Hz. Ebubekir (r.a.) bir konuşmasında şöyle demiştir: "Gençliklerine hayran bırakan o güzel, o alımlı yüzleri nerede? Nerede o şehirler bina edip etraflarını surlarla kuşatan melikler? Nerede o harp meydanında muzaffer olanlar? Şüphesiz ki kader onlara ihanet ettiği vakit hepsinin sarayları yitip gitti, harap oldular ve kabrin karanlıklarında kayboldular. Acele ediniz! Acele ediniz! Kaçınız! Kaçınız!" Hz. Selman (r.a.): "Hz. Ebubekir (r.a.)'dan bir nasihat istedim, bana dedi ki: "Ey Selman! Allâh'tan kork ve bil ki, ömrü kısa olan galibiyetler olacaktır; lakin, senin bunlardan payın nedir, karnına giren ne olacaktır yada sırtına yükleyeceği nedir ben bilmem; ama şunu bil ki, her kim beş vakit namazını kılar, o kişi Allâh'ın himayesi altındadır ve O'nun himayesi altında yürür. Bu yüzden, Allâh'ın (c.c.) himayesindeki hiç kimsenin canına kıyma; yoksa Allâh'ın (c.c.) sözüne karşı gelmiş olursun ve Allâh da seni cehennem ateşlerinde perişan eder." Ebu Bekir (r.a.)’in şöyle söylediği rivayet olunmuştur: "Kim ağlayabiliyorsa ağlasın, şayet ağlayamıyorsa buna çaba göstersin." Başka bir rivayette ise "İlkin en salih olan insanlar, ardında da onlara rütbece yakın olanlar alınacak; ta ki tıpkı buğdayın ve hurmanın kabuğunun geriye kalması gibi insanlığın kabuğu geriye kalana kadar; şüphesiz ki Allâh da bu geriye kalanları nazar-ı dikkatine almaz." Müslim B. Yesar'ın Hz. Ebubekir (r.a.)'ten naklettiğine göre: "Müslüman, her vesileyle hatta sıkıntıda dahi mükafatlandırılır. Öyle ki, başına gelen bir sıkıntıdan, ayak bağının kopmasından tutun da kaybedip de araya araya heybesinde bulduğu eşyasına kadar, herşey onun mükafatlandırılmasına vesiledir." (Celaleddin Suyuti, Halifeler Tarihi, s.116)