Zum Inhalt springen
PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2519 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    ÜSTAD NECİP FAZIL’DAN ZEKA VE İBRET DOLU CEVAPLAR-13 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    13.10.2026 | 2 Min.
    Hakim, saçı sakalı uzamış Necip Fazıl Üstad’a “Maymuna dönmüşsün Necip” demiş. Necip Fazıl yüzünü duvara çevirip: “Şimdi de duvara döndüm” demiş. Necip Fazıl Kısakürek bir gün konferans verirken salondakilerden biri kürsüye salatalık fırlatır. Salatalığı eline alan Necip Fazıl salondakilere dönerek: “Birisi kimliğini göndermiş, kiminse gelsin alsın” der.
    Üstad’ın çalışma odasına giren bir yazar, kitap göremeyince: “Siz kitap okumaz mısınız?” diye sorar. Üstad cevabı yapıştırır: “Sen hiç süt içen inek gördün mü?” Şeriatçı olduğu iddiasıyla tutuklanır. Mahkemede kendini öyle canlı bir dille savunur ki, kadın hâkimin gözleri dolar. Üstad döner: “İşte şeriatın sırrı tecelli etti: Kadından ceza hâkimi olmaz.” “Allah deveyi iğnenin deliğinden geçirebilir mi?” sorusuna: “Ne deveyi küçültür, ne iğneyi büyültür. Gözbebeğine yıldızları sığdırdığı gibi geçirir.” Konferansta bir dinleyici: “Hangi gazeteden bahsediyorsunuz?” Üstad: “Ne iş yapıyorsun?” “Keresteciyim.” “Belli, otur!” Hakim: “Seni bir daha huzurumda görmeyeceğim, öyle değil mi?” Üstad: “İstifa mı ediyorsunuz?” Vapurda biri: “Peygamberlere ne gerek var?” deyince Üstad: “Niye vapura bindin ki, yüzerek geçsene.” Nazım Hikmet, zayıf bir ineği gösterip: “Oruçtan bu hale gelmiş.” Üstad: “Hayvanlar oruç tutmaz.” Uçak geri döner. Sorulunca: “Ahirete kabul etmediler, geri döndük.” “Özel arabanız yok mu?” “Ona en son bineceğiz.” Üstad treni kaçırdığı söylenince: “Kovdum gitti” der. Mahkemede: “Buradakilerin yarısı eşektir” der. Hakim geri almasını ister. Üstad: “Tamam, buradakilerin yarısı eşek değildir.” Bir genç: “Osmanlı emperyalist değil miydi?” diye sorar. Üstad: “Eğer öyle olsaydı bu soruyu Fransızca değil Türkçe sorardın.”
    (Derleme)
  • Mevlana Takvimi

    MÜKELLEFİN ŞERİATLA YÜKÜMLÜ TUTULMASI-12 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    12.10.2026 | 2 Min.
    Şeriatın konuluşunda gözetilen şer’î maksat, mükellefin hevâ ve hevesinden koparılarak, kendi ihtiyârı ile Allâh (c.c.)’a kul olmasını sağlamaktır. Nitekim yaratılış itibarıyla zorunlu olarak zaten O (c.c.)’un kulu idi. Kulların, sadece Allâh (c.c.)’a kul olmak, O (c.c.)’un emir ve yasakları altına girmek için yaratıldığına dair açık nasslar vardır. Bunlar: "Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır. Onlardan bir rızık istemem. Şüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allâh’tır." (Zâriyât s. 55-57) "Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz, sana rızık veren biziz." (Tâhâ s. 132) "Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Râbbinize kulluk ediniz ki, O’na karşı gelmekten korunmuş olabilesiniz." (Bakara s. 21) Sonra bu kulluğun esaslarını aynı surede açıklamış ve şöyle buyurmuştur: "Yüzlerinizi doğudan yana ve batıdan yana çevirmeniz iyi olmak demek değildir. Lâkin iyi olan; Allâh’a, âhiret gününe, meleklere, kitaba, peygamberlere inanan, O’nun sevgisiyle, yakınlarına, yetimlere, düşkünlere, yolculara, yoksullara ve kölelere mal veren, namaz kılan, zekât veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefâ gösterenler, zorda, darda ve savaş alanında sabredenlerdir. İşte onlar doğru olanlardır ve sakınanlar ancak onlardır." (Bakara s. 177) Bunlar yanında yine aynı surede getirilen yükümlülükler, "Allâh’a kulluk edin, O’na bir şeyi ortak koşmayın." (Nisâ s. 36) ayeti ile benzeri mutlak surette Allâh (c.c.)’a kulluğu emreden ve genel olarak tafsilât getiren bütün ayetler, bütün bu nasslar, her hal ve durumda Allâh (c.c.)’a yönelmenin, her nasıl olursa olsun onun getirdiği hükümlere boyun eğmenin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Allâh (c.c.)’a kulluğun mânâsı da işte budur. (Şatıbi, el-Muvâfakât; İslâmi İlimler Metodolojisi, c.2, s.169-170)
  • Mevlana Takvimi

    CEMAATE GİTMEMEYİ MÜBAH KILAN ÖZÜRLER NELERDİR?-11 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    11.10.2026 | 2 Min.
    Özürsüz olarak cemaate katılmamayı adet edinen kişi en sıhhatli görüşe göre günâhkâr olur. Kişi bazı istisnai durumlarda cemaate katılma imkânı bulamayabilir. Bu yüzden fakihler, kişinin cemaate katılmamayı mubah kılan özürlerin ekserisini zikretmişlerdir. Bu özürler biraz da kişinin, zamanın ve şartların durumlarına göre farklılık arz eder. Bu yüzden âlimler genel ve ortak özürlerden bahsetmişlerdir. Bunları sayacak olursak; 1. Teyemmümü mubah kılan hastalıklar. 2. El ve ayaklarının yürüyemeyecek şekilde kesik olmaları. 3. Felç olması, yani gerçekten cemaate gidemeyecek şekilde rahatsız olması. Bu, şiddetli baş ağrısıyla da olabilir. 4. Şiddetli yağmur. 5. Çamur. 6. Şiddetli soğuk. 7. Aşırı karanlık. 8. Kör olmak. 9. Büyük veya küçük abdest sıkıştırması. 10. Hastaya bakmak. Görüldüğü gibi bazı durumlar, cemaate katılmamayı mubah kılmaktadır. Günümüzde izin verilmeyen işçilerin durumu da böyledir. Zira her istediği zaman cemaate katılmaya izin verecek işveren bulmak her daim mümkün olmayabilir. Yine yolcu olmak, düşmandan korkmak, mühim bir vazife ile meşgul olmak mesela birisini hastaneye yetiştirmek gibi durumlar ve kişilerin hallerinde onları Şer’an muteber sayılacak zorluklara sokacak haller cemaate katılmamalarını mubah kılacak hallerden sayılırlar. Bu gibi olmayan hallerde erkeklerin mutlaka cemaate katılmaları gerekir. Aksi halde süreklilik arz eden cemaatsiz namazlarından dolayı günâhkâr olacağı gibi İslam’ın vahdetine zarar vermiş olacak ve cemaatin azalmasına sebep olacaktır. (Sualli Cevaplı İslam Fıkhı, c. 3, s. 26-28)
  • Mevlana Takvimi

    İSLAM DİNİNİN EVRENSELLİĞİ-10 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    11.10.2026 | 2 Min.
    İslam dini, hakîki dinlerin en sonuncusu ve en mükemmelidir. Bu mübarek din, yalnızca bir kavme veya bir asra mahsus değildir, bilakis tüm insanlara ve bütün çağlara hitap eden evrensel ve fıtri bir dindir. İnsanların yaratılışına ve yaşayışına tam olarak uygundur. Bu yüce din, kurtuluş ve başarı yoludur, güvenlik ve mutluluk kaynağıdır ve mukaddes yaratıcımızın razı olduğu tek hak dindir. “Şüphesiz Allâh katında din İslam’dır.” (Âl-i İmrân s. 19) İslam dininin ortaya çıkışı ve yayılış tarihi göz önüne alındığında, o dönemdeki milletlerin durumu incelendiğinde, bu büyük dinin nasıl mutlu sonuçlara sebep olduğu, insanlık tarihinde ne kadar hayırlı ve takdire şayan bir devrim gerçekleştirdiği açıkça görülmektedir. Bilindiği gibi, İslamiyet’in ortaya çıkışından önce bütün dünya dinî bakımdan büyük bir cehalet içindeydi. Hakiki dinler bozulmuş, ilâhî ilim ve hikmet güneşi batmış, her yeri karanlık sarmıştı. İnsanlar sadece kendi çıkarları için çalışıyor, birbirleriyle savaşıyor, birbirlerini köleleştiriyorlardı. Fakat İslam güneşi doğmaya başlayınca, dünyadaki birçok yer anında aydınlandı. İnsanlık; hak, adalet, eşitlik ve kardeşlik kavramlarıyla tanıştı. Putlara ve insanlara taparak boyun eğen başlar, artık ortak ve benzerden münezzeh olan yaratıcının huzurunda secdeye kapanma şerefine erişti. Ruhlar yüceldi, diller Allah’ın zikriyle süslendi, gözler büyük yaratıcının eşsiz eserlerine bakarak uyanış ve farkındalık nurları içinde kaldı. Sonuç olarak, İslam dinî sayesinde hakîki bir medeniyet, nezih bir insanlık, büyük bir ilerleme ve en mutlu dönüşüm gerçekleşti. İnsanlık bu mukaddes dine sarıldıkça, hiç şüphesiz daima yükselecektir. (Ömer Nasuhi Bilmen, Makaleler, s. 68-69)
  • Mevlana Takvimi

    İLİM NİYETİYLE YOLA ÇIKILMALIDIR-09 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    09.10.2026 | 2 Min.
    Musa ona: Sana öğretilen ilimden, bana da doğruyu gösteren bir bilgi öğretmen için sana tâbi olabilir miyim?' dedi" (Kehf 66) ayetinin tefsiri şu şekildedir: Hz. Musa (a.s.) Hızır'la karşılaşıp tanıştıktan sonra, kendisine bazı bilgiler öğretmesi için, Hızır'a arkadaşlık teklifinde bulunuyor. Yani Musa, Hızır'ın kendisine bilgi vermesi konusunda, kendisinden izin istiyor. Onun, öğrenmek için böyle demesi, uymanın şerefi konusunda yeterli delildir. O, Hızır'a uymakla, dini hakkında birtakım bilgiler elde edecektir. Buradaki kelimelerin dizilişinden. Mûsa (a.s.)’ın konuşmasının gayet mütevazi bir üslûpta cereyan ettiği anlaşılmaktadır. Kişi, kendisinden daha çok bilene, çok mütevazi davranması gerekir. Fahreddin Râzî der ki : “Musa Peygamber (a.s.), bu konuşma esnasında, kendisini ona tâbi kılarak, bütün edep kurallarını tatbik etmiştir. Âyette bu durum açıkça görülmektedir. "Sana tâbi olabilir miyim?" ifadesinde, kendisinin az bilgiye sahip olduğunun, Hızır'ın ise bilgili olduğunun ikrarı vardır. Ve ona uymak için izin istemiştir. 'Bana da öğretmen için ifadesinden ise, Hızır'a verilen birçok ilimden, birazcık da ona öğretilmesi anlaşılır. Bilgi bakımından Hızır'la eşitlik değil de, ona verilen bilgiden biraz isteniyor. Fakir kimselerin, zenginlerin malından birazcık istemeleri gibi. "Sana doğru yol olarak öğretilen ilimden" ifadesinden de, kendisini doğru yola iletmesi, aksi hakle haktan sapacağı anlaşılmaktadır. Katâde der ki: “Eğer bir kimse, ilimle yetinecek olsaydı, Hz.Musa (a.s.) yetinirdi. Fakat o yetinmedi, Hızır'a uymak istedi." Zeccâc da şunu söyler :“Burada Peygamberlerin büyüklerinden olan Mûsa (a.s.)’ın yapmış olduğu şey, ilmi isteyerek yolculuğa çıkmanın gerekliliğine delildir. İlmin zirvesine bile varmış olsa durum aynıdır." (İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l Beyan, Kehf 66)
Weitere Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Saad al-Ghamdi und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.23.5 | © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 10/13/2026 - 6:35:27 PM