PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2375 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    MİSAFİRE İKRAM SÜNNETTİR-10 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    10.05.2026 | 2 Min.
    Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: "Misafir ağırlamayan kimsede hayır yoktur". Peygamberimiz (s.a.v), bir gün deve ve sığır sürüsü olan birine uğrar. Fakat adam Peygamberimizi (s.a.v.) ağırlamaz. Sonra sadece bir kaç kuzusu olan bir kadına uğrar. Kadın Peygamberimiz (s.a.v.)’i ağırlayarak kuzu keser. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) buyurur ki: "Her ikisine bir bakınız. Bu huy Allâh’ın kudreti dahilindedir. Allâh kime iyi ahlâk bahşetmek isterse ona verir." Hz. İbrahim (a.s.), yemek yiyeceği zaman dışarı çıkar ve bir ya da iki mil kadar uzaklara giderek birlikte yemek yiyeceği birini arardı. "Misafir Babası" diye ün salmıştı. Peygamberimiz (s.a.v.)’e imân nedir diye sordular : "Yemek yedirmek ve herkese selâm vermektir" diye cevap buyurdu. Günâhlara kefaret olan ve derece yükselten amellerin ne olduğu sorulduğunda: "Yemek yedirmek ve halk uykuda iken namaz kılmaktır." buyurdu. Hacc’ın kâbul edilmesine sebep olan ibâdetlerin ne olduğu hakkındaki bir soruya ise: "Yemek yedirmek ve tatli dil" diye cevap buyurdu. Hz. Enes İbn-i Mâlik (r.a.): "Misafirin girmediği eve melek de girmez." buyurur. Yemek verenin fakirleri unutmaması hatta onlara daha öncelik tanıması, yakınlarınıda ihmâl etmemesi ve akrâbalık bağlarına zarar vermemesi gerekir. Yemek verenin dost ve tanıdıkları arasında gönül kırıcı bir ayrım yapması küskünlüğe yol acar. Bunlar yanında yemek verenin verdiği yemeği öğünme ve böbürlenme aracı olarak kullanmaması, onu dostlarının kalbini hoşnut etme vesilesi, mü’minleri sevindirme ve Peygamberimizin (s.a.v.)’in sünnetine uyma vesilesi bilmesi gerekir. İyilik, ancak güleryüz, tatlı söz ve geleni iyi karşılamak ile tamamlanır. (İmam Gazali, Kalplerin Keşfi, s.108)
  • Mevlana Takvimi

    BAŞI AÇIK GEZMENİN SORUMLULUĞU-09 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    09.05.2026 | 2 Min.
    Öncelikle örtünme ile alâkalı Kur’ân-ı Kerim’de geçen âyetlere bakalım. Bu âyetlerde Cenâb-ı Hak gayet açık bir şekilde meâlen şöyle buyurmaktadır: “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle, evlerinden çıktıklarında dış örtülerini üzerlerine alsınlar.” (Ahzâb s. 59) “Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, nâmuslarını da korusunlar. Ziynetlerini ise, görünmesi zarurî olan kısımlar müstesnâ, açığa vurmasınlar. Başörtülerini de yakalarının üzerini kapatacak şekilde iyice örtsünler.” (Nûr s. 3031) Âyetten açıkça anlaşılacağı gibi, “ırz ve namusun korunması” başı örtmenin bir hikmeti, aynı zamanda bir sebebi sayılmaktadır. Başlarını açan kadınlar ırz ve namuslarını muhafaza etseler de, bu Allah’ın emrine uygun bir koruma sayılmaz. Allah ve Rasûlünün emrini dinlemediği için günaha girer, büyük bir sorumluluk altına girmiş bulunur. Âl-i İmrân sûresinde şu meâlde bir âyet-i kerime yer alır: “Ve bir günah işledikleri veya nefislerine zulmettikleri zaman, Allah’ı anarak günahlarının bağışlanmasını isteyenler, hem de yaptıkları günahta bile bile ısrar etmemiş olanlar işte onların mükâfatı, Rablerinden bir mağfiret ve ağaçları altından ırmaklar akan Cennetlerdir. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Güzel amel yapanların mükâfatı ne güzeldir.” (Âl-i İmrân s. 135-136) Demek ki, tevbenin kabul olması, günahın affa layık olmak için günahta ısrar edilmemesi aranmaktadır. (Nurgül Dere, Müslüman Hanımın El Kitabı, s. 322-323)
  • Mevlana Takvimi

    ZİKİR HALKALARINDA BULUNMANIN SEVÂBI-08 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    08.05.2026 | 2 Min.
    Allâh (c.c.)’u zikretmek makbûl bir ibâdet olduğu gibi, zikir halkalarında oturmak da makbûl bir ibâdettir. Böyle olduğuna dâir pek çok delil vardır. Abdullah ibni Ömer (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Cennet bahçelerine uğradığınız zaman oradan faydalanmaya bakın!" Ashâb-ı Kirâm (r.a.e.): "Yâ Resûlullâh! Cennet bahçeleri nedir, neresidir?" diye sordular. Allâh’ın Elçisi (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Cennet bahçeleri zikir meclislerdir. Allâhü Teâlâ’nın yeryüzünde dolaşıp zikir meclislerini araştıran melekleri vardır. Onlar zikir meclislerini buldukları zaman, zikredenlerin yanına varıp aralarına katılırlar." Hz. Muâviye bin Ebû Süfyân (r.a.) şöyle dedi: "Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.v.) halka şeklinde oturan sahâbîlerinin yanına geldi ve onlara: "Burada niçin oturuyorsunuz?" diye sordu. Onlar da: "Allâhü Teâlâ bize İslâmiyet’i nasip ederek büyük bir lütufta bulundu, biz de bu sebeple O’nu zikretmek ve O’na hamd etmek için toplandık" diye cevap verdiler. Resûlullâh (s.a.v.): "Allâh aşkına söyleyin, siz buraya sadece Allâh’ı zikretmek için mi toplandınız?" diye sordu. Onlar da: "Evet, vallâhi sadece bunun için toplandık" dediler. Bunun üzerine Allâh’ın Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ben size inanmadığım için yemin vermiş değilim. Fakat bana Cebrâil geldi ve Allâhü Teâlâ’nın, meleklere sizinle iftihar ettiğini haber verdi; onun için böyle söyledim." Ebû Saîd el-Hudrî ile Ebû Hüreyre (r.a.e.), Resûlullâh (s.a.v.)’in şöyle buyurduğuna şâhit oldular: "Bir topluluk oturup Allâhü Teâlâ’yı zikrederse, onları melekler kuşatır, Allâh’ın rahmeti kaplar, üzerlerine mânevî huzûr (sekînet) iner ve Allâhü Teâlâ da onları kendi huzûrunda bulunanların arasında anar." (İmâm Nevevî, el-Ezkâr, c.1, s.26-28)
  • Mevlana Takvimi

    İSTANBUL BEYEFENDİSİ ADABI-2-07 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    07.05.2026 | 2 Min.
    Ramazanlarda, orucu açıp birkaç lokma aldıktan sonra akşam namazı cemaatle eda edilir, ondan sonra yemek yenir. İstanbullu edebî, yazılı, zengin Türkçe bilir. Konuşurken ve yazarken yanlış yapmaz. İstanbullu faydasız, boş, mâlâyâni konuşmaz. Söylerse hikmetli ve lüzumlu şeyler konuşur ve söyler. Asla zevzeklik ve gevezelik yapmaz. Kibar İstanbullu "ulan, yuh, be, aha oha, kral" gibi kaba kelimeleri ve ünlemleri kullanmaz. İstanbullu lâf olsun diye saçma sapan, dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı cinsinden aptalca sorular sormaz. Soruları incelik doludur. Bana bir soru yönelt senin kim olduğunu söyleyeyim... Bir adamda veya kadında İstanbul terbiye ve kültürünün olup olmadığı, konuşmasından ve yönelttiği sorulardan anlaşılır. Bazı soruları sormak çok ayıptır. İstanbullular Mekke demezler Mekke-i mükerreme, Medine demezler Medine-i münevvere, Şam-ı şerif, Kuds-i şerif, Haleb-i Şehba derler. Beyazıt camiine gittim demezler, Beyazıt Cami-i Şerifine gittim derlerdi. Merhum Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil üstadımız ziyaretine giden yirmi küsur yaşındaki gençlere beyefendi diye hitab ederdi. İstanbullu Allahü Teala, Peygamber-i Zişan, Kuran-ı azimüşşan, evrad-ı şerif diyerek saygılı konuşur. Gerçek bir İstanbullu, kendi şeyhine ettiği hürmeti öteki şeyhlere de eder. Ulemadan, fukahadan, meşayihten hiçbirine saygısızlık etmez. İstanbul kültüründe paylaşma ve infak fazilet ve hasleti vardır. Eski Ramazanlarda konakların kapıları herkese açık olurmuş İstanbullu bir Müslümanın evinde, zenginse orijinal hatlı ve tezhipli, bütçesi darsa matbaa baskısı bir Hilye-i Şerif levhası, başka hatlar (ayetler, hadisler, kelam-ı kibar, hikmetli mısra, beyit ve kıtalar) bulunur. Bir tarikata girmiş, bir şeyhten el almış İstanbullu büyük lüzum olmadıkça söylemez, reklam yapmaz. (Mehmet Şevket Eygi)
  • Mevlana Takvimi

    ÖFKE HALİNDE VERİLEN KARARLAR-06 MAYIS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    06.05.2026 | 2 Min.
    Allâh Resulü (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyuruyor: "Hiçbir hâkim öfkeli iken iki kişi arasında hüküm vermesin." (Buhârî) Böyle bir durumda davayı ertelesin veya ara verip sonra devam etsin. Hadiste hâkimden kasıt herhangi iki kişi arasında hüküm verendir. Dolayısıyla bir öğretmen, usta ve baba, bu hükme tabidir. O hâlde çocukların, himaye/eğitim altındaki kişilerin ve zayıf insanların suç işlemesi hâlinde, denetimlerinden sorumlu olan kişilerin öfkeli iken bunları cezalandırmaması gerekir. Aksi takdirde zulmetme ihtimalleri artar ve bundan sorumlu olurlar. Öfke gittikten sonra düşünüp sağlıklı karar vermeliler. Vereceğimiz kararın Allâh ve Resulü tarafından hesabının alınacağı unutulmamalı ve suçluyu cezalandırma durumunda da ihtiyatlı olmamız gerekir.Öfkeliyken boşama, içi mermi dolu bir silaha benzer. Nasıl ki şaka yollu veya öfkeliyken silahın tetiğinin çekilmesi hâlinde silahtan ateş çıkıyorsa aynı şekilde öfke hâlinde boşama da geçerli olur. Bundan dolayı her iki silahı da kontrollü bir şekilde kullanmak gerekir. Öfkeliyken ceza kesmekten uzak durmak gerektiğini daha önce belirttik. Özellikle anne babanın bu konuda dikkatli olması gerekir. Açıkça şuna da dikkat çekmemiz yerinde olacaktır: Bazı öğretmenler öğrencileri sorgusuz sualsiz dövme hakkına sahip olduklarını düşünmektedirler. Öğrenciler küçük olduğu için bir şey diyemiyorlar. Anne babaları ise tedip amacıyla uydurulan "Eti senin kemiği benim" lafını dile getirirler. Hâlbuki bu kâbul edilecek bir durum değildir. Çünkü davacısı olmayan hakların davası, kıyamet günü Allâh ve onun Resulü tarafından açılacaktır. Bir hakim, zimmî bir kâfire bile haksızlık yapacak olsa onun hakkı kıyamet günü alınacaktır. (Derleme)

Weitere Islam Podcasts

Über Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Islam Verstehen und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.8.16| © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 5/10/2026 - 11:26:32 AM