Ikrime, Ibn Abbas’tan naklen şöyle anlattı: "İki şey var ki, şeytandandır. İki şey de var ki, Allâh’tandır. Sonra şu ayeti okudu: "Şeytan sizi fakir olacaksınız diye korkutur. Size cimriliği ve sadaka vermemeyi telkin eder. Allâh ise size katından bir mağfiret ve bir lütuf vaat eder..." (Bakara 268) Yâni: Size ibadeti ve sadaka vermenizi emrediyor. Tâ ki, mağfiretine ve fazlına nail olasınız."... Allâh’ın fazlı boldur. Sadaka verene yapacağı ihsanı bilir." (Bakara 268) " Ibn Büreyde, babasından naklen, Resûlullâh (s.a.v.)’ın şöyle buyurduğunu anlatır: "Bir kavim, ahdini bozarsa, Allâhü Teâlâ onları anarşiye uğratır. Bir kavim içinde kötülükler açıktan işlenirse Allâhü Teâlâ onlara ölümü musallat eder. Bir kavim zekâtı vermezse Allâhü Teâlâ onlara yağmur yağdırmaz." Dahhâk, Nezzal b. Sebre’nin şöyle dediğini anlattı: Cennetin kapısına şu üç yazı yazılmıştır. Birinci satırda: Allâh’tan başka ilah yoktur. Muhammed, Allâh’ın Resulüdür. İkinci satırda: Günâhkâr ümmet, bağışlayıcı Râb. Üçüncü satırda: Yaptığımız iyiliklerin karşılığını bulduk. Önden gönderdiğimizin kârını kazandık. Terkettiğimizin de zararını gördük. Şöyle anlatıldı: Beş şeyi yapmayana Allâh beş şeyi yapmaz: 1. Zekâtını vermeyenin malını Allâh korumaz. 2. Sadaka vermeyene Allâh afiyet vermez. 3. Devlete vergisini vermeyene Allâh arazisinin bereketini vermez. 4. Duâ etmeyince Allâh icabet etmez. 5. Namaza tembel davranana Allâh ölümünde de "La ilahe illallâh" kelime-i tevhidini söyletmez. Ibn Mes’ud (r.a.) şöyle der:Bir kimsenin hayatta iken bir dirhem sadaka vermesi ölüm halinde iken yaptığı yüz dirhemlik vasiyetten üstündür. (Ebu’l-Leys es-Semerkandi , Tenbihü’l- Gafilin s.357-358)