Zum Inhalt springen
PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2505 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    KADININLARIN MAHREMLERİ-29 EYLÜL 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    29.09.2026 | 2 Min.
    Müslüman bir kadın ya evlidir ya da bekar, iki durumda da bir aile içinde bulunur. Nur Suresi'nin 31. ayetinde sayılan bu yakın hısım ve birlikte yaşanan kimselerin yanına kadın, son sınır olarak diz kapağı ile göbeği arasını, sırt ve karın kısmını örtmek şartıyla çıkabilir. Ancak bu bir fetva sınırı olup, kadının bunların yanında da edeb ve takva gereği daha fazlasını örtmeyi gaye edinmesi gerekir. Evde çamaşır veya bulaşık yıkayan yahut hamur karan ya da bahçe sulayan bir kadının hizmet gereği kimi yerleri açılabilir. Yine çocuğunu emziren kadının evin içinde kendisini sürekli olarak sakınması güçlük doğurur. Ancak şunu hemen belirtelim ki fitne korkusu olur veya aile içinde zayıf ahlaklı kişiler bulunursa, kadın örtünmesini dikkat etmelidir. Bir müslüman kadına mahrem sayılan kimseler şunlardır: 1. Kocası: Kadın, kocasının yanında dilediği gibi giyinebilir. Eşler arasında örtünme bakımından bir sınır söz konusu değildir. Kadının kocasına güzel görünmek için süslenmesi ve açılması mubahtır. Ancak yabancı erkeklere güzel görünmek ve onların ilgisini çekmek için süslenmek caiz olmaz. 2. Babası 3. Kocanın babası, buna büyük babalar da girer. 4. Kendi oğulları, erkek torunlar da bu kapsama girer. 5. Kocasının oğulları, erkek torunlar da bu kapsamdadır. 6. Erkek kardeşi. 7. Erkek kardeşin oğulları, erkek kardeşin torunları da bu kapsama girer. 8. Kız kardeşin oğulları, bunların torunları da mahrem sayılır. 9. Müslüman kadın, mü'min bir kadının diğer mü'min hanımların yanında diz kapağı ile göbeği arası kapalı olarak bulunabilir. Ancak müslüman bir kadın gayrimüslim kadınların yanında tesettürsüz bulunamaz. (Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam Hukuku, s.212-243)
  • Mevlana Takvimi

    ÂLEMLERİN RÂBBİNİN TECELLİSİ-28 EYLÜL 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    29.09.2026 | 3 Min.
    "Hamd Âlemlerin Râbbi’ne mahsusutur" (Fatiha s. 2) ayeti kerimesinde Allâh (.c.), zât ismi bakımından tüm hâmdlere layık olduğunu, "zat" ismine karşılık "hâmd"i getirerek tembih etti. "Âlemlerin Râbbi" ifadesi, Allâh (c.c.)’un zât ve sıfatları bakımından, dünyevî ve uhrevî her tür hâmde müstehâk olduğunun bir delili gibidir. "Râbb" terbiye ve ıslah etmek manasınadır. Râbbin, "âlemler" hakkında tecelli etmesi, onları, gıdalarla terbiye etmesi ve varlık sebebleri olan diğer şeyler yaratmasıyladır. İnsanlar hakkında ise onların zahirini nimetle ve bâtınlarını rahmetle terbiye etmesidir. İnsanların bâtınları kalbleridir yani kalblerini rahmetiyle terbiye eden demektir. Cenâb-ı Allâh, kullarının nefislerini, şer’î hükümler ile terbiye eder. Âşıkların kalblerini tarikât âdabı ile terbiye eder. Muhibbânın (sevenlerin) sırlarını hakikât nurları ile aydınlatıp terbiye eder. Allâh (c.c.), insanı bazen tavırları ve bazen de onun azâlarında bulunan kuvvetli nurları feyziyle terbiye eder. Kemikle işitme, yağ ile görme, et ile konuşma imkânı veren Allâhü Teâlâ’dır. Başka bir tertip ile insanın gıdasını, nebâtatta taneleri ve meyveleri yaratarak insanı gıdalandırır. Hayvanları et ve yağ giydirerek ve onları nasıl hareket edeceklerini içlerine koyarak terbiye eder. Yeryüzünü ağaçlar ve nehirler ile yaşanır hâle getirir. Gökyüzünde yıldızları nuru ile insanların hizmetine verir. Zamanda senin sükûnetini iskân eden, geceleri haşarâtı ve eziyet veren hareketleri teskin eden ve onlardan seni koruyan ve gündüz ile fazl-ü kereminden rızkını aramanı sağlayan Allâh (c.c.), noksan sıfatlardan münezzehtir. İşte bütün bunları yapan Allâh (c.c.), senin mürebbindir. Sanki Râbbinin senden başka bir kulu yokmuşçasına seni yetiştirip terbiye ederken, sen ona hizmet yani ibâdet etmemektesin. Veyahut senin başka bir Râbbin varmışcasına ona ibâdet etmektesin. (İsmail Hâkkı Bursevi, Rûhu’l-Beyân Tefsiri, c.1, s.57-58)
  • Mevlana Takvimi

    SEYYİD TAHA (K.S.) HUZURUNDA-27 EYLÜL 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    27.09.2026 | 2 Min.
    Hakkâri’nin Şemdinli ilçesindeki Nehri köyü, meşe ve mazı ormanlarıyla çevrili derin bir vadide saklıdır; önünden süt beyazı bir ırmak akar. Nakşibendî-Hâlidî yolunun büyük piri Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî (r.a.)’nin halifesi Seyyid Taha (kuddise sirruh) bu köyde medfundur. 1976’da Üstad Necip Fazıl Kısakürek, mürşidi Abdülhakim Arvâsî Hazretleri’nin şeyhi olan bu zâtın huzuruna varmak için Van’dan Başkale’ye, oradan Yüksekova ve Şemdinli’ye gitti; sonra katır sırtında, zahmetli bir tırmanışla Nehri’ye ulaştı. “Yolda ölürsem, beni Seyyid Taha’nın yanına gömün” diyecek kadar kalbiyle bağ kurduğu bir menzildi burası. Abdülhakim Arvâsî gençliğinde Nehri Tekkesi’nde din ve fen ilimleri tahsil etmiş, silsile Seyyid Fehîm üzerinden Seyyid Taha’ya, oradan Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî (r.a.)’nın nefesine bağlanmıştı. Üstad, bu üç halkalı irfan zincirinin izini sürerek Arvas’tan Nehri’ye yöneldi. Bir zamanlar üç katlı, geniş kemerli mimarisiyle bölgenin ilim ve irfan ocağı olan tekke; 1925’teki hadiselerin ardından çıkarılan kanun bahane edilerek 1926’da toplarla yıkıldı, Nehri yıllarca yasak bölgeye çevrildi. Yapı söndü; fakat hatıra, pınarın serinliğinde ve yalçın kayaların gölgesinde yaşamaya devam etti. Tekke kapatıldı, eşyaları dağıtıldı, arazilere el konuldu; yine de bu menzil, Hâlidî nefesin izini taşıyan bir sığınak ve diriliş yeri olarak kaldı. Nehri’de esen rüzgâr taşlara sinmiş zikri fısıldar; o nefes, suskun kapılardan hâlâ geçer. Üstad için Nehri, harabe değil, yaşayan bir mektepti; not defterini açıp suskun taşların önünde mısralarını kaydetti. “Şemdinli dağlarının içtim nur çeşmesinden, Kurtuldum akreplerin ruhumu deşmesinden.” (Muhsin Kızılkaya, haberturkcom)
  • Mevlana Takvimi

    BESMELE’YE HÜRMET GÖSTERMEK-26 EYLÜL 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    26.09.2026 | 2 Min.
    Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim, üzerinde besmele yazılı bir kâğıdı Allâh’a saygısından dolayı yerden kaldırırsa, Allâh katında sıddîklerden yazılır, ana babasının, müşrik de olsalar azabları hafifletilir." Bu konuda Bişru’l-Hâfi’nin hikayesi meşhurdur. Ebu Hureyre (r.a)’den, Peygamberimiz (s.a.v.)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ey Ebû Hureyre, abdest aldığında "Bismillah" de. Zira, abdestini tamamlayıncaya kadar senin Hafaza Meleklerin sana sevab yazmayı bırakmazlar. Hanımınla münasebette bulunduğunda "Bismillah" de. Zira, sen gusledinceye kadar, Hafaza Meleklerin sana sevab yazarlar. Eğer bu münasebetten bir çocuk olur ve o çocuğun da nesli devam ederse, hiç bir istisna olmaksızın, soyundan gelenlerin nefesleri sayısınca sana sevap yazılır. Ey Ebû Hureyre, bir hayvana bindiğinde, "Bismillah, elhamdülillah" de. O zaman, hayvanın adımları sayısınca sevap yazılır. Bir gemiye bindiğinde de "Bismillah, elhamdülillah" de. O zaman, ondan ininceye kadar sana sevab yazılır." Enes b. Mâlik (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "İnsanların elbiselerini çıkardıkları zaman "Besmele" çekmeleri, insanların mahrem yerleri ile cinlerin gözleri arasında perde olur." (Suyuti, Camius-Sağîr, 2/32) Bu hadiste şuna işaret edilmiştir: Besmele, bu dünyada senin ile cinlerden olan düşmanların arasında perde olursa, ahirette de senin ile zebaniler arasında perde olmaz mı? Kadın sûfîlerin büyüklerinden olan Umretü’l-Fergâniyye’den, "Cünüp ve hayızlı kimsenin besmeleden değil de, Kur’an okumaktan men edilmesindeki hikmet nedir?" diye soruldu da, O şu cevabı verdi: "Besmele çekmek, dostun ismini anmaktır. Dost ise, dostunu anmaktan menedilmez." (Fahruddîn Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr Mefâtîhu’l-Ğayb, c. 1, s. 239-241)
  • Mevlana Takvimi

    ZORUNLU EĞİTİM Mİ, ZORUNLU YOZLAŞMA MI?-25 EYLÜL 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    25.09.2026 | 2 Min.
    Gerçekten biz çocuklarımıza yazık ediyoruz. Okumak istemeyeni veya kapasitesi sınırlı olanı zorla sınıfa hapsediyoruz. Bu gençler ise yetenekli olanları aşağı çekiyor ve eğitimin kalitesini düşürüyor. Zorunlu eğitimi her kademeye yaygınlaştırmak, pedagojik ilkelere ve eğitim biliminin gerçeklerine uygun bir yaklaşım değildir. Temel eğitimin bireyin biyolojik varlıktan sosyal ve bilinçli bir insan haline gelmesi için zorunlu olması, insan fıtratının bir gereğidir. Ancak bu zorunluluğun tüm eğitim basamaklarına aynen uygulanması, bireysel farklılıkları ve sosyolojik gerçeklikleri göz ardı etmek anlamına gelir. 12 yıl kesintisiz zorunlu eğitim devletin tüm çocukların zihinsel formasyonunda mutlak belirleyici olma iddiasının somut bir yansımasıdır. Oysa temel eğitim çocuğun asgari insani yeterlikleri kazanabilmesi açısından bir zorunluluk arz ederken, bu zorunluluğun tüm eğitim kademelerine aynen teşmil edilmesi, ebeveynlerin çocuklarını kendi dünya görüşü, değer sistemi ve hayat tasavvuru doğrultusunda yetiştirme hakkını ciddi şekilde sınırlamakta ve ihlal etmektedir. Türkiye’de mevcut zorunlu eğitim sistemi, tarihsel süreçte çeşitli yabancı fikir akımlarının (pozitivizm, materyalizm, Darwinizm) ve bu fikirlerin ülkemizdeki yansımalarını temsil eden ideolojik yaklaşımların etkisi altında şekillenmiştir. Bugün zorunlu eğitim süreçleri büyük ölçüde genç kuşakları hayata hazırlamakta yetersiz kalmakta, onlara gerçek bir meslekî yeterlik kazandırmak şöyle dursun, çoğu zaman üretkenlikten ve hayata etkin katılımdan uzaklaştıran bir oyalama işlevi görmektedir. İnsan fıtratında öğrenmeye yönelik doğuştan gelen bir merak ve öğrenme arzusu bulunmaktadır. Eğitime değil, tek tipleştirici zorunlu eğitime karşı duruyoruz. (Sefa Saygılı, Yeni Akit)
Weitere Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, قران کریم - Holy Quran und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.19.0 | © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 9/29/2026 - 5:57:28 PM