
HZ. SA’D B. UBADE (R.A.)-07 OCAK 2026-MEVLANA TAKVİMİ
07.1.2026 | 2 Min.
Hazrec kabilesinin efendisidir. Ebu Sabit ile künyelenirdi. Cahiliyye’de yazı yazmasını bilirdi. Yüzücülüğüve ok atıcılığı iyiydi. Bu yüzden ona: “el-Kamil” denilirdi. O, babası ve çocukları cömertlikleriyle meşhur idiler.Onların bir yemekhaneleri vardı ve her gün kapısında:"Yağ ve et isteyen Düleym b. Harise’nin yemekhanesinegelsin.” diye seslenilirdi. Hz. Sa’d (r.a.)’ın yemek kabıPeygamber (s.a.v.)’in ve hanımlarının evine gönderilirdi.Akşam olunca suffe ashabından bir kişi, iki kişi veya birtopluluğu evine götürenler olurdu. Hz. Sad (r.a.) ise evine seksen kişi götürürdü. Hz. Sa’d (r.a.) şöyle dua ederdi: “Allâh’ım bana cömertlik yapabileceğim mal bağışla.Zira azı beni ıslah etmez.”İbn Abbas (r.a.)’ın rivayetine göre: “Resûlullâh(s.a.v.)’in her yerde iki sancağı vardı. Muhacirlerin sancağı Hz. Ali (r.a.)’da, Ensarın sancağı ise Hz. Sad b.Ubade (r.a.)’da idi.”Hz. Sa‘d (r.a.) hicretten sonra Hz. Peygamber’in yakın çevresinde bulundu ve önemli görevler üstlendi. 300kişilik askerî birlikle Medine’yi korumakla görevlendirildi.Bedir Savaşına çıkmak için hazırlandı. Fakat bir hayvantarafından ısırıldığı için katılamadı. Peygamber (s.a.v.):“(Bedire katılmak) için çok istekliydi” buyurdu. Rahatsızlığı sebebiyle katılamadığı Bedir hariç bütün gazvelere iştirak etti. Bedir Savaşına yirmi deveyle destektebulundu. Bunu dikkate alan Hz. Peygamber (s.a.v.) savaşa katılamamasına rağmen kendisine ganimetten payverdi. Resûlullâh (s.a.v.) Kays b. Sa’d (r.a.)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şeriflerinde: “Allâh’ım! Salat ve rahmetini Sad b. Ubade’nin ailesi üzerine kıl” buyurdu. Şamtaraflarında hicri 15 senesinde vefat etti.(İbnu Hacer el-Askalânî, el-İsabe (Seçkin Sahabeler), s.397)

YALAN SÖYLEMEK-06 OCAK 2026-MEVLANA TAKVİMİ
06.1.2026 | 2 Min.
Yalan günahların en büyüklerinden ve ayıpların ençirkinlerindendir. Ciddi de konuşsan, şaka da konuşsandilini yalana alıştırma. Şakayla yalan söylemek seniciddi konuşurken de yalan söylemeye götürür. Yalan,büyük günâhların aslı, esası ve anasıdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Tirmizî'de geçen bir hadis-i şerifteşöyle buyuruyor. "Size doğru sözlü olmayı tavsiyeederim. Doğruluk insanı iyiliğe, iyilik de cennetegötürür. Bir kimse doğru sözlü olur ve doğruluktadevam ederse, o kimse Allâh indinde sıddık yazılır.Size yalandan da kaçınmayı tavsiye ederim. Yalaninsanı kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür. Birkimse yalan sözlü olur ve yalancılıkta devam ederse, o kimse de Allâh indinde yalancı yazılır."Yalan söyleyen biri olarak tanınırsan, güvenilirlik vedoğruluğun kaybolur. Kimse senin sözüne inanmaz. İnsanlar sana alaycı gözlerle, dalga geçerek ve aşağılayıcı şekilde bakarlar. Yalanın çirkinliğini anlamak istersen,başkalarının söylediği yalanlar, onlar hakkında kendiiçinde meydana gelen nefreti ve onların yaptıklarını nekadar kötü karşıladığını düşün.Sen yalan söylediğin zaman da başkalarının seniöyle gördüğünü bil. Sen kendi ayıp ve kusurlarını göremezsin. Ama aynı hataları başkası yaptığı zaman onunhatasını görebilirsin. Hataları başkasında gördüğünzaman onun ne kadar kötü bir şey olduğunu daha iyianlarsın.Senin başkasında gördüğün çirkinlikleri başkası dasende görürse, onlar da senin yaptıklarını işte öyle çirkin görürler. Öyleyse, çirkin işler yapıp da başkaları tarafından kötü bilinen bir kimse olmaya rıza gösterme.(İmam Gazalî, Bidayetu'l Hidaye, s.294-295)

MİZAHIN FAZLASI İYİ DEĞİLDİR-05 OCAK 2025-MEVLANA TAKVİMİ
05.1.2026 | 2 Min.
Ebû Davud'un Abdurrahman bin Ebû Leylâ (r.a.)'denyaptığı rivayete göre, Peygamber (s.a.v.) bir gece yolculuğu yapıyorlarmış, arkadaşlarından biri devesininüzerinde uyuya kalmış, bunu görenler bir kısmı uyuyanın yanındaki urganı çekip almışlar, adam korku içindeuyanmış. Buna muttali olan Resûlullâh (s.a.v.): "Bir Müslümana diğer bir müslümanı korkutmak helâl olmaz"buyurmuşlar. Mizahın fazlası iyi değildir, bu hususta nehiy yollu rivayetler vardır. Nitekim "Başkasının sözünehaklı, haksız itiraz etmek" bahsinde İbni Abbas (r.a.)'denrivayet edilen hadîs-i şerîfte buna işaret edilmişti.Evet, mizahın fazlası heybet ve vakarı düşürür, bâzıahval ve şahıslarda kinin doğmasına ve bir kısım kimselerde de kalbi öldüren gülmeye yol açar. Tirmizî'ninEbû Hüreyre (r.a.)'den yaptığı rivayete göre, Peygamber(s.a.v.) ashabına buyurdular ki: "Kim benden şu altıkelimeyi alır da onunla amel eder veya amel edecekolan kimseye öğretir?" Ebû Hüreyre (r.a.) "Ben, yâResulullâh!" dedim, diyor. Bunun üzerine Peygamber(s.a.v.) elimi tutarak o beş şeyi saydı: "Haram şeylerden sakın ki insanların en çok ibâdet edeni olasın.Allâh'ın sana ayırdığı rızka razı ol ki insanların enzengini sayılasın. Komşuna iyilik et ki kâmil mü'minolasın. Kendi nefsin için sevdiğin şeyi insanlar içinde sev ki dosdoğru Müslüman olasın. Bir de gülmeyiartırma, çünkü çok gülmek kalbi öldürür." Ebû Hureyre (r.a.)'den yaptığı rivayette, Peygamber(s.a.v.) buyurdular ki: "Şüphe yok ki kul bir kelime söyler, onu ancak meclistekiler gülsün diye söyler deo kelime sebebiyle yerle gök arasındaki mesafedendaha uzak bir düşüş düşer. Hem kişinin diliyle kayması, ayağıyla kaymasından çok beter olur."(İmam Birgivî, Tarikat-ı Muhammediye, s.400)

SÜNNETE YAPIŞMAK KURTULUŞUN ANAHTARIDIR-04 OCAK 2026-MEVLANA TAKVİMİ
04.1.2026 | 2 Min.
Tasavvuf yolunun büyükleri, Sünnet-i Seniyye’ye uymuş,takva yolunu tutmuşlardır. Sünnet-i Seniyye’ye uymakla vetakva yolunu seçmekle birlikte, eğer bu haller ve manevidurumlar ile şereflenirlerse, büyük ni’met bilirler. Eğer, buhallere ve manevi durumlara kavuşurlar, fakat sünnete yapışmakta ve azîmeti seçmekte gevşeklik olursa, bu hallerihiç beğenmezler ve böyle vecdi, yanî kendinden geçmeyiistemezler. Bu gevşekliği, felâketin başlangıcı bilirler. Çünkü,Hindistân’daki din adamlarından olan Cûkiyye ve Brehmenler ile eski Yunan filozofları da hakiki tecellî sanılan tecellîlereve misal alemindeki keşiflere ve Vahdet-i vücûd bilgilerinemâlik oldular. Fakat, rezîl ve rüsvâ olmaktan ve felâkete sürüklenmekten kurtulamadılar. Saâdetden mahrûm kalmaktan başka, ellerine bir şey geçmedi.Allahu Teâlâ’nın lütfû ve ihsânı ile, bu büyüklerin yoluna girdiğinize göre, onlar gibi olmanız lâzımdır. Onların yolundan kıl kadar ayrılmamalısınız. Ancak, böylece, onlarınyüksekliklerinden, bir şeylere kavuşabilirsiniz. Önce, Ehl-iSünnet vel-cemâ’at mezhebi âlimlerinin kitâplarında bildirilenlere uygun olarak, i’tikâdı düzeltmek lâzımdır. Bundansonra, farzları, vâcibleri, sünnetleri, müstehabları, helâlve harâmları, mekrûhları ve şüpheli olanları, Ehl-i Sünnetâlimlerinin fıkıh kitâplarından öğrenmeli ve yaptığınız işler,bu bilgiye uygun olmalıdır. Bunlar yapıldıktan sonra, sıraüçüncüsüne gelir ki, bu da, tasavvuf bilgileridir.Ehl-i Sünnet i’tikâdı ve fıkıh bilgilerine uygun işler, kuşuniki kanadı gibidir. Bu iki kanat sağlam olmadıkça, maddesiz,zamânsız âleme uçulamaz. Cenâb-ı Hakk Resûlullah (s.a.v.)Efendimiz’in mübarek sünnetlerini gözünün nuru bilenlerdeneylesin. Âmin.

PEYGAMBER (S.A.V.) EFENDİMİZ’İN ÜSTÜNLÜĞÜ VE O’NA SALAVÂTIN FAZÎLETİ-03 OCAK 2026-MEVLANA TAKVİMİ
03.1.2026 | 3 Min.
Resûlullâh (s.a.v.) buyuruyorlar ki: “Bir melek yanıma gelerek bana selâm verdikten sonra şöyle dedi: ‘Ben devamlıolarak seninle müşerref olmak için Allâh’ımdan müsaade istiyordum.’ Melek daha sonra şöyle dedi: ‘Ey Allâh’ınResûlü sana müjdeler olsun ki, Allâh’ın nezdinde sendendaha iyi bir hiç kimse yoktur.’”“Benimle kıyâmetin durumu (ha geldi, ha gelecek diye)yarış eden iki koşu atına benzer. Yine benimle sizin durumunuz, daha önce gönderilip düşman bu tarafa geliyordiye elbiselerini çıkararak işaret eden bir öncüye benzer.”“Kıyâmet günü bütün insanların efendisi, yer yarılarakkabrinden ilk çıkacak insanlara şefâât kabul edilecek yineben olacağım.” “Ben dört meziyetle insanlardan üstün kılındım; Cömertlikle, Cesurlukla, Zevcelerime karşı iyi davranmakla beden kuvvetiyle.”“Ey müminler bana salavât getiriniz ve tam manasıyladuâ ediniz. Sonra şöyle deyiniz: Allâhümme salli ala Muhammedin ve ala a’li Muhammed, ve barik ala Muhammed’inve alâ â’li Muhammedin kema bârakte a’la İbrahime ve, alââ’li İbrahim inneke hamidüm mecid. Allâh’ım, Efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in ve aile efradının derecelerini yükselt vemakamlarını ali eyle. İbrahim (a.s.) ve aile efradına ihsan dabulunduğun fevzü bereketini, Hz. Muhammed (s.a.v.) ve aileefradını da bağışla. Çünkü sen şüphesiz hamid ve mecitsin.”“Oturduğunuz meclislerinizi bana salavât getirmeklesüsleyiniz. Çünkü salavâtlarmız sizin için nur olacaktır.(Kıyâmet günü o nurun sayesinde sırat köprüsünden geçmeyi başaracaksınız.)” “Allâh (c.c.)’un öyle melekleri vardır ki, kendilerine (insanların) ibâdetlerini işitme duygusuverilmiştir. Kim bana salavât getirirse o melekler onu banaulaştırır. Rabbime yalvardım ki, bana salavât getiren kuluna on tane rahmetini ihsan eylesin.” “Ey müminler banasalavât getiriniz. Zira üzerime getirilen salavâtlar, günahlarınızın kirlerini temizleyen manevi bir alettir.”



Mevlana Takvimi