Zum Inhalt springen
PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2485 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    1915: UNUTULAN GERÇEKLER-09 EYLÜL 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    09.09.2026 | 2 Min.
    Sarıkamış felâketi, Enver Paşa’nın şahsî eseridir; doksan bin asker bir hiç uğruna kurşunla değil, donarak öldü. Üçüncü Ordu kuvve olarak ortadan kalktı; Doğu Anadolu Ruslar’ın ve Ermeniler’in baskısı altında kaldı. 1951’de General Hüseyin Hüsnü Erkilet, 1915’in ilk günlerinde Haydarpaşa’ya gelen Enver’i karşılayışlarını anlatır: Kurmayların gözleri yaşlıydı; Enver’in bıyıkları dimdikti, yüzünde hüzün çizgisi yoktu, zafer kazanmış bir başkumandan kadar rahattı. Selâmımızı aldı; otomobillere binip Beyazıt’ta Harbiye Nezareti’ne geçtik, herkes şaşkındı. Selçuklu ve Osmanlı Türkiyesi’nde imtiyaz gören, zenginleşen, devlet işlerinde yükselen Ermeniler nasıl oldu da sürgün cezasına uğradı? Cevap, Ruslar’ca silahlandırılan Taşnak ve Hınçak çetelerinin cephelerimize ve köylerimize yaptıkları katliamlardır. On binlerce Türk, Kürt ve Müslüman öldürüldü; Anadolu’nun pek çok yerinde can ve mal emniyeti kalmadı. Genç erkeklerimiz on cephedeydi; imparatorluk Cihan Harbi’ne dokuz orduyla girmiş, Talat, Enver, Cemal’in maceracı kararları ağır faturalar doğurmuştu. Bütün bunların ortasında çıkarılan tehcir, “sebeb-i meçhul” bir zulmün değil, cephe gerisini emniyete alma refleksinin neticesiydi; fakat uygulamada büyük acılar yaşandı. Yılmaz Öztuna’nın ifadesiyle: “Gerek Ermeni ölümleri, gerekse çok daha fazla olan Müslüman ölümleri, Talat, Enver, Cemal’in maceraperestliğinin ve yanlış kararlarının neticesidir.” Netice şu: Sarıkamış’tan tehcire uzanan bu kara hatıralar, ne inkârla ne de tek taraflı dille anlaşılır; hakikati, şehitlerin ve masumların hakkını teslim ederek konuşmak gerekir. Bugün anmalarda sebepleri söylemekten kaçınmak, tarihe hürmetsizliktir. (Yılmaz Öztuna, Türkiye Gazetesi, 28 Nisan 2011 Köşe Yazısı)
  • Mevlana Takvimi

    SULTAN ABDÜLHAMİD VE KUDÜS-08 EYLÜL 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    08.09.2026 | 2 Min.
    Osmanlı, siyonistler Filistin’i ele geçirmek isteyince karşılarına adeta Everest Dağı gibi dikildi. Devletin dış borçlarını kapatma karşılığında Filistin’den toprak talep eden siyonist lider Theodor Herzl’ın karşısına II. Abdülhamid Han heybetle dikildi ve şöyle dedi: “Ülkemin bir çakıl taşını bile satamam. Bu devlet onu kanı pahasına aldı, kanı pahasına yaşattı. Birilerinin gasp etmesine izin vermeksizin kanımız pahasına da koruruz. Hiçbir parçasını veremem. Ne için olursa olsun, biz ölmeden kimse bizi birbirimizden ayıramaz.” II. Abdülhamid Hân, İslam Dünyasının selameti, kalıcı barış ve istikrar adına buranın Osmanlı’da ve Müslümanlarda kalması gerektiğini savunuyordu: “Hıristiyan hacıların Kudüs’ü ziyaret etmelerine her zaman müsaade etmedik mi? Hazret-i Davut (a.s.)’ın memleketindeki Hazret-i Ömer (r.a.) Camii pek mübarek saydığımız bir ibadethanedir. Etrafı Müslümanlarla çevrili olan bu şehri neden Hıristiyanlara terk edelim? Mukaddes toprakların sahibi olmak hakkı her zaman bizim olmuştur ve böyle kalacaktır.” Sultan Abdülhamid, Yahudilerin Filistin’e girmesini 1882’den itibaren yasakladı. İktidarı boyunca Siyonistlere göz açtırmadı. İşte bu noktada Siyonistler öncelikle Sultan Abdülhamid’i devirmeyi, sonra da Osmanlı’yı yıkmayı planlamaya koyuldular. Siyonistler I. Dünya Savaşı’nda Kudüs ve Filistin’i Osmanlı’dan almak için İngilizlerle işbirliğine giriştiler. İngilizlerin 9 Aralık 1917’de Kudüs’ü işgal etmesinde aktif görev üstlendiler. İngilizler savaş sonrasında Filistin’de manda idaresi kurdular. Osmanlı’nın bıraktığı boşluğu sonuna kadar değerlendiren Siyonistler, İngilizlerin desteğiyle Filistin’de bir Yahudi Devleti kurabilmek için kolları sıvadılar. Ne kadar fazla Filistinli katledilirse kâr düşüncesiyle hareket ederek şu parolayı benimsediler: “Vatansız bir halk için halksız bir vatan!” (İsmail Çolak, Zafer Dergisi, Ocak 2018, 493. Sayı)
  • Mevlana Takvimi

    KAMU MALINA EL UZATANIN SONU HÜSRANDIR-07 EYLÜL 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    07.09.2026 | 2 Min.
    Kamu hakkı dokunulmazdır. Hayber’in fethinde şehitlerden birinin durumu sorulunca Resûlullah (s.a.s.) “Hayır! Onu ganimetten aşırdığı bir hırka ile cehennemde gördüm” buyurdu. Bu uyarı, kamu malına el uzatmanın Allah katındaki ağırlığını gösterir. Kur’ân, kamu malına ihaneti “gull” diye adlandırır ve “Kim emanete ihanet ederse, kıyamet günü hıyaneti boynuna asılı olarak gelir” (Âl-i İmrân, 161) âyetiyle korkutur. Kamu malı milletin ortak emanetidir; ona hıyanet hem kul hakkına, hem de Hakk’a karşı saygısızlıktır. Elektrik ve suyu kaçak kullanmak, sosyal yardımı sahte beyanla almak, devlet desteğini amacı dışında harcamak, fiyatları sun’î biçimde yükseltmek, karaborsa ve stokçuluk yapmak zulümdür. Bir memur, yaptığı işin karşılığı dışında hediye ve bahşiş kabul edemez; “Bir kimseyi bir işe memur eder ve ona ücretini verirse, aldığı fazlalık hıyanettir” meâlindeki uyarı bu gerçeği bildirir. Rüşvet vermek ve almak ise, Resûlullah’ın lanetlediği açık bir haramdır. “Hiç kimse haksız yere bir karış toprağı dahi gasbetmesin; kıyamet günü yedi kat yer onun boynuna dolanır” tehdidi, sınır ihlâlinin bile vebalini haber verir. Müslüman, emanet bilinciyle hareket eder; vergi kaçırmaz, makamını menfaatine çevirmez, başkasının malına haksız yere el uzatmaz. Kamu hakkını gözetmek adalettir; adalet ise imanımızın ahlâka dönüşmüş hâlidir. Elektrik, su, doğalgazı kaçak kullanmak; ücretsiz kartları suistimal etmek; kamu aracını özel işte kullanmak; engelli raporunu hileyle almak; belediye yardımlarını yalan beyanla toplamak; usulsüz ihale kovalamak da günahtır. Emanete riayet eden toplum dirilir; ihanet eden toplum çöker. Vergi kaçırmak, fahiş fiyat ve stokçuluk ise ayrı bir zulümdür. (27 Haziran 2025 Tarihli Cuma Hutbesi)
  • Mevlana Takvimi

    YAVUZ SULTAN SELÎM’İN ŞAH İSMAİL’E TATTIRDIĞI ZİLLET -06 EYLÜL 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    06.09.2026 | 2 Min.
    Hazırlıklarını tamamlayan Yavuz Sultan Selîm, 20 Nisan 1514’te Üsküdar’a geçerek orduyu hümâyun ile İran Seferi’ne çıktı. Şah İsmail meydana çıkmayınca, Sâfevî topraklarına girildi. Şahın, Sultan Selim Han’a karşı ülkesini müdâfaa etmemesi üzerine ikinci bir nâme gönderildi. Bu nâmede; Osmanlı ordusunun muhârebe için ordu aramasına rağmen meydana çıkan olmadığı için Şah İsmail’e miğfer yerine yaşmak, zırh yerine çarşaf giymesi tavsiye edildi. Kadın elbiselerinden hırka, şal ve çarşaf gönderildi. Osmanlı Ordusu’nun aylardır yolda bulunması, sefer güzergâhını Sâfevîler çekilirken tahrip etmesi, Şah İsmâil’in ajanlarının faaliyetleri, Yeniçeriler arasında hoşnutsuzlukların çıkmasına sebep oldu. Sultan Selim Han sefer bozguncularına, meselenin gâyet hassas olduğu bu safhasında aldığı kesin ve kararlı tedbirle mâni oldu. Çadırına ok atacak kadar ileri gidildiğinde askere verdiği nutuk, harp psikolojisinin şah eserlerindendir. Bu nutukla; hedefe daha varılmadığını, seferden aslâ dönülmeyeceğini, cihad için çıkılan bu seferden hâtunlarını düşünenlerin dönebileceğini, yiğit olanın gelmesini isteyip, tek başına da olsa gideceğini, bütün heybet ve azâmetini göstererek, gür sesiyle söyledi. Sultan Selim Han’ın nutku asker arasında çok tesirli oldu ve ordu onu tâkip etti. Osmanlı ordusu ile Sâfevî ordusu, Çaldıran Ovası’nda muhârebeye tutuştu. Çaldıran Ovası’nda yapılan meydan muhârebesi, Osmanlı zaferiyle neticelendi. Şah İsmâil-i Sâfevî tahtını, tacını ve hanımını muhârebe meydanında bırakarak, kaçtı. Sâfevî başşehri Tebriz’e kadar ilerlendi. Sultan Selim Han, Tebriz’e girip, şehirde kaldı. Tebriz’de Cumâ selâmlığı yapıp, hutbeyi aslına uygun olarak -dört halîfeyi zikrettirerek- adına okuttu. (Tâcü’t-Tevârih, c.2 s.397, Hammer, c.4 s.101)
  • Mevlana Takvimi

    NÜZUL-U İSA HAKTIR-05 EYLÜL 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    05.09.2026 | 2 Min.
    Hz. İsa’nın (a.s.) ahir zamanda yeryüzüne ineceği, hem Kur’an-ı Kerim ve hem de sahih ve mütevatir sünnetle sabittir. Bu olay aynı zamanda kıyametin en büyük alametlerinden birisidir. Bunun için Ehl-i Sünnet âlimleri, İsa’nın (a.s.) ahir zamanda ineceğini kitaplarında açıkça yazmışlardır. Hadis-i Şeriflerde Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Allâh’a yemin ederim ki Meryem oğlu İsa’nın adaletli bir hâkim olarak inmesi yakındır.”(Buhari, Enbiya, 49) “Nefsim elinde olan Zât-ı Zulcelâle yemin ederim! Meryem oğlu İsa’nın, aranıza adaletli bir hâkim olarak ineceği, haçı kırıp, hınzırları öldüreceği, cizyeyi kaldıracağı vakit yakındır. O zaman, mal öylesine artar ki, kimse onu kabul etmez; tek bir secde, dünya ve içindekilerin tamamından daha hayırlı olacaktır.” (Müslim, 155) “Meryem oğlu aranıza indiği hâlde, sizden birinin size imamlık yapacağı zaman nasıl olursunuz acaba?” (Buhari, Fethu’l Bârî, 6/490-491) “Ümmetimden bir taife hak üzerine savaşırlar ve kıyamet gününe dek muzaffer kalırlar. Meryem oğlu İsa indiğinde o taifenin amiri ona, ‘Bize namaz kıldır.’ der. O ise şöyle der: ‘Hayır, birbirinizin birbirinize karşı amir olması, Allâh’ın bu ümmete bir ikramıdır.” (Müslim, Şerhu’n Nevevi, 2/193-194) Ayrıca itikada dair yazılan ilk eser olan Fıkh-ı Ekber’de İmam Azam (rh.a) Hazretleri; “Kıyamet alametlerinden Nüzul-u İsa haktır” diye yazmıştır. İmam Maturidi de, Hz. İsa’nın kıyamet kopmadan önce yeryüzüne ineceğini ve kendisine tabi olanlarla birlikte kâfirlerle savaşacağını söylemektedir. (el-İbane, Trc, 99) (Muhtelif Eserlerden Derleme)
Weitere Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Koran Projekt und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.15.7 | © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 9/9/2026 - 8:52:32 PM