PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2379 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    ŞEHİT GENÇ OSMAN (1604-1622)-14 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    14.05.2026 | 2 Min.
    Osmanlı sultanlarının on altıncısı olan II. Osman’ın babası Sultan I. Ahmed Han, annesi Mahfiruz Hadîce Sultandır. 1604 senesinde İstanbul’da doğdu. İyi bir eğitimle yetiştirildi. Arapça, Farsça, Latince, Yunanca, İtalyanca gibi doğu ve batı dillerini öğrendi. Kuvvetli bir edebiyat, tarih, coğrafya ve matematik tahsili gördü. 26 Şubat 1618 günü Osmanlı sultanı oldu. Sultan İkinci Osman Han güneş yüzlü, heybetli, yüksek himmet sâhibi, bahadır bir pâdişâhtı. Fevkalâde iyi bir binici, silâh ve harp âletlerini kullanmakta pek mâhirdi. Şecâat ve binicilikte akranı pek az olup, şirin çehreli ve güzel tavırlıydı. Sultan Genç Osman dînî ve fennî ilimlerde âlimdi. Fârisi mahlasıyla yazdığı şiirlerinin toplandığı Dîvân’ı vardır. İkinci Osman’ın tahta çıkışının ilk aylarında İran ile barış antlaşması imzâlanarak harbe son verildi. Sultan Osman, Lehistan’ı ele geçirip, Baltık Denizine çıkmak, orada bir donanma kurarak, Atlas Okyanusuna geçip Avrupa hıristiyanlığını hem Akdeniz hem okyanus donanmalarıyla çember içine almak gâyesiyle 21 Mayıs 1621’de Cuma namazını kıldıktan sonra sefere çıktı. Netîcede kış mevsiminin gelmesi üzerine Lehistan’la barış yapılarak geri dönüldü. Lehistan Seferinde tam muvaffakiyet elde edemeyen Sultan, bunun sebebinin askerlerin gayretsizliği olduğuna inanıyordu. Kapıkulu ocaklarını kaldırmak istiyordu. Ancak onun bu ıslâhât fikirlerine kapıkulu ocakları açıkça karşı çıkıyordu. Nitekim yeniçerilerle sipâhiler ayaklandılar. Netîcede isyan Sultan Osman Hanın hal’i (ve şehit edilmesivle) ve Sultan Mustafa’nın ikinci defâ tahta geçirilmesiyle son buldu. (Rehber Ansiklopedisi, Osman-II, c.16)
  • Mevlana Takvimi

    BABA DOSTUNA İYİLİK ETMEK-13 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    13.05.2026 | 2 Min.
    Abdullah ibni Ömer (r.a.), şöyle bir olay yaşadığını anlattı: "Bir defasında yolculuk ederken bir bedevî ile karşılaştım; bu bedevînin babası Hz. Ömer (r.a.)’in dostuydu." İbni Ömer (r.a.) bedevîye: "Sen falanın oğlu değil misin?" diye sordu. O da: "Evet, onun oğluyum." dedi. Bunun üzerine Abdullah ibni Ömer (r.a.), yolculuk yaparken devenin üzerinde yorulduğu zaman, ondan inip rahatlamak için bindiği eşeği ve başındaki sarığı çıkarıp bedevîye hediye etti. İbni Ömer (r.a.) ile birlikte yolculuk edenlerden biri: "Şu bedevîye iki dirhem yetmez miydi de bunca şey verdin?" diye söylendi. İbni Ömer (r.a.) ise ona, Resûlullâh (s.a.v.)’in: "Babanın dostunu koruyup gözet! Onunla ilgiyi kesme! Yoksa Allâh imânının nûrunu giderir." uyarısında bulunduğunu haber verdi. Yine Abdullah ibni Ömer (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "İyiliklerin en değerlisi, bir kimsenin baba dostunun yakınlarına iyilikte bulunup onlara ikrâm etmesidir." Vefâ duygusu, insanın sahip olduğu en üstün erdemlerden biridir. Peygamber (s.a.v.) terbiyesiyle yetişen Abdullah ibni Ömer (r.a.) hazretleri de bu üstün vasfa sahip olduğunu, nakledilen bu olaydaki davranışıyla göstermiştir. Babasını kaybetmenin üzüntüsünü yaşayan kimse, baba dostlarına tutunarak teselli bulmalıdır. Bu konuda Sultân-ı Enbiyâ (s.a.v.) Efendimiz’in Hz. Hatice (r.anhâ)’nın vefâtından sonra onun dostlarına nasıl ilgi gösterdiği, kurban kestiği zaman onları hatırlayıp kendilerine nasıl pay gönderdiği unutulmamalıdır. (İmâm Buhârî, Edebü’l-Müfred, c.1, s.66-67)
  • Mevlana Takvimi

    MİSAFİRLİK ÜÇ GÜNDÜR-12 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    12.05.2026 | 2 Min.
    Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vasiyetlerinden biri; din kardeşimizin veya yakınımızın yanında fazla ikâmet etmememiz, uzun ziyaretlerimizle onu sıkmamamız, hal ve hatırını sorduktan sonra süratle oradan ayrılmaya çalışmamızdır. Yanında misafir kalmamızı ısrarla isterse, onu gücendirmemek üzere yanında ancak bir gece kalmamız, sabah olunca da ev sahibinden izin alarak ayrılmamız buyurulmaktadır. Şayet ev sahibi yanında kalmamızı isterse ve bu isteğinde bizi zorlarsa, gönlümüzde ve nefsimizde bu ısrarın kalbî ve doğrulukla yapıldığı kanaati uyanırsa, orada huzur içinde kalabiliriz. İçimizde aksine bir duygu doğarsa, kendisi bu ayrılığı kâbul etmese dahî, oradan izin alıp ayrılmamız icâb etmektedir. Özellikle ev sahibimiz oturduğu kasabanın tanınmış, eli açık ve birçok insanın ziyaret edip yanında yatıp kalktığı kimseyse, yanında çok kalmamalıyız. Çünkü ikrâm ve bağıştan kendisine usanç geleceği gibi, sonunda kendisini insanların gözünden saklamaya çalışacağı veya o kasabadan ayrılmak zorunda kalacağı bilinmelidir. Ziyaretlerini kısa ve hafif yapanların, Allâh (c.c.)’un rahmetine kavuşacaklarını Efendimiz (s.a.v.) buyurmuşlar ve bu yönü haber vermişlerdir. “Allâh (c.c.)’a ve âhiret gününe imân edenler, misafirini bir gece ve gündüz mükâfatlandırmalıdır. Misafirlik üç gündür. Bundan fazlası sadakadır. Bir misafirin ev sahibini sıkacak kadar kalması helâl sayılmaz." (Buharî) Hafız Münzirî (rh.a) şöyle der: "Bilginlerin yukarıda anlatılan hadîs üzerinde iki ayrı düşüncesi vardır. Bunlardan birincisi; kişi, başka yere giden yolcu misafirlere bir gün ve gece yiyecek ve içeceğini verir. Kalıcı misafirleri ise üç gün misafir eder. İkinci düşünce; kişi misafiri karşılayıp yedirip doyurduktan sonra ona yolluk olarak bir gün bir gecelik yiyeceğini yererek uğurlar." (İmâm Şarani, Büyük Ahidler, s.942-944)
  • Mevlana Takvimi

    KADININ HACCI VE BAŞKALARININ YERİNE HAC YAPMAK-11 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    11.05.2026 | 2 Min.
    Kadının, beraberinde kocası veya mahremi olmaksızın haccetmesi caiz değildir. Ancak bu hüküm, Mekke ile kadının bulunduğu yer arasında, üç gün üç gecelik mesafe (90 km) olması hâlindedir. Eğer mesafe bundan daha kısa olursa, mahremi veya kocası olmadan, yalnız olarak haccetmesi caizdir. Eğer kadın, mahrem bir kişi bulursa, kocasının onu hacdan menetmesi caiz değildir. Buluğ çağına ermiş kızın mahremi olmaksızın haccetmesi caiz değildir. Kadın ile birlikte hac için yolculuğa çıkmış olan mahremin nafakası (yol masrafı) kadına aittir. Kadın, talâk veya vefat iddetinde iken haccetmek üzere evinden çıkamaz. Kadın ihramda iken yüzünü açar; bununla kastedilen, örtünün, kadının yüzüne değmemesidir. Eğer örtüyü, yüzüne değmeyecek şekilde yaparsa caiz olur. Kadının eğer kendisiyle birlikte hacca gidecek mahremi veya kocası olmazsa kendisi adına, kendi malından haccın edâ edilmesini vasiyet etmesi icap eder. Bir kimseye hac farz olsa ve haccetmese, nihayet hastalansa ve hastalık, haccetmesine mâni olsa veyahut da gözleri âmâ olsa, kendi malından haccedilmesini vasiyet etmesi icap eder. Ölen kimse, kendi adına haccedilmesini vasiyet etmişse ve malının üçte biri buna yetmediği için varisler, onun namına hac yaptırmamışlarsa, ölen kişi günah işlemiş olmaz. Vasiyet, ölen kimsenin malının üçte birinden yerine getirilir. Vasiyet, ister hac, ister namaz fidyesi isterse de zekât olsun fark etmez. Fakat varisler yetişkin olup buna rızaları bulunmadığı müddetçe vasiyetin, malın üçte birinden daha fazlasından yerine getirilmesi caiz değildir. (Eşref Ali et-Tehânevî, Hanefi İlmihali, s.363-365)
  • Mevlana Takvimi

    MİSAFİRE İKRAM SÜNNETTİR-10 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    10.05.2026 | 2 Min.
    Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: "Misafir ağırlamayan kimsede hayır yoktur". Peygamberimiz (s.a.v), bir gün deve ve sığır sürüsü olan birine uğrar. Fakat adam Peygamberimizi (s.a.v.) ağırlamaz. Sonra sadece bir kaç kuzusu olan bir kadına uğrar. Kadın Peygamberimiz (s.a.v.)’i ağırlayarak kuzu keser. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) buyurur ki: "Her ikisine bir bakınız. Bu huy Allâh’ın kudreti dahilindedir. Allâh kime iyi ahlâk bahşetmek isterse ona verir." Hz. İbrahim (a.s.), yemek yiyeceği zaman dışarı çıkar ve bir ya da iki mil kadar uzaklara giderek birlikte yemek yiyeceği birini arardı. "Misafir Babası" diye ün salmıştı. Peygamberimiz (s.a.v.)’e imân nedir diye sordular : "Yemek yedirmek ve herkese selâm vermektir" diye cevap buyurdu. Günâhlara kefaret olan ve derece yükselten amellerin ne olduğu sorulduğunda: "Yemek yedirmek ve halk uykuda iken namaz kılmaktır." buyurdu. Hacc’ın kâbul edilmesine sebep olan ibâdetlerin ne olduğu hakkındaki bir soruya ise: "Yemek yedirmek ve tatli dil" diye cevap buyurdu. Hz. Enes İbn-i Mâlik (r.a.): "Misafirin girmediği eve melek de girmez." buyurur. Yemek verenin fakirleri unutmaması hatta onlara daha öncelik tanıması, yakınlarınıda ihmâl etmemesi ve akrâbalık bağlarına zarar vermemesi gerekir. Yemek verenin dost ve tanıdıkları arasında gönül kırıcı bir ayrım yapması küskünlüğe yol acar. Bunlar yanında yemek verenin verdiği yemeği öğünme ve böbürlenme aracı olarak kullanmaması, onu dostlarının kalbini hoşnut etme vesilesi, mü’minleri sevindirme ve Peygamberimizin (s.a.v.)’in sünnetine uyma vesilesi bilmesi gerekir. İyilik, ancak güleryüz, tatlı söz ve geleni iyi karşılamak ile tamamlanır. (İmam Gazali, Kalplerin Keşfi, s.108)
Weitere Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, القران الكريم كاملا mp3 - قران كريم mp3 und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v6.9.1| © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 5/14/2026 - 2:35:56 PM