Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2285 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    UNUTULAN SANATLARIMIZDAN KÜNDEKÂRÎ-09 ŞUBAT 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    09.2.2026 | 2 Min.
    Nerede o eski ustalar dedirten sanatlardan birisi de Kündekârî sanatıdır. Endüstri devrimi ve sanayileşme ile birlikte pek çok kıymetli sanat yerini, makinelerin ürettiği ucuz işlere bırakıp bizi terk etti. Kündekârî, Farsça bir kelime olup ahşap oymacılık sanatını adlandırır. “Künde,” masif ağaç, tomruk gibi anlamlara gelirken, “kârî,” işlemek, oymak gibi anlamlara gelir. Genelde ahşap işlerini tanımlamakla birlikte özelde ince ahşap işçiliği ve sanatını tanımlamak için kullanılır. Kündekârî, sekizgen, beşgen, yıldız gibi çokgen geometrik şekillerde kesilmiş ahşap parçalarının çivi ile çakılmadan ve bir yapıştırıcı ile yapıştırılmadan sadece birbirlerine geçirilmeleriyle meydana getirilen dekoratif bir süsleme ve konstrüksiyon tekniğidir. Bu şekilde elde edilen yapı, ısı ve nem değişiklikleri ile ağacın çalışmasından ve deformasyonundan etkilenmez. Türk-İslam sanatında sadece Anadolu’da görülen kündekârî tekniğinin erken örnekleri Suriye ve Mısır’da Abbasiler döneminden itibaren bazı cami ve mescitlerde görülür. Bunlar arasında Mısır’da yaptırılan İbn-i Tolun Camii (879) en önemlileridir. Anadolu’da hemen hemen her büyük şehirde, Selçuklular’dan miras kalan eserler arasında en önemlileri ulu camilerdir. Şehrin merkezinde yer alan bu camiler, taş ve ahşap işçiliğinin en güzel örneklerini sergilerler. Selçuklu camilerinin bilhassa kapıları ve minberleri şaheserdir. Anadolu’da Selçuklulardan miras kalan camiler içerisindeki minberler, ahşap kündekârî sanatının en iyi örnekleri olarak tanımlanabilir. Bunlar arasında Konya Alaeddin Cami minberi, Kayseri Ulu Cami minberi ve Aksaray Ulu Cami minberi en önemlileri olarak sayılabilir. Bursa Ulu Camii’nin minberi de Selçuklu üslubundan Osmanlı üslubuna geçişin bir örneği olarak önemli bir sanat eseridir. (Doç. Dr. Rasim Soylu, Zafer Dergisi, Aralık 2017, 492. Sayı)
  • Mevlana Takvimi

    MAHŞER YERİNİN DEHŞETİ-08 ŞUBAT 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    08.2.2026 | 3 Min.
    Pek çok ayette mahşer yerinin dehşetli bir yer olacağı insanlara ikaz edilmiştir. Onlardan bazıları şöyledir: "Yaklaşmakta olan o felaket günüyle onları korkut! O gün yürekler gırtlaklara dayanmıştır, (kederlerinden) yutkunup dururlar. Zalimler için ne samimi bir dost ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi vardır." (Mümin, 18) "Kulakları sağır eden o ses geldiğinde, işte o gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır." (Abese, 33-37) Mahşer etrafını cehennem kuşatacak, insanlar amellerinin durumuna göre tere batacaklar. Herkes kendini kurtarma derdine düşecek. Peygamberler bile kendi derdime düştüm manasında "nefsî, nefsî" diyecekler. İnsanlar peygamberlere şefaat etmeleri için müracaat edecekler. Her peygamber insanları bir başka peygambere havale edecek. En son Peygamberimiz (s.a.v.)’e müracaat edilecek ve Peygamberimiz (s.a.v.) insanlık âlemi için arşın altında secdeye kapanıp şefaatte bulunacak. Allâh onun duâsını kâbul edecek. Sonra amel defterlerinin dağıtılması hesabın görülmesine başlanacak. Mahşer yerindeki bekleme, hesap, kitap 50 bin sene olacak. Bu bekleme mümin kullara çok kısa gelecektir. (Sahih-i Müslim, Kitabu’l-Iman, Bab, 84, 194) Kiramen Kâtibîn adlı meleklerin yazdığı ademoğlunun amelleri, mahşerde bir amel defteri olarak kendisine verilecektir. Bu defterler kimine sağından, kimine solundan, kimine de arkasından verilecek ve insanın hayatı boyunca yaptığı iyilik ve kötülüklerin, küçük, büyük hepsini ihtiva edecektir. "Kitap ortaya konmuştur: Suçluların, onda yazılı olanlardan korkmuş olduklarını görürsün. "Vay halimize!" derler, "Bu nasıl kitapmış! Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın hepsini sayıp dökmüş!" Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. (Kehf 49) (Delilleriyle Imân Esasları, s.132)
  • Mevlana Takvimi

    ÇOCUK EĞITIMIN MERHALELERI VE YÖNTEMI-07 ŞUBAT 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    07.2.2026 | 2 Min.
    İlk hedefimiz çocuklarımıza dinimizi öğretmek olmalıdır. Dini öğretmenin sırası ise şu şekilde olmalıdır: İlk önce çocuklara kelime-i şehadeti öğretme ye çalışın. Anne-baba isterse çok kolay bir şekilde çocuğuna kelime-i şehadeti öğretebilir. şer’i şerifin hükümlerini öğretin. Ancak ilk olarak bir kitaptan okumak yerine sözlü olarak anlatın. Her şeyi Allah’tan istemesi gerektiğini öğretin. Dünyadaki tüm varlıklara Allah’ın rızık verdiğini söyleyin. Allah’ın sıfatlarından bahsedin. O’nun her şeyi yaratıp idare ettiğini ve olup biten her şeyden O’nun haberdar olduğunu sıklıkla söyleyin. Uygun olmayan bir şey yaptığında böyle şeyleri Allah’ın sevmediğini ve O’nun hoş nutsuz olacağını anlatın. Çocuğun anne-babası bu telkinleri en güzel şekilde verebilir. Çocuğa defalarca bunları söylediğinde, çocuk buna inanır. Özellikle annelerin ilgili konularda daha dikkatli olmaları gerekir. Çocuk biraz büyüyünce kısa sureleri ezberletmeye çalışın. Yedi yaşına gelince, namaz kılmayı mutlaka öğretin. Yedi ile on yaş arasında namaza alıştırın. On yaşına geldiğinde hala namaza alışmamışsa, sert davranmanız gerekir. Günümüzde namaz konusunda çok ihmalkar davranılmaktadır. Bir sınavda düşük puan aldığında çok üzülen anne-babalar, yıllarca namaz kılmayan çocuğ nun bu davranışından rahatsız olmamaktadır. Duruma bakılınca, sanki İslam böylelerine şöyle demektedir: “Bana yazık ettiniz, her şeye o kadar önem verirken ben sadece sizin dilinizde varım.” Unutmayın, çocuklarımızı her türlü tehlikeden korumak bizim görevimizdir. Buna rağmen neden namaz kılmadıkları hâlde onları ihmal ediyoruz, görevlerimizi yapmıyoruz? (Eşref Ali et-Tehanevi, İslam’da Çocuk Terbiyesi, s.67-68)
  • Mevlana Takvimi

    MELEKLERE İMAN HAKTIR-06 ŞUBAT 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    06.2.2026 | 2 Min.
    Melekler, Hak Teâlâ’nın muhterem, nazik, nûrânî, erkeklik-dişilik vasfı bulunmayan, yeme-içmeye ihtiyaç duymayacak bir halde yaratmış olduğu bir kısım yüce mahlûkatlardır. Bunlar, mümin, masum, Hak Teâlâ’nın emirlerine layık olduğu şekilde itaat eden, tesbih (Sübhanallah demek) ve tehlîl (Kelime-i Tevhidi söylemek) ile ve kâinatla ilgili bazı işlerle meşgul bulunmaktadırlar. Bir kısmı yerde, bir kısmı göklerde, bir kısmı da Allah’ın (c.c.) arşı etrafında bulunurlar. İşte bu mübarek zatların varlığını bilip mevcudiyetlerine iman etmek, bizim için dinî bir farzdır. Birçok ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler bunların varlığını bize haber vermektedir. Melekler başlıca iki kısımdır. İlki Kerûbiyyân’dır ki, daima tesbih ve tehlîl ile meşgul, Allah’ın (c.c.) muhabbetine gark olup mâsivâ (Allah’tan uzaklaştıran her şey) ile asla alakaları yoktur. Diğeri de Müdebbirât’dır ki, bunlar hem ibadetler ve tâatler ile meşgul, hem de kâinatta birtakım işlerin idare ve tasarrufuyla mükelleftirler; koruyucu melekler gibi. Cebrâîl, Mîkâîl, İsrâfîl ve Azrail (a.s.) adındaki dört melek, risâlet rütbesine sahiptirler. Şanı yüce Peygamberlerin (a.s.) çoğu Cebrail (a.s.) vasıtasıyla ilâhi vahyi telâkki etmişlerdir. Mîkâîl (a.s.) kâinattaki bir kısım hadiselerin gerçekleşmesini temin etmekle vazifelidir. İsrâfîl (a.s.) kıyamet hadiselerinin gerçekleşmesiyle alakadar olacaktır. Azrail (a.s.) de ruhların alınmasıyla vazifelidir. Bir kısım melekler de vardır ki, ‘hafaza’ ismini alıp insanların amellerini tespit ederler. (Ömer Nasuhi Bilmen, Sualli Cevaplı Dinî Bilgiler, s.74-75)
  • Mevlana Takvimi

    KAHRAMAN SAHABİ MUHAMMED B. MESLEME-05 ŞUBAT 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    05.2.2026 | 2 Min.
    Künyesi Ebu Abdurrahman’dır. Hazrec kabilesinden olup Medine’lidir. Peygamberlikten yirmi iki yıl önce doğmuştur. Cahiliye döneminde Muhammed ismini alanlardan biridir. İlk müslüman olanlardandır. Hz. Musab b. Umeyr (r.a.)’ın vesilesiyle, Hz. Sad b. Muaz (r.a.)’dan önce müslüman olmuştur. Resûlullâh (s.a.v.) Hz. Ebu Ubeyde (r.a.) arasında kardeşlik kurmuştur. Bedir ve daha sonraki savaşlara Tebuk Gazvesi hariç, katılmıştır. Sahabe (r.a.e.)’in faziletlilerindendi. Cemel ve Sıffin’e katılmamıştır. Hz. Huzeyfe (r.a.) onun hakkında şöyle dedi: “Fitnenin kendisine zarar vermeyeceği birini tanıyorum” Sonra bunu Resûlullâh (s.a.v.)’den işittiğini açıkladı. İbn Kuteybe dedi ki: "Mugammed b. Mesleme (r.a.)’a Resulullah (s.a.v.)’in kahramanı denirdi. Peygamber (s.a.v.) onu Karkaratü’l-Küdr gazvesinde Medine’de kendi yerine bıraktı. Resûlullâh (s.a.v) ona bir kılıç verdi ve şöyle buyurdu: “Savaşan müşriklere karşı bununla savaş. Ümmetimin birbiriyle vuruştuklarını gördüğünde, Uhud’a kılıcınla git! Kırılıncaya kadar onu (taşa) çal. Sonra evinde otur. Sana günahkâr bir el veya ölüm gelinceye kadar (evinden çıkma)” O da öyle yaptı.” Hz. Ömer (r.a.) bir işin istediği gibi olmasını arzu ettiği zaman onu gönderirdi. Hz. Ömer (r.a.)’ın yanında şehirlerdeki kapalı meseleleri açıklığa kavuşturmak için yardımcıydı. Hz. Sad b. Ebi Vakkas (r.a.) Kûfe’de köşk bina ettiğinde durumu keşfetmesi için Hz. Muhammed b. Mesleme (r.a.)’ı elçi olarak göndermişti.” Medine’de hicri 43 yılı Safer ayında, 77 yaşında vefât etti. Cenaze namazını Mervan b. Hakem kıldırdı. (İbnu Hacer el-Askalânî, el-İsabe (Seçkin Sahabeler), s.379)

Weitere Religion und Spiritualität Podcasts

Über Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Unter Pfarrerstöchtern und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.5.0 | © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 2/9/2026 - 8:42:20 PM