Zum Inhalt springen
PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2448 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    ANADOLU’DA TÜRK DESTANI-26 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    26.07.2026 | 2 Min.
    Selçuklular, Hristiyan Avrupa’nın büyük ve sonu gelmez Haçlı taarruzları karşısında, bir müddet, şaşkınlığa uğradılar. Nitekim I. Kılıçarslan, Haçlı ordularının kâhir üstünlüğü sebebi ile 22 yıllık Selçuk payitahtı olan İznik şehrini terketmişti. Kılıçarslan ve Dânişmend Gazi Haçlıları Anadolu içlerinde yıpratmaya ve imhaya girişmişlerdi. Gerçekten Kılıçarslan ve Dânişmend Gazi Gümüştekin, Haçlılara büyük zayiat verdirmiş; muharebelerde tamamiyle imha ederek Anadolu’yu onlara mezar yapmışlardı. Kılıçarslan’ın ölümünden sonra onun oğlu Mes’ud ve torunu II. Kılıçarslan zamanında hem Bizanslılar hem de ikinci Haçlı ordusu tamamiyle imha edilmiş; üçüncüsü de hafif atlatılmıştır. Öyle ki Haçlılar bir daha Anadolu’yu aşmak ve buradan geçmek cesaretini gösterememişlerdir. Türklerin kahramanlıklarını takdir eden Haçlılar, mağlûbiyet ve esaret zamanlarında da onların şefkat ve merhametlerine şahit olmuşlar; hattâ bu yüksek insanî vasıflarının da hayranı olarak Müslüman olanlarına da rastlanmıştı ki İkinci Haçlı seferi esnasında 3000 kadar Avrupalı’nın İslâm dinine girmesi sadece Türklerin bu insanlığı ve himâyeleri sâyesinde mümkün olmuştur. Türkler Bizans’ın ve Avrupa’nın istilâlarına uğrayan İslâm dünyasını destânî kahramanlıkları ile tekrar kurtarmışlar; yeni fethedilen Anadolu’yu İslâm diyarı ve Türk vatanı haline getirmişler; Haçlıları da nihayet Suriye ve Filistin’den söküp atmışlardı. Bu hizmetler de İslâm dünyasında yine takdir ve tebcil edilmiştir. II. Kılıçarslan’ın Bizans’a karşı kazandığı 1176 seferi (Miryokefalon) İslâm dünyasında Malazgirt’e benzer bir bayram havası oluşturmuştu. (Prof. Dr. Osman Turan, Türk Cihân Hâkimiyeti Mefkûresi, s.222-224)
  • Mevlana Takvimi

    BÜYÜK MÜHENDİS EL-CEZERÎ (1136-1206)-25 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    25.07.2026 | 2 Min.
    Anadolu'da 1200’lü yıllarda hüküm süren Artuklu Beyliği’nde yaşamış bir bilim adamının su mühendisliğindeki ilginç mahâretleri, günümüz tarîhçilerini ve bilim insanlarını şaşkınlığa düşürmüş; dâhîce fikirlerle îcat ettiği orijinal, şık ve eğlenceli su âletleri, kendisinden sonraki mûcitlere de ilham kaynağı olmuştur. Artuklular savaşlar, kaybedilen ve kazanılan şehirler, güç kaybı ve güç kazanımı gibi med cezirli bir siyâsî hayâtın ortasında olmalarına rağmen sanat, bilim ve mîmarlıkta Anadolu’da zamânının ötesinde bir birikimin oluşmasına katkıda bulundular. Cezeri, Hasankeyf Artuklularından üç beye, Nureddin Muhammed ve onun oğulları Kutbûddin II. Sökmen ile Nâsırüddin Mahmud’a 1180 ve 1206 yılları arasında en az 26 yıl hizmet etti. Dolayısıyla beyliğin hem Hasankeyf (3 yıl) hem Diyarbakır (23 yıl) zamânında sarayın başmühendisiydi. Kendisi hakkında edindiğimiz bütün bilgiler, kendi yazdığı Kitâbü’l-Hiyel adlı ünlü mühendislik eserininin girişindeki açıklamalar ile sınırlıdır. Kitâbü’l-Hiyel dönemin bilim dili Arapça ile yazılmıştır. Kitapta 50 adet su ile çalışan saatler, robotlar, kan alma cihazları, mumlu saatler, kilit ve kapılar, fıskiyeler, sulama ve su yükseltme mekanizmalarından oluşan araç veya makinenin tasarımları görsellerle desteklenerek açıklanmaktadır. Cezerî, esâsen araçları sarayda kullanılmak üzere üretirken hükümdârın isteği üzerine ürettiği eserleri kendinden sonraki nesillere bırakabilmek için bir kitap yazmıştır. Dolayısıyla kitap hayal ürünü âletleri değil, gerçekten îmal edilip test edilmiş ve çalıştırılmış âletlerin îzâhını içeren bir mühendislik kitabıdır. (Mehmed Ali Çalışkan, Dâhî Bir Artuklu Mühendisi: Cezerî, Zdergi)
  • Mevlana Takvimi

    LOZAN: ZAFERİN BEDELİ HİLAFET Mİ?-24 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    24.07.2026 | 2 Min.
    Lozan’ı doğru anlamak için geriden bakmak gerekir. İngiliz Doğu Komitesi 1919’da Türkleri Anadolu’ya sıkıştırıp Batı’ya bağlama planını Lord Curzon’un öncülüğünde benimsedi. Konferans Lozan’a taşındı; masanın başında Curzon vardı. Türkiye ise diplomasi tecrübesi olmayan, üstelik kulağı ağır işiten İsmet Paşa’yı gönderdi. Saltanat, görüşmelerden on gün önce kaldırıldı; fakat yürürlükteki anayasa Halife’yi devletin başı sayıyordu. Ankara, uluslararası meşruiyet için hilafeti feda etmeye razı oldu. Perde arkasında Hahambaşı Hayim Nahum, Londra’da Curzon’a “Siz Türkiye’yi tanıyın, biz hilafeti bitirelim” taahhüdü verdi; sonra Ankara’ya dönüp planı onaylattı. Müzakerelerde coğrafî başlıklar Curzon’un istediği gibi şekillendi. 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan, bir “ön mutabakat” gibiydi; İngiltere, hilafet kaldırılmadan onaylamadı. 3 Mart 1924’te hilafet lağvedildi; 16 Temmuz’da anlaşma İngiliz Parlamentosu’ndan geçti. Curzon’un “Türkleri maneviyat ve ruh cephesinden öldürdük” sözü, masanın bedelini özetliyordu. Birinci Meclis lağvedildi; yeni Meclis Lozan’ı süratle onayladı. Böylece cephede kazanılan, masada ruhen kaybedilen bir dönüm noktasına varıldı. “Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedi” denilen Lozan, gerçekte İngiltere’nin şart koştuğu bir meşruiyet faturası mıydı? Zaferin coğrafyası korunurken, hilafetin bedeli olarak milletin manevî omurgası mı çıkarıldı? Tapuyu yendiğimiz düşmandan almak, hangi tarihin kazancı, hangisinin kaybıdır? Son tahlilde Lozan, cephedeki şanlı galibiyetin masada meşruiyet uğruna ruhunu ipotek ettiren bir uzlaşmaydı; bedel hilafetin kaldırılmasıyla tahsil edildi ve tartışma yüz yıl sonra dahi aynı soruda düğümlendi; cevabı hâlâ muğlak kaldı, maalesef. (Nuh Albayrak, Star Gazetesi, 24 Temmuz 2023 Tarihli Köşe Yazısı)
  • Mevlana Takvimi

    HZ. ÎSÂ (A.S.) İNİNCE YAHUDİ VE HRİSTİYANLARA NASIL MUÂMELE EDECEK?-23 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    23.07.2026 | 3 Min.
    Hz. Îsâ (a.s.)’ın inişini bildiren hadislere göre Hz. Îsâ (a.s.) bir sabah namazı vaktinde Şam’a inecektir. Üzerinde açık sarı elbise bulunacak ve kendisini bir bulut getirecektir. Bulutun üzerinde Hz. Îsâ (a.s.) iki melek arasında ve onların omuzlarından tutunmuş vaziyette bulunacaktır. Onun indiğini duyunca hemen Yahudilerle Hristiyanlar kısım kısım karşılamak için koşarak: “Biz senin ümmetindeniz.” diyeceklerse de Hz. Îsâ (a.s.): “Yalan söylüyorsunuz!” diyerek kendilerini yalanlayacak ve ashabının ancak muhacirler olduğunu söyleyerek onların halîfesini arayacak, onu namaz kıldırırken görünce geri çekilerek: “Sen namazını kıldır. Allâh (c.c.) senden razı olmuştur. Ben emir değil, ancak vezir olarak gönderildim.” diyecek, namazı her zamanki imam kıldıracaktır. Bir rivâyete göre Hz. Îsâ (a.s.) bundan sonra imâm olacaktır. Bir rivayete göre Hz. Îsâ (a.s.)’ın ineceği sıralarda son derece kıtlık ve açlık zuhur edecektir. Hz. Îsâ (a.s.) yeryüzünde bir rivâyete göre yedi sene, diğer rivâyete göre kırk yıl kalacaktır. “Haç”ı kıracak, domuzu öldürecek ve cizyeyi kaldıracaktır.” Haçı kırmaktan maksad; Hristiyanlığı iptâl ederek İslâm şeriatı ile hüküm vermektir. Allâme Ayni’ye göre Hz. İsa (a.s.)’ın inişinin diğer hikmetleri de şöyledir: 1. Yahudîlerin “onu öldürdük” iddialarına reddiye olmak üzere indirilecek ve Yahudiler onu değil, o Yahudileri öldürecektir. 2. Hz. Îsâ (a.s.), eceli yaklaştığı için yere indirilecektir. Çünkü topraktan yaratılan bir mahluk topraktan başka bir yerde ölemez. 3. Hz. Îsâ (a.s.) Peygamberimiz (s.a.v.) ile ümmetinin sıfatlarını gördüğü vakit bu ümmetten olmayı istemiş; Allâh (c.c.) da duâsını kabul ederek onu sağ bırakmıştır. Âhir zamanda müslümanların umurunu yeniden tanzim etmek için yere indirilecek ve bu hadise Deccal’in çıktığı zamana tesadüf ederek Deccal’i tepeleyecektir. (Ahmed Dâvudoğlu, S. Müslim Tercümesi ve Şerhi, c. 2 s. 70)
  • Mevlana Takvimi

    BOŞANMA YETKİSİNİN ERKEĞE AİT OLMASI-22 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    22.07.2026 | 2 Min.
    İslam hukuku açısından, nikâh tıpkı diğer medenî akitler gibi bir şer’i akittir. Dolayısıyla, nikâh akdini yapmaya yetkili olan kişilerin boşanma yetkisine de sahip olmaları doğal bir durumdur. Bireysel özgürlüğe sahip ve hukûkî ehliyeti tam olan bir kişi, bu tür tasarruflardan men edilemez. Aksi halde, bu tür bir kısıtlama insanların temel haklarına aykırı olur. Ancak, boşanma yetkisinin (kadın, evlilik esnasında kendisine boşanma yetkisi verilmesini şart koşmamışsa) sadece erkeğe tanınıp kadına verilmemesi, hem dini hem de toplumsal bir hikmete dayandığından bu durum itiraz konusu olamaz. Zaten tarihin hiçbir döneminde ve hiçbir toplumda, boşanma yetkisinin kadınlara verildiği görülmemiştir. Kadınların bu haktan yoksun bırakılması, ilk bakışta adalet ve eşitlik ilkesine aykırı, erkeklerin kadınlara karşı bir üstünlüğü olarak görülebilir. Ancak bu durumu derinlemesine düşündüğümüzde, aslında büyük bir adalet ve hikmete dayandığını, hatta kadınların haklarını daha fazla koruduğunu fark ederiz. Kadınların genel yapısı itibarıyla, ne kadar bilgi ve akıl sahibi olurlarsa olsunlar, erkekler kadar metanetli, sağduyulu ve isabetli kararlar alabilecek yetkinliğe ulaşmalarının zor olduğunu inkâr etmek mümkün değildir. Kadınlar yaratılış itibarıyla daha narin ve duygusaldır. Doğaları gereği, erkekler gibi ruhsal baskılara dayanabilecek kadar güçlü bir yapıya sahip değillerdir. Bazen en basit bir sebeple bile derin üzüntüye kapılabilirler. Kalplerindeki saflık nedeniyle, çevresel etkilerden çok hızlı bir şekilde etkilenerek sağlıklı karar alma yetilerini kaybedebilirler. Eğer kadınlar da aynı yetkiye sahip olsa, boşanmaların sayısında büyük bir artış meydana gelmez mi? Boşanmanın çoğalması da toplumsal düzeni bozar ve özellikle mutluluklarını arzu ettiğimiz kadınların menfaatiyle uyuşmaz. (Ömer Nasuhi Bilmen, Ailenin Gücü Nüfusun Geleceği, s.78-79)
Weitere Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, الشيخ علي جابر und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.11.10 | © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 7/26/2026 - 1:43:33 PM