2476 Episoden
- Sultan İkinci Mahmud Han zamanında, Fener Patrikhanesi’nin kapısında asılan, (1237/1821) Rum isyanının baş planlayıcısı Patrik Gregoryos’un, Rus Çarı Aleksandra yazdığı mektub ibret verici cümlelerle doludur. Şöyle ki: “Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak gayr-i mümkündür. Çünkü Türkler, Müslüman oldukları için çok sabırlı ve mukavemetli insanlardır. Gayet mağrurdurlar ve izzet-i imân sahibidirler. Bu hasletleri, dinlerine bağlılıklarından, kadere rıza göstermelerinden, ananelerinin kuvvetinden, padişahlarına olan itaat duygularından gelmektedir. Türkler zekidirler ve kendilerini müspet yolda sevk ve idare edecek reislere sahip oldukları müddetçe de çalışkandırlar. Gayet kanaatkardırlar. Onların bütün meziyetleri, hatta kahramanlık ve şecaat duyguları da dinlerine olan bağlılıklarından, ahlâklarının sağlamlıklarından gelmektedir. Türklerde evvelâ itaat duygusunu kırmak ve manevî rabıtalarını (bağlarını) parçalamak, dînî metanetlerini (sağlamlığını) zayıflatmak icâp eder. Bunun da en kısa yolu, millî geleneklerine ve maneviyatlarına uymayan hârici fikirler ve hareketlere alıştırmaktır. Maneviyatları sarsıldığı gün, Türklerin kendilerinden şeklen çok kudretli kalabalık ve zâhiren hâkim kuvvetler önünde zafere götüren asıl kudretleri sarsılacaktır. Ardından maddî vasıtaların üstünlüğü ile onları yıkmak mümkün olabilecektir. Bu itibarla Osmanlı Devleti’ni tasfiye için sadece harp meydanlarındaki zaferler kâfi değildir. Hatta sadece bu yolda yürümek, Türklerin haysiyet ve vakarını tahrik edeceğinden, hakikatlerine nüfuz edebileceklerine sebep olabilir. Yapılacak olan, Türklere bir şey hissettirmeden, bünyelerindeki tahribi tamamlamaktır.” Milli eğitimin gençlerimize nasıl bir milli eğitim vermesi gerektiği bu mektuptan anlaşılmıyor mu? Milletimizin gelecek nesillerimize etki edeceklerin nasıl çalışmaları gerektiği bu ifadeler ders vermezse daha ne söylemek gerekir? (Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Devr-i Gül Sohbetleri s.64-64)
- Ebû Dâvud ve Tirmizî'nin Enes bin Mâlik (r.a.)'dan yaptıkları rivayette, Peygamber (s.a.v.) buyurdular ki: "Kadılık görevi peşinde koşan ve bu hususta ara yerde şefaatçiler koyan kimse (bu isteğine nail olacak olursa) kendi nefsiyle baş başa bırakılır (yardım edeni bulunmaz). Ve kim de zorlanarak bu görevi yüklenirse, Allâh onun üzerine, doğruyu ilham eden bir melek indirir". Bazıları bu hadise dayanarak demişler ki: "Kadılık görevini ihtiyari olarak kabul etmek caiz değildir." Fakat muhtar olan kavle göre, istek, talep ve şefaatçi olmaksızın yüklemek ruhsat yollu caizdir. Daha kuvvetli olan kavi ile amel etmek ise, terketmektir. Emîrlik ve beylik de böyledir. Zira bu iki görev de ağırdır; hukukuna riâyet etmeğe insan pek az güç getirebilir. Ebû Hureyre (r.a.)'den yaptıkları rivayette, Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular ki: "İnsanlar arasında kadılık görevini yüklenen veya kaadî nasbedilen kimse bıçaksız boğazlanmıştır." Hz. Âişe (r.anha)'nın şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: Resûlullâh (s.a.v.)'den duydum, buyuruyorlardı ki: "Adaletle iş gören kaadî üzerine kıyamet günü öyle bir saat gelecek ki, o, iki kişi arasında bir hurma hususunda bile hükmetmemiş olmasını temenni edecek!" İmam Ahmed bin Hanbel'in Ebû Hureyre (r.a.)'dan yaptığı rivayette, Peygamber (s.a.v.) buyurdular ki: "On (veya daha fazla) kişi üzerine emirlik eden kimse yoktur ki kıyamet günü eli bağlı olarak getirilmesin! Onun elinin bağını ancak adalet açar". Taberânî'nin İbn Abbas (r.a.)'dan merfuan yaptığı rivayette buyuruluyor ki: "On kişiye emîrlik eden hiç kimse yoktur ki aralarında hükmedilinceye kadar kıyamet günü elleri boynuna bağlı olarak getirilmesin!" (İmam Birgivî, Tarikat-ı Muhammediye, s.386-387
- İslam öncesinde Araplar arasında akika geleneği vardı. Allah Resulü (s.a.s.) bu âdeti onaylamış, kendisi akika kurbanı kesmiş ve ashabını da buna teşvik etmiştir. Akikanın bazı hikmet ve faydaları şunlardır: Akika vesilesiyle çocuğun nesebi bereketlenir ve çoğalır. Akika kurbanı kesmek, kişinin cömertliğinin bir göstergesidir. Çocuk, akika kurbanı vesilesiyle her türlü zarar ve musibetten korunur. Doğumunun yedinci gününde çocuğa isim konulması ve akika kurbanı kesilmesi evladır. Bunun nedeni, doğum sonrasında ilk olarak çocuğun bakımı, ihtiyaçlarının giderilmesi ve akrabaların haberdar edilmesi gibi birçok işle meşgul olunmasıdır. Kız çocuğu için bir keçi veya bir koyun, erkek çocuğu için ise iki keçi veya iki koyun kesilir. Kız çocuğu için büyükbaş hayvandan bir hisse, erkek çocuğu için iki hisse kesilmesi de mümkündür. Bundan sonra çocuğun saçları kesilir ve ağırlığınca altın veya gümüş sadaka olarak verilir. İsteyenler çocuğun başına safran da sürebilir. Maddi durumu iyi olmayanlar, erkek çocuk için bir kurban kesebilir. Hatta hiç akika kurbanı kesmemekte de bir beis yoktur. Yedinci gün akika kurbanı kesmek mümkün olmadığında, sonraki haftalarda çocuğun doğduğu günden önceki günde kurban kesmek evladır. Örneğin, çocuk Cuma günü doğmuşsa, sonraki herhangi bir perşembe günü; perşembe günü doğmuşsa, herhangi bir çarşamba günü akika kurbanının kesilmesi daha iyidir. Kurban olmaya elverişli olan bir hayvan, akika için de elverişlidir. kurbanlık olarak kabul edilmeyen hayvan, akika için de uygun değildir. Akika eti çiğ olarak dağıtılabilir, pişirilip dağıtılabilir veya davet edilerek misafirlere ikram edilebilir. Akika etini baba, dede, nine gibi yakın akrabalar da yiyebilirler. (Eşref Ali et-Tehanevi, Terbiye-i Evlad (İslam’da Çocuk Terbiyesi), s. 49)
- Hastalığın ve seferin oruç tutmamaya bir ruhsat olmasının delili şu Ayet-i Kerime’dir: "Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder." (Bakara s. 184) İmam Muhammed el-Camius-Sağir kitabında şöyle der: Oruç tutmamaya ruhsat olan hastalık, oruç tutulması durumunda artma ihtimâli bulunan hastalıktır. Böyle bir hastalık sebebiyle oruç tutulmayabilir. Hatta bu halde iken tutulması durumunda ölüm veya bir aza kaybına sebep olacaksa oruç tutmamak vâcip olur. Zira bile bile kişinin kendini tehlikeye atması caiz değildir. Bu durumda Allâh (c.c.) hakkı olan vucubu yerine getirmek için tehlikeye girmiştir denilemeyecektir. Çünkü bu durumda oruç tutmak zaten vâcip değildir. Allâhü Teâlâ şöyle buyuruyor: "Ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın." (Bakara s. 195) İmâm ez-Zeylai, et-Tebyinü’l-Hakaik adlı eserinde şöyle demiştir: "Bir hastalığın oruç tutmamaya ruhsat olduğunu anlamanın yolu iki şeyden biridir: 1. Kişinin kendisinin zannına göre oruç tutarsa hastalığının artacağından ya da helâk olacağından korkması. 2. Müslüman ve işini iyi bilen bir doktorun hastanın oruç tutmaması gerektiğini söylemesi." İmâm el-Merginani sağlıklı kişinin hasta olma korkusu oruç tutmamaya ruhsat olmaz demiştir. Zannımızca uygun olan da budur. Zira kişi kendini bir iki gün denemelidir. Allâh (c.c.) en doğruyu bilendir. Hadis-i Şerif’te şöyle buyurulmuştur: "Özürsüz Ramazan’da bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazan’daki o bir günkü sevâba kavuşamaz." (Sualli-Cevaplı İslâm Fıkhı, c.3, s.367-368)
- İmâm Ebû’l-Kasim es-Sübkî Hazretleri, “ed-Dürrü’ Münazzam fi’l-mevlidi’l-Muazzam” kitabında, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nden şöyle bir rivayet nakletmiştir: “Kim, ruhlar (arasında) Muhammed Mustafa (s.a.v.) Hazretleri’nin mübârek ruhu şerifine ve kim cesedler (arasında) Muhammed Mustafa (s.a.v.) Hazretleri’nin mübârek cesedine ve kabirlerde Muhammed Mustafa (s.a.v.) Hazretleri’nin temiz kabrine Salât-ü Selâm okursa; mutlaka beni rü’yâda görür. Ve kim beni rü’yâda görürse; o kişi kıyâmet gününde de beni görür. Kıyâmet gününde beni görürse; ben ona şefaat ederim. Kime şefaat edersem; o kişi, benim havzumdan içer ve Allâhü Teâlâ Hazretleri, onun cesedini cehennem ateşine haram kılar…” (Tirmizi) Okunucak salevât’ın arapçası şudur: “Allahümme salli ‘alâ ruhi seyyidinâ Muhammedin filervahı, Allahümme salli ‘alâ cesedi seyyidinâ Muhammedin fil-ecsâdi, Allahümme salli ‘alâ kabri seyyidinâ Muhammedin filkubûri.” Manâsı: “Allâhım! Ruhlar arasında Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nin ruhuna salât-ü selâm eyle. Allâhım! Cesedler arasında Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nin cesedine salât-ü selâm eyle. Allâhım! Kabirler arasında Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nin kabrine salât-ü selâm eyle.” Şeyh Mustafa el-Bekrî Hazretleri, “Hizbün-Nevevî” kitabında buyurdu: “Kim her gece, “Muhammed (s.a.v.)” ismi şerifini yirmi iki (22) kere okursa; o kişi, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’ni çokça rü’yâda görür.” (Yusuf en-Nebhani, Saâdetü’d-Dareyn, s.523)
Weitere Islam Podcasts
Trending Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-WebsiteHöre Mevlana Takvimi, الشيخ سعود الشريم und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App
- Sender und Podcasts favorisieren
- Streamen via Wifi oder Bluetooth
- Unterstützt Carplay & Android Auto
- viele weitere App Funktionen
Hol dir die kostenlose radio.at App
- Sender und Podcasts favorisieren
- Streamen via Wifi oder Bluetooth
- Unterstützt Carplay & Android Auto
- viele weitere App Funktionen


Mevlana Takvimi
Code scannen,
App laden,
loshören.
App laden,
loshören.











