PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2390 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    TERVİYE GÜNÜ VE AREFE GÜNÜ İBADETLERİ-25 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    25.05.2026 | 2 Min.
    Kurbân bayramının arefe gününün sabah namâzından i‘tibâren bayramın dördüncü gününün ikindi namâzına kadar yirmi üç vakit farz namâzlardan sonra def‘a:“Allâhüekber, Allâhüekber, Lâ ilâhe illâ’llâ huva’llâhu ekber, Allâhü ekber ve li’llâhi’l hamd”diye tekbîr alınır ki, buna (teşrîk tekbîri) denir. Teşrîk tekbîrleri, âlimlerin birçoğuna göre vacîbdir. Arefe Günü Zikri Nebi (s.a.v.) arefe gününde en çok şu zikri yaparlardı: “Lâ ilahe illâllâhüvahdehu lâ şerike leh lehül mülkü ve lehülhadmdübiyedihi’lhayr ve hüve alâ külli şey’in kadir” Terviye ve Arefe Günü Orucu Ebül Kasım-ı İsfehânî ve Beyhakî, Enes bin Mâlik’in (r.a.) bildirdiği şu hadîs-i şerîfi naklederler: “Bu günlerin her biri, fazilette bin güne, Arife günü ise on bin güne eşittir” buyuruldu. Bir başka hadîs-i şerîfde de: “Zilhiccenin ilk on gününün her günündeki oruç, sevab bakımından, helâl malından âzâd edilmiş yüz kölenin sevabına yâhud Allâh (c.c.) yolundaki mücâhidlere yüz at verme sevabına, yâhud Kâbe’ye kurban için gönderilen yüz devenin sevabına eşittir. Terviye günü olunca, ya’nî Zilhiccenin sekizinci günü ise, bin köle âzâd etmek, bin at vermek ve Kâ’beye bin deve kurban için göndermek sevabına eşittir. Arife günündeki oruç ise, iki bin köle âzâd etmek, iki bin at vermek ve Kâbe’ye kurban için iki bin deve göndermek sevabına eşittir” buyuruldu. Bir başka hadîs-i şerîfde de: “Arife günü oruç tutanın sevabı, altmış sene ara vermeden oruç tutmanın sevabı gibidir” buyuruldu. Ravdatü’l Ulemâ’da diyor ki: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Arife günü oruç tutana, Âdem (a.s.)’ın zamanından kıyâmetin kopması demek olan Sûr’a üfürülünceye kadar olan insanların oruç tutanlarının ve tutmayanlarının sayısının iki katı kadar sevâb yazılır.” (Muhammed Rebhâmi, Riyâd’ün-Nâsihîn, s.270-271)
  • Mevlana Takvimi

    HAYATI KUCAKLAYAN OSMANLI VAKIFLARI-24 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    24.05.2026 | 2 Min.
    Osmanlı’da vakıflar, toplumun hayır ve iyiliği için çalışan bir tür “yardımlaşma sandığı”ndan farksızdı. Osmanlı toplumunda adeta darb-ı mesel haline gelmiş şu söz, vakıfların hayatın içine nasıl yayıldığını ve ne denli önemli bir fonksiyon ifa ettiğini çok mükemmel bir şekilde ifade etmektedir: “Vakıflar sayesinde bir adam, vakıf bir evde doğar, vakıf beşikte uyur, vakıf mallardan yer ve içer, vakıf kitaplardan okur, vakıf bir mektepte hocalık eder, vakıf idaresinden ücretini alır, öldüğü zaman vakıf bir tabuta konur ve vakıf bir mezarlığa gömülür". Vakıf hastanelerde her dinden ve ırktan insanların tedavi edildiğini, doktor temin edildiğini ve gerekirse ücretsiz ilaç verildiğini de görmekteyiz. Aynı zamanda vakıflar yolu ile gelir dağılımındaki dengesizlikler asgariye indiriliyor, toplumsal adalet sağlanarak sosyal patlamaların ve sınıf çatışmalarının da önü alınıyordu. Vakıfları, sadece fakirlere yardım eden ve cümle mahlûkata hizmet götüren bir müessese olarak görmek eksik bir değerlendirme olur; zira vakıflar aynı zamanda Osmanlı kültür ve medeniyetinin, fikir ve irfan hayatının da belkemiği mesabesindeydi. Osmanlı, halkının ekseriyeti Hıristiyan olan Rumeli’de fetihlerin hemen ardından vakıf müesseseleri, külliyeler kurmaya o kadar önem verdi ve bunları, Osmanlı/İslam mimarisine göre o kadar süratle inşa etti ki, bu sayede hem halkın gönlünü kazandı, varlığını benimsetti hem de iskân siyasetini kolayca tatbik etmesini sağlayarak buraları birer Müslüman-Türk toprağı haline getirmeyi ve devletin güç ve kudretini sergilemeyi başardı. (İsmail Çolak, Zafer Dergisi, Haziran 2012, 426. Sayı)
  • Mevlana Takvimi

    GÜNÜMÜZ ŞARTLARI (!) VE FÂİZ-23 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    23.05.2026 | 3 Min.
    SORU: Günümüz şartlarında fâizsiz iş yapmanın veya bazı ihtiyaçları karşılamanın zor olduğunu öne sürerek veya “İslâm, sadece fahiş fâizi ve tefeciliği kaldırmıştır. Buna, riba denir; oysa fâiz, meşru ve mubahtır.” gibi söylemlerle fâizi meşrulaştırma çabasına verilecek cevap nedir? CEVAP: Bilindiği gibi, fâiz yasağıyla ilgili son noktayı koyan âyet ve hadîslerde “fâiz/ribâ” mutlak anlamda kullanılmış olup, kanûnî olup olmaması, devlet veya özel kurumlar tarafından verilmesi veya bileşik fâiz olması gibi hiçbir ayrım yapılmamıştır. Kur’an’daki âyetlerden hiçbiri, tefecilik olarak bilinen fâizi feshedip de öteki şekillerini muhafaza etmeyi îmâ etmemiştir. Kur’an ve sünnette bir ifade mutlak olarak geçmişse, onun bir başka yerde kayıtlandığına dâir kesin delîl bulunmadıkça, o ifadenin kapsamını müctehidin kendi görüşüne göre daraltması doğru olmaz, bu, kutsal metnin maksadıyla oynamak olur. Ayrıca, bu görüşü savunanlar da dâhil olmak üzere, tüketim amaçlı borçlanmalardan alınan fâizin, cahiliye ribası kapsamında olduğu ve âyetlerde bu fâizin yasaklandığı, herkes tarafından kabul görmüştür. Hz. Peygamber (s.a.v.), Kur’an’ın ilk müfessiri ve uygulayıcısı olarak, Âl-i İmrân Sûresi’nde yer alan âyetteki fâiz yasağını, yalnızca fahiş şekildeki fâiz çeşitlerini kapsadığı biçiminde anlamış olsaydı; Veda Hutbesi’nde bunu açıklardı ve mezhep imamları da bunu bize naklederdi. Hâlbuki ilgili âyetler, Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından böyle anlaşılmamış olmalı ki, Efendimiz (s.a.v.); oransal bir ayrımdan bahsetmeksizin, bütün fâiz oranlarının ve türlerinin yasak olduğunu son konuşmasında da vurgulu bir biçimde ifade etmiştir. Oranına bakmaksızın gerek amcası Hz. Abbas (r.a.)’ın (ki Kâbe’ye gelen hacılara yaptığı ikramlarındaki cömertliği ile bilinen Abbas (r.a.)’ın), borç verdiği şahıslardan yüksek oranlarda fâiz alıyor olması, gerekse sahabelerden bir kısmının yüksek oranda bulunmayan fâiz alacaklarını bile yasakladığını ilan etmiştir. (Misvak Neşriyat, Hak Dinin Batıl Yorumlarına Cevaplar, s.314)
  • Mevlana Takvimi

    KURBANLA İLGİLİ MESELELER-1-22 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    22.05.2026 | 2 Min.
    Hz. Âişe’nin (r.anhâ) şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Âdemoğlu, nahir (kurban bayramının ilk) gününde Allâh Azze ve Celle’ye kan dökmekten daha sevgili gelen hiçbir amel işlememiştir. Muhakkak kesilmiş olan o hayvanlar kıyamet gününde, boynuzlarıyla, tırnaklarıyla ve kıllarıyla gelirler. Şüphesiz kesilen hayvanın kanı, yere düşmeden evvel, Allâh Azze ve Celle katında yüksek bir mevkiye düşmüş olur. Binaenaleyh bununla nefsiniz hoş olsun.” Zekât nisabına veya ihtiyacından fazla olup da kıymeti, nisap miktarına ulaşmış bir mala malik olan bu malın ticaret malı olup olmaması arasında fark yoktur- bir müslümanın kurban kesmesi vaciptir. Kurban kesmenin vakti, nahir günü (Zilhicce'nin onuncu günü) fecrin tuluundan (doğuşundan) itibaren başlar ve Zilhiccenin on ikinci (bayramın üçüncü) günü güneşin batımına kadar devam eder. Efdal olan, nahir günü (bayramın birinci günü) kesmek, ondan sonra on birinci günü kesmek, ondan sonra da on ikinci günü kesmektir. Zilhiccenin on ikinci günü güneş batımına kadar kurban kesmek caizdir; dolayısıyla on ikinci gün (bayramın 3. günü), güneş battığında artık kurban kesmek caiz olmaz. Nahir günü fecrin doğuşundan itibaren, on ikinci günü güneşin batımına kadar kurban kesmek caizdir, gerek gündüz kesilsin gerekse gece kesilsin fark etmez; fakat efdal olan, damarları kesme hususunda hata yapmamak için, gündüz kesmektir. Kurbanda ancak şu üç cins sahih olur: Koyun, sığır ve deve. (Eşref Ali et-Tehânevî, Hanefi İlmihali, s.516-518)
  • Mevlana Takvimi

    FAZİLETLİ BİR DUA-21 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    21.05.2026 | 2 Min.
    “Her kim, sabahladığı vakit, on kere, ‘La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh, Lehu’l-Mülkü Ve Lehu’l-Hamdu Ve Huve Ala Kulli Şeyin Kadir’ derse, İsmail (a.s.)’ın çocuklarından dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi olur ve onun için on iyilik yazılır “Her kim, sabahladığı vakit, on kere, ‘La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh, Lehu’l-Mülkü Ve Lehu’l-Hamdu Ve Huve Ala Kulli Şeyin Kadir’ derse, İsmail (a.s.)’ın çocuklarından dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi olur ve onun için on iyilik yazılır CENNETLE MÜJDELENMİŞ 10 SAHABÎ Cennetle müjdelenmiş 10 sahabi ve Müslüman olduklarındaki yaşları: Ali bin Ebi Talib (r.a) - 8 Talha bin Ubeydullah (r.a) - 11 Zübeyr bin Avvam (r.a) - 16 Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a) - 17 Said bin Zeyd (r.a) - 19 Osman bin Affan (r.a) - 20 Ömer bin Hattab (r.a) - 26 Ebu Ubeyde bin Cerrah (r.a) - 27 Abdurrahman bin Avf (r.a) - 30 Ebubekir es-Sıddîk (r.a) - 37 5 ŞEYDE ACELE ETMELİ! Hâtem-i Esamm kuddise sirruhu şöyle buyurdu; Acele etmek şeytandandır. Ancak beş şeyde şeytandan değildir. Muhakkak ki onlar Rasûlullah'ın sünnetleridir; 1. Misafir geldiği zaman yedirmek 2. Öldüğü zaman ölünün teçhizini yapmak 3. Buluğa erdiği zaman kızı evlendirmek 4. Vakti geldiği zaman borcunu ödemek 5. Günah işlediği zaman tövbe etmek. (Münebbihat)
Weitere Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Yasir Qadhi und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v6.9.1| © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 5/25/2026 - 9:58:25 PM