PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2437 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    ASHAB-I KİRÂM NEDEN ÜMMETİN EN FAZİLETLİSİDİR?-12 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    12.07.2026 | 2 Min.
    Peygamber (s.a.v.) asrında yaşayan insanların, insanların en hayırlısı olması şundan dolayıdır: İnsanlar küfrettiği zaman onlar ona imân ettiler. İnsanlar onu yalanladıkları zaman onlar onu tasdik ettiler ve onu küçültmeye çalıştıkları zamanda ona yardımda bulundular ve mücâhede ettiler, barındırdılar ve himaye edip yardımda bulundular, nübüvvetin nurlarıyla nurlandılar. Peygamber (s.a.v.) ile birlikte onun zamanında, onun emriyle savaşan veya onun sebebiyle malından bir şey infâk eden (harcayan) kimseye fazilette, sonra gelecek kimselerden hiçbir kimse denk olmaz. Hasan el-Basrî (rh.a) dedi ki: Biz bir takım kavimlere kavuştuk ki, -sahabeyi murâd ediyor- biz onların yanında hırsızlar olduk. Bir adam Peygamber (s.a.v.) ‘e sordu: Hangi insanlar hayırlıdır? Buyurdu ki: "İçinde bulunduğum asır. Sonra ikinci asır, sonra üçüncü asır." (Müslim) İçinde bulunduğu asırdaki kimseler sahabedir. İkincisi tabiîlerdir, üçüncüsü etbâ-ı tabiîlerdir. Münâvî dedi ki: “Sonra bid’atlar zahir oldu ve Mutezile lisanlarını serbest bıraktı ve felsefeciler başlarını kaldırdılar ve bugüne kadar iş noksanlaşmakta devam etti.” Bir başka hadiste ise şöyle buyurulmaktadır. "Sonra bir kavim gelir ki, onlarda hayır yoktur." Bazı rivayetlerde ise: "Dördüncü asrı Allâhü Teâlâ bir şey saymaz. Öyle ise onların sözlerine ve fiillerine itimad etmeyiniz." buyrulmuştur. Zira yalanın şanı, itimadın ve kendisine itibar etmenin olmayışıdır. Çünkü onun galibi bid’atlardır ve dalâletlerdir ve haber verildiği gibi vaki olmuştur. (Birgivi, Tarikatü’l-Muhammediyye Tercümesi, s. 159-160)
  • Mevlana Takvimi

    HZ. ALİ (R.A.) KAHRAMANLIĞI-11 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    11.07.2026 | 2 Min.
    Uhud Savaşı’nda savaşın kazanıldığı düşünülerek Okçular Tepesi’nden inilmesi üzerine Müslümanlar dört taraftan saldıran düşman arasında kalmışlar ve çok sayıda Müslüman şehid olmuştu. Peygamber (s.a.v.) bir düşman topluluğu arasında kalmıştı. Kafirler Peygamber (s.a.v.)’in şehid olduğu haberini yaymışlardı. Hz. Ali (r.a.) buyuruyor ki: "Kafirler müslümanları kuşatınca ve Peygamber (s.a.v.) gözümün önünden kaybolunca onu sağ olanlar arasında aradım, bulamadım, şehidlerin yanına giderek aradım, orada da bulamadım. Kılıcımı elime alıp kafirlerin kalabalığı arasına dalıp savaşmaya başladım. Bundan daha iyi yol yoktur, dedim ve kılıcımı alarak öyle bir hamle yaptım ki, nihayet kafirler ortalıktan çekilip gittiler. O anda gözüm Peygamber (s.a.v.)’e ilişince son derece sevinmiştim. Anladım ki Allâhü Teâlâ sevgili Peygamberini (s.a.v.) melekleriyle korumuştu. Ben Peygamber (s.a.v.) yanına giderek dikildim. Bu esnada kafirlerden bir topluluk Resûlullâh (s.a.v.) hücum etmek için geldiler. Peygamber (s.a.v.) "Ali onları durdur" buyurdu. Ben tek başıma bu topluluğa karşı koydum ve onların yüzlerini geri çevirdim, bazılarını da öldürdüm.” Ondan sonra tekrar bir topluluk Resûlullâh (s.a.v.)'e saldırmak niyetiyle ilerledi. Resûlullâh (s.a.v.) yine Hz. Ali (r.a.)'yı işaret etti ve o da yine tek başına o toplulukla çarpıştı. Bundan sonra Hz. Cebrail (a.s.) gelerek Hz. Ali (r.a.)'ın yiğitliğini ve yardımını övünce, Peygamber (s.a.v.): "Şüphesiz Ali bendendir, ben de Ali'denim" buyurdu. Bu sözüyle beraberliğin en yüksek derecesine işaret buyurmuştu. Cebrail (a.s.)’da "Ben de ikinizdenim" buyurmuştur. (Zekeriya Kandehlevi, Fezaili Amal, s.74)
  • Mevlana Takvimi

    ZİNADAKİ ALTI TEHLİKE-10 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    10.07.2026 | 2 Min.
    1. İnsanın karışıklığa ve şüpheye düşmesine sebep olur. Zina eden bir kadının doğuracağı çocuk, şefkatli bir babanın terbiyesi ve korumasından mahrum kalacağından iyi bir eğitim alamaz. Bu durum çocuğun ziyanına, neslin kesilmesine ve sonuçta insanlık âleminin harap olmasına yol açar. 2. Bir kadın, nikâh sayesinde bir erkeğin mahremi olur. Eğer bu mahremiyet meşrû bir sebebe dayanmazsa, bu mahremiyeti sağlamak için dövüşmekten ve saldırmaktan başka bir yol kalmaz. Bu durum ise tabii olarak çatışmayı doğurur ve genel bir kargaşaya yol açar. 3. Gayrimeşrû ilişkilerde bulunan bir kadından her sağduyulu kişi tiksinir. Böyle düşkün bir kadınla samimi ilişki tesis etmek ve onunla mutlu bir aile kurmak mümkün değildir. Bu durumun yayılması ise kadınlık hayatının yok olması demektir. 4. Eğer gayrimeşrû ilişkiler caiz görülseydi, hiçbir kadının bir erkeğe özel olması mümkün olmazdı. Her erkek dilediği kadınlarla ilişkiye girebilirdi. Bu durumda insanların hayvanlar seviyesine düşmesi gerekirdi. 5. Kadınların kendine özgü görevleri vardır. Kadınlardan asıl beklenen bu gibi toplumsal özelliklerdir. Bunların gerçekleşmesi ise bir kadının yalnızca bir erkeğe özel olmasıyla mümkündür. Hâlbuki gayrimeşrû ilişkiler bu yüksek amaçların gerçekleşmesine aykırıdır. 6. Kadınlar ile erkekler arasında nikâh dışı ilişkilerin vuku bulması kadını küçük düşürür. Bazı hastalıkların ortaya çıkmasına ve yayılmasına yol açar. Sonuçta toplumsal çöküşe sebep olur. Oysa ilâhî şeriatların meşrû kıldığı yollar bu gibi toplumsal afetlerin ortaya çıkmasına engel olur ve insanlık değerlerini yüceltir. (Misvak Neşriyat, Ömer Nasuhi Bilmen, Makaleler, s. 209)
  • Mevlana Takvimi

    KUR’AN’IN BESMELE İLE BAŞLAMASININ HİKMETİ-09 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    09.07.2026 | 2 Min.
    Besmele, işe başlamadan önce, işinin kolaylığa, hafifliğe ve müsamahaya dayanmakta olduğuna kulun dikkatini çekmektir. Böylece, sanki Cenâb-ı Hâkk, senin için zikrettiği kelimenin daha başında, onu, seni affedeceğine, sana lütûfta bulunacağına delil kılmıştır. Anlatıldığına göre Firavun, Tanrılık iddiasında bulunmazdan önce, bir saray yaptırttı. Ve sarayın dış kapısına da, besmelenin yazılmasını emretti. Ulûhiyyet iddiasına kalkışıp da, Hz. Musa (a.s.) peygamber olarak ona gelip, onu hak dine davet edince, onda doğruya ulaşma istidâdı görmedi. Bunun üzerine Hz. Musa (a.s.) şöyle dedi: "Ya Râbbî, onu ne kadar dine davet ettimse de, onda herhangi bir hayır görmedim." Bunun üzerine Cenâb-ı Hâkk şöyle buyurdu: "Ey Musa, belki de sen, onun küfrüne bakarak, onu helâk etmemi istiyorsun. Halbuki Ben, onun sarayının dış kapısının üzerine yazmış olduğu besmeleye bakıyorum." Buradaki incelik şudur: Kâfir de olsa, kim bu kelimeyi dış kapısının üzerine yazarsa, helâk olmaktan emin olur. Kim bu kelimeyi, ömrünün başından nihayetine kadar, kalbine yazarsa, onun durumu nasıl olur, var sen düşün! Cenâb-ı Hâkk kendisini Rahmân ve Rahîm diye adlandırdı. O halde, nasıl merhamet etmesin? Anlatıldığına göre, bir dilenci zengin bir kimsenin kapısında durarak, bir şeyler istemişti. Bunun üzerine kendisine çok cüz’î bir şey verildi. İkinci gün, elinde bir baltayla geldi ve kapıyı kırmaya başladı. Ona, "Ne yapıyorsun?" denilince, şöyle cevap verdi: "Ya kapının bahşedilene uygun veyahut da yapılan bağışın kapıya uygun olması gerekir." Ey Râbbimiz! Merhamet denizleri, senin râhmetine nisbetle, zerrenin senin Arşına olan nisbetinden daha küçüktür. Kitabının başında râhmetinin sıfatını kullarına bildirdin. Binâenaleyh, bizi râhmetin ve lütfundan mahrum bırakma. (Fahruddîn Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr Mefâtîhu’l-Ğayb, c.1, s.236)
  • Mevlana Takvimi

    İNSANLARIN ARASINI DÜZELTMENİN MÜKÂFATI-08 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    08.07.2026 | 3 Min.
    Ümmü Habîbe (r.anhâ), Resûlullâh (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Âdemoğlunun bütün söyledikleri onun aleyhinedir, lehine değil! Ancak emr-i mâruf, nehy-i münker ve Allâh (c.c.)’un zikrine dair konuşmaları müstesna. Bunlar insan oğlunun faydasınadır." Rivayete göre adamın biri bu hadisi duyduğu vakit büyüklerden Süfyan es-Sevrî (r.a.)’e: "Hadîs ne kadar şedid, yaman." der. Süfyan (r.a.) cevaben, "Allâhü Teâlâ’nın: "Onların fısıldaşmalarının birçoğunda hayır yoktur. Meğer ki; bir sadaka vermeyi, ya bir iyilik yapmayı veya insanlar arasını düzeltmeyi..." ayetine hiç kulak vermedin mi? O hadîs, işte bu ayette ifade buyurulanı açıklamaktadır" demiştir. Bil ki, bu amelleri, bu vazifeleri ihlâsla yapan kişilere fayda verir. Allâhü Teâlâ şöyle buyuruyor: "Kim Allâh’ın rızasını arayarak böyle yaparsa biz ona çok büyük bir mükâfat vereceğiz." (Nisa s. 114) Bir hadîs-i şerifte şöyle buyurulur. Ümmü Gülsüm (r.anhâ) şöyle demiştir: "Ben Resûlullâh (s.a.v.)’in nâsın dedikodusundan yalnız şu üç yerden başkasında yalana müsaade ettiğini işitmedim: 1. Harpte. 2. Halkın arasını düzeltme hususunda. 3. Kadının kocasına, kocanın da karısına karşı (âile dirliği için) yalan söylemesi hususunda." Ebû Hüreyre (r.a.)’den, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Namaz için yürümekten, iki kişi arasını düzeltmek için yol almaktan, müslümanlar arasındaki kötü ahlâkı ıslâh için mesafe katetmekten daha üstün bir amel yoktur." Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu "Her kim ki, iki kişinin arasını bulursa, Allâh (c.c.) onun işini ıslâh eder. Aralarını bulmaya çalışırken konuştuğu her kelimeye bir köle âzad etmiş sevâbı verir, önceki günâhlarından yarlıganmış olarak döner." (İmâm Şemsüddin ez-Zehebî, İslâm Şeriatinde Büyük Günâhlar, s.189-190)
Weitere Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, القارئ محمد صديق المنشاوي - رواية حفص عن عاصم - Mohammed Siddiq Al-Minshawi - Rewayat Hafs A'n Assem | und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.11.2| © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 7/12/2026 - 4:22:02 PM