PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2432 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    YAZ-KIŞ ABDESTE DİKKAT-07 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    07.07.2026 | 2 Min.
    Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere olan emir ve vasiyetlerinden biri de, Allâh (c.c.)’un emirlerine uyarak özellikle kış günlerinde, vaat edilen ecir ve sevâbı kazanmak için abdestimizi kusursuz alacağımız hususundadır. Özellikle yazın soğuk su ile abdest alırken, vücut organlarının soğuk sudan hoşlanması tabiîdir. Abdest alan kişi, bu soğuk suyun verdiği dinçlikten zevk aldığından abdestini ağır almış olabilir. Abdest alan kişinin bu hususlara dikkat etmesi gerekir. Çünkü abdest alma keyfiyeti vücut organlarının zevki için değildir. Abdest, Allâh (c.c.)’un emirlerine ve Resûlü (s.a.v.)’in sünnetine uygun olmalıdır. Madem vücut organları sudan hoşlanmaktadır, niçin kışın soğuk havalarda bundan kaçınılır, abdestini tazelemekten zevk almaz? Hepsi su değil mi? İşte bu sebeple yaz ve kış Allâh (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.)’in emirlerine uyarak aynı zevk ve tatla ve su isrâf etmeden abdest tazelemek icâp eder. Birçok kişiler bu ahde riayet etmez. Fakat Taberanî (rh.a)’in rivayet ettiği bir hadiste, "Herhangi bir kul şiddetli soğukta abdestini güzelce alırsa, kendisine iki kat ecir ve sevâp vardır" buyurulmuştur. Hâkim’in rivayet ettiği bir hadiste Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, "Kişi abdestini güzelce ve itina ile alırsa, Hâkk Teâlâ iki namaz arası, yani kılacağı namaz ile gelecek namaz vakti arasında işlemiş olacağı kusur ve kabahatlerin tümünü af etmiş olur" buyurmuşlardır. Efendimiz (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: "Ümmetim kıyamet gününde bedenlerindeki abdest asarından(izlerinden) dolayı; yüzü nurlular, elleri, ayakları sekililer (beyaz, nurlu), diye çağırılacaklardır." (Buhari) İbn Hüzeyme (rh.a) şöyle rivayet eder: "Mü’mine abdest suyunun ulaştığı yere kadar cennette takılar takılır." Ebu Hüreyre (r.a.), abdestte ellerini koltuk altına kadar yıkardı. (İmâm Şarani, Büyük Ahidler, s.63-65)
  • Mevlana Takvimi

    ORUCUN KEFARETİ-06 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    06.07.2026 | 2 Min.
    Ramazan orucunu bozma bahsinde zikri geçen kefâret, art arda iki ay oruç tutmaktır, eğer oruca güç yetirilemeyecek olursa altmış miskini (fakiri) yedirmektir. İki ay oruçta, orucun mutlaka birbiri peşi sıra olması gerekir, dolayısıyla eğer iki ay esnasında bir gün oruç tutulmayacak olursa, ondan önce tutulanlar batıl olmuş olur ve iki ay oruca yeniden başlanılması gerekir. Ancak kadının, hayız sebebiyle oruca ara vermesi bu hükmün dışındadır, dolayısıyla hayız sebebiyle oruç tutamayan kadının, oruca baştan başlaması icap etmez. Fakat hayızdan temizlendikten sonra orucu terk etmemesi gerekir, bu nedenle eğer temizlendikten sonra bir gün orucu terk edecek olursa ondan önce tutmuş olduğu oruçlar batıl olmuş olur ve oruca yeniden başlaması gerekir. Eğer oruç bozma hâdisesi, yeme ve içme ile tekerrür etmişse -meselâ kişi orucunu, yeme veya içme ile bozmuş, sonra da onun kefâretini ödemeden diğer bir Ramazan’ın orucunu, yeme/içme ile bozmuşsa- bir adet kefaret yeterlidir, yani bu durumda kefaret tekerrür etmiş olmaz. Bu hususta, ikinci defa orucu bozma fiilinin, içinde bulunulan Ramazan ayında olmuş olmasıyla diğer bir senenin Ramazan ayında olması arasında fark yoktur. Fakat eğer oruç bozma hâdisesi, cinsî münasebet ile tekerrür etmişse -meselâ kişi, Ramazan’da bir gün cimâ’ etmiş, sonra da onun kefaretini ödemeden başka bir günde cimâ’ etmişse- bakılır, eğer fiil, aynı senenin Ramazan’ında tekerrür etmişse bir adet kefaret yeterlidir, eğer iki farklı Ramazan ayında tekerrür etmişse iki adet kefaret icap eder. (Eşref Ali et-Tehânevî, El Muhtasar fi’l Fıkhi’l Hanefi, s.345-346,350)
  • Mevlana Takvimi

    İMÂM-I ÂZAM (R.A.)’İN ULAŞTIĞI DERECE-05 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    05.07.2026 | 2 Min.
    İmâm-ı Gazzâlî (rh.a), İmâm-ı Âzam (r.a.)’in ibâdetine düşkün ve zühd sahibi, "Ârif-i billâh muhlisun li-vechi’llâh (Allâh (c.c.)’yü hakkıyla tanımış ve O’na gönülden bağlanmış)" olduğunu, selefin güvenilir âlimlerinden doğru nakillerle kanıtlayarak, sözünün sonunda diğer mezhep imamları gibi İmâm-ı Âzam (r.a.)’in de ulaştığı en yüce dereceyi tam olarak anlatmanın mümkün olmadığını itiraf etmiştir. Mânevî makâmının yüceliği ile tanınan Fudayl b. Iyâz (k.s.) şöyle söylemiştir: "Ebû Hanîfe (r.a.), fıkıh ilminde ün yapmış, verâ ve takvâ sahibi bir kimse idi. Abdullah b. Mübârek (râleyh), yanında Ebû Hanîfe (r.a.)’in ismi geçtiğinde şöyle söylerdi: "Dünya içindekilerle kendisine sunulup da yüz çevirip reddeden o yüce kişiden mi söz ediyorsunuz? Ebû Hanîfe (r.a.) öyle bir kişi idi ki, kendisinden uzun süre rica edilmiş, en sonunda tehdit edilip zorlandığı hâlde zâlimlere karışmamış, hayatında onların hiçbir şeyini kâbul etmemiştir. Yalnız bir kez Halîfe Mansûr’un Hasan b. elKahtabe ile gönderdiği on bin dirhemlik akçeyi her nasılsa kâbul etmek zorunda kalmış; fakat oğlu Hammâd’a, Hasan’a geri vermesini vasiyet etmiştir. İrtihâlinde oğlu Hammâd, adı geçen akçeyi tam olarak Hasan’a geri verince şaşırmış ve "Allâh (c.c.) babana rahmet etsin, muhakkak o dinine çok düşkündü." demiştir." Yani "Allâh (c.c.) rahmetine gark etsin, senin baban dinini bizden tamamıyla korudu, dünya için zerre miskâlini saçmadı." (İbn Hacer el-Heytemî, İmâm-ı Azam Ebû Hanîfe (r.a.) Hayatından Râbbânî Esintiler, s.61-62)
  • Mevlana Takvimi

    TARİHİMİZDE BİR KARA LEKE: TÜRKÇE (!) EZAN -04 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    04.07.2026 | 2 Min.
    Türkçe ezan ve Türkçe ibadet fikri ilk kez Tanzimat döneminin sonlarında Ali Suavi, daha sonra Ziya Gökalp tarafından gündeme getirilmiş, ancak o zamanlar bu fikir rağbet görmemiştir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ise çeşitli çalışmalar ve denemeler olmuş, 1932 yılına gelindiğinde ise Türkçe ezan uygulmasına İstanbul’da Süleymaniye Cami’sinde Saadettin Kaynak’ın okuduğu Türkçe ezanla başlanmıştır. Bu uygulamaya ilk ciddi muhalefet 1 Şubat 1933’te Bursa’da yaşanmış Bursa Ulu Cami’de bir kısım cemaat ezanın Türkçe okunmasını protesto etmiş, ancak protestocuların sesleri şiddetli bir şekilde bastırılmıştır. Çeşitli yerlerde muhalefet edenler de cezalandırılmıştır. Mesela Çorum’da Bayram Namazı’ndan sonra Arapça ezan okuyan bir vatandaş “ağır cezada” yargılanmıştır. Bu tip olaylar üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı bir bildiri yayınlayarak camilerde ezan, hutbe ve salatın Türkçe okunacağını belirtmiştir. Benzer olaylar Kur’an eğitimi konusunda da yaşanmıştır. Bu dönemde harf devrimine muhalefet nedeniyle, sûre okutmak veya Arapça tedrisatta (öğretimde) bulunmak suçundan 1938 yılı içerisinde; Çankırı’da bir şahıs Kastamonu’da bir kadın, Isparta’da muhtelif şahıslar, Bursa’da bir şahıs, Rize’de, Erzurum’da ve Çorum’da bazı şahıslar hakkında ve daha pek çok yerde pek çok kimse hakkında işlem yapılmıştır. Bu uygulama 1950 yılına kadar sürmüştür 1950 yılına gelindiğinde ezanın orijinal haliyle okunması serbestliğini radyo ve gazeteden öğrenen halk o gün (17 Haziran) öğle namaz vaktini sabırsızlıkla beklemişlerdir. Müezzinler karşılıklı olarak ezana başladıklarında hocalar da halkla beraber duâ ederek hazırlanmış olan kurbanları kesmiştir. Halk ağlayarak birbirini tebrik edip kucaklaşmıştır. (Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya: 13217-3-15; 13219-133) (Derleme)
  • Mevlana Takvimi

    BÜYÜK SAHABÎ MUĞIRE BİN ŞU’BE (R.A.)-03 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    03.07.2026 | 2 Min.
    Künyesi Ebu Abdullâh’dır. Cüsseli, kalın pazulu, iki omzunun arası açık, kızıl ve kıvırcık saçlıydı. Resûlullâh (s.a.v.) zamanında İslâmiyeti kabul etti. Kabilesini de İslâma davet etti. Hudeybiye umresinden önce Müslüman oldu. Rıdvan Biati'ne katılanlardandı. Peygamber (s.a.v.)’den rivayette bulunmuştur. İbn Sad dedi ki: “Ona (isabetli görüşlerinden dolayı) 'Mugiratu’r-Re’y' derlerdi. Yemame Savaşına, Şam ve Irak fetihlerinde, Yermuk Savaşında ve Kadisiye Harbinde hazır bulundu. Yermük’te gözünden yaralandı. Eş-Şa’bî dedi ki: “Arabın dehâlarından idi”. Kabisa b. Cabir ise: “Mugire ile arkadaşlık ettim. Şayet Medine’nin seksen kapısı olsa ve onlardan ancak hile ile çıkılabilse, muhakkak ki Mugire hepsinden çıkardı.” Taberi dedi ki: “İçine düştüğü her durumdan mutlaka bir çıkış yolu bulurdu. İki seçenek arasında birini seçemeden kalmazdı. Hz. Ebubekir es-Sıddîk (r.a.) onu Nuceyr halkına göndermişti. Sonra Sad (r.a.)’ın elçisi olarak Rüstüm’e gitti.” Ömer (r.a.) onu Basra valisi olarak görevlendirmiştir. Bu dönemde Meysan, Hemedan ve birçok beldeyi fethetmiştir. Begavi dedi ki: “Mugire (r.a.) Basra’da ilk divan kuran kimsedir.” Hz. Osman (r.a.) onu görevinde bıraktı, sonra azletti. Hz. Osman (r.a.) şehit edilince Hakemeyn olayına katılana kadar savaştan uzak durdu. Bundan sonra Kûfe valisi olarak görevlendirildi. Kûfe’de, oranın emiri olduğu dönemde Hicri 50 yılında bir veba salgını yüzünden öldü. Ölümü yaklaştığı bir sırada şöylece duada bulundu: “Ey benim Allâhım, işte sağ elim ki onunla Peygamberin (s.a.v.)’e biat ettim ve yine Peygamberin (s.a.v.)’le senin yolunda mücahede yaptım.” (İbnu Hacer el-Askalânî, el-İsabe (Seçkin Sahabeler), s.375)
Weitere Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, القارئ محمد صديق المنشاوي - رواية حفص عن عاصم - Mohammed Siddiq Al-Minshawi - Rewayat Hafs A'n Assem | und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.11.1| © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 7/7/2026 - 12:05:32 PM