PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2435 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    ZİNADAKİ ALTI TEHLİKE-10 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    10.07.2026 | 2 Min.
    1. İnsanın karışıklığa ve şüpheye düşmesine sebep olur. Zina eden bir kadının doğuracağı çocuk, şefkatli bir babanın terbiyesi ve korumasından mahrum kalacağından iyi bir eğitim alamaz. Bu durum çocuğun ziyanına, neslin kesilmesine ve sonuçta insanlık âleminin harap olmasına yol açar. 2. Bir kadın, nikâh sayesinde bir erkeğin mahremi olur. Eğer bu mahremiyet meşrû bir sebebe dayanmazsa, bu mahremiyeti sağlamak için dövüşmekten ve saldırmaktan başka bir yol kalmaz. Bu durum ise tabii olarak çatışmayı doğurur ve genel bir kargaşaya yol açar. 3. Gayrimeşrû ilişkilerde bulunan bir kadından her sağduyulu kişi tiksinir. Böyle düşkün bir kadınla samimi ilişki tesis etmek ve onunla mutlu bir aile kurmak mümkün değildir. Bu durumun yayılması ise kadınlık hayatının yok olması demektir. 4. Eğer gayrimeşrû ilişkiler caiz görülseydi, hiçbir kadının bir erkeğe özel olması mümkün olmazdı. Her erkek dilediği kadınlarla ilişkiye girebilirdi. Bu durumda insanların hayvanlar seviyesine düşmesi gerekirdi. 5. Kadınların kendine özgü görevleri vardır. Kadınlardan asıl beklenen bu gibi toplumsal özelliklerdir. Bunların gerçekleşmesi ise bir kadının yalnızca bir erkeğe özel olmasıyla mümkündür. Hâlbuki gayrimeşrû ilişkiler bu yüksek amaçların gerçekleşmesine aykırıdır. 6. Kadınlar ile erkekler arasında nikâh dışı ilişkilerin vuku bulması kadını küçük düşürür. Bazı hastalıkların ortaya çıkmasına ve yayılmasına yol açar. Sonuçta toplumsal çöküşe sebep olur. Oysa ilâhî şeriatların meşrû kıldığı yollar bu gibi toplumsal afetlerin ortaya çıkmasına engel olur ve insanlık değerlerini yüceltir. (Misvak Neşriyat, Ömer Nasuhi Bilmen, Makaleler, s. 209)
  • Mevlana Takvimi

    KUR’AN’IN BESMELE İLE BAŞLAMASININ HİKMETİ-09 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    09.07.2026 | 2 Min.
    Besmele, işe başlamadan önce, işinin kolaylığa, hafifliğe ve müsamahaya dayanmakta olduğuna kulun dikkatini çekmektir. Böylece, sanki Cenâb-ı Hâkk, senin için zikrettiği kelimenin daha başında, onu, seni affedeceğine, sana lütûfta bulunacağına delil kılmıştır. Anlatıldığına göre Firavun, Tanrılık iddiasında bulunmazdan önce, bir saray yaptırttı. Ve sarayın dış kapısına da, besmelenin yazılmasını emretti. Ulûhiyyet iddiasına kalkışıp da, Hz. Musa (a.s.) peygamber olarak ona gelip, onu hak dine davet edince, onda doğruya ulaşma istidâdı görmedi. Bunun üzerine Hz. Musa (a.s.) şöyle dedi: "Ya Râbbî, onu ne kadar dine davet ettimse de, onda herhangi bir hayır görmedim." Bunun üzerine Cenâb-ı Hâkk şöyle buyurdu: "Ey Musa, belki de sen, onun küfrüne bakarak, onu helâk etmemi istiyorsun. Halbuki Ben, onun sarayının dış kapısının üzerine yazmış olduğu besmeleye bakıyorum." Buradaki incelik şudur: Kâfir de olsa, kim bu kelimeyi dış kapısının üzerine yazarsa, helâk olmaktan emin olur. Kim bu kelimeyi, ömrünün başından nihayetine kadar, kalbine yazarsa, onun durumu nasıl olur, var sen düşün! Cenâb-ı Hâkk kendisini Rahmân ve Rahîm diye adlandırdı. O halde, nasıl merhamet etmesin? Anlatıldığına göre, bir dilenci zengin bir kimsenin kapısında durarak, bir şeyler istemişti. Bunun üzerine kendisine çok cüz’î bir şey verildi. İkinci gün, elinde bir baltayla geldi ve kapıyı kırmaya başladı. Ona, "Ne yapıyorsun?" denilince, şöyle cevap verdi: "Ya kapının bahşedilene uygun veyahut da yapılan bağışın kapıya uygun olması gerekir." Ey Râbbimiz! Merhamet denizleri, senin râhmetine nisbetle, zerrenin senin Arşına olan nisbetinden daha küçüktür. Kitabının başında râhmetinin sıfatını kullarına bildirdin. Binâenaleyh, bizi râhmetin ve lütfundan mahrum bırakma. (Fahruddîn Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr Mefâtîhu’l-Ğayb, c.1, s.236)
  • Mevlana Takvimi

    İNSANLARIN ARASINI DÜZELTMENİN MÜKÂFATI-08 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    08.07.2026 | 3 Min.
    Ümmü Habîbe (r.anhâ), Resûlullâh (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Âdemoğlunun bütün söyledikleri onun aleyhinedir, lehine değil! Ancak emr-i mâruf, nehy-i münker ve Allâh (c.c.)’un zikrine dair konuşmaları müstesna. Bunlar insan oğlunun faydasınadır." Rivayete göre adamın biri bu hadisi duyduğu vakit büyüklerden Süfyan es-Sevrî (r.a.)’e: "Hadîs ne kadar şedid, yaman." der. Süfyan (r.a.) cevaben, "Allâhü Teâlâ’nın: "Onların fısıldaşmalarının birçoğunda hayır yoktur. Meğer ki; bir sadaka vermeyi, ya bir iyilik yapmayı veya insanlar arasını düzeltmeyi..." ayetine hiç kulak vermedin mi? O hadîs, işte bu ayette ifade buyurulanı açıklamaktadır" demiştir. Bil ki, bu amelleri, bu vazifeleri ihlâsla yapan kişilere fayda verir. Allâhü Teâlâ şöyle buyuruyor: "Kim Allâh’ın rızasını arayarak böyle yaparsa biz ona çok büyük bir mükâfat vereceğiz." (Nisa s. 114) Bir hadîs-i şerifte şöyle buyurulur. Ümmü Gülsüm (r.anhâ) şöyle demiştir: "Ben Resûlullâh (s.a.v.)’in nâsın dedikodusundan yalnız şu üç yerden başkasında yalana müsaade ettiğini işitmedim: 1. Harpte. 2. Halkın arasını düzeltme hususunda. 3. Kadının kocasına, kocanın da karısına karşı (âile dirliği için) yalan söylemesi hususunda." Ebû Hüreyre (r.a.)’den, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Namaz için yürümekten, iki kişi arasını düzeltmek için yol almaktan, müslümanlar arasındaki kötü ahlâkı ıslâh için mesafe katetmekten daha üstün bir amel yoktur." Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu "Her kim ki, iki kişinin arasını bulursa, Allâh (c.c.) onun işini ıslâh eder. Aralarını bulmaya çalışırken konuştuğu her kelimeye bir köle âzad etmiş sevâbı verir, önceki günâhlarından yarlıganmış olarak döner." (İmâm Şemsüddin ez-Zehebî, İslâm Şeriatinde Büyük Günâhlar, s.189-190)
  • Mevlana Takvimi

    YAZ-KIŞ ABDESTE DİKKAT-07 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    07.07.2026 | 2 Min.
    Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere olan emir ve vasiyetlerinden biri de, Allâh (c.c.)’un emirlerine uyarak özellikle kış günlerinde, vaat edilen ecir ve sevâbı kazanmak için abdestimizi kusursuz alacağımız hususundadır. Özellikle yazın soğuk su ile abdest alırken, vücut organlarının soğuk sudan hoşlanması tabiîdir. Abdest alan kişi, bu soğuk suyun verdiği dinçlikten zevk aldığından abdestini ağır almış olabilir. Abdest alan kişinin bu hususlara dikkat etmesi gerekir. Çünkü abdest alma keyfiyeti vücut organlarının zevki için değildir. Abdest, Allâh (c.c.)’un emirlerine ve Resûlü (s.a.v.)’in sünnetine uygun olmalıdır. Madem vücut organları sudan hoşlanmaktadır, niçin kışın soğuk havalarda bundan kaçınılır, abdestini tazelemekten zevk almaz? Hepsi su değil mi? İşte bu sebeple yaz ve kış Allâh (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.)’in emirlerine uyarak aynı zevk ve tatla ve su isrâf etmeden abdest tazelemek icâp eder. Birçok kişiler bu ahde riayet etmez. Fakat Taberanî (rh.a)’in rivayet ettiği bir hadiste, "Herhangi bir kul şiddetli soğukta abdestini güzelce alırsa, kendisine iki kat ecir ve sevâp vardır" buyurulmuştur. Hâkim’in rivayet ettiği bir hadiste Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, "Kişi abdestini güzelce ve itina ile alırsa, Hâkk Teâlâ iki namaz arası, yani kılacağı namaz ile gelecek namaz vakti arasında işlemiş olacağı kusur ve kabahatlerin tümünü af etmiş olur" buyurmuşlardır. Efendimiz (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: "Ümmetim kıyamet gününde bedenlerindeki abdest asarından(izlerinden) dolayı; yüzü nurlular, elleri, ayakları sekililer (beyaz, nurlu), diye çağırılacaklardır." (Buhari) İbn Hüzeyme (rh.a) şöyle rivayet eder: "Mü’mine abdest suyunun ulaştığı yere kadar cennette takılar takılır." Ebu Hüreyre (r.a.), abdestte ellerini koltuk altına kadar yıkardı. (İmâm Şarani, Büyük Ahidler, s.63-65)
  • Mevlana Takvimi

    ORUCUN KEFARETİ-06 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    06.07.2026 | 2 Min.
    Ramazan orucunu bozma bahsinde zikri geçen kefâret, art arda iki ay oruç tutmaktır, eğer oruca güç yetirilemeyecek olursa altmış miskini (fakiri) yedirmektir. İki ay oruçta, orucun mutlaka birbiri peşi sıra olması gerekir, dolayısıyla eğer iki ay esnasında bir gün oruç tutulmayacak olursa, ondan önce tutulanlar batıl olmuş olur ve iki ay oruca yeniden başlanılması gerekir. Ancak kadının, hayız sebebiyle oruca ara vermesi bu hükmün dışındadır, dolayısıyla hayız sebebiyle oruç tutamayan kadının, oruca baştan başlaması icap etmez. Fakat hayızdan temizlendikten sonra orucu terk etmemesi gerekir, bu nedenle eğer temizlendikten sonra bir gün orucu terk edecek olursa ondan önce tutmuş olduğu oruçlar batıl olmuş olur ve oruca yeniden başlaması gerekir. Eğer oruç bozma hâdisesi, yeme ve içme ile tekerrür etmişse -meselâ kişi orucunu, yeme veya içme ile bozmuş, sonra da onun kefâretini ödemeden diğer bir Ramazan’ın orucunu, yeme/içme ile bozmuşsa- bir adet kefaret yeterlidir, yani bu durumda kefaret tekerrür etmiş olmaz. Bu hususta, ikinci defa orucu bozma fiilinin, içinde bulunulan Ramazan ayında olmuş olmasıyla diğer bir senenin Ramazan ayında olması arasında fark yoktur. Fakat eğer oruç bozma hâdisesi, cinsî münasebet ile tekerrür etmişse -meselâ kişi, Ramazan’da bir gün cimâ’ etmiş, sonra da onun kefaretini ödemeden başka bir günde cimâ’ etmişse- bakılır, eğer fiil, aynı senenin Ramazan’ında tekerrür etmişse bir adet kefaret yeterlidir, eğer iki farklı Ramazan ayında tekerrür etmişse iki adet kefaret icap eder. (Eşref Ali et-Tehânevî, El Muhtasar fi’l Fıkhi’l Hanefi, s.345-346,350)
Weitere Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Mishary Rashid Alafasy und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.11.2| © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 7/10/2026 - 9:41:55 PM