Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Müezzin, Allâh’ın perdedarıdır. Her ezanda Allâhü Teâlâ ona bin peygamber sevabı ihsan eder. İmam, Allâh’ın veziridir. Her namazda, Allâhü Teâlâ ona bin sıddık sevabı ihsan eder. Âlim, Allâh’ın vekilidir. Her sözünden Allâhü Teâlâ ona Kıyamet Günü bir nur ihsan eder. Her sözünden, Allâhü Teâlâ ona bin senelik ibadet sevabı yazar. Kadın, erkek talebeler, Allâh’ın hizmetçileridir. Bunların mükafatı ancak cennettir." Fakih açıklıyor: "Allâh’ın perdedarı" buyurulması, bir benzetme yoludur. Şu manaya gelir: Halka, Râblerinin huzuruna girme zamanını bildirir. Tıpkı perdadarın izin verilince insanları sultanın huzuruna çıkardığı gibi. İmamlar için "Allâh’ın veziridir" buyurulması da aynı şekilde bir misaldir. İnsanlar namaz kılarken onlara uyarlar, namazları onun namazı ile tamam olur anlamına gelir. Nebi (s.a.v.) buyuruyor:"Bir kimse, sadece Allâh rızası için yedi yıl ezan okursa Allâhü Teâlâ onu, cehennemin yedi çukurundan azat eder." Mâlik Resûlullâh’tan naklen şöyle anlattı: "Üç grup insan var ki, bunlar Kıyamet Günü miskten bir tepe üstünde dururlar. Bunları ne hesap verme düşüncesi korkutur ne de Kıyametin dehşeti üzer: 1. Halkı kendisinden razı olan imam (devlet başkanı). 2. Allâh rızası için beş vakit ezan okuyan kimse. 3. Râbbine ve efendisine itaat eden köle." (Ebu’l-Leys es-Semerkandi , Tenbihü’l- Gafilin s.329-333)