2540 Episoden
- Oğulları için kız seçmeye çalışan annelerin büyük
bir kısmı bu seçimlerini ahlâktan önce fiziksel
güzelliği ön plana alarak yapmaktadır. Oğullarına
alacakları kızın dünya güzeli olmasını istiyorlar.
Halbukî fiziksel güzellik geçicidir. Dünya güzeli bir
kız ile evlenilse ahlâkı güzel değilse o fiziksel güzellik
kısa süre içinde unutulur, görülmez olur. Bahçesi
olanlar bilir, bir bahçe ne kadar güzel olursa olsun
(oturup özellikle bakılmadığı müddetçe) belirli bir
süre sonra alışıldığı için, gelip geçerken o güzellikler
görülmez olur. Onun için eş seçimi yapılırken fiziksel
güzellikten ziyade ahlâki güzellik dikkate alınmalıdır.
Nebi (s.a.v.) "Saliha kadının bulunduğu ev cennet
bahçelerinden bir bahçedir." buyurmuşlardır.
Yine "Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: Güzel
koku, helâl nisa (kadın), gözüm nuru olan namaz."
buyrulmuştur. Bu sebeple kişinin kendisinin
saliha hanım aramaya niyet etmesinin yanında anababasını
da buna yönlendirmesi gerekir. Mutlu bir
evlilik hayatı için evlenilecek kızda aranması gereken
ilk özellik Resûlullâh (s.a.v.)’in de tavsiye buyurduğu
gibi dininin, ahlâkının güzel olması olmalıdır.
Böyle bir hanım bulmanın yollarından biri onun ailesinin
araştırılmasıdır. Araştırmaya göre güzel ahlâklı
temiz bir ailenin kızı ise, kızın kendisi hakkında da
mâlumatlar uygunsa ve istihareye yatıldığı zaman
da hayırlı görülürse "Allâh nasip etsin, hayırlı olsun."
denir. Ama şimdiki sistemlerle evlenildiği takdirde bunun
neticesi geçimsizliğe ve boşanmaya gitmektedir.
(Ömer Muhammed Öztürk, Sohbetler-2, s. 107-108) - Bir kimse oruç tutmayı nezretse nezrini yerine
getirmesi ve oruç tutması lâzım gelir, eğer tutmazsa
günahkâr olmuş olur. Nezir iki kısımdır; muayyen
nezir ve muayyen olmayan nezir.
Muayyen nezir, kişinin, “bu hafta Cuma günü
oruç tutmak Allâh (c.c.) için üzerime borç olsun”
veya “yarın oruç tutmak Allâh için üzerime borç
olsun” demek sûretiyle nezir zamanını tayin etmesidir.
Muayyen nezir orucu, geceden niyet etmekle
sahih olur, eğer geceden niyet edilmemişse gündüzün
yarısının öncesine kadar niyet edilmesi caizdir.
Bir kimse Cuma günü oruç tutmayı nezretse ve
Cuma günü, nezir orucuna niyet etmeksizin mutlak
oruca niyet ederek oruç tutsa, tuttuğu oruç, nezir
orucu olarak sahih olmuş ve onunla nezir borcundan
kurtulmuş olur. Yalnız bu, mutlak oruca niyet
etmiş olması hâlindedir, eğer kasten veya unutarak
kaza orucuna niyet etmişse tuttuğu oruç, nezir değil
kaza orucu olmuş olur.
Muayyen olmayan orucu, kişinin, “bir gün oruç
tutmak Allâh (c.c.) için üzerime borç olsun” veya
“eğer babam şifa bulursa beş gün oruç tutmak Allâh
(c.c.) için üzerime borç olsun” demesidir. Muayyen
olmayan nezir orucu yalnızca geceden niyet etmekle
sahih olur.
Bir kimse Kurban Bayramının ilk günü oruç tutmayı
nezretse oruç tutması icap etmez, bilâkis o
günde oruç tutmaması ve oruç tutmanın mekruh olmadığı
başka bir günde nezrini kaza etmesi gerekir.
(Eşref Ali et-Tehânevî, Hanefi İlmihali, s.336-337) - Kadınların el, yüz ve ayakları dışında, sarkan saçları
dahil bütün bedenleri namazda veya yabancı erkeklerin
yanında örtülmesi gerekli olan yerlerdir. El ve yüzün ise
bir fitne korkusu bulunmadıkça namazda da namaz dışında
da örtülmesi gerekmez "Kadınlar süslerini (yabancı
erkeklere) açmasınlar" (Nur s. 31) ayetinde "kendiliğinden
görünen yerler müstesnadır" istisnası ile, bedenden
bazı yerlerin açık kalabileceğine işaret edilmiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v), Hz. Ebû Bekir (r.a.)’ın kızı
Esma'ya el ve yüzün açık kalabileceğini bildirdiğini belirtmiştir.
Başka bir hadiste Resûlullâh (s.a.v.); "Kadın örtülmesi
gereken avrettir. Dışarı çıktığı zaman şeytan ona
gözünü diker" buyurmuştur.
Sonuç olarak Nur Suresi 31. ayetteki baş örtüsü (hımar)
ve Ahzab Suresi 59. ayetteki dış giysi (cilbab) terimleri
birlikte değerlendirilince, kadın için iki parçalı bir
giysi şekli ortaya çıkar. Birincisi; saç, boyun ve göğüsleri
örten ve omuzlara doğru yakaların üstüne serbest bırakılan
"baş örtüsü"; ikincisi ise "dış giysi" olup, bunun şekli
iki türlü tarif edilmiştir.
Başörtüsünün üstünden, bedeni aşağıya kadar örten
büyük parça giysi veya başörtüsünün altında boyundan
aşağı topuklara kadar örten dış giysi cilbabın tarifleri
arasındadır. Hatta cilbaba, başörtüsü veya peçe anlamı
verenler olduğu gibi Abdullah b. Abbas (r.a)'ın "rida" yani
bedenin üst bölümünü örten dış giysi ya da örtü anlamını
verdiklerini bildilmiştir. Örtünmenin gayesi zinadan ve
yabancı erkeklerin sarkıntılık yapmasından sakındırmak
olduğuna göre, giysinin parça sayısına bakmaksızın bu
nitelikleri taşıması gerekir. Altını göstermemesi, bol olması,
karşı cinsin giysisine benzememesi bu nitelikler arasında
sayılabilir.
(Ali Rıza Peker, Örtünme ve Tesettür) - Hz. Nuaym İbni Mes'ûd (r.a.) Hendek harbi esnasında
İslâm'la şereflendi. Medineli müslümanları, dışardan
Kureyş ve Gatafan kabileleri, içerden Benî Nâdir ve Benî
Kureyza Yahudileri kuşatıp ortadan kaldırmak istediler.
Bu kuşatma yirmi gün kadar sürdü. Her iki tarafta da
açlık, sefalet başgösterdi. Gatafan kabilesinden Hz. Nuaym
(r.a.) gece karanlığında kalkıp Resûlullâh (s.a.v.)
Efendimizin yanına gitti. "Ya Resûlullâh (s.a.v.)! Ben Müslüman
oldum. Yalnız kavmimin bundan haberi yok. Şimdi
bana dilediğini emret!" dedi. İki Cihan Güneşi Efendimiz
de ona: "Kavmine git ve düşmanımızın gayret ve gücünü
zayıflat. Çünkü harp hiledir." buyurdu.
Nuaym İbni Mesûd (r.a.) önce Benî Kureyza'ya gitti:
"Burası sizin memleketiniz. Başka bir yere gidecek haliniz
yok. Ama Kureyş ve Gatafan öyle değil. Savaşı kazanırsa
ganimet bilirler. Kazanamazlarsa güven içinde
memleketlerine dönerler." dedi. Hatta onların bazı adamları
yanlarına alarak rehin tutmalarını teklif etti.
Oradan çıktı Kureyş ve Gatafan'a geldi. Onlara da:
"Beni Kureyza'nın Hz. Peygamber (s.a.v.)'le anlaştığını
ve Kureyş ile Gatafan’dan bir çok kişiyi alıp Nebi (s.a.v.)’e
teslim edeceğini" söyledi. Benî Kureyza'yı denemek için
İkrime gönderildi. "Yarın çarpışmaya karar verdik." dedi.
Onlar: "Yarın yanımızda rehin kalmaları için yetmiş kişiyi
bize vermedikçe sizinle birlikte harb etmeyiz." cevabını
verdiler.
Hz. Nuaym (r.a.) bu şekilde düşmanları birbirine düşürdü.
Aralarındaki anlaşmaları bozmada başarılı oldu.
Gece yarısı bir de şiddetli rüzgâr çıktı. Perişan bir vaziyette
karanlıkta çekip gitmek zorunda kaldılar. O günden
sonra Hz. Nuaym İbni Mesûd (r.a.) Resûlullâh (s.a.v.)'in
güven kaynağı oldu.
(Yusuf Kandehlevî, Hayatu’s-Sahabe) - Osmanlı, en azılı düşmanlarına dahi insanca davranmaktan,
merhametle yaklaşmaktan geri durmadı. Tarihimiz,
bunların emsalsiz misalleriyle doludur. Batılı devletlerin en
çok düşmanlık besledikleri ve yıllarca devirebilmek için iş
birliği yaptıkları Osmanlı padişahlarının başında, Sultan II.
Abdülhamid gelir. Ağır ithamlarla andıkları o Abdülhamid
Han, aleyhindeki onca kara propaganda ve emperyalist politikaya
rağmen Batı Dünyası’nda meydana gelen kimi felaketlere
yüksek insanî duyarlılık göstermiştir.Osmanlı’nın
insanlığı, Sultan II. Abdülhamid zamanında dünyanın diğer
ucunda yer alan ABD’ye kadar erişmişti. 1894’te, ABD’nin
kuzeybatı bölgesindeki ormanlarda büyük bir yangın meydana
gelmiş ve ağır zarara yol açmıştı.Osmanlı’nın Washington
sefiri Mavroyani, Yıldız Sarayı’na gönderdiği bir
mektupla, yardım teklifinde bulundu. Padişah Abdülhamid
Han, teklifi memnuniyetle karşıladı. ABD’li felaketzedelere
önceden planladığı 100 liralık bağışı, 300 lira gibi mühim bir
meblağa yükseltti.
II. Abdülhamid Han, 1890 yılı Kasım ayında Saale
Nehri’nin taşmasından dolayı Turinc bölgesinde mağdur
olan Alman halkına da yardım elini uzatmıştı. Jena Şehri,
Naumbourg, Weissenfels ve Mersabourg daireleriyle, Saks
Altenburg Dükalığı’nın batı tarafları selzedelerine dağıtılmak
üzere Alman İmparatoru’na 750 Osmanlı Lirası göndermişti.
Saks Altenburg Dükası, yardımdan dolayı minnet
ve şükranlarını Osmanlı’nın Berlin Sefiri aracılığıyla şöyle
iletmişti: "Vatandaşlarımın karşılaştığı sıkıntı ve musibetler
karşısında gösterilen bu insaniyetli yaklaşımınızdan dolayı
son derece memnun olduğumdan bütün içtenliğimle teşekkürlerimi
sunmak istedim. Şahsınız ile hanedanınızı her
türlü bela ve afetlerden korumasını Allâh’tan temenni eder,
bu vesile ile saygılarımın kâbulünü rica eylerim."
(İsmail Çolak, Zafer Dergisi, Mart 2021, 531. Sayı)
Weitere Islam Podcasts
Trending Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-WebsiteHöre Mevlana Takvimi, Mufti Menk und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App
- Sender und Podcasts favorisieren
- Streamen via Wifi oder Bluetooth
- Unterstützt Carplay & Android Auto
- viele weitere App Funktionen
Hol dir die kostenlose radio.at App
- Sender und Podcasts favorisieren
- Streamen via Wifi oder Bluetooth
- Unterstützt Carplay & Android Auto
- viele weitere App Funktionen


Mevlana Takvimi
Code scannen,
App laden,
loshören.
App laden,
loshören.















