Câbir ibni Abdullâh el-Ensârî (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Resûl-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kime bir iyilik yapılırsa, o iyiliğe karşılık versin. Verecek bir şey bulamazsa, onu hayırla anıp duâ etsin. Böyle yaptığı takdirde, iyilik yapana teşekkür etmiş olur. Hayırla anıp duâ etmezse, gördüğü iyiliğe nankörlük etmiş olur. Kendisine verilmeyen bir şeyi verilmiş gibi göstermeye kalkan, gerçekte giymediği elbiselerle gösteriş yapmaya kalkan çıplak biri gibidir." Abdullah ibni Ömer (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Allâh rızâsı için beni koru diyeni koruyup himâye ediniz. Allâh adını anarak isteyene veriniz. Size iyilik yapana siz de iyilik yapınız. Şayet verecek bir şey bulamazsanız, karşılık vermek istediğinizi göstermek üzere kendisine duâ ediniz." Allâhü Teâlâ, iyiliğin karşılığının iyilik olduğunu buyuruyor. İyiliğe iyilikle karşılık verecek imkânı olmayanlar, kendilerine iyilik yapana duâ etmelidir. Meselâ "Allâh (c.c.) seni hayırla mükâfatlandırsın (cezâkellâhu hayran)." demelidir. Böyle duâ etmek, iyiliğe karşılık vermektir. İnsanların kötü huylarından biri, başkalarına gösteriş yapmak için, babam veya kocam bana şunu aldı, şunu verdi, diye yalan söylemektir. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz böyle yapanın, çıplak olduğu halde iki elbise birden giyindiğini söyleyen birinin gülünç durumuna düşeceğini söylemiştir. Kendisine bir şey verenin adını başkalarına söylemeyip, sahip olduğu o şeyi kendi imkânlarıyla almış gibi göstermeye çalışan da, iki elbise birden giyindiğini söyleyen çıplağın durumuna düşer. (İmâm Buhârî, Edebü’l-Müfred, c.1, s.239-240)