PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2430 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    İMÂM-I ÂZAM (R.A.)’İN ULAŞTIĞI DERECE-05 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    05.07.2026 | 2 Min.
    İmâm-ı Gazzâlî (rh.a), İmâm-ı Âzam (r.a.)’in ibâdetine düşkün ve zühd sahibi, "Ârif-i billâh muhlisun li-vechi’llâh (Allâh (c.c.)’yü hakkıyla tanımış ve O’na gönülden bağlanmış)" olduğunu, selefin güvenilir âlimlerinden doğru nakillerle kanıtlayarak, sözünün sonunda diğer mezhep imamları gibi İmâm-ı Âzam (r.a.)’in de ulaştığı en yüce dereceyi tam olarak anlatmanın mümkün olmadığını itiraf etmiştir. Mânevî makâmının yüceliği ile tanınan Fudayl b. Iyâz (k.s.) şöyle söylemiştir: "Ebû Hanîfe (r.a.), fıkıh ilminde ün yapmış, verâ ve takvâ sahibi bir kimse idi. Abdullah b. Mübârek (râleyh), yanında Ebû Hanîfe (r.a.)’in ismi geçtiğinde şöyle söylerdi: "Dünya içindekilerle kendisine sunulup da yüz çevirip reddeden o yüce kişiden mi söz ediyorsunuz? Ebû Hanîfe (r.a.) öyle bir kişi idi ki, kendisinden uzun süre rica edilmiş, en sonunda tehdit edilip zorlandığı hâlde zâlimlere karışmamış, hayatında onların hiçbir şeyini kâbul etmemiştir. Yalnız bir kez Halîfe Mansûr’un Hasan b. elKahtabe ile gönderdiği on bin dirhemlik akçeyi her nasılsa kâbul etmek zorunda kalmış; fakat oğlu Hammâd’a, Hasan’a geri vermesini vasiyet etmiştir. İrtihâlinde oğlu Hammâd, adı geçen akçeyi tam olarak Hasan’a geri verince şaşırmış ve "Allâh (c.c.) babana rahmet etsin, muhakkak o dinine çok düşkündü." demiştir." Yani "Allâh (c.c.) rahmetine gark etsin, senin baban dinini bizden tamamıyla korudu, dünya için zerre miskâlini saçmadı." (İbn Hacer el-Heytemî, İmâm-ı Azam Ebû Hanîfe (r.a.) Hayatından Râbbânî Esintiler, s.61-62)
  • Mevlana Takvimi

    TARİHİMİZDE BİR KARA LEKE: TÜRKÇE (!) EZAN -04 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    04.07.2026 | 2 Min.
    Türkçe ezan ve Türkçe ibadet fikri ilk kez Tanzimat döneminin sonlarında Ali Suavi, daha sonra Ziya Gökalp tarafından gündeme getirilmiş, ancak o zamanlar bu fikir rağbet görmemiştir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ise çeşitli çalışmalar ve denemeler olmuş, 1932 yılına gelindiğinde ise Türkçe ezan uygulmasına İstanbul’da Süleymaniye Cami’sinde Saadettin Kaynak’ın okuduğu Türkçe ezanla başlanmıştır. Bu uygulamaya ilk ciddi muhalefet 1 Şubat 1933’te Bursa’da yaşanmış Bursa Ulu Cami’de bir kısım cemaat ezanın Türkçe okunmasını protesto etmiş, ancak protestocuların sesleri şiddetli bir şekilde bastırılmıştır. Çeşitli yerlerde muhalefet edenler de cezalandırılmıştır. Mesela Çorum’da Bayram Namazı’ndan sonra Arapça ezan okuyan bir vatandaş “ağır cezada” yargılanmıştır. Bu tip olaylar üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı bir bildiri yayınlayarak camilerde ezan, hutbe ve salatın Türkçe okunacağını belirtmiştir. Benzer olaylar Kur’an eğitimi konusunda da yaşanmıştır. Bu dönemde harf devrimine muhalefet nedeniyle, sûre okutmak veya Arapça tedrisatta (öğretimde) bulunmak suçundan 1938 yılı içerisinde; Çankırı’da bir şahıs Kastamonu’da bir kadın, Isparta’da muhtelif şahıslar, Bursa’da bir şahıs, Rize’de, Erzurum’da ve Çorum’da bazı şahıslar hakkında ve daha pek çok yerde pek çok kimse hakkında işlem yapılmıştır. Bu uygulama 1950 yılına kadar sürmüştür 1950 yılına gelindiğinde ezanın orijinal haliyle okunması serbestliğini radyo ve gazeteden öğrenen halk o gün (17 Haziran) öğle namaz vaktini sabırsızlıkla beklemişlerdir. Müezzinler karşılıklı olarak ezana başladıklarında hocalar da halkla beraber duâ ederek hazırlanmış olan kurbanları kesmiştir. Halk ağlayarak birbirini tebrik edip kucaklaşmıştır. (Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya: 13217-3-15; 13219-133) (Derleme)
  • Mevlana Takvimi

    BÜYÜK SAHABÎ MUĞIRE BİN ŞU’BE (R.A.)-03 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    03.07.2026 | 2 Min.
    Künyesi Ebu Abdullâh’dır. Cüsseli, kalın pazulu, iki omzunun arası açık, kızıl ve kıvırcık saçlıydı. Resûlullâh (s.a.v.) zamanında İslâmiyeti kabul etti. Kabilesini de İslâma davet etti. Hudeybiye umresinden önce Müslüman oldu. Rıdvan Biati'ne katılanlardandı. Peygamber (s.a.v.)’den rivayette bulunmuştur. İbn Sad dedi ki: “Ona (isabetli görüşlerinden dolayı) 'Mugiratu’r-Re’y' derlerdi. Yemame Savaşına, Şam ve Irak fetihlerinde, Yermuk Savaşında ve Kadisiye Harbinde hazır bulundu. Yermük’te gözünden yaralandı. Eş-Şa’bî dedi ki: “Arabın dehâlarından idi”. Kabisa b. Cabir ise: “Mugire ile arkadaşlık ettim. Şayet Medine’nin seksen kapısı olsa ve onlardan ancak hile ile çıkılabilse, muhakkak ki Mugire hepsinden çıkardı.” Taberi dedi ki: “İçine düştüğü her durumdan mutlaka bir çıkış yolu bulurdu. İki seçenek arasında birini seçemeden kalmazdı. Hz. Ebubekir es-Sıddîk (r.a.) onu Nuceyr halkına göndermişti. Sonra Sad (r.a.)’ın elçisi olarak Rüstüm’e gitti.” Ömer (r.a.) onu Basra valisi olarak görevlendirmiştir. Bu dönemde Meysan, Hemedan ve birçok beldeyi fethetmiştir. Begavi dedi ki: “Mugire (r.a.) Basra’da ilk divan kuran kimsedir.” Hz. Osman (r.a.) onu görevinde bıraktı, sonra azletti. Hz. Osman (r.a.) şehit edilince Hakemeyn olayına katılana kadar savaştan uzak durdu. Bundan sonra Kûfe valisi olarak görevlendirildi. Kûfe’de, oranın emiri olduğu dönemde Hicri 50 yılında bir veba salgını yüzünden öldü. Ölümü yaklaştığı bir sırada şöylece duada bulundu: “Ey benim Allâhım, işte sağ elim ki onunla Peygamberin (s.a.v.)’e biat ettim ve yine Peygamberin (s.a.v.)’le senin yolunda mücahede yaptım.” (İbnu Hacer el-Askalânî, el-İsabe (Seçkin Sahabeler), s.375)
  • Mevlana Takvimi

    KADININ SOSYAL GÖRÜŞMELERİNDE TESETTÜR-02 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    02.07.2026 | 2 Min.
    Erkek ve kadının konuşma ve birbirine muhatap olma zaruretinde bakışlarını kontrol altında tutmaları gerekir. Ayetlerde şöyle buyurulur: "Mü'min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar (Nur s. 30) Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar" (Nur s. 31) Kadının el ve yüz dışında bütün bedenini, altını göstermeyen ve vücut hatlarını ortaya çıkarmayan bolca bir giysi ile örtmesi gerekir. Mü'min bir kadın yabancı erkekle konuşmasında ölçülü olmalı ve ihtiyaç kadar konuşmalıdır. Ayette şöyle buyurulur: "Yabancı erkeklere çekici bir eda ile konuşmayın, sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır." (Ahzab s. 32) Süslü ve çekici giysiler evde giyilmeli, yabancı erkeklerin yanında ve evin dışında bunlar baş örtüsü ve dış giysi ile örtülmelidir. Diğer yandan dışarıda, erkeklerin dikkatini çekmek için parfüm sürülmesi de, mü'min kadının ağır başlı ve ciddi tavırları ile bağdaşan bir durum değildir. Kocanın hısımlarından birisi ile, kimsenin olmadığı yerde başbaşa kalmanın daha tehlikeli olduğu Allâh elçisi tarafından şöyle belirtilmiştir: "Kadınların yanına girmekten sakınınız!". Sahabîler dediler ki: "Ey Allâh'ın elçisi! Kayın birader hakkında ne buyurursunuz?". Efendimiz (s.a.v.) buyurdular. "Kayın birader ölümdür". Yabancı erkeklerle ve kadınlarla bir arada bulunmak zaruret ve ihtiyaçla sınırlı tutulmalıdır. Çünkü gereksiz, ihtiyaç dışı ve uzun görüşmeler fitneye yol açabilir. Ayrıca kadını kutsal görevlerini yapmaktan, evinin hakkını gözetip, çocuklarını eğitmekten alıkoyar. Sonuç olarak mü'min kadınlar nişan, düğün, bayram ve benzeri kutlamaları veya ev ziyaretlerini yahut diğer sosyal faaliyetleri kendi hem cinsleriyle oluşturacakları topluluklar içinde yapmayı şiar edinmelidir. (Ali Rıza Peker, Örtünme ve Tesettür)
  • Mevlana Takvimi

    HİÇ KİMSEDEN BİR ŞEY İSTEMEYİN-01 TEMMUZ 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    01.07.2026 | 2 Min.
    Buhârî ve Müslim'in İbn Ömer (r.a.)'dan yaptıkları rivayette, Nebi (s.a.v.) buyurdular ki: "Dilencilik, dilencinin yüzünde bir parça et kalmadığı halde Allâh'ın huzuruna çıkıncaya kadar kendisinden ayrılmayacaktır." (Buhârî, Zekât 52) Ebû Dâvud ve Nesai'nin Semüre b. Cündüb (r.a.)'dan yaptıkları rivayette, Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki: "Dilencilik öyle tırmalayıcıdır ki kişi onunla yüzünü tırmalayıp yaralar (yüzünün suyunu döker)." Artık dileyen yüzünde et bıraksın, dileyen de yüzünü etsiz bıraksın. Ancak hükümdardan veya kaçınılması mümkün olmayan bir husustan dolayı dilenmek (hakkını istemek) caizdir. Taberânî'nin Hz. Ali (r.a.)'dan yaptığı rivayette, Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular ki: "Muhtaç olmadığı halde dilenen kimse, bununla ancak cehennemin kızgın taşlarını çoğaltmayı dilemiştir." Eshab-ı Kiram: "Muhtaç olmadığı haldenin ölçüsü nedir?" diye sorduklarında, "Bir gecenin yiyeceğidir" buyurdular. Tirmizî'nin Hubşiyy bin Cünâdet (r.a.)'dan yaptığı rivayette, Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular ki: "Hakikat, sadaka ne zengine helâldir, ne de güçlü kuvvetli ve sıhhatli sağlam kimseye. Evet, sadaka ancak fakir ve üstü-başı topraklı olan (çok muhtaç bulunan) ağır borç altında kıvranan veya üzücü bir diyet ödemek zorunluluğunda kalan kimseye verilir. Malını çoğaltmak için dilenen kimsenin dilendiği şey kıyamet günü onun yüzünü yaralıyacak birer sıcak taş olacaktır. Artık dileyen bunu çoğaltsın, dileyen de azaltsın." Resûlullâh (s.a.v.), Hz. Ebûbekir, Ebû Zer ve Sevbân'a (r.a.e) buyurdular ki: "Hiç kimseden bir şey istemeyin, elinizdeki sopanız yere düşse bile (kendiniz eğilip alın)." Nitekim Ebûbekir (r.a.) ile Sevbân (r.a.)'ın sopaları yere düşünce eğilip kendileri alırlardı (halk arasında böyle yapmayı asla yadırgamazlardı). Yanlarında yürüyen kimselere: "Şunu alıp bize uzatın" demezlerdi. (İmam Birgivî, Tarikat-ı Muhammediye, s.344-345)
Weitere Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Yasser Al Dossari und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.10.7| © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 7/5/2026 - 11:08:07 PM