PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2410 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    MUHARREM AYININ FAZÎLETİ-15 HAZİRAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    15.06.2026 | 2 Min.
    İbn-i Abbâs (r.a)’in bildirdiği hadîs-i şerîfte: “Zilhicce’nin sonuncu günü ile Muharrem’in birinci günü oruç tutan, geçmiş yılı oruçla bitirip, yeni yıla oruçla başlamış olur. Allâhü Teâlâ o orucu onun elli yıllık günâhına keffâret eder” buyurulmuştur. Peygamberimiz (s.a.v.): “Ramazan orucundan sonra en fazîletli oruç, Allâh’ın ayı olan Muharrem’de tutulan oruçtur. (Belâzurî, Ensâbu’l-Eşrâf, c.1, s.266) “Allâh (c.c.)’un, Aşûre günü orucunu ondan önceki yılın günâhlarına keffaret kılacağını umarım” buyurdu. (Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve, c.2, s.530) Hz. Ali (r.a.) der ki: “Peygamber (s.a.v.)’e bir adam gelip: “Yâ Resûlullâh! Ramazan ayından sonra hangi ay oruç tutmamı bana emredersin?” diye sordu. Resûlullâh (s.a.v.) ona: “Ramazan ayından sonra oruç tutacaksan, Muharrem ayını tut! Çünkü o, Allâh (c.c.)’un ayıdır. O ayda öyle bir gün vardır ki, Allâh (c.c.) o günde bir kavmin tevbelerini kabul etmiştir ve o günde başka bir kavmin de tevbelerini kabul edecektir!” buyurdu. Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu ki: “Muharrem ayında bir gün oruç tutana, bu gününe karşılık otuz gün oruç sevâbı yazılır.” (Gunye) (Abdulkâdir Geylânî (k.s.), Gunyetü’t-Tâlibîn, s.352-356) HİCRÎ SENENİN SON GECESİ OKUNACAK DUÂ Bi-smi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm Ve sallallâhü ‘alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve sellem. Allâhümme mâ ‘amiltü fi hâzihi’s-seneti mimmâ neheytenî anhü felem etüb minhü velem terdâhü ve nesîtühü velem tensehü ve hâlimte aleyye fîhi ba‘de cür’etî ‘alâ ma’sıyetike feinnî estâğfiruke fağfirlî mâ ‘amiltü fîhâ mimmâ terdâhü ve ve‘adtenî aleyhi’s-sevâbe fe-es’elüke. Allâhümme yâ kerîmü yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm. En-tetekabbelehû minnî velâ tâkta’ racâî minke yâ kerîm. Ve sallallâhü ‘alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve sellem. (Ömer Muhammed Öztürk, İbâdet Takvimi ve Duâlar, s.91)
  • Mevlana Takvimi

    TEŞHİR ÖZGÜRLÜK MÜ, TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ Mİ?-14 HAZİRAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    14.06.2026 | 3 Min.
    Bugün bazı söylemler, mahremiyetin sınırlarını yıkmayı ilerleme zannediyor. Oysa sınır ihlali başladığında mesele tercihten çıkar; aile düzenine ve çocukların kalbine dokunan bir istismara dönüşür. Teşhir kültürü, sözle, imajla ve özellikle sosyal medya akışlarıyla evin içine sızıyor; merakı kışkırtıp ölçüyü bozuyor, saygıyı ve hayayı törpülüyor. Çocuk, sevgiyle örülen mahremiyet duygusunu ailede öğrenir; sürekli sergileme dili ise bu duyguyu, kuşaktan kuşağa taşınmadan kırar. Netice: yıpranan aidiyet, tüketimle doldurulan boşluk, kırılgan benlikler ve çatışmalı evler. Çare; ölçü ve nezaketi yeniden kurmakta. Aile; net sınırlar, tutarlı örneklik ve temiz ekran disipliniyle başlar. Telefonlar ortak alanda, içerik denetimi bilinçli, ekran süreleri makul olmalı. Okul; saygı ve mesafe eğitimini güçlendirmeli, gençlere üretim, spor ve sanatla görünmenin onurlu yollarını açmalı. Yerel yönetimler ve platformlar; çocuk korumayı, içerik etiketlemeyi ve görsel kirliliğe karşı ortak standartları ciddiye almalı. Medya, reyting değil, sorumluluk bilinci taşımalı; dil, görüntü ve sembollerde aileyi incitmeyen bir özen benimsenmeli. Unutmayalım: Toplumlar teşhirle değil, edep ve iffetle ayakta durur. Mahremiyet, insan onurunun kalkanıdır; kalkansız kalan ev rüzgârda savrulur. Reklamların parıltısı söner; izzet, vakar ve sadelik kalır. Kendimizi değil, değerimizi gösterelim; sözü çoğaltmayıp örnek olalım. Aileyi koruyan dil; sükûnet, saygı ve ölçünün dilidir, yarınlarımızı da ancak bu dil büyütür. Mahalle ölçeğinde rehberlik merkezleri, ebeveyn atölyeleri, genç kulüpleri ve güvenli etkinlik alanları kurulmalı; rol modellere yatırım yapılmalı. Ölçü, bir baskı değil; gönüllü bir seviye eğitimidir. Kökü inançta, akılda ve nezakette olan bu seviye, toplumu diri tutar. Çocuk, saygıyı evde öğrenir; şehir bu iklimi güçlendirmelidir. (Basından Derleme)
  • Mevlana Takvimi

    GERÇEK VE SAHTE ŞEYHLERİN VASIFLARI-13 HAZİRAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    13.06.2026 | 3 Min.
    Kutbu’l Aktâb Hâce Ahmed Yesevî (k.s.), manevi vazife iddiasında olup sülûku ve yazılı gerçek icazeti olmayan kimseler hakkında şöyle der: “Hakikatla yürüyorum diye iddia edenler şeyh diye adlandırılan (veya bilinen) kimseler, eğer yetmiş makamı geçip, yetmiş perdeyi aşıp hakikata girse ve Resûlullah (s.a.v.)’in gördüklerini görseler, o zaman manevî halleri düzgün ve iddiâları doğru olur. Hakk’a yakınlık ve şeyhlik onlara câiz olur. Ama hakikat konusunda anlatılan yetmiş makamı geçmeden, yetmiş bin perdeyi aşmadan ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in gördükleri (bazı şeyleri) görmeden, bir kimse “Ben Hakk’a ulaşıyorum” diye iddiâda bulunsa, iddiası yalan, kendisi yalancı ve Allah (c.c.)’ya düşman olur. Nitekim Nebi (s.a.v.) buyurdular: “Yalancı, Allah (c.c.)’nun düşmanıdır.” (Buhari) Nebî (s.a.v.) buyurdu: “Her iddiânın bir mânâsı (içeriği ve özü) vardır. Mânâsı olan kişi doğru, olmayan ise yalancıdır, insanlara öyle bir zaman gelecek ki iddiâ çok ama mânâ (ve mâneviyât) az olacak. Kim bir şeyi iddiâ eder ama karşılığını bulunduramazsa, o yalancıdır.” Âhir zamanda bizden sonra öyle şeyhler zuhur edecek ki; şeytan aleyhi’l-lâne onlardan ders alacak ve onlar şeytanın işini yapacaklar. Halka dost olup halk ne isterse onu yapacaklar. müridlerine yol gösterip onları maksada ulaştıramayacaklar. Dış görünüşlerini süsleyip müridden çok hırs sahibi olacaklar ve içleri (bâtınları) harâb olacak. Ey derviş! Şeyhlik dâvâsında bulunan kimsenin, kırk yıl bir mürşid-i kâmilin hizmetinde bulunmuş, çile çekip ondan (yazılı) icâzet almış olması gerekir. (Aksi takdirde) onun mürid edinmesi ve hediye alması haram ve bâtıldır. Şeriata aykırı iş yapan kişi dinden çıkar, tarikata aykırı iş yapan da merdûd olur, reddedilir. Ve her kim tevbe etmeden dünyadan göçerse cehennemde azap görür. Bundan Allah (c.c.)’ya sığınırız.” (Mir’âtü’l-Kulûb, Yeseviliğin İlk Dönemine Ait Bir Risale, s. 49-68)
  • Mevlana Takvimi

    SADAKA VERMEK SÜNNETTİR-12 HAZİRAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    12.06.2026 | 2 Min.
    İhtiyaçlarımızdan fazla olan giyecek, yiyecek, içecek gibi şeyleri Resûlullâh (s.a.v) Efendimiz’in ahlâkına uyarak- tasadduk etmemiz ve toplayıp saklamamamız, Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere emir ve vasiyetlerinden biridir. Sadakasız bir gün geçirmemeye dikkat etmeliyiz. Mal cinsinden sadaka verecek bir şey bulamadığımız takdirde, Kur’ân okumak, Allâh (c.c)’u tesbih etmek, Resûlullâh (s.a.v) Efendimiz’e salât ve selâm getirmek suretiyle sadakada bulunmalıyız. Aliyyü’l-Havvâs (rh.a), bir fakir kendisinden bir şey istemiş olsa, yanında bulunan para veya yiyecek gibi ne varsa ikiye böler, bunun yarısını fakire verir ve "Hâkk Teâlâ, kendisini fakir kardeşinden üstün tutandan nefret eder" derdi. Muhtelif hadîs-i şerîflerde de sadaka vermenin önemine işaret edilmiştir. Şu hadîs rivayet edilmiştir: Resûlullâh (s.a.v.), "Sadaka malı eksiltmez veya sadaka vermekle mal eksilmez" (Müslim) buyurmuşlardır. Bir hadîste Resûlullâh (s.a.v.) "Suyun ateşi söndürdüğü gibi verilen sadaka da kişinin hatalarını düzeltip söndürmüş olur" (Ebu Ya’lâ) buyurmuşlardır. Bir hadîste, "Sadaka az olsa dahi, Râbbin hiddet ve gazâbını söndürdüğü gibi, kötü ölümü de kişiden uzaklaştırır" (Tirmizî) buyurulmuştur. Yine bir rivayet de şöyledir: "Hâkk Teâlâ bir sadaka ile yetmiş kötü ölüm kapısını kapamış olur." Şu hadîs rivayet edilmiştir: "Kıyâmet gününde kişi, insanlar arasında hüküm verilinceye kadar sadakasının gölgesi altında bulunur." (İmâm Ahmed) Başka bir hadis-i şerifte: "Sadaka vermekte acele ediniz, zira belâ sadakayı geçemez." (Beyhakî) buyurulmuştur. (İmâm Şarani, Büyük Ahidler, s.180-185)
  • Mevlana Takvimi

    KULUN VAZİFESİ: ŞÜKÜR VE ZİKİR-11 HAZİRAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    11.06.2026 | 2 Min.
    Ayeti Kerime’de şöyle buyrulur: "Öyle ise siz beni anın, ben de sizi anayım. Bana şükredin, nankörlük etmeyin." (Bakara s. 152) Cenâb-ı Allâh, bu ayette biz kullarını iki şeyle mükellef tutmuştur: Birisi zikir, diğeri şükür. Zikir, bazen dil ile, bazen kalb ile, bazen de azâlarla olur. İnsanların Allâh (c.c.)’u dilleriyle zikretmeleri (anmaları), hâmd, tesbih, medh ve Kur’an’ı okumakla olur. Allâh (c.c.)’ı kalb île zikir ise üç türlüdür: 1. O (c.c.)’un zatına ve sıfatlarına delâlet eden deliller üzerinde ve bu delilleri cerh eden şüphelere cevâp üzerinde tefekkür etmek. 2. Hâkk Teâlâ’nın insanlara verdiği mükellefiyetlerinin, ahkâm, emir ve yasaklarının, va’ad ve vaîdînin nasıl olduğunu gösteren deliller üzerinde düşünmek. İnsanlar mükellefiyetlerin nasıl olduğunu bilip, onların yerine getirilmesi halinde olan va’ad-i ilâhî ile yerine getirilmemesi halinde olan vaîd-i ilâhiyi (tehdidi) bildiklerinde, o mükellefiyetleri yerine getirmek onlar için kolaylaşır. 3. Allâh (c.c.)’un mahlûkatının sırları üzerinde düşünmek. Bu düşünce ile mahlûkatın her zerresi kutsî âlemin karşısında bulunan cilalı bir ayna gibi olur. Kul, o aynaya baktığı zaman, kulun bakışının ışıkları o aynadan celâl âlemine yansır. İşte bu makam, sonsuz mertebeleri olan bir makamdır. İnsanların, Allâh (c.c.)’u uzuvları ile zikretmelerine gelince; bu, onların uzuvlarının emrolundukları işlerle iyice meşgul olması ve nehyolundukları amellerden tamamen uzak kalmalarıdır. İşte bu manada olmak üzere Allâhü Teâlâ, "Allâh’ın zikrine koşun" (Cum’a s. 9) ifâdesi ile namazı "zikir" diye adlandırmıştır. Bundan dolayı Cenâb-ı Allâh’ın "Beni anın" ifâdesindeki, emr-i ilâhî bütün taat türlerini içine almaktadır. (Fahruddîn Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr Mefâtîhu’l-Ğayb, c.4, s.71)
Weitere Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, الشيخ بدر المشاري درس السيرة النبوية Sheikh Badr Mishari - Seerah of Prophet Muhammad und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.10.0| © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 6/15/2026 - 5:15:18 PM