PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2340 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    CEZA VE MÜKAFÂT KANUNU-05 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    05.04.2026 | 2 Min.
    Peygamberlerin getirdiği yasalar sonuç itibariyle sevap ve cezaya dayandırılmıştır. Kim iyilik yaparsa cennete, kim de kötülük işlerse cehenneme girer. Bunda şaşılacak bir şey yoktur. Çünkü kâinat ceza ve mükafât dengesi üzerine kurulmuştur. Hatta ateist toplumlar dahi ceza ve mükafât üzerine kurulmuş yasalarla idare edilen toplumlardır. Kim bu yasaların dışına çıkıp kötü bir şey yaparsa cezalandırılır, kim de iyi bir şey yaparsa mükafâtlandırılır. Bütün bunlardan anlıyoruz ki insana nisbetle ceza ve mükafât, Allâh (c.c.) Teâlâ’nın evrende yarattığı sünnetullâhtır. Ceza ve mükafât kanunu var olduğu müddetçe insanın da irade hürriyeti var olacaktır. Seçme hürriyeti Allâh (c.c.)’un insanlara ve cinlere bağışladığı bir lütûftur. Allâh (c.c.)’un kanunları, şunları yapın, bunları yapmayın şeklindeki emir ve yasaklar üzerine kurulmuştur. Eğer Allâh (c.c.) bizlere bir şeyi yapın diye emrediyorsa bizim onu yapmaya gücümüz yetiyor demektir. Yoksa o buyruğun ne anlamı olurdu. İnsana güç yetiremeyeceği bir şey için bunu yapacaksın denilemeyeceği gibi, bunun aksi de söz konusu olamaz. Binaenâleyh ceza ve mükafât kanununun uygulanabilmesi için beşerin irade hürriyetinin bulunması şarttır. Bu noktada şu soru aklımıza gelmektedir. İnsana Allâh (c.c.) tarafından bahşedilen irade hürriyeti nedir? Cevap olarak diyoruz ki; insana bahşedilen irade hürriyeti insanın kendisinin seçtiği ve Kur’an-ı Kerim’de emanet olarak isimlendirilen kavramdır. "Biz emaneti göklere yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, sorumluluğundan korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir." (Ahzab s. 72) (Muhammed Mütevelli Şaravî, Kuran’da Kıyâmet Sahneleri, s.37-38)
  • Mevlana Takvimi

    DİNİ İLİMLERİN ÖĞRENİLMESİ-04 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    04.04.2026 | 2 Min.
    Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: "İlim öğrenmek, her Müslümana farzdır." Bu hadîs-i şeriften sâbit oluyor ki her Müslümanın, muhakkak din bilgisi edinmesi lâzımdır ve farzdır. Burada din bilgisi edinmekten maksat; muhakkak Arapça okuyup öğrenmek ve öğretmek suretiyle din âlimi olmak değil, kendine yetecek kadar din bilgisi elde etmektir. Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: "Ey Ebû Zerr! Sabahleyin evinden çıkıp Kur’ân-ı Kerim’den bir ayet öğrenmen, senin için yüz rekât (nâfile) namaz kılmaktan daha hayırlıdır. Yine sen herhangi bir yere gidip de (din) ilmine ait bir mesele öğrenmen, bununla amel edilsin veya edilmesin, yine senin için bin rekât (nâfile) namaz kılmaktan hayırlıdır." Bu hadîs-i şeriften de din ilmi öğrenmenin ne kadar büyük, fazîletli bir şey olduğu ve amel edilsin veya edilmesin din ilmi öğrenmenin lüzum ve önemi sabit olmaktadır. Bazı, "amel etmedikten sonra sorup öğrenmenin ne faydası var?" diyenlerin hata ettikleri de açıkça anlaşılmaktadır. Hadîs-i şerifin metninde, ister amel edilsin, isterse edilmesin sözüyle "öğrenmek" vurgulanmıştır. Bunun da üç şekli vardır: 1. Dinden bir mesele öğrenilip anlaşılınca insan, o meselede sapıklıktan ve yanlış yol tutmaktan kurtulmuş olur. 2. Elde edilen dinî bilgi ile hemen amel edilmese de ileride Allâh’ın hidayetiyle inşâallâh amel edilir. Amel etmek yolunda muhakkak bir gün İlâhî yardım nasip olur. 3. Elde edilen bu bilginin, başka birisine de öğretilmesi mümkündür. Bu takdirde öğretmek için verilen sevap da elde edilmiş olur. (Eşref Ali Tehânevî, Hayâtü’l Müslimîn Müslümanın Günlük Hayatı s.83)
  • Mevlana Takvimi

    MÜSLÜMANIN VAZİFESİ İMÂNINI MUHAFAZA ETMEKTİR-03 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    03.04.2026 | 2 Min.
    İnsanoğlu Allâh (c.c.)’ın yarattığı mahlûklardan bir tanesinin kılını bile yapmaya muktedir değildir. Allâhü Azimuşşan insanoğlunu kadın ve erkek olarak ayrı ayrı yaratmıştır. Erkeği ve kadını ayrı ayrı vazifelerle donatmıştır. Meselâ kadına annelik vazifesi vermiştir. Hakk Teâlâ hazretleri Kur’an-ı Kerim’de kadının karnında çocuğunu ne kadar zorluk içerisinde taşıdığını ve ne kadar zorluk içerisinde dünyaya getirdiğini anlatarak bu vazifenin zorluğunu bizlere bildirmiştir. Tâbi bu zorluğa göre sevabı da yüksek olacaktır. Erkekte kendi sorumluluk alanında yaptığı işlere göre sevap alacaktır. Nebi (s.a.v.) "Kıyamete yakın imânı muhafaza etmek kor ateşi elinde tutmak kadar zor olacak." (Ebu Davud, Tirmizi) buyurmuşlardır. Müslümanlar yaşamlarını ve kadın erkek ilişkilerini Allâh (c.c.) ve Resulü (s.a.v.)’in bizlere öğrettiği sınırlar içerisinde belirlemelidir. Bugünler Nebi (s.a.v.)’in beyân buyurduğu imânı muhafaza etmenin zor olduğu günlerdir. Burada müslümana düşen her türlü ifsad hareketine rağmen imânını muhafaza etmeye çalışmaktır. Nebi (s.a.v.) "Mümin sabahladığı hâlde kafir akşamlar; mümin akşamladığı hâlde kafir sabahlarda haberi olmaz." (Ebu Davud, Tirmizi) buyurarak bizleri ikâz etmişlerdir. Meselâ bir kimse yılbaşı veya noelin hristiyanların bayramı, eğlence günü olduğunu bildiği hâlde o eğlence gününde eğlenceye iştirak ederse imânını kaybeder, tekrar imân tazelemesi gerekir. (Ömer Muhammed Öztürk, Sohbetler-2, s. 167-168)
  • Mevlana Takvimi

    HZ. EBUBEKİR (R.A.)’IN NASİHATLERİ-02 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    02.04.2026 | 2 Min.
    Hz. Ebubekir (r.a.) bir konuşmasında şöyle demiştir: "Gençliklerine hayran bırakan o güzel, o alımlı yüzleri nerede? Nerede o şehirler bina edip etraflarını surlarla kuşatan melikler? Nerede o harp meydanında muzaffer olanlar? Şüphesiz ki kader onlara ihanet ettiği vakit hepsinin sarayları yitip gitti, harap oldular ve kabrin karanlıklarında kayboldular. Acele ediniz! Acele ediniz! Kaçınız! Kaçınız!" Hz. Selman (r.a.): "Hz. Ebubekir (r.a.)'dan bir nasihat istedim, bana dedi ki: "Ey Selman! Allâh'tan kork ve bil ki, ömrü kısa olan galibiyetler olacaktır; lakin, senin bunlardan payın nedir, karnına giren ne olacaktır yada sırtına yükleyeceği nedir ben bilmem; ama şunu bil ki, her kim beş vakit namazını kılar, o kişi Allâh'ın himayesi altındadır ve O'nun himayesi altında yürür. Bu yüzden, Allâh'ın (c.c.) himayesindeki hiç kimsenin canına kıyma; yoksa Allâh'ın (c.c.) sözüne karşı gelmiş olursun ve Allâh da seni cehennem ateşlerinde perişan eder." Ebu Bekir (r.a.)’in şöyle söylediği rivayet olunmuştur: "Kim ağlayabiliyorsa ağlasın, şayet ağlayamıyorsa buna çaba göstersin." Başka bir rivayette ise "İlkin en salih olan insanlar, ardında da onlara rütbece yakın olanlar alınacak; ta ki tıpkı buğdayın ve hurmanın kabuğunun geriye kalması gibi insanlığın kabuğu geriye kalana kadar; şüphesiz ki Allâh da bu geriye kalanları nazar-ı dikkatine almaz." Müslim B. Yesar'ın Hz. Ebubekir (r.a.)'ten naklettiğine göre: "Müslüman, her vesileyle hatta sıkıntıda dahi mükafatlandırılır. Öyle ki, başına gelen bir sıkıntıdan, ayak bağının kopmasından tutun da kaybedip de araya araya heybesinde bulduğu eşyasına kadar, herşey onun mükafatlandırılmasına vesiledir." (Celaleddin Suyuti, Halifeler Tarihi, s.116)
  • Mevlana Takvimi

    ÖVMENİN ŞARTLARI-01 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    01.04.2026 | 2 Min.
    Medhin cevazı için beş şart vardır: 1. Medih kendi nefsi için olmayacak. Çünkü kişinin kendi nefsini tezkiye etmesi caiz değildir. Cenâb-ı Allâh buyuruyor ki: "Siz kendinizi temize çIkarmayın, O, takva üzere olanı daha iyi bilir" (Necm s. 32) 2. Yalan, riya ve gerçekleşmeyen söze varacak ifrattan sakınılacak. Yâni övgüde aşırı gidilmeyecek. Takva, iffet ve zühd gibi halleri medhetmekte çok ihtiyatlı kelime sarfedilecek. Bu gibi hususlarda kesin ifâde kullanmıyacak, ancak "öyle zannediyorum, olabilir" diyecek 3. Medhedilen kimse fâsık olmıyacak. İbn Ebî Dünyâ'nın Enes bin Mâlik (r.a.)'dan yaptığı rivayette, Peygamber (s.a.v.) buyurdular ki: "Şüphesiz ki fâsık övülünce Cenâb-ı Allâh gazab eder." Diğer bir rivayette Ebû Ya'lâ şöyle tahrîc etmiştir: "Fâsık övülünce Rab gazap eder ve arş titrer." 4. Medhin övülen kimsede kibir,kendini beğenmişlik ve gurur ihdas etmeyeceğini bilmek. Buhârî ve Müslim, Ebû Bekre (r.a.)'dan yaptıkları rivayette: Bir kişi diğer bir kişiyi Peygamber (s.a.v.)'in yanında övdü. Nebi (s.a.v.) ona: "Yazıklar olsun sana, arkadaşının boynunu kestin" buyurdu. 5. Övgü haram bir maksat veya fesada müncer olacak bir gaye için olmayacak. Yabancılar arasında şehveti harekete getirmek, onları zinaya teşvik etmek gibi. Karının kocasına yabancı bir kadının güzelliğinden bahsetmesi de bu kabildendir. Haram bir mal elde etmek veya halka zulmetmek ve benzeri tasallutlarda bulunmak için yöneticileri övmek de böyledir. (İmam Birgivî, Tarikat-ı Muhammediye, s.407-409)

Weitere Islam Podcasts

Über Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Muhteşem Ahlak (Ses) | Muhammed Emin Yıldırım und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.8.6| © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 4/5/2026 - 9:53:09 AM