Cenâb-ı Hâkk’ın (c.c.) haram kıldığı; adam öldürmeyi, içki içmeyi, zina yapmayı haram olduğunu bildiği halde helaldir diyen herkes kafirdir. İslâm esaslarından bir esası, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in işlediklerinden tevatüren nakledilmesiyle yakinen bilineni ve Efendimiz (s.a.v.)’in üzerine icma-ı ümmetin vâki olduğunu kesinlikle bilineni inkâr eden ve yalanlayanı kesinlikle tekfir ederiz. Beş vakit namazın farz olmasını, rekâtlarının adedini, secdelerini inkâr edip, bize Cenâb-ı Hâkk (c.c.)’un kitabında sırf namaz kılmayı emretmiştir (Beş vakit olduğunu, rekât ve secdelerini emretmemiştir), beş vakit olması bu erkân ve şartlarla kılınmasının emredildiğini düşünmüyorum çünkü Kur’ân’da bu hususta açık bir nâs yoktur diyen, bu hususta varid olan hadîs de haber-i vahiddir (kâbul olunmaz) diyen kimse de kafirdir. Haricilerden, “Namaz, sabah ve akşam olmak üzere iki vakit farzdır” diyen, Batıniyye mezhebinden ‘farzlar öyle kişilerin isimleridir ki, onlar imam olmakla emrolundular’ diyen, ‘uzun müddet çalışmak, nefislerini, iç âlemlerini temizledikleri zaman onlardan ibadeti iskat (üzerinden düşmesi) eder ve onlara her şeyi mubah kıldığı gibi, şer’î teklifleri onlardan kaldırır’ diyenlerin de tekfir edildiğine dair icma-ı ümmet vâki olmuştur. (Kadı İyaz, Şifâ-i Şerîf, s. 708) İSLAM YOLUNDA HARCANAN KURUŞ İmâm-ı Rabbânî Hazretleri Mektûbât’ında şöyle buyurmuştur: “Bugün İslam çok garip (hükümlerini insanların birçoğu tarafından terkedilmiş, terketmeyenlerin de dost ve yardımcı bulamadığı) bir zamandadır. Bu zamanda İslâmın güçlenmesi için harcanan bir kuruş binlerce dînâr ve dirhem (altın ve gümüş) yerine geçer. Bu büyük nimetle şereflenenlere ne mutlu!” (İmam Rabbani, Mektubat, c.1, 193. Mektup)