2461 Episoden
- Allâhü Teâlâ buyurdu:"Erkek mü’minlerle kadın mü’minlere işlemedikleri bir günâh yüzünden ezâ edenler de muhakkâk bir yalan ve apaçık bir günâh yüklenmişlerdir." (Ahzab s. 58) Allâhü Teâlâ buyurdu: "Ey imân edenler! Bir kavim diğer bir kavimle alay etmesin. Olur ki alay edilenler kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da kadınları eğlenceye almasın. Olur ki onlar, eğlenceye alınanlar kendilerinden daha hayırlıdır. Kendi kendinizi ayıplamayın. Birbirinizi kötü lakâblarla çağırmayın. Imândan sonra fasıklık ne kötü addır. Kim tevbe etmezse onlar zâlimlerin ta kendileridir." (Hucurat s. 11) Allâh Teâlâ buyurdu: "Ey imân edenler! Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Kiminiz de kiminizi arkasından çekiştirmesin" (Hucurat s. 12) Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurur: "Kıyâmet gününde Allâh divanında nasın en şerlisi, şerrinden korkularak halkın kendisini terkettiği kimsedir." Bir hadîs-i şerifte şöyle buyurulmuştur: "Her müslümanın müslüman üzerine kanı, malı ve ırzı haramdır." Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu: "Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, onu horlamaz. Kişiye şer olarak müslüman kardeşini horlaması yeter." Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu: "Müslümana sövmek fısk, onu öldürmek de küfürdür." Ebû Hüreyre (r.a.)’den şöyle bir hadis-i şerif rivayet olunmuştur: "Mirac gecesinde cehennemde bir takım kimselerin yanına uğradım, bakırdan tırnakları vardı. Bunlarla yüzlerini ve göğüslerini kaşıyorlardı. Ben: "Ey Cibril! Bunlar kimlerdir?" diye sordum. Cibril (a.s.): "Bunlar halkın etlerini yiyen yani gıybet eden ve insanların şereflerine dil uzatanlardır" cevabını verdi." (İmâm Şemsüddin ez-Zehebî, İslâm Şeriatinde Büyük Günâhlar, s187)
- Ebu Hayye kızı Hayye (r.anha) şöyle anlatıyor: Bir öğle vakti evime bir adam geldi. Ona “Ey Allâh’ın kulu! Bu sıcakta ne geziyorsun?” diye sordum. Adam “Ben ve bir arkadaşım kaybolan bir devemizi arıyorduk. Arkadaşım şu anda aramayı sürdürmektedir. Bense gölgeleneyim ve biraz da su içeyim diye buraya geldim” dedi. O sırada evde bir miktar ayranımız vardı. Ondan getirerek kendisine ikram ettim. Ayranı içtiğinde “Ey Allâh’ın kulu! Sen kimsin?” diye sordum. “Ben Ebubekir’im” dedi. Bunun üzerine “Sen Hz. Peygamber (s.a.v.)’in arkadaşı ve ismini işittiğimiz Ebubekir misin?” dedim. “Evet!” dedi. Ben de kendisine kabilemiz olan Has’âm kabilesi mensuplarının câhiliye döneminde birbirlerini yediklerini; Allâh Te’âlâ’nın İslâmiyet sayesinde bizleri kaynaştırıp kardeşler yaptığını söyledim.
Sonra da “Ey Allâh’ın kulu! İnsanlar bu durumlarını ne zamana kadar muhafaza edeceklerdir?” diye sordum. “İmamları doğru olduğu sürece bu durumlarını muhafaza edebileceklerdir” buyurdu. “İmamlar dediğiniz kimlerdir?” dediğimde de şunları söyledi: “Kabile halkının arkasından gittiği ve kendisine itaat ettiği reisler birer imamdır. İşte bunlar doğru kaldıkları sürece halk da böyle huzur içerisinde yâşayacaktır.
Hâris b. Muaviye (r.a.) şöyle anlatıyor: Hz. Ömer (r.a.)’in yanına vardığımda bana “Şam halkını nasıl buldun?” diye sordu. Ben de iyi bulduğumu söyledim. Hz. Ömer (r.a.) Allâh (c.c.)’e hamdettikten sonra “Zannediyorum siz müşriklerle oturup kalkıyordunuz?” buyurdu. “Hayır ey Mü’minlerin Emîri! Bizler onlarla oturup kalkmazdık” dedim. Bunun üzerine şunları söyledi: “Eğer onlarla oturup kalkarsanız nihayet birlikte yeyip içmeye de başlarsınız. Şunu biliniz ki ancak böyle yapmadığınız sürece hayırlı bir toplum sayılırsınız.”
(Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, c.3, s.261-263 - İlmin en büyük düşmanı olan unutmanın bir çok maddî ve manevî sebepleri; olduğu gibi, yüksek bir hafızaya sahip olmanın da bir çok maddî ve manevî sebepleri vardır: İmam Suyûtî hazretleri kitabında şöyle nakletmektedir: “On şey insana unutkanlık verir: 1. Yeşil havuç yemek, 2. Ekşi ve ham elma yemek, 3. Fare artığını yemek ve içmek, 4. Durgun suya bevletmek, 5. Yola bit atmak, 6. İdam edilmiş kişiye bakmak, 7. İki katar arasından geçmek, 8. Evi bez ile süpürmek, 9. Mezar taşlarını okumak, 10. Uzun süre denize bakmak” Bazıları da şunları ilâve ettiler: 11. Cünüp iken yemek ve içmek, 12. Çok balık eti yemek, 13. Karnı tıka basa doldurmak, 14. Bakla yemek 15. Sakız çiğnemek, 16. Siyah terlik giymek, 17. Enseden hacamat yaptırmak, 18. Üzüntü, İsyan, 19. Çok günah, 20. Dünya ile çok meşgul olmak, 21. Dünya işleri için çok üzülmek, 22. Borçlu olmak, 23. Müstehcen şeylerle ilgilenmek, 24. Balgam yapıcı gıdalar almak... 25. Avret mahalline bakmak, 26. Karşı cinsi düşünmek, 27. Kişinin avret yerlerinden çıkan pisliğe bakması. (Keşfu’l-Hafa, 2798) (Fıkhü’l-İbâdet Ala Mezhibi’l-Hanefiyyi) (Kitabü’r-Rahmeti fit-Tıbbı vel Hikmeti, s. 271)
CENÂB-I HAKK (C.C.)’UN PEYGAMBER (S.A.V.)’İ ÖVMESİ-05 AĞUSTOS 2026-MEVLANA TAKVİMİ
05.08.2026 | 2 Min.İlimden bir nebze nasibi olan, birazcık olsun anlayış ve idraki bulunan kişi, Allâhü Teâlâ'nın, Peygamberimiz (s.a.v.)’in kadrini yücelttiğini, ona birçok faziletler, güzellikler, sayısız menkıbeler ihsan ettiğini, dillerin ve kalemlerin ifadeden âciz kaldığı mevkilere erdirdiğini anlamakta asla güçlük çekmez. Allâh (c.c.) kitabında ondan söz etmiştir. Onun büyüklüğüne işaret buyurmuştur. Ahlâkı ve âdabından ötürü onu övmüştür. Kullarını da ona uymaya ve yolundan ayrılmamaya teşvik etmiştir. İlk defa onu öven, ona lutfeden, sonra her yönüyle onu tertemiz kılan odur. Onu övmüş ve ona en büyük mükafatı vermiştir. İkramı başlatan ve devam ettiren yine odur. Dünya ve âhirette hamd ancak ona mahsustur. Peygamber (s.a.v.)’i en mükemmel bir şekilde yarattığını, en üstün vasıflarla teçhiz ettiğini, Ahlâk-ı hamîde ile süslediğini, isabetli görüşler ve çeşitli fazilet ve hasletlerle de donattığını, ayrıca Mucizât-ı Bahire (apaçık mucizeler) ve Berahin-i Vazıha (açık deliller) ile de teyid ettiğini tüm yaratıkların gözü önüne sermiştir. Hem öylesine ki; bu gerçekleri kendi asrında yaşayan insanlar gördükleri gibi, onlardan sonra gelenler de görmüşlerdir. Îlme’l-yakîn (gerçek haliyle idrak edip) öğrenmişlerdir. Nihayet (elden ele dilden dile) bu gerçeğin ilmi bize kadar ulaşmıştır. Üzerimize nurları olanca aydınlığı ile saçılmıştır. Allâh (c.c.) onun namını hem dünyada, hem ahirette yükseltmiştir, hiçbir hatip, hiçbir şehadet getiren veya namaz kılan yoktur ki "Eşhedu enlailâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh" diyerek Resûlullâh (s.a.v.)’in mübarek ismini Allâh (c.c.)’un ismi ile birlikte zikretmesin. (Kadı İyaz, Şifâ-i Şerîf, s.20-28)YABANCI SEYYAHLARIN GÖZÜNDEN OSMANLI HAYIRSEVERLİĞİ-04 AĞUSTOS 2026-MEVLANA TAKVİMİ
04.08.2026 | 2 Min.Fransız Seyyah Du Loir, Osmanlı’daki misafirperverlik, misafirhaneler, yolculara, kimsesizlere, fakirlere, mahkûmlara ve hastalara karşı aklın ve hayalin sınırlarını aşan, toplumun geniş kesimlerini saran bu hayırseverlik ve hayırda yarışma furyası hakkında şaşkınlık ve hayranlığını gizleyememiştir. Konuyla alakalı Fransız seyyah Jean de Thévenot’un, 1665’te yazdığı seyahatnamede yer alan şu ifadeler, Müslümanlar için gayet tabii, ancak Batılılar için gayet şaşırtıcı ve inanılmaz hadiselerdir: “Kimisi daha hayattayken servetiyle fukaraya bakar, kimisi ölürken hastaneler tesisi yahut köprülerle kervansaraylar veyahut yol boylarında çeşmeler inşası için muazzam sermayeler bırakır; hatta birçokları da bu hayrat ve hasenatı daha sağlıklarında yaparlar.” Bir diğer çarpıcı tespit, 18. yüzyılda Osmanlı topraklarında yaşamış Fransız General Comte de Bonneval’a aittir: “Hiçbir istisnası olmamak şartıyla bütün Türkler; ne din farkına, ne de ihtiyaç sahiplerinin geçmiş fiil ve hareketlerine bakmaksızın bütün muhtaçlara yardım ederler. Çünkü onların nazarında herhangi bir şaki (eşkıya) hayat değiştirip mükemmel bir veli olabilir. İşte bundan dolayı Türk hayrat ve hasenatından hiçbir kimse mahrum edilmez.” 1550’li yıllarda Avusturya elçisi Busbeck’e “Türkiye’de her şey insanileşmiş, her katı yumuşamıştır. Hayvanlar bile.” dedirtecek ölçüde, vakıf anlayışının Osmanlı’yı ne denli insanî ve medenî hale getirdiğiyle alakalı seyyah Hans Lewenklaw’ın görüşleriyse şöyledir: “Türkler, yalnızca yoksullara karşı iyiliksever olmakla yetinmezler; onlar caddeleri onarırlar, yolcuların istifade etmesi için çeşmeler yaparlar. Müslüman olsun olmasın herkesin iyiliği için, hastane, otel, hamam, köprü ve cami inşa ettirirler.” (İsmail Çolak, Zafer Dergisi, Haziran 2012, 426. Sayı)
Weitere Islam Podcasts
Trending Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-WebsiteHöre Mevlana Takvimi, Mishary Rashid Alafasy und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App
- Sender und Podcasts favorisieren
- Streamen via Wifi oder Bluetooth
- Unterstützt Carplay & Android Auto
- viele weitere App Funktionen
Hol dir die kostenlose radio.at App
- Sender und Podcasts favorisieren
- Streamen via Wifi oder Bluetooth
- Unterstützt Carplay & Android Auto
- viele weitere App Funktionen


Mevlana Takvimi
Code scannen,
App laden,
loshören.
App laden,
loshören.















