PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2342 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    ANAYI BABAYI ÜZME!-07 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    07.04.2026 | 2 Min.
    Râbbimiz Teâlâ Hazretleri şöyle buyurur: "Bana ve anana babana şükret. Dönüşün ancak Bana’dır" (Lokman 14) Allâhü Teâlâ kendine şükürle ana ve babaya teşekkürü nasıl bir arada zikretmiş. Kim ki Allâh’a (c.c.) şükredip de ana ve babasına teşekkür etmezse Allâh’a (c.c.) karşı yaptığı şükrü kâbul değildir. Bunun için Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurur: "Allâh’ın rıza ve hoşnutluğu ana ve babanın memnun kalışında, Allâh’ın gazap ve öfkesi de ana ve babanın kızmasındadır". Buhari ve Müslim Sahih’lerinde Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir. "Sizlere günâhların en büyüklerini haber vereyim mi? Allâh’a eş tanımak, ana ve babaya âsî olmaktır." Resûlullâh (s.a.v.) ana ve babaya karşı kötü davranmayı, iyilik yapıp güzel muamelede bulunmamayı şirk ile nasıl birlikte zikretmiştir? Başka bir hadis-i şerifte Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. "Ana ve babayı üzen, söz taşıyan ve içkiye devam eden cennete giremez." Vehb b. Münebbih, Allâhü Teâlânın Hz. Musa (a.s.)’a şöyle vahyettiğini söylemiştir: "Ey Musa, ana ve babana çok hürmet et. Kim ki, ebeveynine saygı gösterir ise ömrü uzar, kendisine itaat eden çocuğu olur. Bir kimse de ana ve babasına karşı gelir ise ömrü kısalır ve kendisine terbiyesiz evlâd verilir". Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ana babaya üf demekten daha hafif bir tâbir olsa idi, şübhesiz Allâh ondan da nehyederdi." Resûlullâh (s.a.v.) diğer bir hadisinde şöyle buyurdu: "Babasına veya anasına sövene (kötü söz söyleyene) Allâh lânet etsin." (İmam Şemsüddin ez-Zehebî,İslâm Şeriatinde Büyük Günâhlar, s.41-43)
  • Mevlana Takvimi

    İMÂNLARINIZI TAZELEYİNİZ-06 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    07.04.2026 | 2 Min.
    Bizler bu dünyada Cenâb-ı Hâkk’ı görmeden imân ettik. Hatta sahabeden sonra gelen bizim gibi ümmetler Resûlullâh (s.a.v.)’i de görmeden imân ettik. Gayba imân eden biz mü’minlerin bu imânını günün 24 saatinde devam ettirmeye çalışması gerekmektedir. Peki bu nasıl mümkün olabilir? Resûlullâh (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde "Imânlarınızı tazeleyiniz." buyurmuşlardır. Ashâb-ı kirâm "Imânımızı nasıl tazeleriz ey Allâh’ın Rasûlü?" diye sorunca "La ilahe illAllâh kavl-i şerifini çokça söyleyerek, tekrar ederek." buyurmuşlardır. Buradan çıkan sonuç şudur ki; imânımızın tazelenip yenilenmesi ve onun muhafazasının en temel şartlarından bir tanesi de Nebi (s.a.v.)’e hakkıyla muhabbet edip, hakkıyla saygı ve hürmet gösterdikten sonra Kelime-i Tevhid’i çokça zikredip ona devam etmektir. Allâh (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de; "... Allâh’ı zikir en büyüktür ..." (Ankebût s. 45) buyurmaktadır. Mahşer sabahı herkesin âmelleri mizanda tartılacak ve mizanda Kelime-i Tevhid’den daha ağır hiçbir şey bulunmayacaktır. Osmanlı zamanında çok güzel bir âdet vardı; Osmanlı’dan sonra da Türkiye’de bu âdeti devam ettiren bazı hocalar bulunmaktaydı. Cuma geceleri imam mihrapta cemaate dönerek bilerek veya bilmeyerek yapılan hata ve günâhlardan ötürü üç kere Tecdid-i İmân ve Nikâh duâsını okurdu. Cemaat de imâm ile berâber tekrar ederdi. Bu duâ ile hem imân tazelemesi yapılıyor hem de nikâh tazelemesi yapılıyor. Bu âdeti de yaşatmak çok güzel olur. Zira Resûlullâh (s.a.v.) "Mümin sabahladığı hâlde kafir akşamlar; mümin akşamladığı hâlde kafir sabahlar da haberi olmaz" buyurarak bizleri haberimiz olmadan da daire-i islâm’dan çıkabilme ihtimâline karşı ikâz etmişlerdir. (Ömer Muhammed Öztürk, Sohbetler-2, s.66-67)
  • Mevlana Takvimi

    CEZA VE MÜKAFÂT KANUNU-05 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    05.04.2026 | 2 Min.
    Peygamberlerin getirdiği yasalar sonuç itibariyle sevap ve cezaya dayandırılmıştır. Kim iyilik yaparsa cennete, kim de kötülük işlerse cehenneme girer. Bunda şaşılacak bir şey yoktur. Çünkü kâinat ceza ve mükafât dengesi üzerine kurulmuştur. Hatta ateist toplumlar dahi ceza ve mükafât üzerine kurulmuş yasalarla idare edilen toplumlardır. Kim bu yasaların dışına çıkıp kötü bir şey yaparsa cezalandırılır, kim de iyi bir şey yaparsa mükafâtlandırılır. Bütün bunlardan anlıyoruz ki insana nisbetle ceza ve mükafât, Allâh (c.c.) Teâlâ’nın evrende yarattığı sünnetullâhtır. Ceza ve mükafât kanunu var olduğu müddetçe insanın da irade hürriyeti var olacaktır. Seçme hürriyeti Allâh (c.c.)’un insanlara ve cinlere bağışladığı bir lütûftur. Allâh (c.c.)’un kanunları, şunları yapın, bunları yapmayın şeklindeki emir ve yasaklar üzerine kurulmuştur. Eğer Allâh (c.c.) bizlere bir şeyi yapın diye emrediyorsa bizim onu yapmaya gücümüz yetiyor demektir. Yoksa o buyruğun ne anlamı olurdu. İnsana güç yetiremeyeceği bir şey için bunu yapacaksın denilemeyeceği gibi, bunun aksi de söz konusu olamaz. Binaenâleyh ceza ve mükafât kanununun uygulanabilmesi için beşerin irade hürriyetinin bulunması şarttır. Bu noktada şu soru aklımıza gelmektedir. İnsana Allâh (c.c.) tarafından bahşedilen irade hürriyeti nedir? Cevap olarak diyoruz ki; insana bahşedilen irade hürriyeti insanın kendisinin seçtiği ve Kur’an-ı Kerim’de emanet olarak isimlendirilen kavramdır. "Biz emaneti göklere yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, sorumluluğundan korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir." (Ahzab s. 72) (Muhammed Mütevelli Şaravî, Kuran’da Kıyâmet Sahneleri, s.37-38)
  • Mevlana Takvimi

    DİNİ İLİMLERİN ÖĞRENİLMESİ-04 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    04.04.2026 | 2 Min.
    Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: "İlim öğrenmek, her Müslümana farzdır." Bu hadîs-i şeriften sâbit oluyor ki her Müslümanın, muhakkak din bilgisi edinmesi lâzımdır ve farzdır. Burada din bilgisi edinmekten maksat; muhakkak Arapça okuyup öğrenmek ve öğretmek suretiyle din âlimi olmak değil, kendine yetecek kadar din bilgisi elde etmektir. Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: "Ey Ebû Zerr! Sabahleyin evinden çıkıp Kur’ân-ı Kerim’den bir ayet öğrenmen, senin için yüz rekât (nâfile) namaz kılmaktan daha hayırlıdır. Yine sen herhangi bir yere gidip de (din) ilmine ait bir mesele öğrenmen, bununla amel edilsin veya edilmesin, yine senin için bin rekât (nâfile) namaz kılmaktan hayırlıdır." Bu hadîs-i şeriften de din ilmi öğrenmenin ne kadar büyük, fazîletli bir şey olduğu ve amel edilsin veya edilmesin din ilmi öğrenmenin lüzum ve önemi sabit olmaktadır. Bazı, "amel etmedikten sonra sorup öğrenmenin ne faydası var?" diyenlerin hata ettikleri de açıkça anlaşılmaktadır. Hadîs-i şerifin metninde, ister amel edilsin, isterse edilmesin sözüyle "öğrenmek" vurgulanmıştır. Bunun da üç şekli vardır: 1. Dinden bir mesele öğrenilip anlaşılınca insan, o meselede sapıklıktan ve yanlış yol tutmaktan kurtulmuş olur. 2. Elde edilen dinî bilgi ile hemen amel edilmese de ileride Allâh’ın hidayetiyle inşâallâh amel edilir. Amel etmek yolunda muhakkak bir gün İlâhî yardım nasip olur. 3. Elde edilen bu bilginin, başka birisine de öğretilmesi mümkündür. Bu takdirde öğretmek için verilen sevap da elde edilmiş olur. (Eşref Ali Tehânevî, Hayâtü’l Müslimîn Müslümanın Günlük Hayatı s.83)
  • Mevlana Takvimi

    MÜSLÜMANIN VAZİFESİ İMÂNINI MUHAFAZA ETMEKTİR-03 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    03.04.2026 | 2 Min.
    İnsanoğlu Allâh (c.c.)’ın yarattığı mahlûklardan bir tanesinin kılını bile yapmaya muktedir değildir. Allâhü Azimuşşan insanoğlunu kadın ve erkek olarak ayrı ayrı yaratmıştır. Erkeği ve kadını ayrı ayrı vazifelerle donatmıştır. Meselâ kadına annelik vazifesi vermiştir. Hakk Teâlâ hazretleri Kur’an-ı Kerim’de kadının karnında çocuğunu ne kadar zorluk içerisinde taşıdığını ve ne kadar zorluk içerisinde dünyaya getirdiğini anlatarak bu vazifenin zorluğunu bizlere bildirmiştir. Tâbi bu zorluğa göre sevabı da yüksek olacaktır. Erkekte kendi sorumluluk alanında yaptığı işlere göre sevap alacaktır. Nebi (s.a.v.) "Kıyamete yakın imânı muhafaza etmek kor ateşi elinde tutmak kadar zor olacak." (Ebu Davud, Tirmizi) buyurmuşlardır. Müslümanlar yaşamlarını ve kadın erkek ilişkilerini Allâh (c.c.) ve Resulü (s.a.v.)’in bizlere öğrettiği sınırlar içerisinde belirlemelidir. Bugünler Nebi (s.a.v.)’in beyân buyurduğu imânı muhafaza etmenin zor olduğu günlerdir. Burada müslümana düşen her türlü ifsad hareketine rağmen imânını muhafaza etmeye çalışmaktır. Nebi (s.a.v.) "Mümin sabahladığı hâlde kafir akşamlar; mümin akşamladığı hâlde kafir sabahlarda haberi olmaz." (Ebu Davud, Tirmizi) buyurarak bizleri ikâz etmişlerdir. Meselâ bir kimse yılbaşı veya noelin hristiyanların bayramı, eğlence günü olduğunu bildiği hâlde o eğlence gününde eğlenceye iştirak ederse imânını kaybeder, tekrar imân tazelemesi gerekir. (Ömer Muhammed Öztürk, Sohbetler-2, s. 167-168)

Weitere Islam Podcasts

Über Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Nouman Ali Khan: Bayyinah Podcast und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.8.6| © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 4/7/2026 - 11:39:09 AM