PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2334 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    SELEFİN RESÛLULLÂH (S.A.V.)’E HÜRMETİ-30 MART 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    30.03.2026 | 2 Min.
    Amr b. Meymun (r.a.)’dan rivayet edilmiştir. Der ki: "Ben Îbn Mes’ud (r.a.)’ın yanında bir sene bulundum. Onun; "Resûlullâh buyurdu" dediğini işitmedim. Ancak bir gün Resûlullâh (s.a.v.)’in zamanından bahsederken, gayri ihtiyari olarak; "Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu" dedi. Öyle müteessir ve mahzun oldu ki, yüzünden terler aktığını gördüm. Sonra şöyle dedi: "İnşaallâh böyle buyurdu. Yahut bundan daha fazla veya daha az yahut da buna yakın buyurdu." Bunları hadîsi rivayet etmekteki ihtiyâta binaen söyledi." Bir rivayette ise, yüzünün rengi değişti. Diğer bir rivayette ise, "gözleri yaşla doldu, boğaz damarları şişti" diye kaydedilir. Mâlik Ca’fer b. Muhammed (r.âleyh)’den (Hz. Ali (r.a.)’in torunu) nakletmiştir. Mus’ab b. Abdullah (r.a.) der ki: "Mâlik b. Enes (r.a.), Resûlullâh (s.a.v.)’den hadîs rivayet etmek istediği zaman abdest alıp hazırlanırdı. En iyi elbisesini giyip öyle rivayet ederdi." Mutarrif (r.âleyh) der ki: "Imâm Mâlik (r.a.)’e insanlar geldiğinde, hizmetçisi çıkar, onlara şöyle derdi: "Üstad size selâm ediyor. Hadîs mi sormak istiyorsunuz, yoksa başka konuda sorular mı sormak arzusundasınız." diye sordururdu. Eğer soru sormak istiyoruz derlerse yanlarına çıkardı. Hayır, hadîs sormak istiyoruz derlerse, banyoya girer, guslederdi. Güzel kokular sürünüp, yeni elbiselerini, cübbesini giyerdi. Sarığını da sarıp başına giyerdi. Böylece insanların yanına çıkar, kendisine hazırlanan kürsüye huşû ve hudû içinde otururdu. Hadîs-i şerifi takrir etmekten fariğ oluncaya (ayrılıncaya) kadar buhur yakılırdı. Katâde (rh.a) abdestsiz olarak hadîs rivayet etmez, Hz. Âişe (r.anhâ), A’meş (rh.a), hadîs rivayet edecekken eğer abdestsiz olursa, teyemmüm ederlerdi. (Kadı Iyâz, Şifâ-i Şerif, s.429-432)
  • Mevlana Takvimi

    CENÂB-I HAKK’IN İHSANI-29 MART 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    29.03.2026 | 2 Min.
    Cenâb-ı Hakk’ın dışında ihsanda bulunan kimselere, fakir ısrar ettiğinde, ona kızar ve onu mahrum eder, istediğini de vermez. Halbuki Allâhü Teâlâ böyle değildir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) "Cenâb-ı Hakk, duâsında ısrar edenleri sever" (Müslim, Zikir, 7) buyurmuştur. Cenâb-ı Allâh’ın dışında, ihsanda bulunanlardan, ihsan etmeleri istenmediği müddetçe kimseye bir şey vermezler. Ama O, istemeden de verir. Görmez misin ki O, annenin rahminde daha bir cenin ve aklı olmayan bir cahil iken seni terbiye etmiştir. Sen O’ndan istemesini beceremediğin halde de seni korumuş; sen O’ndan istemediğin, aklının ve hidayetinin olmadığı zamanda da sana ihsanda bulunmuştur. Cenâb-ı Allâh’ın dışında ihsanda bulunanların ihsanları, fakir olmaları, orada olmamaları veya ölmeleri hallerinde sona erer. O’nun ihsanı ise kesinlikle sona ermez. Allâh’ın dışında, ihsanda bulunanların ihsanları umumî olmaz, belli bir topluluğa has olur. Ama Cenâb-ı Hakk’ın terbiyesi ve ihsanı herkese ulaşır. Nitekim Cenâb-ı Allâh; "Benim rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır." (A’raf 156) buyurmuştur. Böylece O’nun âlemlerin Râbbi olduğu ve bütün mahlûkata ihsanda bulunduğu ortaya çıkmış olur. İşte bu sebeble Cenâb-ı Hakk kendisi hakkında; "Bütün hamdler Alemlerin Râbbi (sahibi ve terbiye edicisi, malikî ve ihsan edip geliştiricisi) Allâh’a aittir" (Fatiha 2) buyurmuştur. Bu misallerle, Allâh’ın lütfunun umumî, ihsanının yaygın ve rahmetinin geniş olduğu ortaya çıkmış olur. (Fahruddîn Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr Mefâtîhu’l-Ğayb, c. 1, s. 321-322)
  • Mevlana Takvimi

    NEBÎ (S.A.V.)’İN ANNE, BABA VE ECDADI MÜ’MİNDİLER -28 MART 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    28.03.2026 | 2 Min.
    Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in Muhterem anne ve babaları îmân üzereydiler. Onlar, İbrâhim (a.s.)’in tevhid dinine bağlıydılar. Asla putlara tapmadılar. Peygamberimiz (s.a.v.)’in Muhterem babaları Hz. Abdullâh (r.a.), haseb ve nesebce Kureyş’in en temiz soyuna mensûbdur. Buhârî, Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’in atalarını, İbrâhîm (a.s.)’a kadar çıkarır. İbrâhîm Halîl (a.s.), Kâ’be’yi ilk binâ eden olduğundan, Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’e kadar, bütün İbrâhîm (a.s.) evlâdı, Kâ’be’ye hizmet ede gelmişlerdir. Bu yönden, Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’in yüce ecdâdının bütün hayatları, kemâl derecede kayıt ve zabt altındadır. Hepsi de şeref ve fazîlet sâhibi kimselerdir. Tevbe Sûresi 128’deki “enfüsiküm” kavl-i şerîfinin, bir rivayete göre manâsı, “Ey insanlar! Sizin en güzel ve temiz soyunuzdan, size en necîb bir Peygamber geldi.”olmuştur. Nebî (s.a.v.); “Ben, Allâh (c.c.)’nun Peygamberiyim, bunda yalan yoktur! Ben, Abdulmuttalib’in torunuyum, soyumda yalancı yoktur!” buyurmuşlardır ve bozulan ordunun mânevi kuvvetini iâde etmişlerdir. Büyük âlim Münâvî’ye: “Nebî (s.a.v.)’in babası cehennemde midir?” diye sorulduğunda Münâvî, şiddetle haykırarak; “Nebî (s.a.v.)’in babası, Fetret devrinde vefât etmiştir. Fetret devrinde vefât edenlere İsrâ sûresi 15. âyette: “Biz, bir peygamber göndermedikçe kimseye azâb edecek değiliz.” diye buyuruluyor” diyerek cevâb vermiştir. Diğer bir rivâyete göre Peygamberimiz (s.a.v.) Vedâ Haccı’ndan döndüğü zaman, Allâhü Te‘âlâ, ona anne babasını ve amcası Ebû Tâlib’i diriltti. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, onlara İslâmiyeti arz etti. Onlar da îmân ettiler (sonra yine öldüler). (Tarihü İbnü’lVerdi, c. 1, s. 102) (Ömer Faruk Hilmi, Ehl-i Beyt’in Fazileti ve Ebû Tâlib’in İmanı, s.16)
  • Mevlana Takvimi

    TERK ETTİKLERİMİZİN ZARARINI GÖRDÜK-27 MART 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    27.03.2026 | 3 Min.
    Ikrime, Ibn Abbas’tan naklen şöyle anlattı: "İki şey var ki, şeytandandır. İki şey de var ki, Allâh’tandır. Sonra şu ayeti okudu: "Şeytan sizi fakir olacaksınız diye korkutur. Size cimriliği ve sadaka vermemeyi telkin eder. Allâh ise size katından bir mağfiret ve bir lütuf vaat eder..." (Bakara 268) Yâni: Size ibadeti ve sadaka vermenizi emrediyor. Tâ ki, mağfiretine ve fazlına nail olasınız."... Allâh’ın fazlı boldur. Sadaka verene yapacağı ihsanı bilir." (Bakara 268) " Ibn Büreyde, babasından naklen, Resûlullâh (s.a.v.)’ın şöyle buyurduğunu anlatır: "Bir kavim, ahdini bozarsa, Allâhü Teâlâ onları anarşiye uğratır. Bir kavim içinde kötülükler açıktan işlenirse Allâhü Teâlâ onlara ölümü musallat eder. Bir kavim zekâtı vermezse Allâhü Teâlâ onlara yağmur yağdırmaz." Dahhâk, Nezzal b. Sebre’nin şöyle dediğini anlattı: Cennetin kapısına şu üç yazı yazılmıştır. Birinci satırda: Allâh’tan başka ilah yoktur. Muhammed, Allâh’ın Resulüdür. İkinci satırda: Günâhkâr ümmet, bağışlayıcı Râb. Üçüncü satırda: Yaptığımız iyiliklerin karşılığını bulduk. Önden gönderdiğimizin kârını kazandık. Terkettiğimizin de zararını gördük. Şöyle anlatıldı: Beş şeyi yapmayana Allâh beş şeyi yapmaz: 1. Zekâtını vermeyenin malını Allâh korumaz. 2. Sadaka vermeyene Allâh afiyet vermez. 3. Devlete vergisini vermeyene Allâh arazisinin bereketini vermez. 4. Duâ etmeyince Allâh icabet etmez. 5. Namaza tembel davranana Allâh ölümünde de "La ilahe illallâh" kelime-i tevhidini söyletmez. Ibn Mes’ud (r.a.) şöyle der:Bir kimsenin hayatta iken bir dirhem sadaka vermesi ölüm halinde iken yaptığı yüz dirhemlik vasiyetten üstündür. (Ebu’l-Leys es-Semerkandi , Tenbihü’l- Gafilin s.357-358)
  • Mevlana Takvimi

    ŞÂFİİ MEZHEBİNDE KAZA NAMAZI BORCU OLAN KİŞİ NE YAPMALI?-26 MART 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    26.03.2026 | 2 Min.
    Şâfii mezhebinde kazası olan kişinin nafile namaz kılması her ne kadar sahih olsa da haramdır. Bunun için kazası olan Şâfii kardeşlerimizin nafile yerine kaza namazlarını kılmaları gerekmektedir. Üzerinde kaza namazı olduğunu gerekçe yaparak nafile kılmayıp o vakti kaza namazıyla geçirmemek de şeytanın kişi üzerindeki hilelerinden biridir. Zira Şâfii mezhebinde üzerinde kaza namazı olan kişinin nafile namazla meşgul olması caiz olmadığı gibi fuzuli diğer işlerle de meşgul olması caiz değildir. Bilakis ihtiyaç dışı tüm vakitlerini kaza namazıyla geçirmesi gerekir. Şâfii kaynaklarından Fethu’l-Mu’ın, İbn Hacer (rh.a)’den şunu nakletmektedir: "Zahir olan şudur ki; kaza borcu olan kişinin yeme-içmesi, çoluk çocuğunun maişetini temin için harcadığı vaktin haricini yani haceti asliyesinin dışındaki tüm vakitlerini kaza namazlarıyla geçirmesi lazımdır. Bu vakitlerde başka şeyler ile meşgul olması caiz olmadığı gibi nafile namazlarla meşgul olması da haramdır. Ancak uyuyakalmak gibi bir özürden dolayı namaz kazaya kalmışsa bunun kazasında acele etmek menduptur, vacip değildir. Buna göre Şafii mezhebine mensup olan bir kardeşimize sünnetleri kıl dendiğinde kaza borcum var demesi doğrudur. Fakat burada doğru olmayan bir şey vardır ki; o da, bu vakitleri kaza kılmaksızın geçirmesi caiz değildir. (Suâlli Cevaplı İslâm Fıkhı, c.3, s.50-51)

Weitere Islam Podcasts

Über Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Yasser Al Dossari und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.8.5| © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 3/30/2026 - 7:16:51 PM