Zum Inhalt springen
Radio Logo
PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2529 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    HZ. MAHMUD SÂMİ RAMAZANOĞLU (K.S.)-8-24 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    24.10.2026 | 2 Min.
    Mürşid-i kâmilini bulan ve Zât-ı ‘Âlîlerinin onun ifâdesi ile
    “Eyyâm-ı şebâbını (gençlik günlerini) şerîat-ı mutahhare ve tarîkat-
    ı ‘âliyye hizmetinde” geçiren Hazreti Sâmî Efendimiz ma‘nevî
    mertebeleri hızla aşıyorlardı. Bu yolda kendi ifâdeleri ile ihlâs ve
    tam teslîmiyet şarttı. Ölünün yıkayıcısına teslîmiyeti gibi mürîd de
    mürşîdine teslîm olmalıydı ki bi-izni’llâh neticeye ulaşsın.
    Kendileri anlatıyorlar: “Allâme Taftadânî hazretlerinin talebelerinden
    biri bir şeyhe intisâb etmiş. Bu talebeden hocasının
    huzûrunda hikmetli kelâmlar sâdır olmuş. Hocası: “Evlâdım,
    bunları ben sana öğretmedim; sen bunları nereden öğrendin?”
    diye soruyor. Talebe: “Efendim ben bir şeyhe intisâb ettim; zikir
    çekiyorum, doğuş oluyor ve böylece hikmetli konuşuyorum.” diyor.
    Bunun üzerine ‘Allâme Taftadânî hazretleri: “Oğlum beni de
    şeyhine götür”; diyor. Kendileri de aynı şeyhe intisâb ediyorlar.
    Fakat ya teslîmiyet yok veyâ nasîbi yok aynı tecelliyâtlar kendilerinde
    zuhûr etmiyor, aynı istifâde olmuyor.
    Sâmî Efendimiz Hazretlerinin bu anlattığı kıssadan çıkan
    hükme göre nasîbi olan müsta‘îd kişiler mürşid-i kâmili bulup ona
    tam olarak teslîm olurlarsa bi-izni’llâh neticeye ulaşır, ma‘nevî
    mertebelerde hızla ilerleyerek kemâle ererler. Bunların hepsi
    kendilerinde bi-izni’llâh mevcûd olan Hazreti Sâmî (k.s.) kısa
    zamânda icâzet alırlar, irşâdla görevlendirilirler.
    Kelâmî Dergâhı’ndaki hizmet günlerine âid Adapazarlı
    Pehlivân Efendi şu hâtırayı anlatır: “Adapazarı’ndan on arkadaşımla
    berâber Es‘ad Efendi Hazretlerinin ziyâretlerine gittik.
    Sohbet esnâsında tekkeye dâhil olmuştuk. İçerisi kalabalık olduğundan
    dışarıda oturuyor, Es‘ad Efendi Hazretlerinin kendilerini
    göremiyor, sâdece seslerini işitiyorduk. İlk defa sohbetlerine
    gelmenin heyecânı içindeydik. Sohbet sırasında ihvân arasında
    genç bir zât dolaşıp hizmet ediyordu. “Bu genç orada dolaşmasa
    o zamân dikkatimiz dağılmaz, daha çok istifâde ederdik.” diye
    içimden geçirdim. Sohbet biter bitmez Es‘ad Efendi Hazretleri:
    “Adapazarlı Pehlivân Efendi ve on arkadaşı buraya gelsin!” dediler.
    Hâlbuki bizi hiç tanımıyorlar ve geldiğimizi de görmemişlerdi.
    “Sâmî evlâdımız hakkında sû-i zan ettiniz, helâllık alın.” buyurdular.
    Affımızı taleb edip böylece bu iki Zâtı ve aralarındaki derûnî
    muhabbet ve bağı öğrenmiş olduk. El-hamdü li’llâh.
  • Mevlana Takvimi

    HZ. MAHMUD SÂMİ RAMAZANOĞLU (K.S.)-7-23 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    23.10.2026 | 2 Min.
    İlk, orta ve lise tahsîlini Adana’da tamâmlayan Hz. Sâmî (k.s.),
    yüksek tahsîlini İstanbul’da yaparlar. Hukuk Fakültesini birincilikle
    bitiren Hz. Sâmî (k.s.), bu arada bir müddet Gümüşhâneli
    Dergâhı’na devâm ederler. Bu sırada Bâyezıd dersiâmlarından
    Rüşdü Efendi (Eski Beşiktaş müftüsü Merhûm Fuat Çamdibi
    Hocanın babası): “Sâmî Evlâdım, gel seni Şeyhülmeşâyih Es‘âd
    Erbilî Hazretlerine götüreyim.” der. Bu teklifi kabûl eden Efendi
    Hazretleri, Rüşdü Efendi ile berâber Kelâmî Dergâhı’na giderler.
    Bu ilk karşılaşmanın devâmını kendileri şöyle anlatıyorlar:
    “Üstâdımızın huzûruna varıp ellerini öptük. Rüşdü Efendi Hoca:
    “Üstâdım bu getirdiğim genç Gümüşhâneli Ahmed Ziyâeddin
    Efendi’nin evlâdlarından Adanalı Sâmî Efendi”, deyince; birden
    Üstâdımız Es‘âd Efendi Hazretleri: “Hayır! O bizim evlâdımız” buyurdular.
    Ve orada devâm ettiğim evrâdın ne olduğunu sordular.
    “Günde beşbin zikrullâh, bir cüz Kur’ân-ı Kerîm tilâveti, Delâil-i
    Hayrât” diye cevâb verdim. “Evlâdım hastalık nerede ise tedâviye
    oradan başlamak lâzım, bu yüzden şimdilik bunları terk edip kalbî
    zikre başlayacaksın” buyurdular ve Fakîre inâbe verdiler.”
    Akarsu deryâya kavuşmuş; su mecrâını bulmuştu. Cenâb-ı
    Hâkk’ın lûtfu inâyeti ile Hz. Sâmî Efendimiz bir kaç ayda seyr-u
    sülûkunu ikmâl buyurdular. Daha önce iki yıl devâm edilen
    dergâhta olmayan tecellî burada bir kaç ayda olmuştu el-hâmdü
    li’llâh. Kısa sürede icâzet ve mutlak hilâfet alan Efendimiz Hazretleri
    mürşid-i kâmilin görevine âid şu kıssaları naklediyorlar: “Gençliğimde
    dergâha devâm ediyordum. Orada vazîfesi müntesiblerin
    ayakkabılarının tozunu almak olan bir dervîş vardı. Bir gün onun
    elindeki bezi aldım, pertavsızın (mercek) altına tutarak bir müddet
    güneşin altında tuttum. Güneşin harâretinin pertavsız vasıtasıyla
    bezin üzerine teksîf edilmesi ile bez tutuştu ve yanmağa başladı.
    Dervîş hayretler içinde kaldı.
    İşte mürşid-i kâmil, iki cihânın Serveri ve Rahmet Güneşi Nebî
    salla’llâhu ‘aleyhi ve sellem Efendimiz’den aldığı nûru müntesiblerden
    müsâid kimselerin kalblerine teksîf edip, o nûr-ı Muhammedî
    (s.a.v.) ile kalbleri diriltip kemâle erdiren kişidir, bi-izni’llâh. Mürşid-i
    kâmil çobana benzer; çoban dağda koyunları otlatırken bacağı
    kırılanı orada bırakır mı? Sırtına atıp ağıla kadar getirir. Mürşid-i
    kâmil de hiç bir evlâdını bırakmaz ve terk etmez bi-izni’llâh.”
  • Mevlana Takvimi

    HZ. MAHMUD SÂMİ RAMAZANOĞLU (K.S.)-6-22 EYLÜL 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    22.10.2026 | 2 Min.
    Hz. Mahmud Sâmi (k.s.)’un hayatını manevi vazifelisi
    ve ihvâna kılavuzu Muhterem Ömer Muhammed Öztürk’ün
    kâleminden yayınlamaya devam ediyoruz:
    Hz. Sâmi (k.s.), sâlih dostların birbirlerine olan yardımlarının
    Kıyâmet günü de devâm edeceğinin tefsîrde beyân
    edildiğini sohbetlerinde sık sık anlatırlardı:
    Kıyâmet günü hesâba çekilen bir kulun seyyiâtı hasenâtına
    denk geliyor. Meselâ, 1000 seyyiesi (günâhı) varsa 1000 de
    hasenesi (sevâbı) var. Cenâb-ı Hâkk Azze ve Celle Hazretleri
    o kuluna “anne babana git bir hasene iste, verirlerse bana
    getir seni cennete dâhil edeyim” buyuruyor. O kul Mahşer
    gününün o sıkıntılı anında Allâh’ın lûtfu ile anne ve babasını
    bulup durumunu onlara anlatıyor. Onlar da “evlâdım bugünkü
    günde biz kendimizi kurtaramadık ki sana bir faydamız olsun;
    sana bir şey veremeyiz” diyorlar. O eli boş olarak, mahzûn bir
    hâlde Hâkk’ın huzûruna varıyor. “Annem babam bana bir şey
    vermediler yâ Rabbi” diye durumu arz ediyor. Bunun üzerine
    Hâkk Te‘âlâ ve tekaddes hazretleri o kuluna:
    “Senin dünyâ hayatında benim rızâm için sevdiğin bir dostun
    yok mu idi?” diye soruyor. Cenâb-ı Hâkk kulunun o anda
    hâtırına getiriyor ve “evet yâ Rabbi, filân kulun ile biz dünyâ
    hayatında senin rızân için sevişirdik (birbirimizi karşılıklı severdik)”
    diyor. Allâh (c.c.)’un lûtfu ile o dostunu bulup durumunu
    ona anlatıyor. Kardeşi cevâben diyor ki:
    “Ey kardeşim, ne kadar hasene istersen alabilirsin. Ben
    kendimi kurtaramadım, bâri sen kendini kurtar” diyor. Hesâb
    veren kul, Cenâb-ı Hâkk’ın huzûruna sevinçle geliyor ve durumu
    arz ediyor. Bunun üzerine Sübhân olan Râbbimiz:
    “Yâ öyle mi; o böyle bir ızdırâblı gününde kardeşine acıyarak
    hasene veriyor; bense Cevvâdü Kerîmim, Erhâ-mü’r-
    Râhimînim, her ikinizi de affettim” buyuruyor.
    Ne büyük tebşîrât-ı ilâhî. El-hâmdü li’llâhi râbbî’l-‘âlemîn.
    Allâh (c.c.) cümlemize rızâsı için birbirimizi sevmeyi nasîb
    etsin (Âmîn).
  • Mevlana Takvimi

    HZ. MEVLÂNÂ’NIN ÇALIŞMA VE HELÂL LOKMAYA VERDİĞİ EHEMMİYET-21EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    21.10.2026 | 2 Min.
    Hz. Mevlânâ dostlarına ve yakınlarına çalışmayı emreder
    ve helal kazancın ehemmiyetini şu sözlerle dile getirirlerdi.
    “İnsanın elde ettiği şey, zararsa çalışmamasından
    ileri gelmiştir; kârsa çalışıp çabalamasından.Kazanmak
    da ekin ekmeye benzer, ekmedikçe ona sahip olmaya
    hakkın yoktur. Hiç buğday ektin de, arpa verdiğini gördün
    mü?” sözleriyle çalışmanın ehemmiyetini vurgulamışlardır.
    Miskinliği ve tembelliği de dâima reddeden Mevlânâ
    derdi ki: “Tevekkül ediyorsan, çalışmak hususunda da tevekkül
    et; kazan da sonra Allâh (c.c.)’ya dayan. Birisi bir
    define buluverir, “Ben de onu istiyorum, dükkanla, alışverişle
    ne işim var?” der. Baht işi bu, fakat nâdirdir. Tende
    kudret oldukça çalışıp kazanmak gerek. Çalışıp kazanmak,
    define bulmaya mâni değil ya. Sen işten kalma da,
    nasibinde varsa define de arkandan gelsin.
    Mevlânâ, dostlarına ne olursa olsun helal kazancı ve
    helal lokmayı tavsiye eder ve şöyle buyururlardı: “Nur ve
    kemali arttıran lokma, helal kazançtan elde edilen lokmadır.
    İlim ve hikmet helal lokmadan doğar; aşk ve rikkat (gönül
    inceliği) helal lokmadan meydana gelir.”
    Mevlânâ dostlarına dilenmeyi yasaklamış ve: “Biz
    kendi dostlarımıza dilencilik kapılarını kapattık. Dostlarımız,
    ticaret, kitabet veya herhangi bir el emeği ve alın
    teri ile geçimlerini temin etsinler. Biz Hazreti Peygamber
    (s.a.v.)’in “Gücün yettikçe, istemekten sakın.” emrini yerine
    getirdik. Bizim müridlerimizden kim bu yolu tutmaz ise,
    onun pul kadar değeri yoktur.” buyurmuşlardır. Allah (c.c.)
    şefaatlerine nâil eylesin. Allah (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.)’in
    emir ve yasaklarını gözünün nuru bilenlerden eylesin.
    (Hz. Mevlânâ Hayatı ve Şahsiyeti s. 61)
  • Mevlana Takvimi

    MUHTEREM ÖMER ÖZTÜRK VE EDEB-20 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    20.10.2026 | 3 Min.
    Edep konusunda büyükler şöyle der: “Edebe riâyet etmeyen,
    sünnetlere riâyet etmeyi kaçırır, sünnetlere uymayı kaçıran
    farzları ve vacipleri gereği gibi yapmaktan uzaklaşır, farz
    ve vacip gibi dînin temellerinin yeterince yerine getirilememesi,
    kişiyi îmanını kaybetme tehlikesine duçar eder. Îmânını kaybedene
    binlerce vah olsun!” O halde mutlu sona ulaşmanın
    ana kaynağı, daha doğrusu başlangıç noktası edeptir. Adabın
    korunması işte bu sebeple büyük önem arz eder.
    Edep bir taç imiş nur-i Hüda’dan
    Giy ol tâcı emin ol her belâdan
    Mısralarının bütün ihvâna ezberletilmesini emreden Hz.
    Sâmi (k.s.)’un hayrul halefi olan Muhterem Ömer Muhammed
    Öztürk’ün hayatı her konuda üstün bir edep dairesi içinde geçmektedir.
    Sohbetlerinde şöyle buyurmuştur:
    “Büyükler, İslâm’ın altıncı şartı edeptir derler. Bununla
    İslâm’ın 5 şartına bir şey eklemiş olmuyorlar. Ancak bu beş
    şartın hakkıyla yaşanabilmesi için edep kurallarına riâyet edilmesi
    gerektiğini söylemiş oluyorlar. İslâm edepler manzumesidir”
    buyurarak edepten çok sık bahsederler.
    Muhterem Ömer Muhammed Öztürk’ün sahip oldukları
    yüksek edep, her muâmelelerinde kendisini gösterir. Kalp kırmaktan
    son derece kaçınırlar, yakınındaki birinin bir hatasını
    söyleyebilmek için kalbi kırılmasın, incinmesin diye senelerce
    bekledikleri olmuştur. Allâh Resûlü (s.a.v.)’e karşı edepleri ise
    bambaşka bir dikkat ve ciddiyetle tecelli etmektedir. Sohbetlerinde
    şöyle buyurmuşlardır:
    “Allâh (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.)’e karşı en ufak bir saygısızlıkta
    bulunulmamalıdır. Resûlullâh (s.a.v.)’in kendisi, ebeveyni,
    zevceleri, çocukları, ehl-i beyti, sahâbesi için değil Resûlullâh
    (s.a.v.) Efendimiz’i sevenler için dâhi dikkatli, edepli, temkinli
    ve saygılı bulunması gerektiğini beyan etmiştir. Hz. Mevlâna
    Celâleddin Efendimiz: “Ya Resûlullâh (s.a.v.), ben ağzımı bin
    kere misvaklarım, bin kere miskle, amberle yıkarım, yine de bu
    ağzı senin mübârek ismin olan Muhammed (s.a.v.)’i anmaya
    layık göremem” buyurmuşlardır.
    (Misvâk Neşriyât, Hakk Yolda Kılavuz Ömer Öztürk, s.248)
Weitere Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Muhammad Dibirov und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.25.2 | © 2007-2026 radio.de GmbH
Built: 10/22/2026 - 10:59:25 AM