Zum Inhalt springen
Radio Logo
PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2534 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    GIYBETTEN KURTULMANIN ÇARESİ-29 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    29.10.2026 | 2 Min.
    Gıybete düşmemek için sürekli olarak bunun ahiretteki
    cezasını hatırla! Özellikle de gıybete düştüğün an,
    onun elim azabını düşünmen gerekir.Konuşmadan önce
    neyi konuşacağını iyice düşün.
    Konuşacağın konu faydalı değilse susman gerekir.
    Eğer söyleyecek sözünün dünyevî veya uhrevî bir faydası
    varsa, kelimelerini özenle seçerek konuş. Bütün tedbirlerin
    başı budur. Bunu yapamayan kişilerin gıybetten kurtulması
    zordur. Konuşurken konunun gıybete vardığını fark
    ettiğin an hemen konuyu değiştir. Hatta konuşmayı tamamen
    kesebiliyorsan bu daha faydalıdır. Çünkü konuşmayı
    kesersen, bu hem senin nefsine caydırıcı bir ceza olur
    hem de senin yanındakilere bir uyarı olur. Gıybetten uzak
    duran dindar insanlarla arkadaş olmaya çalış. Bulunduğun
    ortamda gıybet yapılıyorsa, mümkünse bu gıybete
    hiç dâhil olmadan oradan kalk. Ancak kalkman mümkün
    değilse kalbinle yapılan işten nefret et. Gıybet yaptığın
    an, onun cezasını hatırlayarak bundan vazgeçemiyorsan
    kendini bir öğün yemek yemekten mahrum bırak ve aç
    kalarak nefsini cezalandır. Bunu yaptığın zaman sonraki
    gıybetlerde cezasını mutlaka hatırlayacaksın.
    Gıybette hem Allâh hakkı hem de kul hakkı bulunduğu
    için tevbe ile birlikte gıybeti yapılan kişiden af dilenmesi
    de gerekmektedir. Gıybeti yapılan kişinin ölmüş ise, bu
    durumda gıybeti yapılan kişi için istiğfarda bulunulmalıdır.
    İnsan fıtratı gereği konuşarak kendi yükünü hafifletir.
    Dolayısıyla birisi sana haksızlık yaptığı zaman konuşarak
    yükünü hafifletecek olursan, konuşman gıybete dönmesin
    diye, sana haksızlık yapana da duâ et! Bu kolay bir
    durum olmasa da oldukça faydalı ve etkilidir. Böylece duâ
    ile hem yükünü hafifletmiş hem de gıybetten kurtulmuş
    olursun.
    (Eşref Ali et-Tehanevî, Tehzibu’l Ahlâk, s.50-52)
  • Mevlana Takvimi

    ASHABIM HAKKINDA ALLÂH’DAN KORKUNUZ-28 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    28.10.2026 | 2 Min.
    Bir hadis-i şerifte Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Ashabım hakkında Allâh’dan korkunuz, benden
    sonra onları hedef edinmeyiniz. Kim onları severse
    benim sevgimle onları sever. Kim de onlara
    buğzederse benim buğzum ile onlara buğzeder.
    Kim onlara eziyet ederse bana eziyet etmiş olur.
    Bana eziyet eden ise Allâhü Teâlâ’ya eziyet etmiş
    olur. Allâhü Teâlâ’ya eziyet eden ise umulur ki;
    Allâh tez vakitte onu yakalasın."
    Hadis-i şerifin anlamı onların hakkında Allâh’dan ittika
    ediniz, sakınınız. Onları kötülükle ayıplamayınız.
    Onlar hakkında ve onların taziminde Allâh’ı zikrediniz,
    demektir. Resûlullâh (s.a.v.)’in hadis-i şerifte "Benim
    sevgim ile sever" buyurması yani benim onu sevdiğim
    sebeple veya benim onları sevmem sebebiyle
    demektir. Çünkü bir kişiyi seven bir kimse, sevdiği o
    kimsenin bütün sevdiklerini sever. Buğz etme hususu
    da aynı sebepler ile geçerlidir. Onlara eziyyet vermek
    demek, onların ölümlerinden sonra olsa bile, onları
    mutlaka kötüleyen, ayıplayan bir şeyle eziyet demektir.
    Çünkü ölüler de, dirilerin eziyetlendikleri şeylerden
    eziyetlenirler. Çünkü habîb; habîbinin eziyet duyduğu
    şeyden eziyet duyar. Çünkü Rasûl (s.a.v.)’e tazim onu
    gönderene tazimdir.
    Yine eziyet vermek de böyledir. Onu yakalaması
    süratle ve gazablı bir şekilde onun ruhunu kabzetmesi
    demektir. Allâh, Müntakim’dir, Cebbar’dır, Kahhar’dır.
    İşte bunlarda elbette basar sahipleri (görenler) için ibret
    vardır.
    (Birgivi, Tarikatü’l-Muhammediyye Tercümesi, s. 162-163)
  • Mevlana Takvimi

    HZ. SAMÎ (K.S.)’UN MUHTEREM ÖMER ÖZTÜRK’Ü KENDİ YERLERİNE OTURTMALARI-27 EYLÜL 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    27.10.2026 | 2 Min.
    Son devirde ülkemizde yaşamış en büyük velilerden Hz.
    Sâmî (k.s.)’un “tabiri câiz ise” kucağında doğmuş, onun terbiyesinde
    büyümüş, hayatını Hz. Sâmî (k.s.)’a hizmete ve
    ondan istifadeye adamış ve yine o zâtın vasiyyetleri gereği
    teçhiz ve tekfin işlerini yapmış, onun yolunu hâlâ insanlara
    anlatan ve Hz. Sâmî (k.s.)’un manevî evlâdı ve vazifelisi olan
    Muhterem Ömer Muhammed Öztürk, Hz. Sâmi (k.s.) ile yaşadıkları
    bir Berât kandili gecesini şöyle anlatmışlardır:
    “Şaban-ı Şerîf’in başlarında Mahmûd Gezer Ağabeyle
    (Allâh (c.c.) rahmet eylesin Mekke’de vefât etti, Cennetü’l
    Muallâ’ya defnedildi.) devlethanenin bahçesinde oturuyorduk.
    Efendi Hazretleri’nin hâdimesi gelerek beni bir kenara
    çağırdı ve “Ömer Ağabey babam mahrem bir husus söyledi.
    Bunu Ömer Öztürk’e anlat. Kendisinde kalsın. Îcâbını yerine
    getirsin. Fakat kimseye de bir şey söylemesin.” dedi ve Efendi
    Hazretleri’nin “Ben Berât gecesini Ömer Öztürk ile değerlendirmek
    istiyorum. Kendisi bir imâm bulsun. Ayrıca iki kişiyi de
    çağırsın. İsterse birisi kendi babası Mehmet Öztürk olabilir.
    Bir de başka ihvân, benimle birlikte hepimiz beş kişi olacağız.
    Akşam namazını burada devlethanede kılacağız. İftarı beraber
    eder, akşam ve yatsı namazını beraber kılar, geceyi de
    beraber ihyâ ederiz inşâallah.” buyurduğunu söyledi. Fakir,
    babama ve (Sami Efendimiz’in son yıllarında namazlarını kıldıran)
    Mahmûd Hoca’ya haber verdim. Sonra Ömer Kirazoğlu
    ağabey, İsmail ve Cevat Öztürk ağabeylerimi çağırttı. İftar,
    namaz ve yemekten sonra Efendimiz Hazretleri her zaman
    oturdukları demiryolu cihetine karşı olan koltuğa oturdular.
    Az sonra ayağa kalkarak kendi karşısındaki koltuğa geçtiler.
    Kendi koltuklarına, Fakiri çağırıp “Sen gel, buraya otur, burası
    senin yerindir. Fakir de karşısında oturacağım” diyerek kendi
    koltuklarına Fakiri oturttular. Muhteşem bir sohbetten sonra
    yatsı namazı kılındı, tekrar aynı yerlerde oturarak sohbet, duâ
    ve murâkabe edildi. İzin alınarak evlere hareket edildi.
    (www.ramazanoglumahmudsamiks.com)
  • Mevlana Takvimi

    HZ. MAHMUD SÂMİ RAMAZANOĞLU (K.S.)-10-26 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    26.10.2026 | 2 Min.
    Hayatının tek gâyesi Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz Hazretlerinin
    sünnetine uymak ve onu ihyâ etmek olan Hz. Sâmî
    Efendimiz; daha önceki kitâblarda: “Kılıcı boynunda asılı Peygamber”
    olarak tarîf edilen (s.a.v.) Efendimize bu husûsta da
    ittibâ edip gazâya iştirâk ederek “Gâzî” olmuşlardı.
    Bu husûsu kendileri şöyle anlatıyorlardı: “Birinci Cihân
    harbinde Osmânlı ordusunda levâzım subayı olarak vazîfe
    gördüm. Alayımız Edirne’de vazîfe görüyordu. Açlık ve kıtlık
    son derece şiddetli idi. Askerlerimizin uzun süre yiyecek bulamadıkları
    oluyordu. Bu yüzden askerler ellerinin yetiştiği yere
    kadar kavak ağaçlarının kabuklarını yolarak onları çiğniyorlar
    ve böylece açlıklarını bir nebze olsun gidermeğe çalışıyorlardı.”
    Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk (r.a.) Efendimizin: “Cihâdı terk
    eden millet zillete düçâr olur.” sözünü bütün talebelerine ezberleten
    Hz. Sâmî (k.s.), Cenâb-ı Hâkk’ın: “Niçin yapamadığınızı
    söylüyorsunuz?” Kavl-i şerîfini de bize kendileri yaşayarak
    öğretiyorlardı. Yaşayarak, tatbîk ederek bize cihâdı
    öğretiyorlardı. Harbe iştirâk ederek Gâzî olmuşlar, ve ömürleri
    boyunca İslâm için kılıç sallama arzusu ile yaşamışlardı.
    Mübârek ömürleri doksanı bulduğunda dahî sohbetlerinde
    Uhud harbinde Amr ibn-i Sâbit (r.a.)’in müslümân oluşunu
    anlatırken; onun lâkabını: “Asram lâkabı ile mülakkab; keskin
    kılıç saldırıcı” diye tarîf ederken oldukları yerde dizleri üzerine
    doğrularak ellerini havaya kaldırarak elindeki kılıcı ile
    derhâl düşman üzerine saldıracakmış gibi olan hâlleri ancak
    görülmekle anlaşılabilirdi. Yaşıyor; ondan sonra anlatıyorlar;
    anlatırken de o hâli aynen yaşıyorlardı. Hayatı cihâddı Hz.
    Sâmî Efendimizin. Ömür boyu cihâd... Ve bu cihâdı elinde
    silâhı gazâda da yaşamış ve Gâzî olmuştu Hz. Sâmî (k.s.).
    Ve nefe‘ana’llâhü Te‘âlâ bi şefâatihi, Allâh (c.c.) cümlemizi
    O’nun muhabbetini hakkı ile yaşayıp öylece haşrolanlardan
    eylesin (Âmîn). Bi hurmeti seyyidi’l-enbiyâ-i ve’l- mürselîn
    salla’llâhu Te‘âlâ aleyhi vesellem.
    (www.ramazanoglumahmudsamiks.com)
  • Mevlana Takvimi

    HZ. MAHMUD SÂMİ RAMAZANOĞLU (K.S.)-9-25 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    25.10.2026 | 2 Min.
    Üstâdına olan muhabbet ve bağlılığını dâimâ arttırarak
    devâm ettiren Hazreti Sâmî Efendimiz bütün gün ve gecelerini
    hizmet yolunda geçirdiler. Sâmî Efendimiz dergâhın
    temizliğinden, ihvânın her türlü ihtiyaçlarına varıncaya kadar
    bütün hizmetlerini seve seve yaparlardı. Hazret-i Es‘âd Erbilî
    Efendimizin: “Mâ‘nen bizimle aynı mertebededir, lâkin bu
    vazîfe bize verildi” diye ta‘rîf ettikleri Hüseyin Efendi Hazretleri
    yatalak olunca: “Bu Zâtın hizmeti için kim tâlib olur?” diye
    ihvâna sorarlar. Hemen Sâmî Efendimiz o Zâtın hizmetlerine
    koşarlar. Defi hâcetleri dâhil her hizmetlerini uzun müddet
    seve seve görürler. Nihâyet bu hizmetleri sonunda Hüseyin
    Efendi Hazretleri: “Evlâdım, Cenâb-ı Hâkk’a niyâz ediyorum;
    Allâhü ‘azîmüşşân bize ihsân ettiklerini fazlası ile sana ihsân
    etsin!” diye duâ buyururlar.
    Dünyâ hayatını Nebî-yi Ekrem (s.a.v.) Efendimiz’in buyurdukları
    gibi: “Benimle dünyânın misâli ağaç altında bir
    mikdâr dinlendikten sonra yoluna devâm eden yolcunun
    hâline benzer” diye ana rahmi ile kabir arasında bir sefer
    olarak görürdü; Hz. Sâmî Efendimiz. Ve bunu uzun bir ömürde
    her an tatbîk ettiler. “Bir yabancı âlim, Fakire ken-dilerinin
    hâl ve kelâmlarından sordular. O anda hâtırıma gelen şu
    hâllerini anlattım:
    Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz: “Seferden döndüğünüzde
    hanımlarınızın yanına haber vermeden girmeyiniz” buyuruyorlar.
    Hz. Sâmî (k.s.) hayatı bir sefer olarak gördüğü için
    her yerinden kalkmalarını bir sefer kabûl ediyorlardı. Abdest
    almak için lavaboya her gidişlerinde yol zevcelerinin odasından
    geçiyordu. Yarım asırdan fazla süren evlilik hayatlarında
    bıkmadan, usanmadan, seve seve her defasında zevcelerini
    haberdâr ederlerdi. O’nun “Efendi buyur!” diye sesini duyunca
    odaya girer ve diğer tarafa geçerlerdi. Bu hâl altmış küsûr yıl
    günde en az on defa devâm etti” deyince yabancı ‘âlim ayağa
    kalkarak: “Bu zât Sâhibü’z-zamân’dır. Onun dışında hiçbir velî
    sünnet-i seniyyeyi bu kadar derin ve ihâtalı anlayıp tatbîk edemez,
    ancak o yapabilir” dedi. El-hâmdü li’llâhi râbbi’l-‘âlemîn.
Weitere Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Safet Kuduzović - Tefsir Kur'ana und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.26.1 | © 2007-2026 radio.de GmbH
Built: 10/29/2026 - 4:51:10 PM