2452 Episoden
- Ebû Hüreyre (r.a.) şöyle dedi: "Mekke’den Medine’ye hicret eden müslümanların fakirleri Resûlullâh (s.a.v.)’e geldiler ve: "Yâ Resûlullâh! Varlıklı müslümanlar Cennet’in yüksek derecelerini ve ebedî nimetleri alıp götürdüler. Bizim kıldığımız namazı onlar da kılıyorlar. Tuttuğumuz oruçları onlar da tutuyorlar. İhtiyaçlarından fazla malları olduğu için haccediyor, umre yapıyor, cihâd ediyor ve sadaka veriyorlar. Biz ise bunları yapamıyoruz" dediler. Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v.) onlara, "Sizden önde gidenlere yetişebileceğiniz, sizden sonra gelenleri geçebileceğiniz, sizin yaptığınızı yapanlar dışında herkesten üstün olacağınız bir şeyi haber vereyim mi?" diye sordu. "Evet, söyle yâ Resûlullâh!" dediler. O zaman Resûl-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Her farz namazın ardından otuz üçer defa sübhânallâh, elhamdülillâh ve Allâhü ekber dersiniz." Kâ‘b ibni Ucre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Farz namazların ardından okunan zikirleri okuyan veya bunları yapan kimse hiçbir zaman zarara uğramaz. Bunlar otuz üç defa sübhânallâh, otuz üç defa elhâmdülillâh, otuz dört defa Allâhü ekber demektir." Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Her namazdan sonra kim otuz üç defa sübhânallâh, otuz üç defa elhâmdülillâh, otuz üç defa Allâhü ekber der, yüze tamamlamak için de Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hâmdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr (Allâh’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allâh vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hâmd O’na mahsustur. O her şeye kàdirdir" derse, günâhları deniz köpüğü kadar çok olsa bile affedilir." (İmâm Nevevî, el-Ezkâr, c.1, s.204-205)
- Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:"Ölen hiçbir kimse yoktur ki, onun yakınında bulunanher bir hayvanın işittiği, fakat insanların işitmediği birböğürme olmasın.Sonra kabrine götürüldüğü zaman, eğer sâlih biri ise, şöyle der: Acele ediniz. Eğer benim için orada hazırlananı bilseydiniz; bir an önce beni oraya kavuştururdunuz. Eğer sâlih değilse, şöyle der :Beni çabuk götürmeyiniz. Eğer benim için hazırlanan kötülüğü bilseydiniz, çabuk götürmezdiniz. Kabrine konulduktan sonra iki melek gelir. Mosmor ve siyahtırlar. Baş kısmından ölünün yanına girmek isterler. Eğer ölü mü’min ise onun namazı melekleri karşılar ve şöyle der:Bu taraftan geçemezsiniz. Nice geceleri uyanık geçirdik. Hep bu yatağı korumak içindi. Bunun üzerine ayak ucuna giderler. Oradan girmeye çabalarlar.Orada da, ana-babaya yapılan iyilik karşılar ve şöyle der: Benim tarafımdan geçilmez. Bu yatağın korunması için, bütün günlerini bize bağlı olarak geçirdi. Bu defa sağ yandan girmeye çabalarlar. Orada da zekâtı karşılar. Meleklere hitaben şöyle der: Benim tarafımdan da geçemezsiniz. Çünkü o bu yatacak yerin zorluğundan korunmak için beni dağıttı.Bu defa solundan gelmeye çalışırlar. Orada da orucu karşılar. Şöyle der:Burayı korumak için susuz kalırdı; aç kalırdı. Bu taraftan da geçemezsiniz. Bundan sonra, o kimse tıpkı uyuyan birinin uykusundan uyandırıldığı gibi, kabrinde rahatça uyandırılır ve kendisine sorulur:Şu bulunduğun hâl için, söylediği kadar söyleyen zât için ne dersin? Nasıl bulursun? Melekler sorar:O kimdir? Mü’min der ki: "O, Muhammed’dir."Şehâdet ederim ki, o Allâh’ın Resulüdür" deyince, melekler ona şöyle derler: "Mü’min olarak yaşadın, mü’min olarak öldün." (Ebu Leyl es-Semerkandi , Tenbih’ul Gafilin s.45-46)
- İslamiyet’in kutsal nuru Afrika’nın önce doğu taraflarını ışıklarıyla kaplamıştı. Hazret-i Ömer (r.a)'ın hilafet zamanında gönderilen, dört bin mücahidden oluşan küçük bir ordu, İslamiyet’in mukaddesliği sayesinde Mısır’ı fethedip zaptetmiş, İslamiyet’in gönülleri cezbeden şuaları, ta Trablusgarp sularında dalgalanır şekilde görünmeye başlamıştı. Ne yazık ki, her tarafa yıldırım gibi yayılan İslamiyet’in manevî kuvveti, bir süre sonra zayıflamaya yüz tuttu. Müslümanların hâkimiyetinde bulunan memleketler birer birer ellerinden çıkmaya başladı. Afrika kıtasının doğu, kuzey ve batı bölgelerine dikkatle bakacak olursak, görürüz ki bir zamanlar Afrika’nın en güçlü İslam devleti olan Zengibar memleketi, iç karışıklıklar yüzünden İngiltere’nin hâkimiyeti altına girmiştir. Medeniyet beşiği Mısır, İngiltere’nin siyasi ve ekonomik nüfuzu altına girmiştir. Kıymetli madenleri ile servet hazinesi olmaya layık olan Tunus eyaleti, hiçbir hakka dayanılmadan Fransa’nın işgaline uğramış; Fransa’nın iki katı büyüklüğünde olan Cezayir ise Fransa’nın sömürgesi hâline getirilmiştir. Afrika’nın kuzey batısında sekiz milyon nüfusa sahip olan Fas İslam Devleti ise Avrupalıların aşağılık siyasi ihtiraslarından korunamamış, sonunda bağımsızlığını kaybetmiş ve Fransa’nın işgaline uğramıştır. Ey Müslümanlar! Ne zaman uyanacağız? Ne zaman komşularımızın olağanüstü ilerlemesini görüp bir hayat belirtisi göstereceğiz? Hâlâ mı diğer milletlerin bilimsel, ekonomik ve siyasi gelişmelerini bırakıp kötü ahlâk ve zararlı adetlerini memleketimize sokmaya çalışacağız? (Misvak Neşriyat, Ömer Nasuhi Bilmen, Makaleler, s. 171)
- 1. Gözleri haramdan ve lüzumsuz bakıştan geri tutmak kalbi pişmanlıktan beri kılar. Kalbe en fazla zararı veren şey gözü harama doğru salıvermek olduğu için gözünü haramdan sakınmayan insanların pişmanlıkları devamlıdır. 2. Gözleri haramdan çevirmek, kalpte nur ve manevi parıltılar meydana getirir de o nur gözde, çehrede ve bedenin her bir zerresinden açığa çıkar. Efendimiz (s.a.v.): “Kim gözünü bir kadının bedeninden geri tutarsa Allâhü Teâlâ onun kalbine nur yaratır” buyurarak, buna işaret etmektedir. 3. Gözleri haramdan geri tutmak tam bir ferâset yani çabuk kavrama ve zihin uyanıklığı meydana getirir ki, ferâset nurdan ve nurun semerelerinden meydana gelmektedir. 4. Gözlerini haramdan geri tutan kişiye ilmin yolları ve kapıları açılır; ilmin tüm sebepleri ona kolay kılınır. 5. Gözleri haramdan geri tutmak kişiye kalbî kuvvet, sebat ve cesaret meydana getirir. Kalp kuvvetlendikçe nefse, hevaya ve şeytanın saldırısına karşı kuvvet, metanet ve karşı koyma melekesi gelişir. 6. Gözleri haramdan geri tutmak, harama bakmanın getireceği nefsani lezzetten daha fazla kalpte surur ve ferahlık meydana getirir. 7. Kalbi şehvetin esaretinden kurtarır. Şehvetten ve hevadan daha tehlikeli bir esaret yoktur. 8. Cehennemin kapılarından bir kapıyı kapatır. 9. Aklı kuvvetlendirir, kemale erdirir ve hakikatte sabit kılar. 10. Kalpten şehvet sarhoşluğunu ve gaflet uykusunu giderir. (Muhtelif Eserlerden Derleme)
- Selçuklular, Hristiyan Avrupa’nın büyük ve sonu gelmez Haçlı taarruzları karşısında, bir müddet, şaşkınlığa uğradılar. Nitekim I. Kılıçarslan, Haçlı ordularının kâhir üstünlüğü sebebi ile 22 yıllık Selçuk payitahtı olan İznik şehrini terketmişti. Kılıçarslan ve Dânişmend Gazi Haçlıları Anadolu içlerinde yıpratmaya ve imhaya girişmişlerdi. Gerçekten Kılıçarslan ve Dânişmend Gazi Gümüştekin, Haçlılara büyük zayiat verdirmiş; muharebelerde tamamiyle imha ederek Anadolu’yu onlara mezar yapmışlardı. Kılıçarslan’ın ölümünden sonra onun oğlu Mes’ud ve torunu II. Kılıçarslan zamanında hem Bizanslılar hem de ikinci Haçlı ordusu tamamiyle imha edilmiş; üçüncüsü de hafif atlatılmıştır. Öyle ki Haçlılar bir daha Anadolu’yu aşmak ve buradan geçmek cesaretini gösterememişlerdir. Türklerin kahramanlıklarını takdir eden Haçlılar, mağlûbiyet ve esaret zamanlarında da onların şefkat ve merhametlerine şahit olmuşlar; hattâ bu yüksek insanî vasıflarının da hayranı olarak Müslüman olanlarına da rastlanmıştı ki İkinci Haçlı seferi esnasında 3000 kadar Avrupalı’nın İslâm dinine girmesi sadece Türklerin bu insanlığı ve himâyeleri sâyesinde mümkün olmuştur. Türkler Bizans’ın ve Avrupa’nın istilâlarına uğrayan İslâm dünyasını destânî kahramanlıkları ile tekrar kurtarmışlar; yeni fethedilen Anadolu’yu İslâm diyarı ve Türk vatanı haline getirmişler; Haçlıları da nihayet Suriye ve Filistin’den söküp atmışlardı. Bu hizmetler de İslâm dünyasında yine takdir ve tebcil edilmiştir. II. Kılıçarslan’ın Bizans’a karşı kazandığı 1176 seferi (Miryokefalon) İslâm dünyasında Malazgirt’e benzer bir bayram havası oluşturmuştu. (Prof. Dr. Osman Turan, Türk Cihân Hâkimiyeti Mefkûresi, s.222-224)
Weitere Islam Podcasts
Trending Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-WebsiteHöre Mevlana Takvimi, Seerah of Prophet Muhammad (sws) - Yasir Qadhi und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App
- Sender und Podcasts favorisieren
- Streamen via Wifi oder Bluetooth
- Unterstützt Carplay & Android Auto
- viele weitere App Funktionen
Hol dir die kostenlose radio.at App
- Sender und Podcasts favorisieren
- Streamen via Wifi oder Bluetooth
- Unterstützt Carplay & Android Auto
- viele weitere App Funktionen


Mevlana Takvimi
Code scannen,
App laden,
loshören.
App laden,
loshören.





















