Zum Inhalt springen
PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2513 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    İMANSIZ ÖLMEYE SEBEP OLAN AMELLER-07 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    07.10.2026 | 2 Min.
    FudayI bin İyâz (rh.a.) Hazretleri’nin talebelerinden birinin ölümü hazır olduğunda, Fudayl (rh.a.) Hazretleri, onun yanına girdi. Başı ucunda oturdu. Yasin Sûresi okumaya başladı. Talebe; ”Ey Üstâd! Bunu okuma!” dedi. Fudayl (rh.a.) Hazretleri sustu. Ve ona; ”Lâ ilahe illallah” tevhit kelimesini telkîn etti. Talebe; ”Ben onu söylemem! Çünkü ben ondan uzağım!” dedi. Ve bu hâl üzere öldü. Talebenin imansız bir hal üzere vefat etmesi üzerine Fudayl bin İyâz (rh.a.) evine gitti. Eve kapanıp ağladı. Tam kırk gün (kırk gece) evden çıkmayıp; hep ağladı. Sonra İyâz (rh.a.) Hazretleri, onu rüyasında gördü. O cehenneme götürülüyordu. İyâz (rh.a.) Hazretleri ona sordu: ”Hangi günah sebebiyle Allâhü Teâlâ hazretleri, senden marifeti söküp aldı. Halbuki sen talebelerimin en âlimi idin” Talebe konuştu: ”Üç şey sebebiyle (benden marifetullah yani iman) alındı: 1. Nemîme, 2. Haset, 3. Şarap’tır. Birincisi: Nemîme yani laf taşımamdır. İkincisi: Hasettir, arkadaşlarımı kıskanıyordum. Üçüncüsü: Şarap içmemden dolayıdır. Çünkü benim bir hastalığım vardı. Doktora gittim. Ona derdimin devasını sordum. Doktor bana; -”Her sene bir bardak şarap iç. Eğer böyle yapmazsan bu hastalığın ebediyen senden geçmez!” dedi Bundan dolayı ben her sene bir bardak şarap içiyordum. Kendisine takatimiz olmayan gazabından Allâh (c.c.)’ya sığınırız! (İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l Beyan Tefsiri, c. 6 s. 649-650)
  • Mevlana Takvimi

    ÇARPITILAN MÜESSESE: HAREM-06 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    06.10.2026 | 2 Min.
    Batılı objektif yazarların ve tarihçilerimizin ifadelerine rağmen ne yazık ki toplumda hâlâ film, dizi ve romanlarla oluşturulan algıyı değiştirmek ve Harem’i doğru bir şekilde anlatabilmek mümkün olmamıştır. Çağatay Uluçay, Harem adlı eserinde şöyle der: “Harem dünya ile irtibatını kesmiş yasak bir şehirdi. Bu sebeple rivayet kabilinden duyulan haberleri çok dikkat ve ihtiyatla kabul etmek lazımdır. Hareme ait hatıralar daha sonraları yazılmıştır.” Ünlü Fransız seyyahı Jean Baptiste Tavernier 17. Yüzyılda Topkapı Sarayı adıyla Türkçeye de çevrilen eserinde bu hususu şöyle nakleder: “Elli yılı aşkın süre boyunca içinde yaşadığı Enderun’u bana anlatan akağa, Harem’le ilgili kesin bilgiler veremedi. Yalnızca kapılarının haremağalarınca korunduğunu ve padişah ile -çok gerekli durumlarda- hekim dışında içeri ne bir erkek ne de Haremde yaşayanlar hariç kadın girebildiğini ve kadınların buradan ancak Eski Saray’a götürülmek üzere çıkabildiklerini söyledi.” Bununla birlikte Harem’de yaşayan kadınlar için serbestçe dolaşabilecekleri bir şekilde bahçelerde ve mesire yerlerinde “halvet” denilen gezintiler tertip edilirdi. Halvet günü üçüncü avlu tamamıyla boşaltılır, bahçenin görülebilecek yerleri halvet bezleri ile örtülürdü. Bahçede kadınların ve cariyelerin dolaşacağı yollar üzerine ve etrafına çadırlar kurulurdu. Böylece kapalı sokaklar ve oturma yerleri meydana getirilirdi. Ayrıca oturulacak, namaz kılınacak, eğlenilecek ve yemek yenilecek çadırlar da kurulurdu. Haremağaları “halvet” diye bağırınca nöbetçilerden başka bütün saray halkı belirlenen gezinti alanına dağılırdı. Bu gezintiler bahar ve yaz aylarında birkaç defa tekrarlanırdı. Bazen bu gezintiler İstanbul’un en ünlü mesire yerlerinden birinde yapılır ve burası genellikle Sadabad olurdu. Gidilecek yerde çadırlar yine halvet sokaklarıyla birbirine bağlanırdı. Öyle ki kadınlar ve cariyeler serbestçe sokaklarda yürüyebilir, bir çadırdan öbürüne hiç kimseye görünmeden gidebilirlerdi. (Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Valide Sultanlar Ve Harem s.17-18)
  • Mevlana Takvimi

    HADİSLERİN “AYIKLANMASI” MESELESİ-05 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    05.10.2026 | 2 Min.
    Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in mübarek sözleri, ilmî metodlarla ve titizlikle kayıt altına alınmış, uydurma hadîsler müstakil kitaplarda toplanarak gerekli ayıklamalar yüzyıllar önce yani elde yeterince materyal bulunduğu dönemlerde yapılmıştır. Günümüzde bu hadîslerin rivâyet yollarını ve râvilerin durumlarını inceleme imkanı ortadan kalkmıştır. Ayrıca günümüzde yaygın sosyal hayata ve dünyevî faydacılığın ön planda olduğu “akılcı” zihniyete uygun olmadığı gerekçesiyle bazı hadîsleri boşa çıkarmak, getirdiği şerîat kıyâmete kadar geçerli olacak olan Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’e saygısızlıktır. Hadîs-i Şerîfler’i çeşitli yönlerden inceleyen ve şerheden âlimlerin görüşlerini bırakarak, şimdi yorumlar yapmak kişiyi “Bir hadîsi reddeden üç şeyi yalanlamış olur: Allâh (c.c.)’yu, Resûl (s.a.v.)’i, rivayet edeni.” (Rudani) hadisi kapsamına sokabilir. Hadîsleri “ayıklamaya” cüret edenlerin hedef aldıkları hadîslerden biri şudur: Resûl-i Ekrem (s.a.v.) kadın için: “Eğe kemiği gibidir.” buyurmuşlardır. Eğe kemiğinin özelliği eğri olmasıdır ve eğer düzeltilmeye kalkılırsa kırılır. Kadını da o eğri hâliyle muhafaza etmek ve doğru yolda götürmeye çalışmak esastır. Eğer Resûlullâh (s.a.v.) anlatmasa ve biz de o şekilde tanımasak, düzeltmek için uğraşırız. Hâlbuki bunun bir faydası yoktur. Nebî (s.a.v.) Efendimiz’in, hepimizin başının tacı olan, şefaatine muhtaç olduğumuz muhterem Hz. Âişe (r.anhâ) Vâlidemiz için böyle buyurmuşsa; bu, kadının fıtratı ile alâkalı bir durumdur; -hâşâ- onun aşağılanması gibi düşünülemez. Resûlullâh (s.a.v.), değil kadını; hiçbir mahlûku aşağılamamıştır. Resûlullâh (s.a.v.), kadının fıtratını tarif etmiştir. Bu ifadeyi kullananların, bunun ne mânâya geldiğini düşünmeden söyledikleri anlaşılmaktadır. Resûlullâh (s.a.v.), canlı veya cansız hiçbir varlığı aşağılamamıştır. (Misvak Neşriyat, Hak Dinin Batıl Yorumlarına Cevaplar, s. 250)
  • Mevlana Takvimi

    YEMEK ÂDÂBI-04 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    04.10.2026 | 2 Min.
    Yemek yiyen kişinin niyeti, iyilik ve takva için güç kazanmak, bununla Mevlâ’ya daha iyi hizmet ve ibadet edebilmek için destek elde etmek olmalıdır. Edepleri ise şunlardır : Nimetleri elde etmesine bir takım vesileler sebep olsa da, nimetin gerçek sahibinin, hiçbir işte ortağı bulunmayan Allahü Teâlâ olduğunu bilmek; verdiği nimetlerden dolayı, yaratılmışlara değil, Allahü Teâlâ’ya şükredilmesi gerektiğine inanmak. Az yemeyi çok yemeye, kanaati hırsa, edeple yemeyi açgözlülüğe tercih etmek ve az yemeğe rıza göstermek. Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak. Yemeğe besmele ile başlamak ve hamd ederek bitirmek. Yemeği sağ elle yemek. Yemeğe tuz ile başlayıp yine tuz ile bitirmek. Yemeği kötülememek ve bir kusur bulmamak; beğendiğini yemek, beğenmediğini yememek. Kısmetine düşen yemeğe kanaat etmek ve mevcut rızka rızâ göstermek. Sofraya uzanan ellerin sayısının mümkün olduğunca çok olmasını sağlamak. Zira Hadis-i Şerif’te “Yemeklerinizi toplu hâlde yeyin ki bereketli olsun” buyurulmuştur. (Buhari) Lokmaları mümkün olduğunca küçük almak ve iyice çiğnemek. Yemek yiyenlerin yüzlerine bakmamak ve ne kadar yediklerini araştırmamak. Sol ayağını yatırıp üstüne oturmak ve sağ bacağını dik tutmak. Yaslanarak veya uzanarak yemek yememek. Yemeğe ilk başlayan kişi olmamak. Böylece ilk olarak ev sahibinin başlamasını, sonra sırasıyla büyükten küçüğe doğru diğerlerinin başlamasını beklemek. Ancak kişi, diğer insanların kendisine uydukları bir önder ise, o insanların kendisine uyarak yemeleri için; yahut sofradakiler yemeğe başlamaya sıkılıyorlarsa, onları sıkılganlıktan kurtarmak için ilk olarak yemeğe başlayabilir. Yemeği acıkmadan yememek ve midesini tam olarak doldurmadan sofradan kalkmak. Bunun miktarı ise, midenin üçte biri veya yarısı kadar yemektir. (Ebu Talib-i Mekki, Kût-u’l Kutub s. 153-154)
  • Mevlana Takvimi

    BİZ BÖYLE DEĞİLDİK-03 EKİM 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    03.10.2026 | 2 Min.
    En ufak anlaşmazlıkta insanlar birbirini boğazlarken 1800'lerdeki Türk toplumu için Fransız Breyer, Müslüman Türk'ün diğer bir Müslüman Türke hiddetle baktığı nadir görülür, fakat küfür ettiği, yakasına yapıştığı ve dayak attığı hiç görülmez diye yazıyordu. Bugün kaba saba, belki küfürlü konuşmak rağbet görürken, Türk düşmanı İngiliz yazar Charles Macfarlane, “Bu milletin o kadar tatlı bir konuşma tarzı vardır ki, bütün medeni milletlere örnek olabilir.” diyordu. Bugün insanlar karşısındakini sadece cevap üretmek için dinlerken Fransız tarihçi Ubi Çiğni bir Türkle konuşmasını şöyle anlatıyordu. Bugün başkası için yapılacak bir iyilik adeta enayilik kabul edilirken, Hollandalı gezgin Cornel Lebrun, Türklerin hayır ve iyiliğe çok düşkün olduklarını, hatta Hristiyanlardan çok fazla hayrat vücuda getirdiklerini, bu yüzden de dilenciye Türkiye'de çok az rastlandığını yazmıştı. Meşhur Fransız şair Lamartine de Osmanlı insanı için şu satırları yazıyordu: Türkler canlı ve cansız mahlukatın hepsiyle iyi geçinirler. Ağaçlara, kuşlara, köpeklere ve Allah'ın yarattığı her şeye hürmet ederler. Bu örnekler, Türk toplumunun birkaç yüzyılda insani ve ahlaki olarak ne kadar çürüdüğünü anlamak için yeterlidir. 6 KELİME İLE SIKINTILARINDAN KURTUL Hata edince: Estağfirullah Daralınca: Hasbünallah Allah’ın sanatlarıyla karşılaşınca, şaşırınca: Sübhanallah Yalnız kalınca: Tevekkeltü alallah Zorlukla karşılaşınca: La havle ve la kuvvete illa billah Musibet anında: İnna lillahi ve inna ileyhi raciun “Allah’ım maddi ve manevi sıkıntılarımızdan bizi kurtar.” (mevlanatakvimi.com)
Weitere Islam Podcasts
Über Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Kuran-Prijevod na Bosanski jezik und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.23.3 | © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 10/7/2026 - 10:23:33 PM