PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2344 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    SADECE MEAL İLE YETİNMENİN SAKINCALARI -09 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    09.04.2026 | 3 Min.
    Kur’ân’ın yalnızca mealini okumak, âyetlerdeki edebî yönden incelikleri ve iniş sebepleri bilinmediği zaman, yanlış anlaşılmalara neden olabilir. Bu sebeple, mealle birlikte yüzyıllardır Müslümanların çoğunluğunun sevgisini kazanmış büyük müfessirlerin tefsirlerini okumak daha uygun görülmüştür. Bir örnek ile izah edelim: Urve (r.a.) Merve arasındaki sa’yı, haccın vâciplerinden kabul etmiyordu. Çünkü o: “Safa ile Merve şüphesiz Allâh (c.c.)’nun nişanlarındandır. Her kim Beytullah’ı ziyaret eder veya umre yaparsa onları tavaf etmesinde bir günah yoktur. Her kim gönüllü olarak bir iyilik yaparsa şüphesiz Allâh onu bilir, karşılığını verir.” (Bakara s. 158) mealindeki bu âyetten anlaşılan şudur: Hacc veya umre yapılırken Safa ile Merve arasındaki sa’y yapmanın sakıncası yoktur; insan dilerse yapmaz, herhangi bir şey lâzım gelmez, diyordu. Ancak, Buhâri’nin rivâyet ettiği gibi, Urve (r.a.), Hz. Âişe (r.anhâ)’ya şöyle dedi: “Yukarıda mealini verdiğimiz âyeti okuyarak Safa ile Merve arasında sa’y etmenin bir sakıncası yoktur. emrince sa’y farz değildir.” Hz. Âişe (r.anhâ) de: Ey bacımın oğlu, çok kötü söyledin; eğer söylediğin gibi olmuş olsaydı, âyet şöyle olacaktı: “La” harfinin, “Cunahe” kelimesinin başında değil; “Yetufu’” kelimesinin başında olması gerekirdi. Hâlbuki âyetin iniş sebebi şöyledir: Bu âyet, Ensar hakkında nazil oldu. Onlar, İslâm’dan evvel hacc yaparlarken Müselsel denilen yerde dikilen putu ziyaret ederlerdi. Onlar, İslâm’dan sonra hacc yaparlarken Safa ile Merve’yi ziyaret etmekten çekiniyorlardı. Bu durumu Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’e sorduklarında, Yüce Allâh, bu âyeti nazil buyurdu ve Resûlullâh (s.a.v.) de sünnet yoluyla Safa ile Merve arasında s’ay etmeyi vâcib kıldı. İkisinin arasındaki tavafı terk etmek hiçbir kimseye câiz değildir. (Misvak Neşriyat, Hakk Dinin Batıl Yorumları’na Cevaplar, s. 131)
  • Mevlana Takvimi

    MÜEZZİNLİĞİN VE İMAMLIĞIN FAZİLETİ08 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    08.04.2026 | 2 Min.
    Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Müezzin, Allâh’ın perdedarıdır. Her ezanda Allâhü Teâlâ ona bin peygamber sevabı ihsan eder. İmam, Allâh’ın veziridir. Her namazda, Allâhü Teâlâ ona bin sıddık sevabı ihsan eder. Âlim, Allâh’ın vekilidir. Her sözünden Allâhü Teâlâ ona Kıyamet Günü bir nur ihsan eder. Her sözünden, Allâhü Teâlâ ona bin senelik ibadet sevabı yazar. Kadın, erkek talebeler, Allâh’ın hizmetçileridir. Bunların mükafatı ancak cennettir." Fakih açıklıyor: "Allâh’ın perdedarı" buyurulması, bir benzetme yoludur. Şu manaya gelir: Halka, Râblerinin huzuruna girme zamanını bildirir. Tıpkı perdadarın izin verilince insanları sultanın huzuruna çıkardığı gibi. İmamlar için "Allâh’ın veziridir" buyurulması da aynı şekilde bir misaldir. İnsanlar namaz kılarken onlara uyarlar, namazları onun namazı ile tamam olur anlamına gelir. Nebi (s.a.v.) buyuruyor:"Bir kimse, sadece Allâh rızası için yedi yıl ezan okursa Allâhü Teâlâ onu, cehennemin yedi çukurundan azat eder." Mâlik Resûlullâh’tan naklen şöyle anlattı: "Üç grup insan var ki, bunlar Kıyamet Günü miskten bir tepe üstünde dururlar. Bunları ne hesap verme düşüncesi korkutur ne de Kıyametin dehşeti üzer: 1. Halkı kendisinden razı olan imam (devlet başkanı). 2. Allâh rızası için beş vakit ezan okuyan kimse. 3. Râbbine ve efendisine itaat eden köle." (Ebu’l-Leys es-Semerkandi , Tenbihü’l- Gafilin s.329-333)
  • Mevlana Takvimi

    ANAYI BABAYI ÜZME!-07 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    07.04.2026 | 2 Min.
    Râbbimiz Teâlâ Hazretleri şöyle buyurur: "Bana ve anana babana şükret. Dönüşün ancak Bana’dır" (Lokman 14) Allâhü Teâlâ kendine şükürle ana ve babaya teşekkürü nasıl bir arada zikretmiş. Kim ki Allâh’a (c.c.) şükredip de ana ve babasına teşekkür etmezse Allâh’a (c.c.) karşı yaptığı şükrü kâbul değildir. Bunun için Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurur: "Allâh’ın rıza ve hoşnutluğu ana ve babanın memnun kalışında, Allâh’ın gazap ve öfkesi de ana ve babanın kızmasındadır". Buhari ve Müslim Sahih’lerinde Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir. "Sizlere günâhların en büyüklerini haber vereyim mi? Allâh’a eş tanımak, ana ve babaya âsî olmaktır." Resûlullâh (s.a.v.) ana ve babaya karşı kötü davranmayı, iyilik yapıp güzel muamelede bulunmamayı şirk ile nasıl birlikte zikretmiştir? Başka bir hadis-i şerifte Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. "Ana ve babayı üzen, söz taşıyan ve içkiye devam eden cennete giremez." Vehb b. Münebbih, Allâhü Teâlânın Hz. Musa (a.s.)’a şöyle vahyettiğini söylemiştir: "Ey Musa, ana ve babana çok hürmet et. Kim ki, ebeveynine saygı gösterir ise ömrü uzar, kendisine itaat eden çocuğu olur. Bir kimse de ana ve babasına karşı gelir ise ömrü kısalır ve kendisine terbiyesiz evlâd verilir". Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ana babaya üf demekten daha hafif bir tâbir olsa idi, şübhesiz Allâh ondan da nehyederdi." Resûlullâh (s.a.v.) diğer bir hadisinde şöyle buyurdu: "Babasına veya anasına sövene (kötü söz söyleyene) Allâh lânet etsin." (İmam Şemsüddin ez-Zehebî,İslâm Şeriatinde Büyük Günâhlar, s.41-43)
  • Mevlana Takvimi

    İMÂNLARINIZI TAZELEYİNİZ-06 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    07.04.2026 | 2 Min.
    Bizler bu dünyada Cenâb-ı Hâkk’ı görmeden imân ettik. Hatta sahabeden sonra gelen bizim gibi ümmetler Resûlullâh (s.a.v.)’i de görmeden imân ettik. Gayba imân eden biz mü’minlerin bu imânını günün 24 saatinde devam ettirmeye çalışması gerekmektedir. Peki bu nasıl mümkün olabilir? Resûlullâh (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde "Imânlarınızı tazeleyiniz." buyurmuşlardır. Ashâb-ı kirâm "Imânımızı nasıl tazeleriz ey Allâh’ın Rasûlü?" diye sorunca "La ilahe illAllâh kavl-i şerifini çokça söyleyerek, tekrar ederek." buyurmuşlardır. Buradan çıkan sonuç şudur ki; imânımızın tazelenip yenilenmesi ve onun muhafazasının en temel şartlarından bir tanesi de Nebi (s.a.v.)’e hakkıyla muhabbet edip, hakkıyla saygı ve hürmet gösterdikten sonra Kelime-i Tevhid’i çokça zikredip ona devam etmektir. Allâh (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de; "... Allâh’ı zikir en büyüktür ..." (Ankebût s. 45) buyurmaktadır. Mahşer sabahı herkesin âmelleri mizanda tartılacak ve mizanda Kelime-i Tevhid’den daha ağır hiçbir şey bulunmayacaktır. Osmanlı zamanında çok güzel bir âdet vardı; Osmanlı’dan sonra da Türkiye’de bu âdeti devam ettiren bazı hocalar bulunmaktaydı. Cuma geceleri imam mihrapta cemaate dönerek bilerek veya bilmeyerek yapılan hata ve günâhlardan ötürü üç kere Tecdid-i İmân ve Nikâh duâsını okurdu. Cemaat de imâm ile berâber tekrar ederdi. Bu duâ ile hem imân tazelemesi yapılıyor hem de nikâh tazelemesi yapılıyor. Bu âdeti de yaşatmak çok güzel olur. Zira Resûlullâh (s.a.v.) "Mümin sabahladığı hâlde kafir akşamlar; mümin akşamladığı hâlde kafir sabahlar da haberi olmaz" buyurarak bizleri haberimiz olmadan da daire-i islâm’dan çıkabilme ihtimâline karşı ikâz etmişlerdir. (Ömer Muhammed Öztürk, Sohbetler-2, s.66-67)
  • Mevlana Takvimi

    CEZA VE MÜKAFÂT KANUNU-05 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    05.04.2026 | 2 Min.
    Peygamberlerin getirdiği yasalar sonuç itibariyle sevap ve cezaya dayandırılmıştır. Kim iyilik yaparsa cennete, kim de kötülük işlerse cehenneme girer. Bunda şaşılacak bir şey yoktur. Çünkü kâinat ceza ve mükafât dengesi üzerine kurulmuştur. Hatta ateist toplumlar dahi ceza ve mükafât üzerine kurulmuş yasalarla idare edilen toplumlardır. Kim bu yasaların dışına çıkıp kötü bir şey yaparsa cezalandırılır, kim de iyi bir şey yaparsa mükafâtlandırılır. Bütün bunlardan anlıyoruz ki insana nisbetle ceza ve mükafât, Allâh (c.c.) Teâlâ’nın evrende yarattığı sünnetullâhtır. Ceza ve mükafât kanunu var olduğu müddetçe insanın da irade hürriyeti var olacaktır. Seçme hürriyeti Allâh (c.c.)’un insanlara ve cinlere bağışladığı bir lütûftur. Allâh (c.c.)’un kanunları, şunları yapın, bunları yapmayın şeklindeki emir ve yasaklar üzerine kurulmuştur. Eğer Allâh (c.c.) bizlere bir şeyi yapın diye emrediyorsa bizim onu yapmaya gücümüz yetiyor demektir. Yoksa o buyruğun ne anlamı olurdu. İnsana güç yetiremeyeceği bir şey için bunu yapacaksın denilemeyeceği gibi, bunun aksi de söz konusu olamaz. Binaenâleyh ceza ve mükafât kanununun uygulanabilmesi için beşerin irade hürriyetinin bulunması şarttır. Bu noktada şu soru aklımıza gelmektedir. İnsana Allâh (c.c.) tarafından bahşedilen irade hürriyeti nedir? Cevap olarak diyoruz ki; insana bahşedilen irade hürriyeti insanın kendisinin seçtiği ve Kur’an-ı Kerim’de emanet olarak isimlendirilen kavramdır. "Biz emaneti göklere yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, sorumluluğundan korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir." (Ahzab s. 72) (Muhammed Mütevelli Şaravî, Kuran’da Kıyâmet Sahneleri, s.37-38)

Weitere Islam Podcasts

Über Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Muhammad Siddiq al-Minshawi - Mujawwad und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.8.7| © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 4/9/2026 - 3:07:23 PM