2473 Episoden
- Hastalığın ve seferin oruç tutmamaya bir ruhsat olmasının delili şu Ayet-i Kerime’dir: "Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder." (Bakara s. 184) İmam Muhammed el-Camius-Sağir kitabında şöyle der: Oruç tutmamaya ruhsat olan hastalık, oruç tutulması durumunda artma ihtimâli bulunan hastalıktır. Böyle bir hastalık sebebiyle oruç tutulmayabilir. Hatta bu halde iken tutulması durumunda ölüm veya bir aza kaybına sebep olacaksa oruç tutmamak vâcip olur. Zira bile bile kişinin kendini tehlikeye atması caiz değildir. Bu durumda Allâh (c.c.) hakkı olan vucubu yerine getirmek için tehlikeye girmiştir denilemeyecektir. Çünkü bu durumda oruç tutmak zaten vâcip değildir. Allâhü Teâlâ şöyle buyuruyor: "Ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın." (Bakara s. 195) İmâm ez-Zeylai, et-Tebyinü’l-Hakaik adlı eserinde şöyle demiştir: "Bir hastalığın oruç tutmamaya ruhsat olduğunu anlamanın yolu iki şeyden biridir: 1. Kişinin kendisinin zannına göre oruç tutarsa hastalığının artacağından ya da helâk olacağından korkması. 2. Müslüman ve işini iyi bilen bir doktorun hastanın oruç tutmaması gerektiğini söylemesi." İmâm el-Merginani sağlıklı kişinin hasta olma korkusu oruç tutmamaya ruhsat olmaz demiştir. Zannımızca uygun olan da budur. Zira kişi kendini bir iki gün denemelidir. Allâh (c.c.) en doğruyu bilendir. Hadis-i Şerif’te şöyle buyurulmuştur: "Özürsüz Ramazan’da bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazan’daki o bir günkü sevâba kavuşamaz." (Sualli-Cevaplı İslâm Fıkhı, c.3, s.367-368)
- İmâm Ebû’l-Kasim es-Sübkî Hazretleri, “ed-Dürrü’ Münazzam fi’l-mevlidi’l-Muazzam” kitabında, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nden şöyle bir rivayet nakletmiştir: “Kim, ruhlar (arasında) Muhammed Mustafa (s.a.v.) Hazretleri’nin mübârek ruhu şerifine ve kim cesedler (arasında) Muhammed Mustafa (s.a.v.) Hazretleri’nin mübârek cesedine ve kabirlerde Muhammed Mustafa (s.a.v.) Hazretleri’nin temiz kabrine Salât-ü Selâm okursa; mutlaka beni rü’yâda görür. Ve kim beni rü’yâda görürse; o kişi kıyâmet gününde de beni görür. Kıyâmet gününde beni görürse; ben ona şefaat ederim. Kime şefaat edersem; o kişi, benim havzumdan içer ve Allâhü Teâlâ Hazretleri, onun cesedini cehennem ateşine haram kılar…” (Tirmizi) Okunucak salevât’ın arapçası şudur: “Allahümme salli ‘alâ ruhi seyyidinâ Muhammedin filervahı, Allahümme salli ‘alâ cesedi seyyidinâ Muhammedin fil-ecsâdi, Allahümme salli ‘alâ kabri seyyidinâ Muhammedin filkubûri.” Manâsı: “Allâhım! Ruhlar arasında Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nin ruhuna salât-ü selâm eyle. Allâhım! Cesedler arasında Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nin cesedine salât-ü selâm eyle. Allâhım! Kabirler arasında Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nin kabrine salât-ü selâm eyle.” Şeyh Mustafa el-Bekrî Hazretleri, “Hizbün-Nevevî” kitabında buyurdu: “Kim her gece, “Muhammed (s.a.v.)” ismi şerifini yirmi iki (22) kere okursa; o kişi, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’ni çokça rü’yâda görür.” (Yusuf en-Nebhani, Saâdetü’d-Dareyn, s.523)
- Cenâb-ı Hakk âyet-i kerimede şöyle buyurur: (İbrahim (a.s.) ve İsmail (a.s.) şöyle dua ettiler) “Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara âyetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. Şüphesiz, sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.” (Bakara s. 129) Beyzâvî, Hâzin ve Fahr-i Râzî’nin beyânlarına göre bu âyet-i celîlede “Resûl” ile kastedilen, âhir zaman peygamberi, bizim peygamberimiz Hz. Resûlullâh (s.a.v.)’dir. Zîrâ İsmâil (a.s.) ile beraber İbrâhim (a.s.)’ın neslinden Resûlullâh (s.a.v.)’den başka resûl gönderilmemiştir. Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’in: “Ben babam İbrâhim (a.s.)’ın duâsı, İsa (a.s.)’ın müjdesi ve annemim rüyasıyım.” hadîs-i şerîfi bu mânâyı doğrulamaktadır. Resûlullâh (s.a.v.)’in annesi rüyasında, Fahr-i Kâinat (s.a.v.) Efendimiz’in doğması esnasında Hâne-i Saâdet’ten (Resulûllâh (s.a.v.) Efendimiz’in mübarek evinden) bir nûrun ışığı ile Şâm’da olan köşkleri ve konakları görmüştür. Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, işte bu rüyaya işaret ederek: “Ben annemin rüyasıyım.” buyurmuşlardır. Bu âyet-i celîlede insanlığın eksikliğini tamamlamak için gerekli olan vasıfların tamamına Resûlullâh (s.a.v.)’in sahip olduğu beyân olunmuştur. Çünkü, ilk olarak, Şeriat’ın esasları olan âyetleri ümmetlerine okumak; ikinci olarak, ilâhî vahiy olan Kitâb’ın hükümlerini ve dînî meseleleri öğretip insanları cehâletten kurtarmak; üçüncü olarak, kulların dünya ve âhirete yönelik işleri için gerekli olan hikmeti öğretmek; şirk, putlara ibâdet gibi küfürlerden temizleyeceğini ve insanlığın muhtaç olduğu şeylerin tamamını yerine getirerek eksikliklerini tamamlayacağını beyân etmektedir. Bunların hepsi bu âyet-i celîlede anlatılmıştır. (Mahmûd Sâmî Ramazânoğlu (k.s.), Hz. İbrahim Halîlullâh (a.s.), s.11-12)
- Peygamber (s.a.v.)’in doğumunda yaşanan bir olayı Hz. Âmine (r.anhâ) şöyle anlatır: “(Nebi (s.a.v.) Efendimiz doğduğunda) O’nu elime almak istedim. Hemen üç hûrînin hazır olduğunu gördüm. Her birinin yüzü bir bedir (ay) gibiydi. Başka melekler de vardı. Bunlar bir anda kaybolup o üç melek yaklaştılar. Meğer bunlar hûrî suretinde melekler imiş. Yanıma geldiler. Birinin elinde gümüşten beyaz bir ibrik, yeşil zebercedden bir maşraba vardı. Diğerinin elinde kızıl ipekten dürülmüş bükülmüş bir bez vardı. Meleklerden biri ileri geldi. Leğeni Allâh’ın Habîbi (s.a.v.)’in önüne koydu ve: “Ey Muhammed (s.a.v.)! Bu leğen dünyanın benzeridir. Dünyayı sana arz ettim. Nereyi gösterirsen senin makâmın orası olacaktır. Elini bu leğenin neresine gösterirsen ben de sana oranın doğuda mı, yoksa batıda mı, Şam’da mı yoksa Anadolu’da mı olduğunu haber vereceğim” dedi. Gözümün nuru o leğenin orta yerine elini koydu. Ben şaşakaldım. Daha şimdi doğan çocuk bu sözü nasıl anlamıştı?” Âmine Hâtun bilmezdi ki, bütün yaratılmışlar onun yanında tıfıldır. Amma onun cümle mahlûkâttan şânı uludur. Ey müminler! Resûlullâh (s.a.v.) hakkında söylenen sözleri ve o sözlerin şerhlerini, mucize ve kerametlerini sakın inkâr etmeyin. Diliniz ve dîniniz zayıflar. Îmânınıza zarar gelir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in makâmı yüksek makâmdır. Yüce menzildir. Bütün peygamber ve velîlerle, dîn imâmları ve yakîn ehli âlimler onun haline hayran kaldılar. Hiç kimse O (s.a.v.)’in kurbetinin, zînetinin ve rütbesinin derecesini gereği gibi anlayamamıştır. Mevlîd gecesi, Resûlullâh (s.a.v.)’in doğum zamanında görülen hâlleri, mûcizeleri okumak, dinlemek, çok sevâbdır. Çünkü hadîs-i şerîfte “Allâhü Teâlâ bir kimseye söz ve yazı sanatı ihsân ederse, Resûlullâh (s.a.v.)’i övsün, düşmanlarını kötülesin” buyurulmuştur. Not: Bugün veya ertesi gün oruç tutmak sevâbdır. (Mustafa Darir, Siyer-i Nebî, c.1, s.249)
- Nebi (s.a.v.)’i dünyayı teşriflerinin kutlanması yüzyıllardır Müslümânlar tarafından icra edilen sünnetlerdendir. Bizzat Nebi (s.a.v.) Efendimiz, “Bu günde doğdum” buyurarak pazartesi günleri oruç tutmuştur. Hz. Ömer (r.a.) dönemine gelindiğinde ise okula giden öğrenci çocuklar için her yıl, Kurban Bayramında dört gün ve “mevlid gecesi” dolayısıyla da bir hafta tatil günü belirlenmiş ve Hz. Ömer (r.a.) bunu devam ettirenlere hayır duâda, kaldıranlara da bedduâda bulunmuştur. Bu gelenek son asırlara kadar devam etmiştir. Kurban ve Ramazan bayramları dışında İslam’da başka bir bayram olmadığı malumdur. Ancak mevlid günü bayramdan daha büyük ve önemlidir. Biz mevlidi bayram olarak isimlendirmiyoruz. Çünkü bütün bayramlar, saadetler ve İslam’la gelen bütün büyük günlerin güzellikleri mevlidle var oldu. Eğer Efendimiz (s.a.v.)’in mevlidi olmasaydı peygamberliği olmazdı, Kur’ân inmezdi, İsra ve Mi’rac olmazdı, Bedir zaferi olmazdı, büyük fetih (Mekke’nin fethi) gerçekleşmezdi. Bunların hepsi bütün hayırların kaynağı olan Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’e ve O’nun doğumuna bağlıdır. Mevlid okunmasını bid’at olarak görenlere şunu söylüyoruz: “Biz O (s.a.v.) ile ferahladığımız ve sevindiğimiz için mevlidini kutluyoruz. Mü’min olduğumuz için de O’nu (s.a.v.)’i çok seviyoruz” Bu mübarek günde, oruç tutmak bol bol salavât getirmek, sevinç göstermek, ziyafetler tertib etmek, bu ziyafetlere katılmak, fakirlere bu günün şerefine sadakalar vermek ve Nebi (s.a.v.)’i öven şiirler okumak ve dinlemek Sâlih kimselerin âdetlerindendir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.), daha doğduğu andan itibaren övülmeye başlanmıştır: “Bana bu güzel ve zarif çocuğu veren Allâh’a hamd olsun!” diyen dedesi Abdulmuttalib’in, ve “Sen doğunca dünya ışığa büründü ve Sen’in nûrunla ufuklar aydınlandı.” diyen amcası Hz. Abbas’ın deyişleri bunlardan sadece birkaçıdır. (Seyyid Muhammed Alevî, Mevlid-i Şerîf’i Kutlamak, s.10-12)
Weitere Islam Podcasts
Trending Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-WebsiteHöre Mevlana Takvimi, Mufti Menk und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App
- Sender und Podcasts favorisieren
- Streamen via Wifi oder Bluetooth
- Unterstützt Carplay & Android Auto
- viele weitere App Funktionen
Hol dir die kostenlose radio.at App
- Sender und Podcasts favorisieren
- Streamen via Wifi oder Bluetooth
- Unterstützt Carplay & Android Auto
- viele weitere App Funktionen


Mevlana Takvimi
Code scannen,
App laden,
loshören.
App laden,
loshören.







