PodcastsIslamMevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi
Mevlana Takvimi
Neueste Episode

2364 Episoden

  • Mevlana Takvimi

    GUSLÜ GEREKTİREN VE GEREKTİREMEYEN DURUMLAR-29 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    29.04.2026 | 2 Min.
    Meninin şehvetle çıkması ile gusül farz olmuş olur; bu hususta onun, kadına dokunmakla veya ona bakmakla yahut da onu hayal etmekle çıkmış olması arasında bir fark yoktur. Ve yine onun uykuda iken çıkmasıyla uyanıkken çıkması arasında da bir fark yoktur. Gusül, erkeğin tenasül uzvunun, sünnet mahallinin, ferce veya dübüre dahil edilmesiyle farz olur, böyle bir durumda meninin gelmesiyle gelmemesi arasında bir fark yoktur. Gusül, meninin çıkmasıyla farz olur, mezinin çıkmasıyla farz olmaz. İkisi arasındaki fark şudur: Mezi, şehvet durumunda ve kişinin eşiyle oynaşması esnasında çıkan ince bir su olup onun çıkmasıyla şehvet kesilmiş olmaz, aksine ziyadeleşir; meni ise şehvetin son noktasında çıkan kalın (yoğun) bir sudur ve onun çıkmasıyla şehvet kesilmiş olur. Mezinin çıktığı bazen bilinmeyebilir de. Küçük abdest yapmadan evvel veya sonra gelen suya vedi denir. Vedi, kokulu olur ve vedi sebebiyle gusül değil, abdest gerekir. Bir kimse uyandıktan sonra ihtilâm olduğunu hatırlasa fakat elbisesinde veya bedeninde meni izi görmese kendisine gusül gerekmez. Ancak elbisesinde veya bedeninde meni izi görürse gusletmesi gerekir. Eğer yaşlık görse ve onun, meni değil de mezi olduğu kanaatinde olsa yine gusletmesi gerekir. Bir kimse ağır bir yük kaldırsa veya yüksek bir yerden düşse yahut da şiddetli bir şekilde darp edilse ve bunlardan dolayı menisi, bulunduğu yerden, şehvet olmaksızın ayrılarak dışarı çıksa, kendisine gusül farz olmaz. (Eşref Ali et-Tehânevî, Hanefi İlmihali, s.70-74)
  • Mevlana Takvimi

    İSLAMDA NÜFUS ARTIŞININ ÖNEMİ -28 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    28.04.2026 | 2 Min.
    İnsanlar, yaratılışları gereği en mükemmel varlık örneği olup, gerçekten de tüm yaratılmışlar arasında büyük bir şerefe ve önemli bir ayrıcalığa sahiptirler. Yüce kudret, insanları büyük yeteneklerle donatmış, diğer canlılarda bulunmayan bazı özellikler ve güçlerle onları teçhiz etmiştir. İşte bu sayede insanlar yeryüzünü imar etmiş, pek büyük hayatî değişimler meydana getirmiştir. İnsan ne şerefli bir varlıktır ki, bu dünya hayatının Allâh (c.c.) katında takdir edilen zamana kadar düzen ve temizlik içinde devam etmesi, ancak bu üstün türün meşrû ve mesut bir şekilde çoğalmasıyla mümkündür. Bu nedenle, hikmet dolu İslam dininde Müslüman bireylerin çoğalması son derece gereklidir. Bu konuda birçok dini teşvik ve emir bulunmaktadır. Nitekim, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Evleniniz ve çoğalınız. Çünkü ben kıyamet günü sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı övüneceğim.” Başka bir hadis-i şerifte ise şöyle buyrulmuştur: “Esmer, doğurgan bir kadın; güzel fakat kısır bir kadından daha hayırlıdır.” Bir diğer hadis: “Sevgi dolu ve doğurgan kadınlarla evleniniz. Çünkü ben kıyamet günü sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı övüneceğim.” Tefsir-i Rûhu’l-Beyân’da, nakledilen bir hadis şöyledir: “Ey Âişe! Müslüman bir kadın, eşinden gebe kaldığında, onun için gündüz oruç tutan, gece namaz kılan ve Allah yolunda gazi olan kimsenin sevabı derecesinde sevap vardır.” Bu yüce beyanlardan açıkça anlaşılıyor ki, İslam dininde Müslüman nüfusunun artması son derece istenen bir durumdur. Zaten nikâhın meşrû kılınmasının temel hikmeti de insan neslinin helal yol ile çoğalmasını sağlamaktır. (Ömer Nasuhi Bilmen, Ailenin Gücü Nüfusun Geleceği, s.19-20)
  • Mevlana Takvimi

    KABİRDE CEVAP VEREMEYENİN AZABI-27 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    27.04.2026 | 2 Min.
    Ayet ve hadislerde bildirildiğine göre muhakkak ki kafire ve küfri nifak işleyen kimselere sonsuza dek sürecek azap vardır. Ahmed b. Hanbel’in Bera b. Azib’den rivayet edip Ebu Uvane’nin "Kabir sualleri hakkında" adlı kitabında sahih dediği uzunca hadisin son kısmında: "Sonra onun (kabirde azap gören kişi) için ateşten bir delik açılır. Kıyamete kadar bu delikten o kişiye duman ve azap gelir." Başka bir rivayette de şöyledir: "Sonra onun (kabirde azap gören kişi) için sağır, dilsiz ve kör bir adam gelir. Onda demirden bir çubuk vardır. Onunla bir dağa vursa dağ un ufak olur. Bu çubukla ölüye bir darbe vurulur ve ölü paramparça olur. Sonra kabirdeki adam eski şekline döner, ve azap bu şekilde tekrarlanır." Bu konuda bildirilen ayetler şunlardır: "Onlar (kafirler) ateşten çıkmayacaklardır." (Bakara s. 167) "Deve iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete girmeyecekler." (A’raf s. 40) "Onlar tam olarak ölmezler. Onlardan azap da hafifletilmez. Kafirleri işte böyle cezalandırırız." (Fatır s. 3)" Toprağa sıkıştır denilir. O, ölü üzerine kapanır ve ölünün uzuvları, birbirine geçer. Allâh onu yattığı yerden diriltinceye kadar ona bu şekilde azap edilir. Tirmizi’nin Ebu Said’den rivayet ettiği hadis şöyledir: "Yer onun üzerine kapanır ta ki uzuvları birbirine geçinceye dek. Ona yetmiş tane ejderha hazırlanır. Onlardan her biri yeryüzüne bir üflese ondan hiçbir şey kalmaz. İşte bu ejderhalar o ölüye hesap için tekrar dirilinceye dek ateş püskürtüp tırmalar." Bu haberlerin verdiği ortak mana ise kafirlerin her birine değişik şekilde azap edilmesidir. (İbn Hacer Askalani , Kabir Alemi , s.1)
  • Mevlana Takvimi

    SABRIN ÇEŞİTLERİ-26 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    26.04.2026 | 2 Min.
    Sabır iki kısımdır: 1. Bedenî olan sabır. Meselâ, bedene güç şeyleri yüklemek ve bunlara katlanmak gibi. Bu da, ya güç şeyleri yapmak gibi fiil ile olur veyahut da şiddetli dayağa ve büyük bir acıya katlanmak gibi, sıkıntılara göğüs germekle olur. 2. Ruhanî olan, manevî sabır Bu da nefsi şehvet ve tabiatın iktizası olan ve arzu duyulan şeylerden alıkoymaktır. Sonra bu manevî sabır, eğer mide ve fere şehvetine karşı bir sabır olursa "iffet" diye adlandırılır. Eğer arzu olunmayan şeylere katlanmak hususunda olursa, kendisine sabredilme ihtiyacı duyulan kötü şeylerin değişmesiyle, insanlarca buna verilecek isim de farklı farklı olur. Eğer bu sabır, bir musibete karşı olursa, "sabır" işte ancak buna denilir; feryat figan etme ve sabırsızlık gösterme, sızlanma ise "cez" ve "hel" denilen bir hal olup sabrın zıddıdır. Bu sabırsızlık da, hevânın kişiyi sesini yükseltmeye, yüzünü gözünü dövmeye, üstünü başını parçalamaya sevkettiği şeye denilir. Eğer bu ruhanî sabır zenginlik hususunda olursa, kendine hakim olma diye isimlendirilir. Şımarıklık durumu bunun zıddıdır. Eğer bu manevi sabır harb ve savaş hususunda olursa, buna "şecaat" denilir ki, bunun karşıtı korkaklıktır. Eğer sabır, öfke ve kızgınlığı bastırma, yenme hususunda olursa, buna "hilm" denilir ki, bunun karşıtı da hafif meşrebliktir. Eğer bu sabır çeşidi, bolluk içinde yaşamaya karşı yapılırsa, buna "zühd" denilir; bunun zıddı da hırstır. (Fahruddîn Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr Mefâtîhu’l-Ğayb, c. 4, s. 86-87)
  • Mevlana Takvimi

    OSMANLI DEVLETİNDE SU YÖNETİMİ-25 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    25.04.2026 | 2 Min.
    Tüm canlı yaşamının sürdürülebilirliğinde olmazsa olmaz hayati bir değere sahip olan su, şüphesiz insan yaşamı için ayrı bir önem ihtiva etmektedir. Dolayısıyla medeniyetlerin belirlenmesinde su oldukça etkin bir rol üstlenmiştir. Üstlendiği bu rol farklı su kültürlerini de meydana getirmiştir. Öyle ki toplumlar arası suya ait kültürel zenginlikler, ülkelerin gelişmişlik düzeylerini belirleyen önemli ölçütlerden biri olmuş ve uygarlıkların “su medeniyeti” olarak anılmasında etkili olmuştur. Bu vasıfları taşıyan devletlerden biri de Osmanlı Devleti olmuştur. Tarihteki bu haklı ve köklü geçmişi ile uzun yıllar geniş coğrafyalara hükmeden Osmanlı Devleti, Kur’an-ı Kerim’de yer alan “Canlı olan her şeyi sudan yarattık” (Enbiya s. 30) ifadesi çerçevesinde inanç esaslı medeniyet tasavvuru benimseyerek suyu bir “emanet” olarak görmüştür. Bu bakış açısı ile insan ve çevre kaynaklı su sağlığını tehdit eden olası zararları önlemede önemli sorumluluklar üstlenmiş ve sürdürülebilirliği adına kalıcı yaklaşımlar sergilemiştir. Yine bu çerçevede bilhassa su kaynaklarının adaletle dağıtımı, bakım ve onarımlarda gösterilen titiz yaklaşımlar “emanet” kavramının bir tezahürü olarak karşımıza çıkmıştır. Osmanlı Devleti, su ile ilgili yapılanmalardan suyun korunmasına, su mimarisinden vakıf anlayışı kültürüne, yangına müdahalede teşkilatlanmasına, tarihi eserlere duyulan hassasiyet sonucu su yolu güzergâhlarının değiştirilmesine, doğa ile uyumlu estetik anlayışın yaşatıldığı mimari yapılara kadar pek çok alanda örnek rol model olmuştur. (İbrahim Yenigün, Çevre, Şehir ve İklim Dergisi, Sayı 3 (2023), s. 158-172)

Weitere Islam Podcasts

Über Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları
Podcast-Website

Höre Mevlana Takvimi, Nouman Ali Khan: Bayyinah Podcast und viele andere Podcasts aus aller Welt mit der radio.at-App

Hol dir die kostenlose radio.at App

  • Sender und Podcasts favorisieren
  • Streamen via Wifi oder Bluetooth
  • Unterstützt Carplay & Android Auto
  • viele weitere App Funktionen
Rechtliches
Social
v8.8.13| © 2007-2026 radio.de GmbH
Generated: 4/29/2026 - 1:05:50 PM