Zum Inhalt springen
PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2524 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    İSLAM TERAKKİYE MANİ DEĞİLDİR-18 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    18.10.2026 | 2 Min.
    İslamiyet’in doğuşuyla, dünyanın en uzak köylerinde
    yaşayan ve ilimden, güzel sanatlardan, medeniyetin izlerinden
    mahrum şerefli bir kavim, birdenbire aydınlık bir
    hayata, mutlu bir yaşama kavuşarak, insanlık için örnek
    olacak bir medeniyet kurdular. Bu kavim, insanlığın örneği,
    bilim ve sanatların hizmetkârı, tüm insanlık için bir övünç
    kaynağı haline geldi.
    Müslümanlar, dinen ilim ve sanatların öğrenilmesiyle
    yükümlü olduklarından, ilahiyat ve dinî felsefede bütün
    felsefecileri şaşkınlık içinde bırakacak büyük bir ilerleme
    sağladılar. Ruh ilmini ve ahlakı büyük bir özenle işleyerek,
    nefsin arındırılması ve ahlakın düzeltilmesi için çaba sarf
    ettiler. “Allâh’ın (c.c.) yarattıkları hakkında düşünün, zatı
    hakkında düşünmeyin” emrine uyarak, temiz bir düşünceye,
    nurani bir kalbe ve doğru bir inanca sahip oldular.
    Müslümanlar, gerçeği araştırmak hususunda büyük
    bir yetenek göstererek kudretin güzelliklerini ve varlık evrelerini
    incelemeye daldılar. Batılıların bugün, bu kadar
    mükemmel gözlem araçlarıyla keşfettikleri birçok gerçeğe,
    müslümanlar bundan çok asırlar önce vâkıf olmuşlardı.
    Müslümanlar, yaşamakta oldukları dünyanın yapısını ve
    özel durumlarını da dikkatten uzak tutmadılar. Bitkilerin
    anatomisi, tabii botanik ilmi ve sanayiye dair bitki bilgisi
    üzerine eserler meydana getirdiler.
    Müslümanlar, fikir üretimi ve icat yeteneğine sahip olduklarını,
    dünya medeniyetine bıraktıkları birçok bilimsel
    keşifleri ve zarif mimari eserleriyle ispat ettiler. Mensubu
    oldukları din-i mübin (İslam dini) de onları bu gibi ilimler,
    sanatlar, icatlar ve sanayi ile uğraşmaktan men etmemiştir.
    Öyleyken nasıl olur da “İslamiyet ilerlemeye engeldir”,
    “İslamiyet bilimlerin ve sanatların genişlemesine uygun değildir”
    gibi iftiraları cesaretle söyleyenler bulunabilir?
    (Ömer Nasuhi Bilmen, Makaleler, s. 200-203)
  • Mevlana Takvimi

    BİR MEDENİYETİN SESSİZ İNFAZI-17 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    17.10.2026 | 2 Min.
    1928’de çıkarılan Harf İnkılâbı Kanunu’nun 4. maddesi,
    tarihin en büyük kültür kıyımlarından birini başlattı.
    Eski harfli eserleri yasaklayan bu düzenleme, bin yıllık
    hafızanın yok edilmesine sebep oldu. Jandarma, polis
    ve memurlar, kraldan çok kralcı bir tavırla, halkın elindeki
    Osmanlıca kitaplara adeta savaş açtı. Korkuya kapılan
    halk, evlerindeki kitapları kuyuya attı, yaktı ya da çürümeye
    terk etti.
    1928 tarihli Harf İnkılâbı Kanunu’nun 4. maddesi tarihte
    benzeri görülmemiş bir kitap kıyımı meydana getirmiştir.
    Kraldan çok kralcı jandarmalar, polisler, hatta memurlar,
    gördükleri eski harfli kitapları affetmemişler, halk da
    bu korkudan elindeki kitapları olmadık yerlere saklamış
    veya çaresiz kalıp imha etmiştir. Sadece milletin hafızasını
    teşkil eden arşiv vesikaları değil, kütüphanelerde nice
    nadide kitap, fersude veya mükerrer diye hurdaya verilmiş
    veya satılmış, daha da kötüsü elverişsiz depolarda
    çürümeye terk edilmiştir. Sahaf Muzaffer Ozak, yaşanan
    vahameti şöyle anlatır: “Bir adamın evinde kitap saklaması,
    kobra yılanı saklamasından betermiş. Memurlar, evlerde
    ne kadar kitap varsa kuyulara dolduruyordu. Herkes
    kitaplarını defetmeye çalışıyordu.”
    İlk Çin imparatorluk hanedanının kurucusu Shih Huang
    Ti’nin (ME 221-210), kurduğu devlet düzeninin sorgulanacağı
    korkusuyla, ülkesinde geçmişte yazılmış tüm
    kitapların yakılmasını emredişinden bu yana geçen iki bin
    iki yüz yılda, devlet eliyle girişilmiş bu boyutta bir kültür
    katliamına yeryüzünün herhangi bir yerinde rastlamak
    mümkün değildir. Osmanlıca eser basımını suç sayan
    Türk Ceza Kanunu’nun 222. maddesi ise ancak 2014’te
    kaldırılabildi. Bu olay, sadece alfabe değişimi değil, geçmişin
    topyekûn imhasıydı.
    (Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci)
  • Mevlana Takvimi

    ZEKÂT İLE İLGİLİ BAZI MESELELER-16 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    16.10.2026 | 2 Min.
    Zekâtını verip vermediğini hatırlamayan bir kimsenin
    zekâtını yeniden vermesi lazımdır. İmâm Ebû
    Hanîfe (r.a.) ile İmâm Ebû Yûsuf (r.a.)'a göre, zekât,
    nisab miktarında olan mala gerekir. Nisabdan fazla
    olan mal helâk (yani telef olup yok olmak) olsa da,
    nisab baki kalsa, onun zekâtı da baki kalır. Çünkü
    fazlalık nisaba tâbidir.
    Bunun içindir ki, İmâm-ı A‘zam Ebû Hanîfe (r.a.)
    şöyle demiştir: “Eğer, zekât farz olduktan sonra, mal
    helâk olsa, zekât sâkıt olur.” Malın tamamı değil de,
    bir kısmı helâk olsa, helâk olan kısmın zekâtı düşer.
    Zekât icab ettikten sonra nisab helâk olsa, zekât
    helâk olmaz. Bir kimse bir ticaret malını, başka bir
    ticaret malı ile değiştirirse, bu durumda mal helâk olmuş
    sayılmaz. Değişen malın aynı cinsten olması ile
    ayrı cinsten olması müsavidir (yani eşittir, fark yoktur)
    ve bu hususta ihtilaf yoktur.
    Bir kimsenin nisab miktarındaki malı, hibe gibi
    bir sebeple karşılıksız olarak zail (elden çıkıp yok olmak)
    olup gitse veya mehir gibi bir sebeple zail olup
    gitse; veya karşılığı mal olmasa veya hizmet kölesi
    gibi, zekâta tâbi bir mal olmasa, istihlâk ederse
    (yani onu tüketip yok ederse), elinde karşılık kalsın
    veya kalmasın o şahsın zekât miktarını ödemesi
    gerekir. Bu şahıs hibesinden bir hüküm sebebi ile
    dönse veya malını geri alsa, zekât borcu da düşer.
    Keza, hibeden dönüş hâkimin hükmü ile olmasa bile,
    zekâttan muaf olur. Sahih olan budur.
    (Fetava-i Hindiyye, s.596-598)
  • Mevlana Takvimi

    İMÂM-I A’ZAM (R.A.), NEBİ (S.A.V.)’İN VÂRİSİDİR-15 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    15.10.2026 | 3 Min.
    Tek kurtuluş, sünnete sarılmakla mümkün olduğuna
    göre; bu da; Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’e ve O (s.a.v.)’in
    Yüce Ashâbı (r.a.e.)’e, ki onlara, onların sünnetlerine
    tâbi olmak da Nebî-yi Ekrem (s.a.v.)’e tâbi olmak, Nebî
    (s.a.v.)’e tâbi olmak da Allâh (c.c.)’a tâbi olmaktır, (Nisâ s. 80)
    Bu da Ehl-i Sünnet’in mutlak müctehîd imâmlarından birine
    tâbi olmakla mümkündür. Hepimizin onların fıkıhlarını
    öğrenmek ve öğrendiklerimizle âmel ederek Allâh (c.c.)’a
    kulluk yapmamız ve Nebî-yi Ekrem (s.a.v.)’e ulaşmamız
    gerekiyor. Bundan başka gidilecek bir yol ve tutunacak dal
    yoktur.
    "Âlimler, Nebîlerin vârisleridir" diye haber verilen
    ma’rifetullâh ehli ise âlimibillâh kudsî âlim zâtlardır.
    Bu hadîs-i şerîf’e şu manâ verilmiştir: "Kim ki Nebîlere
    vâris ise, ancak âlim odur." Cenâb-ı Hâkk’ı bilmeyene
    ve Cenâb-ı Hâkk’tan korkmayıp günâh işleyen kimseye
    hakîkî âlim denilemez. Âlim olan, herhangi bir maddî
    gâyesi olmaksızın, ücretsiz ve bir menfaat karşılığında
    olmayarak, sâdece Allâh (c.c.) rızâsı için hâkk yoluna,
    Şerîat-ı Mutahhara’nın emirlerine da’vet eder.
    Âl-i İmrân suresi 110. ayette geçen "Hayrü’l Ümmeti"
    ifadesinden murâd zâhir ulemâsı değildir; çünkü irs tabiri,
    pederden evlâda intikâl eden maddî (gelir olan) şeylere
    denir. Zâhir ulemâsının ilmi, irsî değil sonradan kazânılmış
    olandır. Sonradan kazânılmış olan yani vehbî (Allâh
    (c.c.) vergisi) olmayan bir ilme irsî demek doğru olmaz.
    Bu sebeble ilmi sonradan kazânmış olan zâhir âlimlerine,
    enbiyâların vârisi denilemez.
    İmâm-ı A’zam (r.a.)’in, herbiri âlemlere bedel binlerce
    talebeyi yetiştirip dünyanın dört bir yanına göndermişler ve
    onlar vâsıtasıyla Sünnet-i Seniyye teblîğ ve infâz edilmiştir.
    Başta İmâm-ı A’zam (r.a.) Efendimiz’in ve talebelerinin
    şefâatlerini Allâhü Teâlâ’dan talep ediyoruz.
    (Nûmanî, İmâm-ı Azam Ebû Hanîfe (r.a.)’in Hadis İlmindeki Yeri, s.8-10)
  • Mevlana Takvimi

    DOĞRUSU BİZ SANA APAÇIK BİR FETİH İHSAN ETTİK-14 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    14.10.2026 | 3 Min.
    Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik (Fetih
    1) ayetinin tefsiri şöyledir: Bir yeri fethetmek, zorla veya
    sulh yoluyla ele geçirmektir. Buradaki fetihten maksat,
    Mekke'nin fethidir. Bu Hazret-i Enes'den rivayet edilmiştir.
    Resûlüllah (s.a.v.) Hudeybiye'den ayrıldığında bu fetihle
    müjdelenmiştir. Henüz gerçekleşmemiş olan fetihten, sanki
    olmuş gibi geçmiş zaman kipi ile bahsedilmesi, müjdeyi
    kuvvetlendirmek ve onun kesinlikle meydana geleceğini
    vurgulamak içindir. Ayrıca bu, haberi veren Allâhü Teâlâ'nın
    şanının yüceliğine de işarettir. Müslümanlar Hudeybiye'ye
    vardıkları zaman fetih kapalı ve imkânsızdı. Ne zaman ki
    iş, Rıdvan biatına geldi ve müşrikler Müslümanların birliğini,
    cihad ve savaştaki kararlılıklarını anladılar, işte o zaman
    zaafa düştüler, korktular ve anlaşma istemek zorunda
    kaldılar. Böylece, Müslümanların onlara karşı üstünlüğü
    tahakkuk etmiş oldu. Bununla birlikte bu sulh, daha önce
    kapalı olan birtakım şeylerin de açığa çıkmasına sebep
    oldu. Meselâ, müşrikler, bu sulh sebebiyle Müslümanlarla
    bir araya geldiler, onların sözlerini duydular.
    Gönüllerinde İslâm yeşermeye başladı. Çok kısa bir
    süre zarfında bir çok insan Müslüman oldu, Müslümanların
    sayısı arttı. Hatta denildiğine göre, o sene içerisinde,
    daha önce Müslüman olanların sayısı kadar, belki de daha
    fazla insan İslama girdi. Bu sulh sayesinde, Hz. Peygamber
    (s.a.v.) diğer Araplarla ilgilenme fırsatı buldu. Onlarla
    savaştı. Bir çok yeri fethetti. Hayber'in fethi özellikle kayda
    değerdir. Müslümanlar ganimetler elde ettiler. O sene,
    Rumlarla İranlılar arasında büyük bir savaş oldu. Sonuç,
    Resûlullâh (s.a.v.)'in vaadettiği gibi oldu ve onun dediği
    gibi çıktı. Efendimiz (s.a.v.)’in ve müminlerin ehl-i kitabın
    mecûsilere karşı zafer kazanmalarından dolayı sevinmeleri
    de bir nevi fetihtir. Bunların dışında, Allâh'ın (c.c.) bir takım
    yüce fetihleri ve büyük nimetleri olmuştur.
    (İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l Beyan, Fetih 1)
Weitere Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Saad al-Ghamdi und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.24.1 | © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 10/18/2026 - 3:18:30 PM