Zum Inhalt springen
PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2503 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    SEYYİD TAHA (K.S.) HUZURUNDA-27 EYLÜL 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    27.09.2026 | 2 Min.
    Hakkâri’nin Şemdinli ilçesindeki Nehri köyü, meşe ve mazı ormanlarıyla çevrili derin bir vadide saklıdır; önünden süt beyazı bir ırmak akar. Nakşibendî-Hâlidî yolunun büyük piri Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî (r.a.)’nin halifesi Seyyid Taha (kuddise sirruh) bu köyde medfundur. 1976’da Üstad Necip Fazıl Kısakürek, mürşidi Abdülhakim Arvâsî Hazretleri’nin şeyhi olan bu zâtın huzuruna varmak için Van’dan Başkale’ye, oradan Yüksekova ve Şemdinli’ye gitti; sonra katır sırtında, zahmetli bir tırmanışla Nehri’ye ulaştı. “Yolda ölürsem, beni Seyyid Taha’nın yanına gömün” diyecek kadar kalbiyle bağ kurduğu bir menzildi burası. Abdülhakim Arvâsî gençliğinde Nehri Tekkesi’nde din ve fen ilimleri tahsil etmiş, silsile Seyyid Fehîm üzerinden Seyyid Taha’ya, oradan Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî (r.a.)’nın nefesine bağlanmıştı. Üstad, bu üç halkalı irfan zincirinin izini sürerek Arvas’tan Nehri’ye yöneldi. Bir zamanlar üç katlı, geniş kemerli mimarisiyle bölgenin ilim ve irfan ocağı olan tekke; 1925’teki hadiselerin ardından çıkarılan kanun bahane edilerek 1926’da toplarla yıkıldı, Nehri yıllarca yasak bölgeye çevrildi. Yapı söndü; fakat hatıra, pınarın serinliğinde ve yalçın kayaların gölgesinde yaşamaya devam etti. Tekke kapatıldı, eşyaları dağıtıldı, arazilere el konuldu; yine de bu menzil, Hâlidî nefesin izini taşıyan bir sığınak ve diriliş yeri olarak kaldı. Nehri’de esen rüzgâr taşlara sinmiş zikri fısıldar; o nefes, suskun kapılardan hâlâ geçer. Üstad için Nehri, harabe değil, yaşayan bir mektepti; not defterini açıp suskun taşların önünde mısralarını kaydetti. “Şemdinli dağlarının içtim nur çeşmesinden, Kurtuldum akreplerin ruhumu deşmesinden.” (Muhsin Kızılkaya, haberturkcom)
  • Mevlana Takvimi

    BESMELE’YE HÜRMET GÖSTERMEK-26 EYLÜL 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    26.09.2026 | 2 Min.
    Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim, üzerinde besmele yazılı bir kâğıdı Allâh’a saygısından dolayı yerden kaldırırsa, Allâh katında sıddîklerden yazılır, ana babasının, müşrik de olsalar azabları hafifletilir." Bu konuda Bişru’l-Hâfi’nin hikayesi meşhurdur. Ebu Hureyre (r.a)’den, Peygamberimiz (s.a.v.)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ey Ebû Hureyre, abdest aldığında "Bismillah" de. Zira, abdestini tamamlayıncaya kadar senin Hafaza Meleklerin sana sevab yazmayı bırakmazlar. Hanımınla münasebette bulunduğunda "Bismillah" de. Zira, sen gusledinceye kadar, Hafaza Meleklerin sana sevab yazarlar. Eğer bu münasebetten bir çocuk olur ve o çocuğun da nesli devam ederse, hiç bir istisna olmaksızın, soyundan gelenlerin nefesleri sayısınca sana sevap yazılır. Ey Ebû Hureyre, bir hayvana bindiğinde, "Bismillah, elhamdülillah" de. O zaman, hayvanın adımları sayısınca sevap yazılır. Bir gemiye bindiğinde de "Bismillah, elhamdülillah" de. O zaman, ondan ininceye kadar sana sevab yazılır." Enes b. Mâlik (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "İnsanların elbiselerini çıkardıkları zaman "Besmele" çekmeleri, insanların mahrem yerleri ile cinlerin gözleri arasında perde olur." (Suyuti, Camius-Sağîr, 2/32) Bu hadiste şuna işaret edilmiştir: Besmele, bu dünyada senin ile cinlerden olan düşmanların arasında perde olursa, ahirette de senin ile zebaniler arasında perde olmaz mı? Kadın sûfîlerin büyüklerinden olan Umretü’l-Fergâniyye’den, "Cünüp ve hayızlı kimsenin besmeleden değil de, Kur’an okumaktan men edilmesindeki hikmet nedir?" diye soruldu da, O şu cevabı verdi: "Besmele çekmek, dostun ismini anmaktır. Dost ise, dostunu anmaktan menedilmez." (Fahruddîn Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr Mefâtîhu’l-Ğayb, c. 1, s. 239-241)
  • Mevlana Takvimi

    ZORUNLU EĞİTİM Mİ, ZORUNLU YOZLAŞMA MI?-25 EYLÜL 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    25.09.2026 | 2 Min.
    Gerçekten biz çocuklarımıza yazık ediyoruz. Okumak istemeyeni veya kapasitesi sınırlı olanı zorla sınıfa hapsediyoruz. Bu gençler ise yetenekli olanları aşağı çekiyor ve eğitimin kalitesini düşürüyor. Zorunlu eğitimi her kademeye yaygınlaştırmak, pedagojik ilkelere ve eğitim biliminin gerçeklerine uygun bir yaklaşım değildir. Temel eğitimin bireyin biyolojik varlıktan sosyal ve bilinçli bir insan haline gelmesi için zorunlu olması, insan fıtratının bir gereğidir. Ancak bu zorunluluğun tüm eğitim basamaklarına aynen uygulanması, bireysel farklılıkları ve sosyolojik gerçeklikleri göz ardı etmek anlamına gelir. 12 yıl kesintisiz zorunlu eğitim devletin tüm çocukların zihinsel formasyonunda mutlak belirleyici olma iddiasının somut bir yansımasıdır. Oysa temel eğitim çocuğun asgari insani yeterlikleri kazanabilmesi açısından bir zorunluluk arz ederken, bu zorunluluğun tüm eğitim kademelerine aynen teşmil edilmesi, ebeveynlerin çocuklarını kendi dünya görüşü, değer sistemi ve hayat tasavvuru doğrultusunda yetiştirme hakkını ciddi şekilde sınırlamakta ve ihlal etmektedir. Türkiye’de mevcut zorunlu eğitim sistemi, tarihsel süreçte çeşitli yabancı fikir akımlarının (pozitivizm, materyalizm, Darwinizm) ve bu fikirlerin ülkemizdeki yansımalarını temsil eden ideolojik yaklaşımların etkisi altında şekillenmiştir. Bugün zorunlu eğitim süreçleri büyük ölçüde genç kuşakları hayata hazırlamakta yetersiz kalmakta, onlara gerçek bir meslekî yeterlik kazandırmak şöyle dursun, çoğu zaman üretkenlikten ve hayata etkin katılımdan uzaklaştıran bir oyalama işlevi görmektedir. İnsan fıtratında öğrenmeye yönelik doğuştan gelen bir merak ve öğrenme arzusu bulunmaktadır. Eğitime değil, tek tipleştirici zorunlu eğitime karşı duruyoruz. (Sefa Saygılı, Yeni Akit)
  • Mevlana Takvimi

    TARİHTE ŞİA TEHLİKESİ-24 EYLÜL 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    24.09.2026 | 2 Min.
    Tarihleri boyunca kâfirle cihaddan geri durmuş, her vesile ile Müslüman katliamı yapmış topluluklar, Yavuz döneminde de bu faaliyetlerden geri durmamıştır. Yavuz Sultan Selîm Han, ülke içinde hâdise çıkartan ve ilerisi için büyük tehlike olabilecek Şii faaliyetlerin kaynağının Safevi Devleti olduğunu biliyordu Gönderdiği dâvetçi ve halîfeleri vasıtasıyla Osmanlı hududları içinde yaşayan Şiîleri kendisine bağlıyor ve fırsat buldukça da isyânlar çıkarıyordu. Yavuz Sultan Selîm Han ise, Şâh İsmail’in bu tehlikeli teşebbüslerini önlemenin tek çıkar yolunun, Anadolu’da Şiîliğin gelişmesini önlemek, hattâ kökünü kazımak olduğunu biliyor, İslâm’ı bütün dünyâya hâkim kılabilmek için Osmanlı Devleti’nin dünyânın en büyük ve kudretli devleti hâline gelmesi zaruretine inanıyordu. Bunun için İran’da kurulan Şiî devletlerin sürekli Osmanlı Devleti’ni tehdîd etmesine ve batıya karşı açılan her seferde Osmanlı’yı arkadan vurmasına son vermek emelinde idi. Zîrâ Osmanlı Devleti’nin en büyük asker kaynağı Türk ve Müslüman nüfûsun yaşadığı Anadolu idi. Buranın emniyette olmaması, devletin başına her an büyük gaileler açabilirdi. Sultan Selim, bütün bunları düşünerek Trabzon Vâliliği’nden beri Şâh İsmail’in Osmanlı ülkesindeki faaliyetlerini yakından takip etmiş, İran içlerine seferler düzenleyerek şiîlerin Anadolu’daki faaliyetlerine mâni olmaya çalışmıştı. Pâdişâh olduktan sonra, bu faaliyetlerin önüne bütünüyle geçmek için köklü tedbirler almaya başladı. Topladığı olağanüstü dîvânda, Şâh İsmail’in İslâm’a verdiği zarar ve Ehl-i Sünnet’e yaptığı saldırıları inceden inceye bir bir anlattı. Dîvânda yapılan uzun müzâkerelerden sonra, İran’a sefere karar verildi. Dîvânın bu karârı üzerine görüşleri alınan o devrin âlimleri böyle bir cihâdın farz olduğuna, Şâh İsmail’e haddinin bildirilmesine dâir fetva verdiler. (Tâcü’t-Tevârih, c.2 s.397; Türk Cihân Mefkuresi Târihi; c.2, s.390)
  • Mevlana Takvimi

    ALLÂH (C.C.)’A HÂMD VE ŞÜKRETMEK-23 EYLÜL 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    23.09.2026 | 2 Min.
    Allâhü Teâlâ’nın insana olan nimetleri, insan aklının vâkıf olamayacağı kadar çoktur. Nitekim Cenâb-ı Hâkk, "Allâh’ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız." (Nahl s. 18) buyurmuştur. İnsanın Allâh (c.c.)’un nimetlerine vâkıf olması imkânsız olunca, bu nimetlere lâyık bir hâmde, şükre ve senâ’ya muktedir olamayacağı da ortaya çıkar. İnsanın, Allâh (c.c.)’a karşı hâmd ve şükrü edâ edebilmesi, ancak Allâh (c.c.)’un onu buna muktedir kıldığında mümkün olur. Allâhü Teâlâ, onun kalbinde hâmd ve şükre yönelik bir duygu yarattığında ve önündeki bütün engel ve mânialar kalktığında, bunların hepsi Allâh (c.c.)’un birer lütfu olur. Buna göre, kulun, Allâh (c.c.)’un şükrünü edâ edebilmesi, ancak Allâhü Teâlâ’nın ona vereceği büyük bir nimet sayesinde mümkün olabilir. Bu nimetler de ayrıca şükrü gerektirir. Bu duruma göre kulun, şükür ve hâmdi edâ edebilmesi, sonsuza kadar tekrarladığı zaman mümkün olur. Bu ise imkânsızdır. Öyleyse insanın, O (c.c.)’a lâyık olacak şekilde Allâh (c.c.)’a hâmd ve şükretmesi imkânsızdır. Hâmd ve şükrün manası, kulun sadece diliyle "Elhamdülillah" demesi değildir. Tam aksine, bunun manası, kendisine nimet verilen kimsenin, nimet verenin kemâl, celâl sıfatları ile mevsûf olduğunu bilmesidir. İnsanın aklına gelen her türlü kemâl ve celâl sıfatlarından, Allâh (c.c.)’un kemâli ve celâli daha büyük ve daha yücedir. Bu böyle olunca, insanın Allâh (c.c.)’a lâyıkı veçhile hâmdetmesi, şükretmesi ve senâ etmesi imkânsız olur. Anlaşıldığı üzere Râbbimizʼe lâyıkıyla şükredebilmekten âciziz. Bununla birlikte, müjdelendiği üzere cennete ilk girecek zümre hâmmadun zümresidir ki bu zümre Allâh (c.c.)’a en çok hâmdeden zümredir. Bu nedenle O (c.c.)’a gücümüz nisbetinde çokça hamdetmeye çalışmalıyız. (Fahruddîn Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr Mefâtîhu’l-Ğayb, c.1, s.311)
Weitere Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Leuchtturm der Rechtleitung - Der Islam Podcast mit Walid El-Zein und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.18.0 | © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 9/27/2026 - 10:03:58 AM