder, sonra Allâh
    (c.c.)’un evlerinden, câmilerden birine, farzlardan bir
    farzı edâ etmek için yürürse, attığı her adımdan biri bir
    hatâsını siler, yıkar; diğeri de kendisini bir derece yükseltir.
    Namaz kıldığı vakit, o namazgâhda bulunduğu sürece
    melekler devamlı olarak: "Ya Râb, o orada kimseyi
    incitmediği ve konuşmadığı müddetçe onu yarlığa" diye
    onun için istiğfar ederler.
    Resûl-i Ekrem (s.a.v.), "Ey ashâbım, sizlere, kendisiyle
    Allâh (c.c.)’un hatâları sileceği ve sâyesinde yüce derecelere
    yükselteceği şeylere delâlet edip bildireyim mi?"
    buyurdu. Ashâb (r.a.e.), "Tabiî yâ Resûlullâh, bildir." dediler.
    Resûl-i Ekrem (s.a.v.), "Çok soğuklarda abdesti mükemmel
    almak, adımları mescitlere doğru çoğaltmak, namazdan
    sonra diğer namaz vaktini beklemektir."
    (İmâm Zehebî, İslâm Şeriatinde Büyük Günâhlar, s.209-210
  • Mevlana Takvimi

    İSLAM TERAKKİYE MANİ DEĞİLDİR-18 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    18.10.2026 | 2 Min.
    İslamiyet’in doğuşuyla, dünyanın en uzak köylerinde
    yaşayan ve ilimden, güzel sanatlardan, medeniyetin izlerinden
    mahrum şerefli bir kavim, birdenbire aydınlık bir
    hayata, mutlu bir yaşama kavuşarak, insanlık için örnek
    olacak bir medeniyet kurdular. Bu kavim, insanlığın örneği,
    bilim ve sanatların hizmetkârı, tüm insanlık için bir övünç
    kaynağı haline geldi.
    Müslümanlar, dinen ilim ve sanatların öğrenilmesiyle
    yükümlü olduklarından, ilahiyat ve dinî felsefede bütün
    felsefecileri şaşkınlık içinde bırakacak büyük bir ilerleme
    sağladılar. Ruh ilmini ve ahlakı büyük bir özenle işleyerek,
    nefsin arındırılması ve ahlakın düzeltilmesi için çaba sarf
    ettiler. “Allâh’ın (c.c.) yarattıkları hakkında düşünün, zatı
    hakkında düşünmeyin” emrine uyarak, temiz bir düşünceye,
    nurani bir kalbe ve doğru bir inanca sahip oldular.
    Müslümanlar, gerçeği araştırmak hususunda büyük
    bir yetenek göstererek kudretin güzelliklerini ve varlık evrelerini
    incelemeye daldılar. Batılıların bugün, bu kadar
    mükemmel gözlem araçlarıyla keşfettikleri birçok gerçeğe,
    müslümanlar bundan çok asırlar önce vâkıf olmuşlardı.
    Müslümanlar, yaşamakta oldukları dünyanın yapısını ve
    özel durumlarını da dikkatten uzak tutmadılar. Bitkilerin
    anatomisi, tabii botanik ilmi ve sanayiye dair bitki bilgisi
    üzerine eserler meydana getirdiler.
    Müslümanlar, fikir üretimi ve icat yeteneğine sahip olduklarını,
    dünya medeniyetine bıraktıkları birçok bilimsel
    keşifleri ve zarif mimari eserleriyle ispat ettiler. Mensubu
    oldukları din-i mübin (İslam dini) de onları bu gibi ilimler,
    sanatlar, icatlar ve sanayi ile uğraşmaktan men etmemiştir.
    Öyleyken nasıl olur da “İslamiyet ilerlemeye engeldir”,
    “İslamiyet bilimlerin ve sanatların genişlemesine uygun değildir”
    gibi iftiraları cesaretle söyleyenler bulunabilir?
    (Ömer Nasuhi Bilmen, Makaleler, s. 200-203)
Weitere Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Quran Recitation und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.25.1 | © 2007-2026 radio.de GmbH
Built: 10/20/2026 - 3:14:40 PM