Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in Muhterem anne ve babaları îmân üzereydiler. Onlar, İbrâhim (a.s.)’in tevhid dinine bağlıydılar. Asla putlara tapmadılar. Peygamberimiz (s.a.v.)’in Muhterem babaları Hz. Abdullâh (r.a.), haseb ve nesebce Kureyş’in en temiz soyuna mensûbdur. Buhârî, Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’in atalarını, İbrâhîm (a.s.)’a kadar çıkarır. İbrâhîm Halîl (a.s.), Kâ’be’yi ilk binâ eden olduğundan, Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’e kadar, bütün İbrâhîm (a.s.) evlâdı, Kâ’be’ye hizmet ede gelmişlerdir. Bu yönden, Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’in yüce ecdâdının bütün hayatları, kemâl derecede kayıt ve zabt altındadır. Hepsi de şeref ve fazîlet sâhibi kimselerdir. Tevbe Sûresi 128’deki “enfüsiküm” kavl-i şerîfinin, bir rivayete göre manâsı, “Ey insanlar! Sizin en güzel ve temiz soyunuzdan, size en necîb bir Peygamber geldi.”olmuştur. Nebî (s.a.v.); “Ben, Allâh (c.c.)’nun Peygamberiyim, bunda yalan yoktur! Ben, Abdulmuttalib’in torunuyum, soyumda yalancı yoktur!” buyurmuşlardır ve bozulan ordunun mânevi kuvvetini iâde etmişlerdir. Büyük âlim Münâvî’ye: “Nebî (s.a.v.)’in babası cehennemde midir?” diye sorulduğunda Münâvî, şiddetle haykırarak; “Nebî (s.a.v.)’in babası, Fetret devrinde vefât etmiştir. Fetret devrinde vefât edenlere İsrâ sûresi 15. âyette: “Biz, bir peygamber göndermedikçe kimseye azâb edecek değiliz.” diye buyuruluyor” diyerek cevâb vermiştir. Diğer bir rivâyete göre Peygamberimiz (s.a.v.) Vedâ Haccı’ndan döndüğü zaman, Allâhü Te‘âlâ, ona anne babasını ve amcası Ebû Tâlib’i diriltti. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, onlara İslâmiyeti arz etti. Onlar da îmân ettiler (sonra yine öldüler). (Tarihü İbnü’lVerdi, c. 1, s. 102) (Ömer Faruk Hilmi, Ehl-i Beyt’in Fazileti ve Ebû Tâlib’in İmanı, s.16)