PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2359 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    İLİM TALEBELERİNİN DÖRT GÖREVİ-24 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    24.04.2026 | 2 Min.
    İlim ve fende layıkıyla ortaya çıkmak isteyenlerin üstlenmesi gereken bazı önemli görevler şunlardır: 1. Ahlakı güzelleştirmek ve vicdanı temizlemeye özen göstermektir. Büyük bilgin Fahreddin Razi Hz. şöyle demiştir: “Ruhun mutluluğu ancak iki şeyle sağlanır: Biri, aklın ilimle olgunlaşması; diğeri de ilmin güzel ahlak ile desteklenip aydınlanmasıdır.” Bir insan ne kadar ilim ve fenle fikir ve zihnini geliştirirse geliştirsin, güzel ahlakla donanmadıkça ruhsal mutluluğu hakkıyla kazanmış sayılmaz. (Kim ilmini, ahlakını güzelleştirmek için kullanmazsa, o ilim ona ahirette fayda vermez.) 2. İyi niyet sahibi olmak ve kararlı, metanetli davranmaktır. İyi niyet taşımayanlar gerçek fazilete sahip olamazlar. Eğitim yolunda kararlılık göstermeyenler de feyiz ve kemalata ulaşamazlar. Sabrı ve metaneti olanlar, zorlu ihtiyaçlar ve saldırgan düşmanlara rağmen ilim dairesini genişletmeye devam ederler. 3. İlim ve fenne karşı yüksek bir hisle bağlı olmak ve hayatının bir dakikasını bile boş yere harcamamaya çalışmaktır. İnsan hayatı çok kıymetlidir. Geçirilen zamanın bir anını bile bir daha telafi etmek mümkün değildir. İmam-ı Âzam hazretleri şöyle der: “En büyük musibet, vaktin faydasız bir şekilde ziyan edilmesidir.” Bir başka şair de şöyle der: (Zamanını “yazık”la, “vah vah”la (dövünmeyle) zayi etme. Çünkü fırsatlar kıymetlidir, zaman ise kılıç gibidir. Fırsatı değerlendir, zira dünya bir andan ibarettir. O bir an da âlimlerin katında bir âlemden daha değerlidir.) 4. Ömür boyu ilim öğrenmeye kararlı olmaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz”. Bu yüzden, ilim ve faziletin güzelliklerini kazanmak isteyenler sağlam bir azimle, sarsılmaz bir metanetle kemalat yolunu takip etmelidirler. (Misvak Neşriyat, Ömer Nasuhi Bilmen, Makaleler, s. 148-150)
  • Mevlana Takvimi

    CİHAD MEYDANINDA İKİ YAVRU ARSLAN-23 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    23.04.2026 | 2 Min.
    Ebû Vakkas (r.a.)’ın oğlu Hz. Umeyr (r.a.) küçük yaşta bir sahâbidir. İslam’ın ilk yıllarında müslüman olmuştur. Meşhur bir sahâbi olan Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.)’ın kardeşidir. Sa’d (r.a.) diyor ki: Ben kardeşim Umeyr (r.a.)’ın Bedir Savaşı için hazırlıklar yaparken, kimse görmesin diye oraya buraya gizlenip durduğunu gördüm. Bu durumu görünce hayret ettim ve “Ne oldu, neden gizlenip duruyorsun?” deyince, şöyle dedi: “Peygamber (s.a.v.) beni görüp de çocuk diye savaşa gitmemi yasaklarsa bir daha gidemem. Halbuki ben mutlaka savaşa katılmayı arzuluyorum. Belki de Allahü Teâlâ bana bir türlü şehidlik nasip eder” dedi. Nihayet ordu görüşe hazır olunca korktuğu başına geldi. Resûlullâh (s.a.v.) yaşı küçük olduğu için onu kabul etmedi. Fakat arzusu çok fazla olduğundan dayanamayıp ağlamaya başladı. Peygamber (s.a.v.) onun arzu ve ağlamasını görünce izin verdi. O da savaşa katıldı. İkinci arzusu da yerine geldi ve bu savaşta şehid oldu. Kardeşi Sa’d (r.a.) diyor ki: “Boyunun küçük olması ve kılıcın da büyük olmasından dolayı ben (kılıç) yüksek dursun da yere sürünmesin diye bağına düğümler atıyordum.” Hz. Umeyr (r.a.) Âbillahm’ın kölesi ve küçük yaşta bir çocuktu. O devirde cihada katılmak küçük-büyük herkesin candan arzuladığı bir şeydi. O Hayber Savaşına katılmak istedi. Kabilesinin ileri gelenleri ona müsaade edilmesi için Resûlullâh (s.a.v.)’e rica ettiler. Nitekim Peygamber (s.a.v. ) izin verdi ve ona bir kılıç hediye etti. Kılıcı boynuna astı. Fakat kılıç büyük, boyu da kısa olduğundan giderken kılıç yere sürünüyordu. İşte bu haliyle Hayber Savaşına katıldı. Hem çocuk hem de köle olduğu için ganimet malından bir pay alamadı ama bağış olarak payına bir şeyler düştü. (El-isabe) (Zekeriyya Kandehlevi, Amellerin Fazileti, s.147)
  • Mevlana Takvimi

    İNSANOĞLUNUN DÜŞMANLARI-22 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    22.04.2026 | 2 Min.
    Ehl-i tasavvuf şöyle demiştir: "Birisi zahir, birisi de bâtın olmak üzere, senin iki düşmanın vardır. Sen bunların her ikisiyle de savaşmakla emrolundun. Cenâb-ı Hâkk zahir (görünen) düşman hakkında "Allâh (c.c.)’a inanmayanlarla savaşın" (Tevbe s. 29); batın (görünmeyen) düşman hakkında da, "Şeytan sizin bir düşmanınızdır. Onun için siz de onu bir düşman tutun" (Fâtır s. 6) buyurmuştur. Sanki Cenâb-ı Hâkk, bu ayetlerle şöyle demek istemiştir: Zahirî düşmanınızla savaştığında, senin yardımcın mutlak hükümran olan Allâh (c.c.) olur. Nitekim Cenâb-ı Allâh, "Râbbiniz size nişanlı beşbin melekle imdat edecektir." (Al-i imran s. 125) buyurur. Batınî düşmanınla savaştığında da senin yardımcın, yine mutlak hükümran olan Allâh (c.c.)’dur. Nitekim Cenâb-ı Hâkk, "Benim gerçek kullarım (var ya) Senin onlar üzerinde hiçbir hâkimiyetin yoktur." (İsrâ s. 65) buyurur. Keza, gizli düşmanla savaşmak açık düşmanla savaşmaktan daha önemlidir. Çünkü açık (zahirî) düşman eğer bir fırsatını bulursa, seninle dünya malı hususunda savaşır. Gizli (bâtınî) düşman ise, fırsatını bulursa din ve kesin hakikat bilgisi hususunda savaşır. Aynı şekilde, açık düşman bize galip gelse de yine ecrimizi alırız. Ama gizli düşman bize galip gelirse, o zaman fitneye düşeriz. Bunun gibi, açık düşmanın öldürdüğü kimse şehit olur, gizli düşmanın öldürdüğü kimse ise Allâh (c.c.)’un râhmetinden uzaklaştırılır. Bundan dolayı gizli düşmanın şerrinden kaçınmak daha evlâdır. Bu da ancak kişinin kalbi ve diliyle "Euzü billahi mine’şşeytani’r-racim" demesiyle olur. (Fahruddîn Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr Mefâtîhu’l-Ğayb, c.1, s.124)
  • Mevlana Takvimi

    GENÇLERE TAVSİYELER-21 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    21.04.2026 | 2 Min.
    Çalışmak için müsait gün ve saat bekleme. Bil ki, her gün ve her saat çalışmanın en müsait zamanıdır. Çalışmak için müsait yer ve köşe arama. Bil ki, her yer ve her köşe çalışmanın en müsait yeridir. Bir günde ve bir zamanda yapman lâzım gelen bir işi (bir dersi, bir vazifeyi) ertesi güne bırakma. Zira her günün derdi gibi, işi de kendine yeter. Bir zamanda yalnız tek bir iş yap, yalnız bir ders, bir kitap, hattâ bir fasıl üzerinde çalış. Tâ ki, dikkatin ve kuvvetin yayılıp zayıflamasın. Bir zamanda birden fazla iş yapayım diyen, hiçbirini tam ve temiz yapamaz. Dünyaca tanınmış olan büyük İslâm mütefekkiri İmam Gazali'ye İhya adlı muazzam eserini nasıl bir çalışma ile vücude getirdiğini sormuşlar: bir zamanda yalnız bir fasıl, bir bahis, bir mesele üzerinde çalıştım, demiş. Başladığın bir işi (Bir dersi, bir kitabı, bir vazifeyi) yapıp bitirmeden başka bir işe başlama. Yarıda kalan iş, başlanmamış demektir. Bir günün işini (dersini, vazifesini) bitirdikten sonra ertesi günü ne işi yapacağına karar ver. Yahut, hiç olmazsa çalışmağa başlamadan evvel, hangi iş (ders, kitap) üzerinde çalışacağını düşünüp kararlaştır ve çalışmaya bu kararla otur. Çalışmaya oturduğun zaman tıpkı ateş hattında düşmanı gözetleyen bir asker gibi uyanık ol, ve dikkat kesil. Ve bütün ruhi ve bedenî kuvvetinle kendini işe ver. Çalıştığın bir iş (bir ders, bir kitap, bir yazı) üzerinde herhangi bir güçlüğü yenmeden bir adım bile gerileme. Ve bil ki, yılgınlık maskeli bir tembelliktir. Gene bil ki, çalışma sevgisi güçlükleri yenmekten doğar ve kuvvetlenir. Güçlüğü yenmekten hasıl olan manevî zevk, eşsiz bir zevktir. Emin ol ki, harpte zafer ve işte muvaffakiyet yılmayanındır. Güçlükler erir ve imkânsız görünen, mümkün olur. (Ali Fuad Başgil, Gençlerle Başbaşa, s. 62)
  • Mevlana Takvimi

    ZEKÂT VERİLECEK KİMSELER-20 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    20.04.2026 | 2 Min.
    Fakirler: Nisab miktarından az mala sahip olan kimselerdir. Veya, nisab miktarına ulaşmış olmasına rağmen, namî(çoğalıcı, artıcı) olmayan mala sahip olan kimseye de fakir denir. Zekâtı (sadakayı) fakir olan alimlere vermek, fakir olan cahillere vermekten daha efdaldir. Miskinler: Hiçbir şeyi bulunmayıp, dilenmeye muhtaç olan kimselerdir. Fakirin aksine, bu kimselerin kuvvetten düşmemek ve bedenini korumak maksadı ile dilenmesi helâl olur. Bir günlük yiyeceği ve avret mahallini örtebilecek elbisesi olan kimsenin dilenmesi helâl olmaz. Âmil: Vâliyyü'l-emrin, zahirî malların zekât ve öşrünü toplamak üzere tayin ettiği kimsedir. Böyle bir âmile, bu hizmetinden dolayı, görevi devam ettiği sürece, kendisinin ve ailesinin ihtiyaçlarına yetecek kadar, orta halli topladığı zekâttan bir hisse maaş verilir. Mükâteb Köle: Mükâteb olan kölelere, onları kölelikten kurtarıp hürriyetlerine kavuşturmak için yardım edilmesi uygundur. Mükâteb: Bir bedel mukabilinde azad edilmek üzere efendisi ile mukavele yapmış olan köle veya cariye demektir. Mükâtebe, zengin olduğu bilinsin veya bilinmesin zekât vermek caiz olur. Borçlu: Borcundan fazla, nisab miktarı mala sahip olmayan veya kendisinin de, başkasında alacağı olmasına rağmen, bunu alması mümkün olmayan kimse demektir. Zekâtı borçlu olanlara vermek, fakir olanlara vermekten daha efdaldir. Allah Yolunda Olanlar: İmâm Ebû Yûsuf (r.a.)'e göre, Allah yolunda olanlardan maksat, Allah yolunda cihad eden gazilerin fakirleridir. İmâm Muhammed (r.a.)'e göre ise, hac yolunda olan fakir kimselerdir. Yolcu: Zekât verilecek yolcudan maksat, malı, beldesinde kalıp, elinde bir şey bulunmayan garip kimsedir. (Fetava-i Hindiyye, s.620-629)

Weitere Islam Podcasts

Über Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Yasser Al Dossari und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.8.12| © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 4/24/2026 - 10:06:27 PM